Sen milyonlarca yıl dayan sonra seni kepçeyle yıksınlar.
Salda gölü, Dipsiz Göl, Hasankeyf ve diğerleri hepsi aynı iktidar döneminde yok oldular farkında mısınız?
Kepçe darbeleri taşa değil, bu toprakların hafızasına ve estetiğine indirilmiş amansız bir darbedir.Peri bacalarını un ufak edenler tüm hafıza mekanlarını,orman ve kıyıları da aynı iştahla yutanlardır.Taşın dehasına kepçe dişleriyle yanıt veren bir barbarlık çağının tanıklarıyız.
Şaka mısınız la siz?
Güvenlik tedbiri almak istiyorsanız alanı girişine yasaklayın olsun bitsin. Alandaki kapital, para akışı sona ermesin diye harbiden de 60 milyon yıllık tarihi oluşuma kepçe vurmuş herifler.
Sen milyon yıllar orada var ol, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine gir, tamamen koruma altına alınacağına, seni iş makinesi ile gelip yıksınlar… Salda gölü, Dipsiz Göl, Hasankeyf ve diğerleri gibi…
ne acı değil mi, cahillik ve ahmaklık böyle birşey işte..
Hain iflah olmaz sözünün karşılığı işte bunlardır. Bu memleketin binlerce yıllık mirasını para hırsıyla talan ettiler. Ormanı, suyu, toprağı yağmalıyor, yiyor ama doymuyorlar. Memlekete dar-ül harp gözüyle bakıyorlar. Doğayı ve memleketi kendi çıkarlarına kurban ettiler.
Hasankeyften peri bacalarına, Salda gölünden Dipsiz göle… Doğanın yüzlerce, binlerce yılda yaptığını ahir ömürlerinde para hırsıyla talan ettiler. Memleketi yediler de doymadılar, ne orman kaldı ne akarsu. Dünyanın malı bunların gözünü doyuramadı, toprağı doyursun tez vakitte.
Turizmi salt rant gayesine indirdiğinizde bunlar kaçınılmaz sonuçtur. Ekolojik-jeolojik kırılganlığı hiçe sayan yollar, taşıma kapasitesini aşan yoğun turist baskısı, bölgeye kontrolsüz şekilde müdahale edilmesi ve sermayenin kısa vadeli kâr hırsı coğrafyanın milyonlarca-binlerce yıllık hafızasını yok ediyor. Taşıma kapasitesi hesaba katılmayan ziyaretçi akınları, yaban hayatı koridorlarını bölen asfalt yollar ve yerel halkın kendi toprağında yabancılaşmasına yol açan soylulaştırma dalgaları bir bölgenin turizmle kalkınmasını değil sistematik olarak tasfiye edilmesine neden olur. Oysa koruma-kullanma dengesini merkeze alan, ekosistemin taşıma sınırlarına saygı duyan ve yerel toplulukların karar mekanizmalarında aktif rol aldığı bir anlayış benimsenseydi bunlar yaşanılmazdı. Tekil değil ülkenin her köşesi böyle.
Mükremin Tokmak yıllarca dil döktü, bu otoyol projeleri peribacalarının çökmesine neden olacak diye, linç girişiminde bulundular, susturmaya çalıştılar. Bingöl Elmas belgeselini yaptı, Kültür Bakanlığı "politik" bulup desteğini geri çekti. Sansür rantı koruyor, rant da öldürüyor.
Şu an Ürgüp-Göreme yolu da çökme riskine karşı kapatılmış.
Jandarma yoldan kimseyi geçirmiyor, söylediklerine göre orada peri bacalarında da çatlaklar varmış.
Yol yapmayın, otopark yapmayın, tesis yapmayın, kaçak yapılaşmayı durdurun dedik dinlemediler. Şimdi Kapadokya çöküyor.
Bu kavga, Cumhuriyet'i kimsesizlerin kimsesi yapmaya çalışanlarla, onu zincire vurup satmaya kalkanların kavgasıdır.
Nazım Hikmet, şu günlerde yaşadıklarımızın faili olanların nesebini, ta 70 yıl önce çıkarmıştı:
“Bitten, açlıktan, sıtmadan betersiniz.
Yüz Türkiye olsa
elinizden de gelse
yüzünü de zincire vurur,
yüz kere satarsınız."
Onlara inat Cumhuriyet'in 103. yaşı kutlu olsun!
Cumhuriyetin getirdiği kazanımları savunmanın yolu kutlamaktan değil daha fazlası için mücadele etmekten, direnmekten geçiyordu. Ne yazık ki Cumhuriyetçiler mücadeleyi değil kutlamayı seçti; mücadele edenleri dışladı. Sonumuz da buraya çıktı.
Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun. Saltanat mülkü, saray kulu, hanedan tebaası değil eşit yurttaşlardan oluşan bir toplum hayalini paylaşan tüm güzel insanlara esenlikler dilerim.
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük liderinin sözde değil özde izinden giden, durduğu yerden milim sapmadan aydınlık bir memleket için bütün garabetlere karşı dimdik durabilen herkesin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun🇹🇷❤️
İsmail Arı tertemiz bir gazetecidir. Fon vurguncuları ekini kolunu sallayarak gezerken her gün bir gazeteci gözaltına alınıyor. Hapse atılıyor. ‘Sonuna kadar gidilecek’ derken dışarıda tek gerçek gazeteci bırakmamayı kastediyorlar herhalde.
Fon vurgunu ülkedeki ikili hukukun varlığını tüm kanıtlarıyla ortaya koydu.
Fon vurgununda her türlü kayıt var. MKK kayıtları, banka dekontları, edinilen mal varlığının tapu kayıtları vb. her türlü belge mevcut. Bu vurgunun topluma yükü 100 milyar doları bulacak. Ama bu vurgunu yapanlar mesela Fatma Betül Sayan gibi iktidarın üyesi olduklarından haklarında soruşturma dahi yok.
Gelelim başta İBB olmak üzere muhalefet belediyeleriyle ilgili yürüyen davalarda belge yerine duyumlar var. Komşumdan duydum, yan masada konuşanlardan duydum gibi. Ama başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere onlarca belediye başkanı tutuklu.
İkili hukuk işte böyle bir şey.
İktidarın bir parçasıysanız lekelenmeme hakkınız var, değilseniz anayasal haklarınızın hiçbiri yok.