ben mutlu olma eğilimi yüksek biriyim. bir ağacın altında bile oturduğumda çok mutlu oluyorum. yeni demlenmiş çayı içerken. gölgelik yer bulmuş gibiysem ve şarkı da güzelse hep mutlu olurum.
Yıldız Kenter şöyle demiş:
“Görmezden gelmek saflık değil, zekâdır. Her şeye karşılık verirsen tükenirsin. Her sesi dikkate alırsan aklını kaybedersin. Bazı şeyleri bilerek yok saymak, ruhunu korumaktır.”
mevlana “aradigin seni arar.” demis.yani gonulden istediginiz seyle aslinda karsilikli bir cekim icindesinizdir.yani siz tum kalbinizle bir seyi ariyorsaniz o sey de size dogru yaklasiyordur.bir arzunun kalbinize dusmesi bile tesaduf degildir.
Dik duracaksınız arkadaşlar. Başınıza ne gelirse gelsin kimseye acınızı göstermeyeceksiniz. En acılı gününüzde en güzel kıyafetleri giyip ışıldayacaksınız. Etrafınızdaki birkaç kişi dışında sizin iyiliğinizi düşünen kimse yok. Düşmenizi, tökezlemenizi, acaba ne zaman pes edecek diye sinsice izleyenlerin karşısına en mağrur gülüşünüzle çıkacaksınız. Kimseye zayıflıklarınızı malzeme etmeyeceksiniz. Çünkü bu dünyada yaranızı kime gösterirseniz, ilk fırsatta canınızı tam da oradan yakmaya çalışırlar. Kendi kendinizin merhemi olmayı, kendi küllerinizden yeniden doğmayı öğreneceksiniz.
Kendini doğurmuş insanlara bayılıyorum. Maddi manevi içinde bulunduğu koşulları aşan, aileden ya da başka destekler olmadan kendini var eden, sadece kendine minnet duyan, ahlak duygusunu hiç yitirmeyen, yıpranmışlığının kıymetini bilen insanlar. İkinci kez doğabilmek çok değerli
Öyle görüyorum ki bu hayatta ne kadar az korkarsanız, ne kadar az kendinizi açıklarsanız, ne kadar kısa keserseniz o kadar saygı görüyorsunuz. İnsanlar sizin uzun anlatılarınızın arkasında onların onaylarına olan ihtiyacınızı çok iyi seziyorlar.
mevlana “aradigin seni arar.” demis.yani gonulden istediginiz seyle aslinda karsilikli bir cekim icindesinizdir.yani siz tum kalbinizle bir seyi ariyorsaniz o sey de size dogru yaklasiyordur.bir arzunun kalbinize dusmesi bile tesaduf degildir
şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.