@aykiri Takmak zorunda mı da bir de kim olduğunu tespite çalışıyorsun. Durumun yoksa evlenme. İnce düşüncelerle oluşan adetleri kabaliginizla gorgusuzlestiriyorsunuz.
CEZAEVİ ŞARTLARI ASUMAN BİRİNCİ İCİN UYGUN DEĞİLDİR
Asuman Birinci, cezaevi şartlarında ameliyatın zor olduğunu bilmek için ameliyattan vazgeçti. Ameliyattan sonra taburcu olup koğuşa gönderilecek ve 90 gün boyunca bakım yapılması gerekiyor.
AsumanBirinciye TedaviHakkı
"KAN KAYBINDAN ÖLECEK"
26 aydır Antalya L Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan KHK’lı fizik öğretmeni Asuman Birinci'nin eşi Eyüp Birinci:
“Bugünkü açık görüşte (15 Temmuz) ben de çocuklarım da büyük bir şok yaşadık. Eşimi görüşe tekerlekli sandalye ile getirdiler. Hiç yerinden kalkamıyordu. Rengi benzi atmıştı. Zorla konuştu. Çocuklar annelerinin durumunu görünce çıkışta hüngür hüngür ağladı. Eşimde miyom var. Bu nedenle aşırı kanaması oluyor. Sürekli kan kaybediyor. Kan değerleri çok düşük. Hayati sınırlarda. Bir aydır kanaması hiç kesilmemiş. En son Kurban Bayramı’nda doktora götürmüşlerdi, o zaman bir tedavi uygulandı. Doktor, bir ay sonra kontrole gelmesini söyledi. Kaç gündür uğraşıyoruz, kontrol zamanı gelmesine rağmen hastaneye sevk yapmıyorlar. Bir an önce hastaneye sevk edilmesi ve ameliyat olması gerekiyor. Revirde sadece tansiyonunu ölçüp tekrar koğuşuna gönderiyorlar. Yere yığılıp kalmasını mı bekliyorlar, ne bekliyorlar bilmiyorum. Ölmesini mi bekliyorlar bilmiyorum.”
15 Temmuz
#GegenDasVergessen
https://t.co/hWKmo3OZNg
HASTANEYE KALDIRILDI
Adamcağızı göz göre göre ölüme gönderiyorlar. 17 aydır Tekirdağ 2 Nolu Kapalı Cezaevi'nde tutuklu olan ağır hasta mahpus Abdullah Tırpan (73) amca bir haftadır hastanede yatıyor. Bugün ayaklarından ameliyat oldu.
Kızı, “Babam şu anda hastanenin mahkum odasında kalıyor. Aşırı derece yıpranmış. Artık hiçbir şeyle mücadele etmeye takati kalmamış. Günde beş kere ağır antibiyotik veriyorlar. İltihapları kesinlikle iyileşmiyor. Tansiyonu düşüyor. Konuşurken birdenbire dili dönmüyor. Ter içinde kalıyor. Yanına gittiğimde iki gün biraz konuştu, sonraki iki gün hiç konuşamadı. Ayağının bir bölümü simsiyah oldu. Resmen ayağı çürüyor. Babamın bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz."
#MaviOtobus2Belgeseli
#GegenDasVergessen
https://t.co/UkEx8GBx71
Sincan'da tutuklu böbrek hastası, KHK'lı katip Mehmet Parlak'ın eşi:
"Eşim dört yıl içinde 300'ün üzerinde hastane girişi var. Söylemeye dilim varmıyor ama eşimi biz tabutta mı verecekler."
#GegenDasVergessen#MaviOtobus2Belgeseli
"KIZIM SIRTINDA 22 VİDAYLA CEZAEVİNDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR"
12 Haziran'dan bu yana İzmir'de tutuklu olan üniversite öğrencisi Meryem Yılmaz'ın (21) annesi:
"Kızım çok ağır bir skolyoz hastası. Geçen sene ameliyat oldu. Doktorlar sırtına 22 vida ve platin yerleştirdiler. Sırtında boydan boya ameliyat izi var. Gözaltında bayıldı. Cezaevinde de sürekli bayılıyor. Sevk istemiş hala doktora götürülmedi. Kızımın sağlığı için endişeliyim. Onun bir suçu yok. Serbest bırakılmasını istiyorum."
https://t.co/6xeb7jysWw
Türkiye'de 4 yıl hapis yattıktan sonra NASA'daki görevine dönen bilim insanı Serkan Gölge, bugün ABD Temsilciler Meclisi İnsan Hakları Komisyonu’nda çok etkileyici bir konuşma yaptı:
"Sıradan bir hayatım vardı. NASA’da çalışıyordum. Türkiye’ye eşimin ailesini ziyaret etmek için gittim. İndikten kısa süre sonra gözaltına alındım. Bana yöneltilen suçlamalar arasında Fatih Üniversitesi’nden mezun olmak, Bank Asya’da hesap bulundurmak, akrabalarımla telefon görüşmesi yapmak ve hatta cüzdanımda 1 dolarlık banknot taşımak bile vardı. Bunlar bir bilim insanını 'terör örgütü üyesi’ yapmaya yetti."
Ayrıntılı bilgi: https://t.co/HG3vtHQrw6
AbdullahDede Tahliye
Tuğba Koç, maruz kaldığı siyasi baskılar nedeniyle Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Gülen hareketiyle bağlantılı olduğu iddiasıyla gözaltına alındı, sorgulandı ve uzun yıllar boyunca takibe maruz bırakıldı. Güvenliği tehdit altında olduğu için Danimarka’ya sığındı.
Yaklaşık iki yıldır Danimarka’daki bir mülteci kampında yaşayan Tuğba Koç, şimdi Türkiye’ye geri gönderilme riskiyle karşı karşıya. Bu durum, yeniden baskı ve ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaşma tehlikesi doğuruyor.
#SaveTugba #İnsanHakları
@amnesty@hrw@UNHumanRights@UN_HRC@volker_turk@coe@Europarl_EN@larsloekke@amnestydk@DRC_dk@RefugeesIntl@HRDefsEN
ṢU TAG'A BİR EL ATSAK GÜZEL İNSANLAR...
Metris'te Tutuklu Ağır MS Hastası KHK'lı Mehmet Gürler'in eşi Ayşen Gürler:
"Devlet büyüklerimizden Adli Tıp kararlarının uygulanmasını ve hasta tutsaklarla ilgili bir çözüm bulunmasını istiyorum..."
GençlikAdalet Bekliyor
AYM'DEN TARİHİ KARAR
ARKADAŞLAR RİCA EDİYORUM, ELDEN ELE LÜTFEN TÜM DÜNYAYA DUYURALIM
Anayasa Mahkemesi, 5 Ağustos 2016'da İstanbul Emniyet Müdürlüğü işkence gördükten sonra vefat eden KHK'lı öğretmen Gökhan Açıkkollu'nun "yaşam hakkı" ve "kötü muamele yasağı"nın ihlal edildiğine karar verdi. Devletin ölüm olayındaki sorumluluğu resmen tescil edildi.
Gökhan Açıkkollu’nun son anlarına ait görüntüleri 5 Ağustos 2019’da ilk kez yayınladığımızda başta 'bazı hukukçular' olmak üzere birçok kişi bize tepki gösterdi. Ancak bugün gelinen noktada gerçekler bir kez daha ortaya çıktı. Haksızlık karşısında susmamak, şartlar ne olursa olsun hakikati dile getirmek çok önemliydi.
Bu görüntülerin ortaya çıkması için uzun süre mücadele ettik. Şimdi bu tarihi kararı herkesin duyması gerekiyor.
Lütfen paylaşın, duyurun.
Ayrıntılı bilgi: https://t.co/jbAXlHXaAX
#İşimiziGeriİstiyoruz
Haydi arkadaşlar, Tuğba'nın sesini duyuralım!
"I am Tuğba Koç. Two years ago, I claimed asylum in Denmark on the grounds of my association with the Hizmet movement. My asylum claim has been rejected as of today, and I face imminent deportation within three days. I am gravely concerned for my safety and fear being forcibly returned to Turkey. I urgently request your assistance."
"Ben Tuğba Koç. İki yıl önce, Gülen Hareketi'yle bağlantım nedeniyle Danimarka'da sığınma talebinde bulundum. Sığınma talebim bugün reddedildi ve üç gün içinde sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıyayım. Güvenliğim konusunda ciddi endişelerim var ve Türkiye'ye zorla geri gönderilmekten korkuyorum. Acilen yardımınızı rica ediyorum."
✍️ Lütfen şu anda imzala: https://t.co/XuPcD44wNM
#İşimiziGeriİstiyoruz
🆘 ACİL! İMZA KAMPANYASI – TUĞBA'YI KURTARALIM!
Arkadaşımız Tuğba Koç, siyasi baskı ve zulüm nedeniyle Türkiye'den kaçmak zorunda kaldı. Gülen hareketiyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı, sorguya çekildi ve yıllarca fiziksel ve teknik takibe maruz kaldı.
2 yıldır Danimarka'da mülteci kampında yaşıyor. Şimdi ise Danimarka onu Türkiye'ye geri göndermek istiyor.
❌ Türkiye'ye dönerse anında tutuklanacak!
✍️ Lütfen şu anda imzala:
👉 https://t.co/X6xhO3Bqf3
📧 ÖNEMLİ:
İmzaladıktan sonra emailine onay linki gelecek. O linke tıklamazsan imzan geçersiz sayılır! Spam klasörünü de kontrol et!
🙏 Paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasına yardım et. Her imza önemli!
#TuğbayıKurtaralım #SaveTugba #İnsanHakları
Hiç utanmadınız mı?
Sizin kızınız yok mu?
@CankiriValiligi@CankiriEmniyet
O polis ekibini hala nasıl görevde tutuyorsunuz?
@EmniyetGM ve @TC_icisleri nezdinde konuyu sonuna kadar takip edeceğimi biliniz!
"...sabah 06.00 sularında ailemle yaşadığım eve düzenlenen operasyonla uyandım. Hakkımda gözaltı kararı olduğunu fakat nedenini bilmediklerini söylediler. Emniyete gittik ve yaklaşık 7-8 saat nezarethanede tutuldum. Bana o gün yemeği bırakın, su bile vermediler. Aksama doğru Çankırı’dan ekip geldi ve Çankırı’ya götürüldüm. Kimse hâlâ neden gözaltında olduğumu, neden Çankırı’ya götürüldüğümü söylemiyordu. Gece Çankırı Emniyet’e vardığımızda yorgunluktan, uykusuzluktan, açlıktan bitap düşmeme rağmen başkomiser 5-6 polis ile beraber “mülakat” adı altında depo gibi bir odada beni sorguya çektiler. Gece 2’ye 3’e kadar süren bu sorguda uğradığım psikolojik işkenceyi, hakaretleri, tehditleri şuan hatırlamak bile istemiyorum. Yanımda getirdiğim 2 parça kıyafetle üstümü değiştirmeme bile izin vermediler. Ertesi gün yine “mülakat yapıyoruz” diyerek sorguya devam ettiler. Resmi ifademi onların istediği şekilde vermem için baskı yaptılar. Ben bunu reddettiğimde ise hakaretlere ve küfür etmeye başladılar. İşkence etmekle tehdit ettiler. Üzerime içtikleri sıcak kahveyi fırlattılar. (Afedersiniz) Yüzüme tükürerek, ellerine geçeni fırlatarak isteklerini reddettiğim için kendilerinden özür dilettiler. Başkomiserin bana dediği şuydu: “Sana söz veriyorum seni ağlata ağlata cezaevine göndereceğim.” Suçsuz olduğumu bildiğim halde onun gözlerindeki hırsı görünce dediğini yapacağını anladım. Sonraki günlerde de aynı baskı, şiddet devam etti. Nezarethanede dahi kelepçelerle durdum. Tutuklanma kararı çıktığında başkomiser de bizimle beraber Bolu’ya geldi. Plakasız bir araçla, başkomiserin kendi ifadesi ile “korkutmak amacıyla tenha yollardan” geldik. 3-4 saatlik bu yolculukta psikolojik baskı devam etti. Yanımda oturan kadın polisi kaldırıp yanıma gelerek tehditlere devam ediyordu. “Yol kenarında alkol alıp içerek gidelim” diyerek kahkaha attılar.
Korkudan hemen cezaevine varmak istiyordum. Kim bir an önce cezaevine girmek ister ki? O 3-4 saatlik yol bana yıllar gibi geldi. Cezaevine giriş yaptığımızda onları bir daha görmeyeceğim için çok sevindiğimi hatırlıyorum. Başkomiser de bizimle giriş yaptı ve oradaki başmemura "Bunları terör koğuşuna değil adlilerin, cinayet suçunun olduğu koğuşa koyun" diye fısıldadı. Bir yandan da bana dönerek "Burada boğulacaksın, seni çiğ çiğ yiyecekler, bunu sen istedin" gibi söylemlerde bulundu..."
Merve Büyükyıldız - Bolu T Tipi Kapalı Cezaevi - Kuyuların Dibinden Gelen Sesler - 75