Yâ Rabbi…
Yine kapındayım…
Ne hâlimi anlatacak kadar sözüm var,
Ne de derdimi taşıyacak kadar takatim…
Sen, kalbimin söyleyemediklerini de bilensin.
Yâ Rabbi…
Sana geldim.
Çünkü Sen;
“Bana dua edin, size icabet edeyim.” buyurdun. (Mü’min, 40/60)
Ben de emrine uydum.
Ellerimi Sana açtım.
Beni rahmetinden mahrum bırakma.
Yâ Rabbi…
Hz. Yakub gibi ben de diyorum ki:
“Ben kederimi ve hüznümü yalnız Allah’a arz ediyorum.” (Yûsuf, 12/86)
Derdimi insanlara değil, Sana anlatıyorum.
Çünkü dermanı verecek olan yalnız Sensin.
Yâ Rabbi…
Hz. Mûsâ’nın dediği gibi:
“Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım.” (Kasas, 28/24)
Bir çıkış yoluna…
Bir müjdeye…
Bir ferahlığa…
Bir rahmete muhtacım.
Yâ Rabbi…
Sen buyurdun ki:
“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.” (Talâk, 65/3)
Ben de yalnız Sana dayanıyorum.
Sebeplere sarılıyor, neticeyi Sana bırakıyorum.
Yâ Rabbi…
Hz. Eyyûb’un duasını dilimden düşürmüyorum:
“Başıma dert geldi. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” (Enbiyâ, 21/83)
Ben de biliyorum…
Yükümü hafifletecek,
Kalbime şifa verecek,
Kapılarımı açacak olan yalnız Sensin.
Yâ Rabbi…
Sen,
“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” (Zümer, 39/53) buyurdun.
Ben de ümidimi yalnız Sana bağladım.
Beni bekletsen de rahmetinden mahrum bırakma.
İmtihan etsen de yardımını benden esirgeme.
Ve öyle bir lütufta bulun ki,
Bana bakanlar nimeti görmeden önce Senin rahmetini görsünler.
Âmîn yâ Erhamerrâhimîn…
Çok dardayım, Yâ Rabbi…
Senden başka iltica edeceğim bir kapım yok.
Senden başka beni kurtaracak yok.
Senden başka isteyeceğim bir kapı yok.
Vereceksen yine Sen vereceksin.
Kime gidebilirim ki?
Sana arz-ı hâlimdir, duamdır.
Sıkıntılarım Sana ayân, derdim Sana ayân.
Ben çok yoruldum.
Zelil oldum; Sen beni zelil etme.
Sen beni aziz kıl.
Yâ Rabbi…
Beni nefsimin eline bırakma.
Beni insanların insafına mahkûm etme.
Beni kapı kapı dolaştırma.
Kalbimi mahzun, yüzümü mahcup eyleme.
Yâ Fettâh…
Öyle bir kapı aç ki, açtığın kapıyı hiç kimse kapatamasın.
Öyle bir rahmet indir ki, onu hiç kimse engelleyemesin.
Öyle bir lütuf ihsan eyle ki, aklımın ve hayalimin erişemeyeceği yerden gelsin.
Sen, “Ona ummadığı yerden rızık verir.” buyuransın.
Ben de ummadığım yerden gelecek rahmetini bekliyorum.
Yâ Rezzâk…
Rızkımı genişlet.
Borçlarımı ödemeyi bana nasip eyle.
Hiç kimseye el açtırma.
Kimseye muhtaç etme.
İzzetimi koru.
Haysiyetimi muhafaza eyle.
Yâ Kerîm…
Boş çevirmeyeceğini bildiğim kapındayım.
Çünkü Sen, kulunu geri çevirince eksilmeyen, verince hazinesi tükenmeyensin.
Yâ Latîf…
İçimde kimseye anlatamadığım yangınları Sen biliyorsun.
Gece olunca döktüğüm gözyaşlarını Sen biliyorsun.
Sessizce ettiğim duaları Sen işitiyorsun.
Kalbimde taşıdığım yükleri Sen biliyorsun.
Ben anlatamasam da Sen biliyorsun.
Yâ Hafîz…
Üzerimdeki musibetleri kaldır.
Düğümlerimi çöz.
Darımı genişliğe çevir.
Korkumu emniyete, hüznümü sürûra, darlığımı ferahlığa tebdil eyle.
Yâ Kâdir…
Bir “Ol.” emrinle denizleri yaran Sensin.
Ateşi İbrahim’e serin ve selâmet kılan Sensin.
Yûnus’u balığın karnından çıkaran Sensin.
Eyyûb’a şifa veren Sensin.
Yûsuf’u kuyudan sultanlığa ulaştıran Sensin.
Benim de hâlimi bir anda değiştirmeye elbette kadirsin.
Yâ Rahmân…
Ümidimi Senden başkasına bağlamaktan Sana sığınırım.
Kalbimi yalnız Sana bağla.
Tevekkülümü yalnız Sana yönelt.
Rızamı Senin rızana bağla.
Yâ Ganiyy…
Beni kulların zenginliğiyle değil, Senin hazinenle zengin eyle.
Bana öyle ihsanlarda bulun ki, onları görünce “Bu ancak Allah’ın lütfudur.” demekten başka söz bulamayayım.
Yâ Mücîb…
Bu duayı reddedilenlerden eyleme.
Beni kapından eli boş döndürme.
Gözyaşlarımı rahmetine vesile kıl.
Aczimi rahmetine sebep kıl.
Fakrımı zenginliğine ulaştıran bir vesile kıl.
Bana öyle bir çıkış yolu ihsan eyle ki, sonunda yalnızca Sana hamd edeyim.
Ve o gün geldiğinde, yaşadığım bütün bu darlıklar için bile Sana şükredenlerden olayım.
Âmîn yâ Erhamerrahimîn…
Rabbim, darlığınızı ferahlığa, borcunuzu edaya, hüznünüzü sürûra, duanızı kabule vesile kılsın. Âmîn.
Mustafa SARIGÜL'ün oğlu dünyanın en pahalı evlerinin bulunduğu İstanbul Acarkent'de oturuyormuş.
Evinin fiyatının 250-300 milyon arası olduğu tahmin ediliyor.
Bu oğlan Dünyanın en pahalı otomobili olan Lamborginiye özel sipariş verip sahip olmuş.
Bu oğlan 6 şubat depreminde AHBAP derneğine 2 Milyon dolar bağışlamış.
Duydum ki anası yaşındaki Sibel CAN ile sevgili olmuş, 1 Milyon dolarlık yüzük hediye etmiş.
İ.Melih'in, Mehmet AĞAR'ın üst düzey AKPlilerin kumarcı pudracı oğlanlarını, tarikat şeyhlerinin 30 milyonluk çakarlı Mercedes ve korumalarla gezen kızlarını anlatmaya zaten gerek yok.
Bu nasıl Devlet?
Benim sosyal medya paylaşımlarım nedeniyle hesabıma yatan 69 Doların peşine düşen Devlet bu eşşek sıpalarına neden sormaz?
Gel buraya... sen ne iş yaptın nereden kazandın bu kadar parayı?
Bu kadar serveti elde etmek için ne kadar vergi ödedin? demez.
NATO ZİRVESİ VE DÜN ÜZERİNE DEVAM EDELİM.
NATO Zirvesi sonrasında ortaya çıkan fotoğraf karesi, yalnızca diplomatik bir görüntü olarak değil, küresel güç mücadelesinin yeni safhasına dair sembolik bir işaret olarak da okunabilir. Elbette tek bir fotoğraf karesi üzerinden kesin jeopolitik sonuçlara ulaşmak doğru değildir; ancak son yıllarda uluslararası sistemde yaşanan kırılmalarla birlikte değerlendirildiğinde, bu görüntünün belirli eğilimleri yansıttığı söylenebilir.
Bu çerçevede meseleye “Taşçılar” ve “Kağıtçılar” ekseninden bakmak açıklayıcı bir zemin sunabilir. Burada “Kağıtçılar” ifadesi, küresel hâkimiyetini dolar, petrodolar, finansal sistem ve mevcut kurumsal düzen üzerinden sürdüren güç merkezlerini tanımlamak için kullanılmaktadır. “Taşçılar” ise dijital çağın yeni güç mimarisini inşa etmeye çalışan; teknoloji, yapay zekâ, veri, enerji, savunma sanayii ve üretim kapasitesi üzerinden yeni bir denge kurmayı hedefleyen aktörleri ifade etmektedir. Bu ayrım, elbette mutlak ve keskin blokları değil; küresel sistem içindeki yönelim farklarını anlamaya yardımcı olan kavramsal bir çerçeveyi temsil etmektedir.
Bir dua..
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Hamd, âlemlerin Rabbi, esma ve sıfatlarıyla her zerrede tecelli eden Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, edep ve ahlakın zirvesi, ilmin kapısı Efendimiz Muhammed Mustafa’ya, onun aline ve ashabına olsun.
Yâ Basîr!
İbnü’l-Arabî hazretlerinin buyurduğu gibi, bizi eşyanın hakikatine kör kılma. Basiretimizi nurunla güçlendir. Gözümüzün göremediği nefis tuzaklarını, kalbimizin görmesini nasip eyle. Bize "Yakin" gözünü bahşet ki, her baktığımız yerde Senin tecellilerini müşahede edelim, gaflet perdelerini kalbimizden kaldır.
Yâ Tevvâb, yâ Kuddûs!
Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin himmeti ve samimiyetiyle Sana yöneliyoruz. Günahların ağırlığıyla hantallaşan ruhumuzu, el-Kuddûs isminin tecellisiyle temizle. Bizi nefsin esaretinden kurtar ve bize öyle bir tövbe nasip et ki, bir daha günaha dönmeye haya edelim. Dilimizi, kalbimizi ve azalarımızı tövbe nuruyla yıka.
Yâ Halîm, yâ Kerîm!
Ahlakımızı Kur’an ahlakı, edebimizi Muhammedî edep eyle. Öfkemizi hilme, kibrimizi tevazuya, hırsımızı kanaate tebdil eyle. İnsanlarla olan ilişkilerimizde, Senin isimlerinin güzelliğini yansıtan bir ayna olmayı bizlere lütfet. Ruhumuzu edep ziynetiyle süsle.
Yâ Hâdî, yâ Hakîm!
Bize öğrettiğin ilmi, faydasız bir yük olmaktan koru. İlmi, amel ile taçlandırmayı; ameli ise ihlas ile sırlandırmayı nasip eyle. Sadece bilenlerden değil, bildiğini hayatına ahlak olarak geçiren sadıklardan eyle. Kalbimize hikmeti akıt ki, her amelimiz Rızâ-i İlâhî’ye muvafık olsun. Kolayin en kolayiu, guzelin en guzeli, hayrin en hayirlisi ile..
Ey dualara icabet eden! Kalbimizi bu esmaların nuruyla dirilt, ahlakımızı güzelleştir, basiretimizi keskinleştir.
Âmin, âmin, velhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Kur’an’daki peygamber dualarıyla alakalı çok dikkat çeken ortak bir nokta var. Belki de bu sır, duaların kabul olmasının en kestirme yoludur. İşte o sırrın Kur'an'daki 3 büyük örneği :
Milli İstihbarat Teşkilatı'nın kuruluşu, Gladyo yapılanması ve amaçları, terör örgütü FETÖ'nün ülkemize verdiği zararlar ile Ergenekon ve Balyoz süreçlerini ele alan; bizim de konuşmacıları arasında yer aldığım "Millileşen İstihbarat: FETÖ & Gladyo Yapılanması" belgeseli yayında.
@haberetmedya@azizberkeduran
İzlemek için:
📲 https://t.co/yCvojv8yPD
Salavat-ı Kübra (Büyük Salavat)
Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan geceler okunması en çok tavsiye edilen, Abdülkadir Geylani Hazretleri'ne ait muazzam bir salavattır. Hem Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) en derin saygıyı içerir hem de içinde duaların kabulü için aracı kılınan esmaları barındırır.
"Bismillahirrahmânirrahîm. Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin-innbiyyil-ummiyyiz-zekiyy, el-fâtihıl-hâtim, el-hâdî ile-sırâtıkel-mustekîm. Ve alâ âlihî hakka kadrihî ve mikdârihil-azîm.
Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin fî evveli kelâminâ, Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin fî evsatı kelâminâ, Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin fî âhiri kelâminâ.
Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin salâten tuncînâ bihâ min cemî'il-ehvâli vel-âfât, ve takdî lenâ bihâ cemî'al-hâcât, ve tutahhirunâ bihâ min cemî'is-seyyiât, ve terfe'unâ bihâ ındeke a'led-deracât, ve tubelliğunâ bihâ aksal-gâyât min cemî'il-hayrâti fil-hayâti ve ba'del-memât. Birahmetike yâ erhamerrâhimîn."
Türkçe Anlamı:
"Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah'ım! Ümmi, tertemiz, (hidayet kapılarını) açan, peygamberliği sonlandıran ve Senin dosdoğru yoluna rehberlik eden Efendimiz Muhammed’e, onun aline, onun yüce kadr ü kıymetince salat eyle, selam eyle ve mübarek kıl.
Allah'ım! Sözümüzün başında Efendimiz Muhammed'e salat eyle. Allah'ım! Sözümüzün ortasında Efendimiz Muhammed'e salat eyle. Allah'ım! Sözümüzün sonunda Efendimiz Muhammed'e salat eyle.
Allah'ım! Efendimiz Muhammed’e öyle bir salat eyle ki; onun hürmetine bizi bütün korku ve afetlerden kurtarasın, bütün ihtiyaçlarımızı görersin, bizi bütün kötülüklerden temizleyesin, bizi Kendi katında en yüce derecelere çıkarasın ve bizi hayattayken de öldükten sonra da bütün hayırların en son gayesine (cennete) ulaştırasın. Ey merhametlilerin en merhametlisi, rahmetinle kabul eyle."
Mecmuatü'l-Ahzab (Gümüşhanevi)
Füyûzât-ı Rabbâniyye (Feyzü'r-Rabbani)
Siyer'den Bunu Biliyor Muydun: [18]
✍️ Hira'da ibadet Kureyşlilerin adeti idi.
✍️ Hz. Peygamber (s.a.v), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Âli 63 yaşında vefat etmiştir.
✍️ Hz. Peygamber'in (s.a.v) yarışlarda bindiği dedesinin ismi Adba'dır. Geçilmez bir deveydi.
✍️ Hz. Muhammed'e (s.a.v) en çok benzeyen sahabi Hz. Cafer (r.a) idi.
✍️ Hz. Hamza, Abdulmuttalib'in en küçük evladı idi.
✍️ Hz. Muhammed'in (s.a.v) en fazla yaşayan erkek evladı İbrahim idi. O da 18 ay yasayabildi.
✍️ Hz. Muhammed'in (s.a.v) kızı Fatıma hariç tüm çocukları ondan önce vefat etmiştir. Hz. Fatıma (r.a) da 6 ay sonra ona ilhak eder.
✍️ Haytta iken tüm Peygamberleri (a.s) gören sadece Hz. Muhammed (s.a.v)'dır. Bu da İsra ve Miraç’ta olur.
✍️ Hz. Muhammed (s.a.v), fiziki olarak 1, rüyada ise kafelerce Miraç’a çıkmıştır.
✍️ Hz. Muhammed'in (s.a.v) göğsü 2 kez yapılmıştır; biri canlı iken, diğeri ise rüyada olur. Hz. Enes (r.a): "Ben, dikiş yerlerini göğüs kısmında gördüm."
Bu platformda en çok hakkında konuşulmaya hakkeden Resûlullah s.a.v'dir. Oku, okut, ezberle, ezberlet ve yay kardeşim benim. [İbrahim Kaya]
https://t.co/QBpsoLVMTE
•Çok konuşmazdı♥
•Daima düşünceliydi♥
•Kötü söz söylemezdi♥
•Boş şeylerle uğraşmazdı♥
•Dünya işleri için kızmazdı♥
•Lüzumsuz yere konuşmazdı♥
•Umanı umutsuzluğa düşürmezdi♥
•Kimsenin kusurunu araştırmazdı♥
•Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü♥
•Susması konuşmasından uzun sürerdi♥
•Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi♥
•Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı♥
•Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı♥
•Sıkıntılı halinde kabalaşmaz,bağırmazdı♥
•Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi♥
•Sade kıyafetler giyer,gösterişten hoşlanmazdı♥
•Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı♥
•Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü♥
•Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı♥
•Sıradan değildi,ama sıradan insanlar gibi yaşardı♥
•Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi♥
•Kimse hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi♥
•Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir baletle dururdu♥
•Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı♥
•Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı♥
•Fakirlerle birlikte yerdi,Öyle ki onlardan ayırt edilmezdi♥
•Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi♥
•Düşmanlarını affetmekle kalmaz,onlara şeref ve değerde verirdi♥
•Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı♥
•Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı♥
•Adımlarını geniş atar,yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi♥
•Dostlarına şöyle derdi, Dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi♥ ol,
•Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi,’’İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırmaktan,kanmaktan ve kandırmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısız etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım’’♥
Allahumme Salli Ala SeyyidinaMuhammedin Ve Ala Ali Seyyidina Muhammed.s.a.v
O, HZ.MUHAMMED (sallallahu aleyhi ve sellem) PEYGAMBERİMİZDİR.
97 yaşındaki hikmet ehli bir dedemiz ne güzel demiş:
“Allah azan karıncaya kanat takar, kuşa yem edermiş. Her yükselişi hayra, her düşüşü şerre yormamak lazım.”
Kardeşlerim,
21 gün boyunca şimdi anlatacağım şekilde “Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn” münâcâtını okuyun.
Eşinizle sıkıntılarınız varsa, maddî darlık çekiyorsanız, hastaysanız, evladınız için dua ediyorsanız veya herhangi bir derdiniz varsa;
Hayırlı evlat niyetiyle, rızık genişliği niyetiyle, borçlardan kurtulma niyetiyle veya hangi hayırlı muradınız varsa o niyetle, 21 gün boyunca her gece yatmadan önce 11 defa bu münâcâtı okuyun.
Allah’ın izniyle size bir çıkış kapısı açıldığını, gönlünüze bir ferahlık geldiğini göreceksiniz.
Çünkü bu münâcâtta şöyle diyoruz:
“Lâ ilâhe illâ ente…”
Yani:
Allah’ım! Senden başka ilâh yoktur. Güneşi ışığıyla parlatan, yıldızları semaya dizen, ayı gecenin kandili yapan sensin. Dağları yaratan, denizleri dalgalandıran, baharı çiçeklerle süsleyen sensin.
Beni yokluktan varlığa çıkaran sensin. Bana göz veren, kulak veren, kalp veren sensin.
Göklerde ne varsa, yerde ne varsa, görünen ve görünmeyen her şey senindir. Veren sensin, alan sensin. Açan sensin, kapatan sensin.
“Subhâneke…”
Yani:
Sen bütün noksanlıklardan münezzehsin. Sen sonsuz kudret sahibisin. Sen mutlak zenginsin. Sen mutlak güzelsin. Sen mutlak adilsin. Sen Hayy’sın; ölümden münezzehsin. Sen Kayyûm’sun; hiçbir şeye muhtaç değilsin.
“İnnî kuntu mine’z-zâlimîn…”
Yani:
Rabbim, ben nefsime zulmettim. Hatalarım oldu, kusurlarım oldu, gaflete düştüm. Sana layık bir kulluk ortaya koyamadım. Şimdi ise kapına geldim.
Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim!
Beni affet. Önümdeki kapalı kapıları rahmetinle aç. Darlıklarımı genişliğe, sıkıntılarımı ferahlığa çevir. Bana helâl ve bereketli rızıklar ihsan eyle.
Yunus Aleyhisselâm’ı balığın karnındaki karanlıklardan kurtardığın gibi beni de sıkıntıların, dertlerin ve çaresizliklerin karanlığından kurtar.
Kardeşlerim, bu duygularla 21 gün boyunca her gece yatmadan önce 11 defa “Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn” münâcâtını okuyun.
Allah’ın izniyle hayır kapılarının açıldığını, kalbinize huzur ve ferahlık geldiğini göreceksiniz.
Kur’an’da pek çok peygamber duası var ama iki tanesi var ki, adeta her türlü çıkmaz sokak için şifreli birer anahtar gibi. Benim de fırsat buldukça okuduğum ve hayatımda bizzat tesirini gördüğüm iki muazzam sığınak. Belli bir sayısı veya süresi yok, içinizden geldiği her an okuyabilirsiniz. Ancak hususen akşam ile yatsı namazı arasında okunmasının çok daha tesirli olduğunu söylerler. İşte o iki dert dermanı: