KHK ihraçlarında gelinen nokta artık dayanılmaz boyutlara ulaştı. Bu sorunun çözüm mercii; başta iktidar ve muhalefet partileri olmak üzere bilhassa TBMM’dir. Aksak da olsa Tanzimat'tan bu yana gelen demokrasi geleneğimiz bunu çözebilecek köklere sahiptir. #KHK
https://t.co/qjIZmBgwxc
KHK Platformu yanımızdaydı. Yıllardır KHK meselesini çok gündeme getiren bir insanım. Bu gündem gerçekten son derece önemli. Büyük bir zulüm devam ediyor ama biz kabul etmiyoruz ve mücadele ediyoruz. Bu mücadele için gayret eden insanlar da yanımızdaydı ve destek verdiler. Biz de bu konuda yoğun bir gayret sarf ettik ve arkadaşlarımızla gördüğünüz gibi grup toplantısında hem Sayın Başkan onları andı. Ardından fotoğraflar çekildi ve bu tarihe bir not olarak düşecek. Bir önemli destek olarak düşecek.
Tebrikler efenim..
Rahmetli babamdan Fenerbahçe virüsü kapmıştım. 🙃
Genç iken fanatik idim, yaş ilerleyince doz azaldı.
Bu akşam keyifle izledim. Şampiyonlar Liginde ve tabii Süper Ligde başarılar dilerim. İnşallah bu sene yüzümüz güler.🙂
https://t.co/ljRwi426FO
Adalet, yalnızca bir kesime uygulanınca adı adalet olmaz. Aynı toplumun evlatları arasında bu kadar keskin ayrımlar oluşturmak vicdanları rahatlatmaz. Gerçek barış, eşitliğin hissedildiği yerde başlar.
#EşitYasa#KHKlılarAdaletİstiyor@TBMMGenelKurulu
KHK meselesi yalnızca geçmişte yaşanmış bir mağduriyet başlığı değildir; Türkiye’nin hukuk, demokrasi ve toplumsal barış imtihanlarından biridir.
Hakkında kesinleşmiş bir suç hükmü bulunmayan yahut 14 Temmuz itibarıyla suç teşkil etmeyen eylemler sebebiyle hüküm giyen insanların yıllarca mesleklerinden, sosyal güvencelerinden ve kamusal hayattan uzak tutulması sürdürülebilir değildir. Adaletin gereği; dosyaların bireysel olarak ve somut deliller üzerinden yeniden değerlendirilmesi, haksız şekilde görevlerinden uzaklaştırılanların işlerine dönmeleri ve haklarının iade edilmesidir.
Fakat mesele yalnızca işe dönüşten ibaret değildir. Demokratik bir toplum; insanların korkmadan dernek kurabildiği, düşüncelerini açıklayabildiği, inancı veya dünya görüşü sebebiyle fişlenmediği ve farklı toplumsal kesimlerin meşru demokratik zeminde örgütlenebildiği bir toplumdur.
Türkiye’nin yeni bir toplumsal barışa ihtiyacı vardır. Bunun yolu dışlamadan değil eşit yurttaşlıktan; suskunluktan değil, özgür ve demokratik örgütlenmeden geçmektedir.
Belli ki hükûmet, kendisini çok güçlü gördüğü için bu meselede harekete geçmeye ihtiyaç duymuyor. Ancak asıl mühim olan, özellikle son af düzenlemesiyle birlikte kapsamın başta KHK’lılar olmak üzere suçlanmış bütün kesimleri içine alacak şekilde genişletilmesidir.
İktidarı buna ikna edebilmek için, siyasi yelpazenin her kesiminden erdemli ve itibarlı insanların yer aldığı bir komisyon teşkil edilmesi elzemdir. Cemaat yönetiminin de yetkilendireceği bir heyetle bu sürece dâhil olması kanaatimce farz-ı aynıdır. Bu komisyonda, yıllardır diyalog kurulan Batılı hukukçuların ve eski siyasetçilerin de yer alması makuldür.
Velev ki netice alınamasın; bu dahi meselenin ehemmiyetini azaltmaz. Zira göz göre göre yaklaşan Çin-Batı rekabetinde Batı’nın Erdoğan iktidarını açık biçimde desteklediği ve kendisine geniş bir hareket sahası bıraktığı görülmektedir. Kürt meselesinin, alışılmış devlet pratiğinin çok ötesinde ve adeta devrim niteliğinde adımlarla çözülmeye çalışılmasının sebeplerinden biri de budur.
Kanaatimce Batı, Cemaat’in de Türkiye’de kurulacak iç barışın bir parçası olmasını zımnen destekleyecektir; fakat bunun için karşısında ciddi, mesuliyet sahibi ve muhatap alınabilir bir heyet görmek isteyecektir.
Geçmişin yaralarını sürekli açık tutmak yerine, adaleti tesis ederek birlikte yaşayabileceğimiz bir geleceği kurmak mecburiyetindeyiz.
https://t.co/HPbmGJju8n
https://t.co/XXMOj0Qwub
https://t.co/6YbIw61qcn
https://t.co/3GovAN7oHL
https://t.co/hv7Km8SKZq
https://t.co/0WAdTAU8iu
https://t.co/qRSooveu2J
https://t.co/wd2qZ5v1S2
https://t.co/yJxQQefOGY
https://t.co/wuFuwmqlvI
https://t.co/shT9VbFNo9
https://t.co/gFJTpitc6p
https://t.co/LA71R64eAe
https://t.co/fLVWFCxlHA
https://t.co/solruowIus
Prof. Demir'in izahını dikkatle dinlemek gerekiyor.
KHK mağdurları sakin bir şekilde AİHM’e başvuru süreçlerini kesintisiz sürdürmelidir. Bilindiği üzere, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 1999’da bir, 2002’de ise iki kez AİHM’e başvurmuştu.
Dolayısıyla, müracaat eden taraflar haklı ve mağdur olduğunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) @ECHR_CEDH
üzerine düşen sorumluluk çok nettir:
Mahkeme, tıpkı Kavala örneğinde sergilediği kararlılıkta olduğu gibi, önüne gelen tüm hak ihlali dosyalarında da aynı hukuki hızı, tarafsızlığı ve adaleti eksiksiz bir şekilde uygulamakla yükümlüdür;
bu, evrensel hukuk ilkeleri gereği AİHM için kaçınılmaz ve ertelenemez bir görevdir.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin @AYMBASKANLIGI
de adil ve ivedi kararlar vermesi zaruridir
KHK meselesi yalnızca geçmişte yaşanmış bir mağduriyet başlığı değildir; Türkiye’nin hukuk, demokrasi ve toplumsal barış imtihanlarından biridir.
Hakkında kesinleşmiş bir suç hükmü bulunmayan yahut 14 Temmuz itibarıyla suç teşkil etmeyen eylemler sebebiyle hüküm giyen insanların yıllarca mesleklerinden, sosyal güvencelerinden ve kamusal hayattan uzak tutulması sürdürülebilir değildir. Adaletin gereği; dosyaların bireysel olarak ve somut deliller üzerinden yeniden değerlendirilmesi, haksız şekilde görevlerinden uzaklaştırılanların işlerine dönmeleri ve haklarının iade edilmesidir.
Fakat mesele yalnızca işe dönüşten ibaret değildir. Demokratik bir toplum; insanların korkmadan dernek kurabildiği, düşüncelerini açıklayabildiği, inancı veya dünya görüşü sebebiyle fişlenmediği ve farklı toplumsal kesimlerin meşru demokratik zeminde örgütlenebildiği bir toplumdur.
Türkiye’nin yeni bir toplumsal barışa ihtiyacı vardır. Bunun yolu dışlamadan değil eşit yurttaşlıktan; suskunluktan değil, özgür ve demokratik örgütlenmeden geçmektedir.
Belli ki hükûmet, kendisini çok güçlü gördüğü için bu meselede harekete geçmeye ihtiyaç duymuyor. Ancak asıl mühim olan, özellikle son af düzenlemesiyle birlikte kapsamın başta KHK’lılar olmak üzere suçlanmış bütün kesimleri içine alacak şekilde genişletilmesidir.
İktidarı buna ikna edebilmek için, siyasi yelpazenin her kesiminden erdemli ve itibarlı insanların yer aldığı bir komisyon teşkil edilmesi elzemdir. Cemaat yönetiminin de yetkilendireceği bir heyetle bu sürece dâhil olması kanaatimce farz-ı aynıdır. Bu komisyonda, yıllardır diyalog kurulan Batılı hukukçuların ve eski siyasetçilerin de yer alması makuldür.
Velev ki netice alınamasın; bu dahi meselenin ehemmiyetini azaltmaz. Zira göz göre göre yaklaşan Çin-Batı rekabetinde Batı’nın Erdoğan iktidarını açık biçimde desteklediği ve kendisine geniş bir hareket sahası bıraktığı görülmektedir. Kürt meselesinin, alışılmış devlet pratiğinin çok ötesinde ve adeta devrim niteliğinde adımlarla çözülmeye çalışılmasının sebeplerinden biri de budur.
Kanaatimce Batı, Cemaat’in de Türkiye’de kurulacak iç barışın bir parçası olmasını zımnen destekleyecektir; fakat bunun için karşısında ciddi, mesuliyet sahibi ve muhatap alınabilir bir heyet görmek isteyecektir.
Geçmişin yaralarını sürekli açık tutmak yerine, adaleti tesis ederek birlikte yaşayabileceğimiz bir geleceği kurmak mecburiyetindeyiz.
https://t.co/HPbmGJju8n
https://t.co/XXMOj0Qwub
https://t.co/6YbIw61qcn
https://t.co/3GovAN7oHL
https://t.co/hv7Km8SKZq
https://t.co/0WAdTAU8iu
https://t.co/qRSooveu2J
https://t.co/wd2qZ5v1S2
https://t.co/yJxQQefOGY
https://t.co/wuFuwmqlvI
https://t.co/shT9VbFNo9
https://t.co/gFJTpitc6p
https://t.co/LA71R64eAe
https://t.co/fLVWFCxlHA
https://t.co/solruowIus
KHK ihraçlarında gelinen nokta artık dayanılmaz boyutlara ulaştı. Bu sorunun çözüm mercii; başta iktidar ve muhalefet partileri olmak üzere bilhassa TBMM’dir. Aksak da olsa Tanzimat'tan bu yana gelen demokrasi geleneğimiz bunu çözebilecek köklere sahiptir. #KHK
https://t.co/qjIZmBgwxc
"Hareketin içerisindeki "komitacı bir grup" ya da daha net bir ifadeyle "bir çete" tarafından 15 Temmuz'a itilmiş bir durum söz konusu olduğu gibi, bu kontrolsüz komitacı grubun, semerinden kurtulmuş başıboş bir merkep gibi yeni zararlara yol açma ihtimali de göz ardı edilemez."
Sayın Günay,
https://t.co/hhBvblHiZB
KHK mağduriyetleri ve bunun ağır sonuçlarını gidermek adına bir erdem ve vicdan komisyonunun başkanlığını üstlenebilecek yahut burada aktif bir üye olarak görev alabilecek, kimsenin itiraz edemeyeceği kalitede millî bir değerdir.
Bu hususta bir yerden başlamak gerekiyor. Sabır ve teenni ile başta iktidar olmak üzere bütün siyasî muhataplara ve sivil toplum kuruluşlarına, yaşanan ağır KHK mağduriyetlerinin giderilmesi için en iyi siyasî, ahlakî ve diplomatik adımları atacak nadir insanlardan biridir.
KHK ihraçlarında gelinen nokta artık dayanılmaz boyutlara ulaştı. Bu sorunun çözüm mercii; başta iktidar ve muhalefet partileri olmak üzere bilhassa TBMM’dir. Aksak da olsa Tanzimat'tan bu yana gelen demokrasi geleneğimiz bunu çözebilecek köklere sahiptir. #KHK
https://t.co/qjIZmBgwxc
Bu dünyada bir işe yaramayan din,
ahirette de hiçbir işe yaramayacaktır."
— Ali Şeraiti
El hak . Dini değer anlatıcıları ibrenin %50'sinden fazlasını öteki dünyaya ayırmışsa hemen oradan uzaklaşmalı.
Dini olgu ve argümanlar, dünyada adalet, barış ve toplumsal huzur gelsin diye ortaya çıkmıştır. Öyle ya da böyle, özellikle kasten dünyayı zehir eden güncel din pratikleri, söylemleri ve propagandaları ahirette işe yaramayacaktır.
Bu tespit için gavs, hoca, molla, şeyh, abi vb. olmaya gerek yoktur.
Bu dünyada bir işe yaramayan din,
ahirette de hiçbir işe yaramayacaktır."
— Ali Şeraiti
El hak . Dini değer anlatıcıları ibrenin %50'sinden fazlasını öteki dünyaya ayırmışsa hemen oradan uzaklaşmalı.
Dini olgu ve argümanlar, dünyada adalet, barış ve toplumsal huzur gelsin diye ortaya çıkmıştır. Öyle ya da böyle, özellikle kasten dünyayı zehir eden güncel din pratikleri, söylemleri ve propagandaları ahirette işe yaramayacaktır.
Bu tespit için gavs, hoca, molla, şeyh, abi vb. olmaya gerek yoktur.
-Bu bir af yasasıdır.
-Kapsamı sorunlu ve adaletsizdir.
-Silahlı bir yapı ile barışırken, silahla, şiddetle ilgisi olmayanları içerde tutmak hukuka uymaz.
-Yasanın hukuka uygun hale gelmesi için AYM’ye gitmek doğru olur.
@tv5televizyonu’nda anlattım.
https://t.co/mkxF1gcm9A
Sayın Günay,
https://t.co/hhBvblHiZB
KHK mağduriyetleri ve bunun ağır sonuçlarını gidermek adına bir erdem ve vicdan komisyonunun başkanlığını üstlenebilecek yahut burada aktif bir üye olarak görev alabilecek, kimsenin itiraz edemeyeceği kalitede millî bir değerdir.
Bu hususta bir yerden başlamak gerekiyor. Sabır ve teenni ile başta iktidar olmak üzere bütün siyasî muhataplara ve sivil toplum kuruluşlarına, yaşanan ağır KHK mağduriyetlerinin giderilmesi için en iyi siyasî, ahlakî ve diplomatik adımları atacak nadir insanlardan biridir.
KHK ihraçlarında gelinen nokta artık dayanılmaz boyutlara ulaştı. Bu sorunun çözüm mercii; başta iktidar ve muhalefet partileri olmak üzere bilhassa TBMM’dir. Aksak da olsa Tanzimat'tan bu yana gelen demokrasi geleneğimiz bunu çözebilecek köklere sahiptir. #KHK
https://t.co/qjIZmBgwxc
AİHM, 9 yıldır haksız nedenlerle tutuklu olan insan hakları savunucusu #OsmanKavala’nın, AİHS’nin 5. ve 18. maddeleri uyarınca serbest kalması gerektiğini açıkladı.
Anayasanın 90. Maddesi gereğince #AİHM kararları bağlayıcıdır.
Capitalism is a great system: millions of people work, but only a few become “successful.” 😊
The worker is told, “You get paid for your work”; but when it comes to the boss, it is called “profit.”
If someone works ten hours a day and still cannot live well, the problem is not their work; it is that the value of their work depends on the boss’s decision.
The landlord becomes richer, the tenant spends half of their salary on rent, and then both are told: “That is how the market works.”
A family that cannot afford shoes for their child is told to save money, while rich people get tax advantages.
Human life becomes a cost. If that cost is low enough, the system calls it “efficiency.”
When a worker loses their job, it is called a “personal failure.” When a big company fails, it is called an “economic crisis.” So, even failure has a class. 😔
The profit belongs to the owner, the loss is paid by society; and this is called the “free market.”
Socialism asks one simple question: Why do the people who produce the wealth get the smallest part of it?
Perhaps capitalism’s biggest success is not ending exploitation, but giving it names like “career,” “opportunity” and “success” — and making the exploited person advertise the system that exploits them.
Her konuda yetkin olduğunu düşünen ya da her alanda fikir beyan eden kişiler, bulundukları konumların gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmedikleri takdirde, ortaya çıkan mağduriyetlerden doğrudan sorumlu tutulmalıdır.
Hizmet hareketi ile ilgili güncel kanaatimi tarihe not düşmek üzere bu twiti yazıyorum.Hizmet Hareketi, var olduğu her yerde resmi kurumları ile temsil edilmelidir. Resmi sözcüleri bulunmalı ve düzenli açıklamalar yapmalıdırlar.
Yetki ve sorumluluk dengesi modern bir kavram değildir; kadimden beri bilinen bir olgudur. Yetkiyi kullananlar, aynı ölçüde sorumluluk da taşımalıdır.
Batıdaki benzer dini yapıların yöntemsel olarak kurumsallaşması kaçınılmazdır; Katolik ve bazı Protestan gruplar buna örnektir.
Hizmet merkez yönetiminin senede birkaç kez dillerine doladıkları o dokuz on maddelik açıklamaları tekrarlama gafletinden artık vazgeçmesi icap eder. Bu maddeler, sıkı bir denetim ile birlikte hayata geçirilmelidir.
Mali duruma gelirsek; yurt dışında bulunan cemaatin her türlü varlığı fevkalade ehemmiyetlidir. Sayıyı hiç bilmesem de ve açıkçası umurumda değil. Diyelim ki yüz iki yüz kişi olsun ve tüm varlıklar bunların üzerine olsun. Bu varlıklar tez zamanda vakıflara devredilmelidir.
Batıda, Türkiye’deki "hizmet ünitesi" denilen bazı eski yapılar lağvedilmelidir; aksi halde küresel çapta yeni bir 15 Temmuz felaketine yol açma ihtimalleri asla hatırdan çıkarılmamalıdır.Nitekim hareketin içerisindeki "komitacı bir grup" ya da daha net bir ifadeyle "bir çete" tarafından 15 Temmuz'a itilmiş bir durum söz konusu olduğu gibi, bu kontrolsüz komitacı grubun, semerinden kurtulmuş (HE'nin vefatı sonrası) başıboş bir merkep gibi yeni zararlara yol açma ihtimali de göz ardı edilemez.
Son olarak; Türkiye’deki mağdurlar için herkesle, her grupla ve her sosyal oluşumla diyalog kurmak zaruridir.Bu noktada iddia ettikleri "zalime boyun eğilmez" şeklindeki irrasyonel tavır terk edilmelidir. At üstünden ot biçilemeyeceği gibi, kendi ocağına ateş düşmemiş olanların hariçten gazel okumaması elzemdir. Bazı histerik muhaliflerin ya da angaje kişilerin dışında, hareketin şahs-ı manevisinin izzetini korumak pekâlâ mümkündür.
Elbette o "seçilmişlik", "hata yapmazlık", "kendi dışındaki her gruptan üstün olma" retoriği ve her grubu düşman görme şizofrenisi nihayete erdirilmelidir. Sabitlenmiş twitimdeki önerilere bu nazarla tekrar bakılabilir.Yurt dışında bu harekete gönül verip bedeni ve mali destek sağlayanlar, artık kaçınılmaz olan bu değişimi ısrarla talep etmelidirler.
Komitacı grubun yol açabileceği olası bir küresel felakette, bu insanların ikinci kez "Ama biz bu kısmından haberdar değildik" diyerek kendilerini müdafaa etme şansları olmayacaktır. Zira ikinci kez tekrarlanan bir hadise hata değil, düpedüz bir kasıt ihtiva eder. Vesselam...
I am writing this tweet to put on the historical record my current perspective regarding the Hizmet Movement.
The Hizmet Movement must be represented by official institutions everywhere it exists. It should have official spokespersons who make regular statements. The balance between authority and responsibility is not a modern concept; it has existed for a very long time. Those who exercise authority must also take a similar level of responsibility.
The institutionalization of similar religious organizations in the West is inevitable; Catholic and certain Protestant groups are good examples. The central management of Hizmet should move beyond the practice of repeating the same abstract principles several times a year. These principles must be put into practice together with strong and regular auditing.
Regarding the financial situation, all assets held by the community abroad are extremely important. Regardless of the exact number of people involved, assets currently held under personal names should be transferred to official foundations without delay.
In the West, certain older organizational structures from Turkey should be dissolved to prevent possible global problems or repeated crises. Indeed, just as there are internal criticisms about the influence of certain informal groups within the movement in the past, the possibility of uncontrolled internal groups causing further damage after the death of Fethullah Gülen must be addressed through proper oversight.
Lastly, dialogue with all groups and social organizations is absolutely necessary to support victims in Turkey. At this point, the strict position against cooperation should be reconsidered. It is important that those who are not directly facing the consequences of the situation in Turkey avoid setting conditions from a distance.
Sometimes, there is a belief that the community is a chosen group and cannot be wrong. Especially in Turkey, the tendency to view other social groups as enemies must come to an eEspecially in Turkey, the tendency to view other social groups as enemies must come to an end. These points are explained in more detail in the recommendations in my pinned tweet.
Those abroad who provide physical and financial support to this movement must continue to demand this necessary change. If a global crisis occurs because of a lack of reform, it will be difficult for supporters to claim that they were unaware of these internal risks, vesselaam ...