7 Nisan 1996:
Rahmi Koç:”Özelleştirmelerin mutlaka yapılması, bu yükün sırtımızdan kaldırılması lazım. Bu sistemle olmuyorsa, iki turlu seçim veya başkanlık sistemi ciddi biçimde düşünülmelidir”
@eatonak Bilgi Üniversitesi'nin yakın gelecekte ne olacağı belirsiz, ama devlet üniversitesine dönüştürülsün talebi hemen hiç dillendirilmiyor. Mevcut hukuki durum devletleştirmeye bir engel mi içeriyor hocam?
Arnavutluk'ta bir adanın Trump'ın damadına verilmesi kitlesel protestolara sebep oldu.
Protestolar 5 gündür devam ediyor. Yaklaşık 500 bin kişi katılıyor.
Tüm halkımızı yarın saat 12.00'de Yıldızlar SSS Holding önüne çağırıyoruz.
Doruk Maden İşçileri
📍 İşçi Blokları, Mevlana Blv. 174/A, 06650 Çankaya/Ankara
🔴AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu'ndan 'üniversitelerde organize istismar ağı' iddiası
📌Kafkas Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Munzur Üniversitesinin ismini verdi.
📌İddiaya göre istismar ağının içerisinde polisler de var.
📌Yoksul ailelerin çocukları hedef alınıyor.
📌Öğrenciler "Örgütçüsünüz" denilerek tehdit ediliyor ve istismara maruz bırakılıyor.
💬"Biri bana derse ki 'Sen bunu ispatlar mısın', evet ispatlarım."
🔗https://t.co/hmF9GE7u1a
Politikleşen insan, acımasız siyasal analizlere de dayanıklılığını artırmalı. Dün duygusal yoğunluğu yüksek yağmur altında yürüyüş herkese iyi geldi, ama yürüyüşte doğan umuda dört elle sarılanlar hazırlasın kendini: Düzen partileri parasız siyaset yapamaz ve Özgür Özel artık CHP olanaklarından mahrumdur. Muhalefet televizyon kanalları maddi bağımlılıklarına uygun olarak giderek Özel'e daha az zaman ayıracak, etrafındaki kariyerist siyasetçiler uzun ve zorlu mücadelenin uygun dönemeçlerinde taraf değiştirmeye başlayacak, karmaşık hukuksal süreçleri boca edecekler üstümüze vs. Hazırlayın kendinizi, psikolojik hazırlıktan bahsetmiyorum. Bir yetişkin olun ve gidin sendikanızda, sosyalist partinizde, iş yeri, okul ve mahalle komitelerinizde örgütlenin. Yoksa içinizdeki umudu yine ve yine süründüre süründüre öldürecekler, o sırada da çocuklarımızın son kurtuluş kapısını da onlarca yıllığına sımsıkı kapatmış olacaklar. Bozalım artık şu oyunu!
Yeni partinin iktidarı alma olasılığı ortaya çıkar çıkmaz akıbeti aynı olur. Öte yandan Özgür Özel'den hesabını sorma ihtimalleri de çok yüksek. Bu süreç Türkiye'nin çok partili yapsı ve serbest seçimler tamamen göstermelik hale gelinceye kadar sürecektir. Ama ondan sonrasını onlar da bilmiyor. Türkiye kimsenin herhangi bir planının olmadığı yeni bir siyasi alana doğru yol alıyor. Yılgınlığa kapılmayan kazanacak. Bu iktidar Türkiye halkına bir gelecek sunamıyor. Zaten sunabilse bunlara ihtiyaç duymazdı.
Halk kabullenmediği sürece kriz büyüyecek.
Öğrencilerin günler süren tepkisi sonuç alıyor gibi görünüyor.
Ankara’da konuşulanlara göre Bilgi Üniversitesi’nin kapatma kararından geri dönülecek. Üniversitenin kapılarının yeniden açılması Resmi Gazete’de duyurulacak.
BİZ BU BATAKLIKTAN ÇIKARIZ
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelen ve artık fiziki bir boyut da kazanan saldırı, bu partinin iç meselesi olmadığı gibi, sadece ona yönelik de değildir. Bir mahkeme kalkmış, bir siyasi partinin son birkaç yıllık tarihini silmiştir!
Bu kararla, halk düşmanı siyasi iktidar hukuku bütünüyle araç haline getirmiş, siyasetin doğasında bulunan meşruiyet kaygısını terk etmiş, seçme ve seçilme hakkını feshetme ve siyasi parti kurumsallığını yok sayma noktasına gelmiştir.
Silinmek istenen şey CHP’nin birkaç yılından, yok sayılan şey siyasi parti ve seçim hukukundan ibaret değildir. Türkiye Cumhuriyet’ten arındırılmak istenmektedir.
Hukukun saltanat ve hilafetten kurtarılıp yurttaşlara teslim edilmesi bir Cumhuriyet kazanımıdır. Halkın siyasette asıl belirleyici güç olarak tanınması emekçi yurttaşların mücadelesinin ürünüdür. Seçme ve seçilme hakkı bunun simgesidir ve Türkiye toplumunca içselleştirilmiştir.
Bu tablonun AKP’nin gücünü yansıttığı sanılmasın. Siyasi iktidar yönetme gücünden ve meşruiyetinden yoksun düştükçe kuralsızlığa, keyfiliğe, kaba kuvvete mecbur kalmaktadır. Emperyalist temsilcilerin Türkiye’ye fazla gördüklerini açık açık dile getirdikleri Cumhuriyetimizin tasfiyesi, sonu batak bir yoldur.
Lakin Türkiye’nin ilerici, Cumhuriyetçi birikimi o yola sığmaz! Bu birikimi mevcut siyasi iktidar yok edemez. Yine bu birikim kimsenin, herhangi bir hizbin, herhangi bir partinin malı değildir. Sahibi emekçi halkımızdır.
THTM bütün emekçileri, yurtseverleri, cumhuriyetçileri birlikte mücadeleye, karşıdevrimi püskürtecek bir enerji biriktirmek için kol kola girmeye çağırmaktadır. Omuz omuza bir emekçi cumhuriyeti kuracağız. Ülkemizi sürükledikleri batak gericilerin, emperyalistlerin, sömürücülerin mezarı olacak. Cumhuriyetimizi yeniden ayağa kaldıracağız.
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Genel Yürütme Kurulu
Parti binasına polis marifetiyle girmeyi göze alacak kadar kendini kaybetmiş biri CHP’yi yönetemeyeceğine göre iktidar bir süre ana muhalefetsiz bir siyasi yapıyla yola devam etmeye karar vermiş demektir. Bu da toplumsal açıdan kendi altındaki halıyı çekmekten başka bir anlam ifade etmez. Bunun sonuçları zaman içinde ve sürprizlerle kendini gösterecektir.
Beri yandan CHP yönetimine “dışarıdan” akıl veren çok. Ancak anlaşılmayan nokta kafalardaki “direniş” hattı için CHP’nin uygun bir zemin sunmadığıdır. Özgür Özel ve arkadaşlarının eli tarihsel, sınıfsal, ideolojik ve de hukuki açıdan bağlıdır. Bu bağın çözülmesi imkansızdır.
ben de eşimden kalan emekli maaşı alıyorum 15000tl ev kirası iki misli.çocuklarım olmasa rezil olurum.onlara yük olduğum için çok üzülüyorum.ölmekte zor,intihar edecek cesarette biri değilim.
kılıçdaroğlu'ndan kurultay beklemek, kılıçdaroğlu'nun 7 haziran-1 kasım arasında istikşafi görüşmeler adı altında halkı oyalayarak seçime gidilmesiyle ve sandıktan iktidarın istedigi sonucu almasıyla aynı şey demektir.
Özgür Özel'i Kılıçdaroğlu zamanında grup başkanvekili olarak tanıdık, siyasete veda ederken de yan yana duracaklar anlaşılan. CHP en küçük hücrelerine kadar merkez sağ parti olarak yapılandırılırken işin mimarlarından biri olan Özel'in bugün sola kayması çok küçük bir ihtimaldi, olmadı. Vahim olan tüm bu süreçte Türkiye solunun büyük bir kesimi CHP'yle hizalanmış oldu. Tüm bu saçmalığı boş tencerelerin gerçek ve tok sesi dağıtabilir.
CHP yönetimi birkaç hafta öncesine kadar Erdoğan’ı ara seçime zorlamaya çalışırken, Özel’in bu akşam “kurultay” kelimesini kullanmasıyla birlikte butlan karşısında kurultay talep eden bir pozisyona gerilemiş oldu. Bu aynı zamanda alınan butlan kararının meşruiyetini sorgulama imkanını da zayıflatıyor.
Konuşmadaki belirsizlikler ve düşen ton açıkçası umut kırıcı. Umarım siyasetçiler alınan riskin ve bunun yaratacağı uzun vadeli sonuçların farkındadır. @herkesicinCHP
İcabında mı?!? Özgür Özel ve CHP'nin sınırı budur; halk olarak bu sınırı görmek, bu sınırı aşacak iradeyi göstermek zorundayız artık. CHP'nin yok kurultayıymış, yok temyiz süreciymiş, yok adayı kim olacakmış. Tüm bunlar oyunun parçası, oyunun ta kendisi. Ya toptan reddedeceğiz ya da her tür oyunda hep kaybeden olduğumuz bir ülkenin son tuğlaları da üstümüze inşa edilmiş olacak.
Özgür Özel: "İcabında toplu direnişe, toplu mücadeleye var mısınız? Boykotsa boykot, grevse grev sonuna kadar direniş.
Benim tavizim yok dediğim, en kısa zamanda olur denilen o kurultay için harekete geçiyoruz"
Bilgi Üniversitesi sosyal sorumluluk ve özgürlükçü ilkeleriyle biz akademisyenlerin herşeye rağmen yaşatmaya çalıştığı nefes alabildiğimiz bir kurumdu. 28 yıl boyunca hergün koşarak gittiğim üniversiteme bu zulmün reva görülmesime çol üzgünüm
Eğitim-öğretimden siyasi partilere kadar toplumsal hayatı oluşturan tüm alanlar, siyasi iktidarın keyfi yönetimine mahkûm edilmiştir. Alışkanlık haline getirilen kayyum politikaları, artık siyaset alanını da aşarak eğitim kurumlarını yutmaya başlamıştır.
Yükseköğretim alanında yaşanan bu kaosun tek sorumlusu; eğitimi ticarileştiren siyasi iktidar ve akademik özerkliği yok ederek bu düzene çanak tutan YÖK’tür. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaşanan kriz; eğitimi ticari faaliyet, öğrenciyi müşteri, akademisyeni ise güvencesiz bir şirket çalışanı olarak gören zihniyetin sonucudur.
Üniversitelerin bilim yuvası olmaktan çıkarılıp, kâr-zarar hesabı yapan ticari işletmelere dönüştürülmesinin faturası öğrencilere, velilere, akademik-idari personele ve kampüs içinde çalışan binlerce emekçiye kesilmektedir.
Bini aşan akademik/idari personel ile kampüs içinde taşeron ya da sözleşmeli olarak görev yapan emekçiler, alınan bu kararla bir gecede işsiz kalma riskiyle baş başa bırakılmıştır.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/adjWiWxoik
Bugün okulları ve eğitim sistemini kuşatan yapısal sorunlar; öğrencilerin, öğretmenlerin ve tüm eğitim emekçilerinin sağlıklı, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamına erişimini ciddi biçimde engellemektedir. Unutulmamalıdır ki, güvenli ve sağlıklı eğitim ortamı tüm öğrenci ve eğitim emekçilerinin en temel kamusal hakkıdır.
Eğitim kurumlarının sağlıklı bir yapıya kavuşturulması, yalnızca fiziksel koşulların iyileştirilmesiyle sınırlı değildir. “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim”; sağlık hizmetleriyle, psikososyal destek mekanizmalarıyla ve eğitim sistemine entegre edilmiş sosyal hizmet ağıyla birlikte örülmesi gereken, devletin en temel kamusal sorumluluğudur.
Tüm öğrenci ve eğitim emekçilerinin hakkı olan güvenli ve sağlıklı eğitim ortamına erişebilmesi için acil taleplerimiz:
· Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
· Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
· Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
· Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
· Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
· Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.
· CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
· Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
· Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
· Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir.
Eğitim-İş olarak; eğitim hakkının kamusal, eşit ve güvenli koşullarda sağlanması için tüm üyelerimizi, eğitim emekçilerini ve velileri bu haklı mücadeleyi büyütmeye çağırıyor; “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” için başlattığımız imza kampanyasına destek olmaya davet ediyoruz.
İmza Kampanyamıza Katılmak İçin Tıklayınız:
https://t.co/4nSVZN7gBl
Gündemin telaşı içinde unutulup gidiyor.
Ama Hatay başta olmak üzere memleketin birçok yeri aynı zamanda sel felaketiyle boğuşuyor.
Hataylılar "Hatay Afet Bölgesi İlan Edilsin" diyor.