Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun annesinden Kamuoyuna;
Oğlum Fırat Yılmaz Çakıroğlu, Türk milletinin birliği ve geleceği uğruna canını vermiş bir Türk evladıdır. Ben oğlumla her zaman gurur duydum. Çünkü o, kendisi için değil; vatanı, milleti ve bayrağı için yaşadı.
Dün, 10 yıldır adını taşıyan bir tesisten oğlumun isminin kaldırıldığını üzülerek öğrenmiş bulunuyorum. Bir şehidin isminden kim neden rahatsız olur, bunu milletimizin vicdanına bırakıyorum.
Benim oğlumun adı herhangi bir isim değildir. O isim; vatan sevgisinin, fedakârlığın ve Türk gençliğine bırakılmış bir emanetin adıdır. Bu nedenle yapılan sadece bir tabela değişikliği değil, aynı zamanda büyük bir vefasızlıktır.
Şunu herkes bilsin ki; oğlumun adını bir tabeladan kaldırabilirsiniz ama Türk milletinin gönlünden asla silemezsiniz.
Oğlumla gurur duyuyorum. Fırat’ın adı da, hatırası da, mücadelesi de yaşamaya devam edecektir.
Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun annesi
Özlem Erdem
"Taşacak Bu Deniz" dizisi Trabzon'da çekiliyor.
Sözde Trabzon'u tanıtıyor ama Trabzon'a en büyük darbeyi vuruyor.
Trabzon'lu hemşehrilerim ise alkışlıyor.
Dizide birbirleriyle sürekli kavga eden iki aile var: Koçari ve Furtuna ailesi.
Birbirleriyle sürekli kavga halindeler, birbirlerine kurşun sıkıyorlar, öldürüyorlar, birbirinin evlerini yakıyorlar...
Bu iki Trabzonlu aileye birliği, beraberliği,sevgiyi anlatmak için diziye sokulan kişi kim?
Yunanistan'dan gelen Eleni!
Yunanistan'dan getirilip diziye monte edilen Eleni, kavgacı Trabzonlulara sevgi dilini öğretiyor!
Vatandaşın parasıyla dizi çeken TRT'den Trabzon'a düşen pay bu!
İyi uykular.
Ruhban Okulu’nun açılmasına tepki gösteren tek bir tarikat veya dini oluşum gördünüz mü?
Konu kadınların giyimi olduğunda ortalığı ayağa kaldıranlardan çıt yok.
Ruhban Okulu’yla ilgili tepki gösteren tek dini oluşum Türk Ortodoks Topluluğu.
Siyasal İslam’ın özeti.
Maliyeti vs. her şeyi bir yana bıraktım normalleşen porsiyonlara bak: 50 gram et. İngiltere İkinci Dünya Savaşı'nda denizaltı ablukasındayken bile kişi başına düşen et istihkakı 60-75 gramdı. 2026 yılında yaşatıldığımız distopyanın boyutu bu işte.
@gllemitt Çok büyük kolaylık ama çok güvenli de değiller... Kullananın alışkanlıklarından etkilenip nabzına göre şerbet veriyor. Kaynak uydurmak da dahil yanlış işler yapabiliyor. Verdiği bilgiler bir süzgeçten geçirilerek kontrol edilmeli...
Düşen Libya uçağı olayındaki şüpheli jetin uçuş kayıtlarına ulaştık!
Şüpheli jetin olay günü nereye gittiğini gösteren uçuş kaydını paylaşıyorum.
Olayın gelişimi⬇️
23 Aralık 2025’te Ankara’da düşen Libya Genel Kurmay Başkanını taşıyan jetin;
🔴Tuhaf bir şekilde;
22 Aralık’ta Esenboğa Havalimanı’na geldiğinde;
Yabancı devlet yetkililerinin uçaklarının park ettirildiği 1 No’lu apron yerine,
Havalimanın en uzak ve adeta kör noktasındaki 5 No’lu aprona park ettirildiğini açıklamıştık.
🔴Daha da tuhaf bir şekilde;
23 Aralık’ta Libya uçağının mürettebatı oteldeyken, aynı aprona 4X-CNA tescil numaralı bir düşman ülke jetinin de giriş yaptığını tespit etmiştik.
🔴 Uluslararası havacılık kurallarına aykırı olarak bir araya getirilen bu iki uçak, 1 saat 41 dakika boyunca bir arada kaldıktan sonra;
Önce şüpheli jet Esenboğa’dan havalanmış, ardından Libya uçağı havalandıktan kısa bir süre sonra Ankara İli sınırları içinde düşmüştü.
Sabotaj ihtimalinin gündeme geldiği bu güvenlik ihlallerinin ardından;
İşte bu şüpheli jetin, Libya uçağının düştüğü olay günü, Esenboğa’dan çıkış yapıp hangi ülkeye gittiğini tespit ettik.
İsrail’e❗️
Kaynak: 23.12.2025 tarihli Flight Radar 4X-CNA tescil no’lu jetin uçuş kayıtları
Cumartesi akşamı uzun yıllar sonra ziyaret ettik Ercüment abinin kabrini.
Çağlam "Ercü, bak kimler geldi seni görmeye" dedi.
Mudanya'dan İmralı'ya doğru akşam çökmek üzereydi.
Bu kez Tunahan üsteğmen de vardı kabristanda. Düşündüm şöyle bir, Tunahan üsteğmen şehit olduğunda başka bir yerde görevliydim. Yıl 2022 sonu olmalı. "Beni Ercüment binbaşımın yanına defnedin" diye vasiyet bırakmış meğer.
Ercüment abiyi ise 2008 Nisanında emanet etmiştik o kabristana.
Hep anlatırım ya, 2007 Aralık- 2008 Nisan arası ÖK lojmanlarının ikinci kıyameti gibiydi.
İlk kıyamet ne derseniz, 16 Mayıs 2001'dir.
2007 Aralıkta kapı komşum Sinan ile başladık. Dönmesine, yani görevinin bitmesine 1 hafta vardı.
2008 Şubatta yan apartmanın eski sakini Zafer'i verdik Güneş Harekatında. Kara pilot Tekin ve Gürcan da yanındaydı.
O soğuk şubat günü Kocatepede Çağla, Nigar, Didem ben törenin başlamasını beklerken "ne kadar çok geliyoruz bu camiye" demiştik. Şaka gibiydi ama "bakalım bir sonrakinde hangimiz oturacağız o koltuklara" diye soruyorduk artık. Öyle bir dönemdi.
Dönem öyleydi de; dönemin özeti ilginçti. 2002'de bitmiş erimiş bir terör örgütü açılım maçılım diye diye kan nakliyle kendine gelmişti. Aynı şeyleri tekrar yaşamaya başlamıştık.
Martta bizim apartmandan Hasan karıştı yıldızlara.
Çağlayla hafta sonu konuştuk yine o günleri.
Martın son günüydü Hasan şehit olduğunda. "Yatak odalarımız karşılıklıydı, bakıyordum pencereden bu kız bu acıyla nasıl yaşayacak diye. Bir kaç hafta sonra ben Ercü'yü toprağa verdim" diye anlattı Çağla.
Oysa hatırlamadığı bir şey daha vardı.
O gün Hasan'ın evinde mutfakta sandalyede oturuyordu. Bir yandan da geleni gideni ağırlıyorduk. İki eliyle dizlerine vurmaya başlamıştı Çağlam. "Allahım yeter, bu son olsun artık, yeter" demişti, gidip sarılmıştım boynuna.
O yıl gerçekten de son şehidimiz yan apartmandan Ercüment abi olmuştu, Çağla'nın kocası.
Az önce paylaştığım fotoğraflardaki can arkadaşım.
Yaşadığımız hayat pek çoğuna kolay geliyor. Orduevlerinde bedava yaşadığımızı, lojmanlarda fatura ödemeden oturduğumuzu iddia edenler çok oldu benim hayatımda.
Ülkenin terörle mücadelesi 3 kuruşluk faturamara indirgenmişti. Oysa 2 dakika eşimizin sesini duyabilmek için dakikası 10 dolarlık telefonlara muhtaç kaldığımız da olmuştu.
Biz ise susmayı tercih etmiştik, en yakınlarımıza bile.
Tıpkı şairin dediği gibi
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbimizi dolduran duygular kalbimizde kalmıştı.
Çünkü anlamıyorlardı.
Ne ailelerimiz, ne halkımız ne de basın.
Hatta basın demişken;
Aynı dönemde gasteci tanımlı biri "prelli takvimleriyle hasbihal etmemizden falan" bahsediyordu.
Tüm bunların üstüne hafta sonu Bursa'da hepimizin Yıldız hemşire olarak tanıdığı Yıldız hanımla tanıştım. Terörün kocasını gözünün önünde şehit ettiği, bebek katili abdullah öcalan yargılanırken Trt ekranlarından izlediğimiz Yıldız hemşire. Bir kez de kendisinden dinlemek istedim o gün yaşadıklarını.
Epey dinledim ve yine aynı şeyi düşündüm.
Bebek katili, asker, polis, doktor, mühendis, öğretmen katili emperyalizmin maşası olan pkk terör örgütü adi şerefsiz bir örgüttür. Onun ele başı da katildir. Hem sevdiklerimizin, hem gençliğimizin, hem evliliklerimizin katilidir.
2 gündür bunlar geliyor geçiyor yine aklımdan. Zor zamanlardı, kaynar cehennem kazanlarından çıktık, su verdiler üstümüze, çelik olduk.
Yıkılır mıyız sandınız?
https://t.co/50KT5AzKxt