Help is desperately needed for the Children of Gaza and the people of Rafah who are being moved to what are essentially internment camps of human neglect and suffering. Die in the desert or in your home. That is the choice given to Palestinians today. https://t.co/Mb3X7QgKTU
Best International Cities for Food and Drinks, 2024.
1. 🇯🇵 Tokyo
2. 🇹🇷 Istanbul
3. 🇲🇽 Mexico City
4. 🇫🇷 Paris
5. 🇵🇪 Lima
6. 🇮🇹 Rome
7. 🇸🇬 Singapore
8. 🇩🇰 Copenhagen
9. 🇯🇵 Osaka
10.🇪🇸 Madrid
11. 🇯🇵 Kyoto
12. 🇵🇹 Lisbon
13. 🇨🇦 Montreal
(Food and Wine 2024 Global Tastemakers)
Tonight, #Istanbul has spoken clearly: our collective desire for #democracy shines brighter than ever, marking a pivotal step towards #unity and the end of polarization.
At a time when the world witnesses a retreat from democratic values, our city stands as a beacon of hope and #change. #tamyolileri
.@imamoglu_int Istanbul’s social democrat mayor, two times winner against Erdogan’s regime, in his victory speech tonight said “All those living under authoritarian regimes are looking up to Istanbul.” So true. Ekrem İmamoğlu did the impossible and won against all odds. His magic formula should be studied around the world.
Paylaşmayınca güzel
En son ne zaman bir konser izlediniz? Konsere gitmekten değil de izlemekten bahsediyorum. En son ne zaman konser izlediniz acaba? Telefonu cebinizden çıkarmadan, görüntü almadan, bir şey paylaşmadan, video çekmeden ne zaman sadece durup konser izlediniz?
Uzun yıllardır konsere giden biriyim. Öyle ki konsere gitmeye başladığımda mobil telefonlar yoktu. Başta sadece konser izliyor, çılgın bir konserdeysek birlikte çıldırıyor, oturarak izlenen bir konserdeysek fısır fısır yorumlar yapıyorduk aramızda. Konser izlemek deneyimi buydu. Kimse yanında fotoğraf makinesiyle konsere gitmek gibi bir münasebetsizliği aklından geçirmiyordu. Bunu görevliler ya da gazeteciler yapardı, görürdük. Onlar için üzülürdük, çalışıyorlar konseri doğru dürüst izleyemiyorlar diye.
Sonra kameralar çıktı. Birtakım insanlar kameralarla konserlerin can alıcı yerlerini kaydetmeye başladı. Bunlara ben de katılmıştım. Sony dijital kamerayı havaya kaldırıp ekranını aşağı doğru eğip konserleri kaydetmeye başladım. Utanıp sıkılıyordum çünkü çok garip bir hareketti. Herkes bana bakıyordu. İtiraf ediyorum, bu kamerayla aldığım hiçbir kaydı daha sonra izlemedim. Küçük kasetler dolusu arşiv, evde bir yerlerde kutuların dibinde öylece duruyor. Belki ilerde kızım izler. Ya da bir gün nükleer savaş ya da iklim krizinden kaynaklanan dev bir sel afeti sonrası bir kazı sırasında bunlar gün ışığına çıkar. O zaman işe yararlar belki.
Hepimiz biliyoruz ki konser görüntülerini izlemiyoruz. Ben bu kasetlerdeki görüntüleri bir iki kez başkalarına göstermeyi denedim ama bu karşımdaki insan için o kadar sıkıcıydı ki bir daha bunu yapmadım.
Sonra ne oldu? Tek bir insanı daraltmaktansa kitleleri darlamaya başladık. Bununla birlikte kayıt ve paylaşım çılgınlığı zirve yaptı. Konserlerden görüntü paylaşmak çok saçma geliyor. Ben de yapıyorum dayanamıyorum ama ben yaptığım halde gene de saçma buluyorum. Bile bile yapıyorum.
Yılbaşı gecesinde Paris’te Champs-Elysees’deki ışık gösterisinin görüntüleri gündem oldu. Onbinlerce insan telefonlarıyla her şeyi kaydediyordu. Sorular soruldu: O anı yaşıyor muyuz, yoksa kayıt mı yapıyoruz?
Eskiden konserleri kaydedenlere çalışıyor, konser izleyemiyorlar diye üzülürdük. Şimdi kaydetmeyen tek kişi kalmadı. Ne görürsek kaydedip paylaşıyoruz. Bu kadar çok paylaşınca hiçbir şey artık özel olmuyor.
Bazen bir konserde, bir gösteride, bir tatilde bir an yaşarsınız. O anı hiç kaydetmeyin. Kimseye söylemeyin, kendinize saklayın. Çünkü ıssız bir adada bile olsanız, telefonu açınca o adada daha önce kimlerin hangi noktada hangi fotoğrafları çekip ne yediğini, ne içtiğini görebiliyorsunuz. Bu çok kötü bir duygu. İnsan kendini sıradan bile değil, düpedüz sefil hissediyor. Koskoca gezegenin ellenmedik, internete konmadık tek bir yeri kalmadı.
Yapabilirseniz, becerebilirseniz kendinize saklayın. Hani bir slogan vardı eskiden “paylaşınca güzel” diye.
Hayır, “paylaşmayınca güzel.”
https://t.co/FdHERLhJ3B
Le Prix d’interprétation féminine revient à Merve DIZDAR dans KURU OTLAR USTUNE (LES HERBES SÈCHES) réalisé par Nuri Bilge CEYLAN
-
The Award for Best Actress goes to Merve DIZDAR in KURU OTLAR USTUNE (ABOUT DRY GRASSES) by Nuri Bilge CEYLAN
#Cannes2023#Palmares#BestActress
Dear friends, I’m super excited to announce our epic collaboration with @britishmuseum ! We will be working with curators and incredible +7 millions historic artifacts data archives with AI and will be creating new NFT collection in a long research period! Stay tuned :)
Yeni Haller'in en yeni bölümünü bir kez daha duyuralım, gecenin ilerleyen saatlerinde politikacılar gibi bir başka duyurumuz daha olacak. :)
Göç konuştuk bu bölümde. İnsanın göç yolculuğu ne zaman başladı? Göç neden insandan bile eski? Buyurun. @ozgurmumcu https://t.co/5Mnc4TVL8y
Dear friends, tomorrow is the day! Deeply grateful for @inspiration4x team @rookisaacman for allowing us to make this meaningful NFT collection to support @StJude Hospital! Deeply grateful for @SpaceX and @elonmusk to letting us to use incredible data/memories of the mission!
Dear Friends, Super excited to announce: DATALAND – the world’s very first a multi-sensory Metaverse project that will re-define the relationship between perception, presence, and sensation. —https://t.co/3QD2fZ6PeI
Eveeet,5-6 ay geçti o yangın felaketlerinin üzerinden.AMFİBİK YANGIN UÇAĞI FİLOSU kurmalıyız diye defalarca söyledim.Bu yaz gelmeden,yine hazırlıksız yakalanmadan bu uçakları almalıyız.Soruyorum Sn. Orman Bakanı Pakdemirli bey, bu uçaklar konusunda herhangi bir adım attınız mı??
For @tezos, @SerpentineUK, and @ArtBasel, 'Crossroads' artists Refik Anadol and Nancy Baker Cahill discuss artistic experimentation and the blockchain with Hans Ulrich Obrist. Watch the fascinating conversation below.
https://t.co/Z11fLTcQ1O