Tarsus’ta tutuklu kanser hastası KHK’lı Gülten Nene’nin acil tahliye edilmesi lazım. Film sonucunu gören doktor, tümörün yayıldığını ve bir an önce ameliyat olması gerektiğini söyledi. İnsanlık adını kadını serbest bırakın. @adalet_bakanlik@ADLITIPKURUMU
GültenNene AcilTahliye
Bugün en az 40.000 kişinin katili olan sağdaki terörist başını kahraman(!) ilan edenler, soldaki askerî öğrenci Murat TEKİN’i terörist(!) ilan edip Boğaz Köprüsü'nde katlettirmişlerdi!
15 Temmuz bir zekâ testidir!
Düşünün, “Acaba?” deyin!
KORKMAYIN!
Vicdanlı Olmak Oruç Bozmaz!
📌 Tutuklanmadan önceki 47 yılını Asker olarak Vatana Hizmetle geçiren Akın ÖZTÜRK'ü bir gecede "terörist(!)", 76 yıllık ömrünün 47 yılını terör ile geçiren Apo'yu ise bir gecede "kahraman(!)" ilan eden aynı kişi!
BU, SİZE BİR ŞEY ANLATMIYOR MU?
15 Temmuz bir zeka testidir!
Akın ÖZTÜRK'ü serbest bırakın!
#AkınÖztürk
ÖLÜYOR
Tarsus’ta tutuklu kanser hastası Gülten Nene çok zor durumda.
Eşi: “Hastalık göğüs duvarlarına ve damarlara yayılmış. Acil kemoterapi ve ameliyat olması lazım. Elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz.”
Kadıncağızı serbest bırakın. @adalet_bakanlik
https://t.co/TM2xHObw0w
1) Hakan Fidan, bakan olunca yasa dışı bahis, kumar ve uyuşturucu baronu Halil Falyalı'nın ortağı olan Yasin Ekrem Serim'i önce Dışişleri Bakan Yard, sonra da Lefkoşa'ya Büyükelçi yaptı. Bütün uyuşturucu trafiği, KKTC açıklarında Deniz Kuvvetleri’nin bilgisi dahilinde yapılıyor!!
BUGÜN UYGURLAR İÇİN KARA BİR GÜN!
On bir yıldır güneş yüzü görmeyen 48 kardeşimiz, karanlık otobüslere bindirildi, demir kafes misali uçaklara dolduruldu ve Kaşgar’a, yani ölümün kıyısına gönderildi. Çin’in iblis ellerine düştüler.
Bu, sadece onların değil, bizim de yüreğimize saplanan bir hançerdir. Bugün, çaresizliğimizin dipsiz bir uçuruma dönüştüğü gün. Tıpkı Mısır’dan kardeşlerimiz iade edildiğinde olduğu gibi…
Bize yapılan her ihanet, bir gün mutlaka hesabını bulacak! Bugün bizi teslim edenler, yarın kendileri tutsak olacak. Bugün bizi satanlar, yarın kendi devletlerini satacak!
KARDEŞLERİM, DÜNYANIN ADALETİ BUDUR!
Çin, tek bir Uygur Türkü bile kalmayana kadar durmayacak! Çünkü hayatta kalan her Uygur Türkü, Çin’in soykırım suçunun yaşayan şahididir. Ve şahitler oldukça, bu suç örtbas edilemeyecek!
Bu dehşet karşısında tek dayanağımız Allah ve birbirimizdir!
Gördük ki ne Hristiyan, ne Müslüman, ne Budist, ne Hindu, ne Yahudi ne de ateist bize gerçek bir el uzattı. Bize, yalnızca Alkah’tan ve bizden medet ummak kaldı! Biz bıçak gibi keskin bir yalnızlığa mahkum edildik. Oysa bu yalnızlık sadece Allah’a mahsustu! Ne yazık ki biz, topyekûn bir millet olarak unutuluyoruz, karanlığa itiliyoruz!
Gerçek acıdır, ama inkar edemeyiz:
Ölüm kapımızdayken birbirimizin kıymetini bilmek zorundayız. Çünkü kimse bizi kurtarmayacak!
BİZ TÜRK/MÜLÜMAN OLDUĞUMUZ İÇİN HEDEFİZ! O halde, Uygurluğumuzla/Türklüğümüzle/Müslümanlığıızla direneceğiz! Yaşarsak da, ölürsek de ebediyen Uygur/Türk/Müslüman kalacağız! Bunu kimse silemeyecek! Değiştiremeyecek!
Bugün ağlıyoruz. Ama unutmayın—yarın dünya kendi sonu için ağlayacak!
Biz yine mücadele edeceğiz. Ama artık ağlamayacağız. Düşmanımızı ağlatana kadar savaşacağız! Çin’in bu karanlık zulmüne karşı, dünya ya bizimle birlikte uyanıp savaşacak ya da yok olup gidecek!
Ve en büyük hatadan sakınalım—
ÜMİTSİZLİK, ŞEYTANIN İŞİDİR!
Temu üzerinden yapılan harcamalar, Çin’e ekonomik ve siyasi güç sağlıyor ve dolaylı olarak Doğu Türkistan’daki baskıcı politikaların sürdürülmesine katkıda bulunuyor.
Eşi ve 5 çocuğuyla yıllardır Türkiye’de yaşayan Uygur Türkü Muhammed Abdullah, insani ikamet talebinin reddedilmesi sonrası gözaltına alındı. Abdullah’ın çaresiz kalan eşi insan hakları derneklerinden, ilgili kuruluşlardan ve vicdan sahibi herkesten eşinin serbest bırakılması için yardım bekliyor.
"Ben, Muhammed Abdullah’ın eşiyim. Ailemle birlikte 2014-2022 yılları arasında Kayseri’de yaşadık. 5 çocuğumuz var ve bu süreçte eşimle birlikte uzun dönem ikamet alamadığımız için insani ikametle yaşadık. 2023’teki depremden sonra evimizin çok eski olması nedeniyle Kocaeli’ye taşındık. Burada insani ikamet başvurusu yaptık ve bir yıllık ikamet verildi. Ancak 2024 yılında ikamet talebimiz reddedildi.
Sebebini öğrenmek için gittiğimizde, eşim gözaltına alındı ve bir ay sonra haftalık imza şartıyla serbest bırakıldı. Ancak kısa bir süre sonra Göç İdaresi’nden bir yazı geldi: eşimin kimliği iptal edilmiş ve 10 gün içinde Türkiye’den çıkması isteniyordu. Eşim konuyu çözmek için yetkililerle görüşmesine rağmen, 'sistemden kaynaklı bir kod nedeniyle hiçbir şey yapılamayacağı ve her an tekrar gözaltına alınma riski olduğu' söylendi.
Çaresiz kalan eşim, ailesi ve çocukları için Avrupa’ya gitmek zorunda kaldı. Ancak yolculuk sırasında yakalandı ve şu anda Edirne’deki g��ç idaresinde tutuluyor. Üzerinde daha önce sınır dışı kararı bulunduğu için durumu çok riskli."
@hrw
@UNHumanRights
#UyghurGenocide
#KadınınSesi
📌Şükrü öğretmen için tabutta tahliye riski!
📍Matematik öğretmeni Şükrü Ayazlı, 11 aydır hapiste
📍Geçmişte iki kez lenf kanseri atlatıp iyileşti
📍Kalp yetmezliği, kemik erimesi, işitme kaybı ve diyabeti var
📍Kendine yetemiyor, can güvenliği tehlikede
📍Ailesi tahliyesini istiyor
👏48 Uygur Türkün Serbest kalması için yapılan duruşmaya 11 Batı ülke Diplomatları Gözlemci olarak katıldı.
Serbest bırakılırsa Bazı Batı ülkeleri 48 Uygur Türkü Ülkerine kabul edeceği beyanında bulundu.
Keşki Türkiye ve Müslüman ülkelerden katılım ve ülkelerine kabul edeceği bildirsiler
Adana’da bir Uygur Türkü gözaltına alındı, sınır dışı tehdidiyle karşı karşıya!
2017’den beri Adana’da yaşayan Uygur Türkü İlham Ömercan 7 Şubat 2025’te ikamet izni başvuru sonucunu öğrenmek için gittiği Adana İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nde, başvurusunun reddedildiğini öğrendi. Yetkililer tarafından gözaltına alınan Ömercan, yabancıları geri gönderme merkezine götürüldü. Ömercan’ın sınır dışı edilme tehlikesi bulunuyor.