Turkey’s main secular opposition CHP is split into two
The larger part has formed a new party named New Party, literally
New Party’s leader’s first item of business is conducting Friday prayer in Ankara
I know they are doing it for optics and it’s secularist taqiyah, but I love it. Turkey was the first lab of aggressive secularism in the Muslim world. But now, the leader of its main secular opposition has to launch his party from Friday prayer.
Another win for the tall man from Kasımpaşa
#AhbapDerneği
Eskiler dayak bile nasip işidir derlerdi.
Hayır- hasenat yapabilmek bile Allahın lutfu ve nasibidir.
Allah istemezse yardım bile yapamazsın.
Adamların yardım paraları uyuşturucu ve fuhuş partilerine gitmiş.
Kumar ve kriptoda heba olmuş.
İbretlik...
Geçen Mersin’de tesettürlü mayo giydiği için sitenin havuzunda çocuğuna bakmasına izin verilmeyen kadın vakasından daha kötüsü bunu savunan yüzlerce ilkel yaratıktı. Dün Zonguldak’ta hafız çocukların merasimini protesto eden laik amcalar ve teyzeleri izledik. Bugün Antalya’da marketteki bu terbiyesiz herif… Biz bu arkadaşlara tahammül etmek, bunlarla “birlikte yaşama kültürü” geliştirmek zorunda değiliz. Ya defolup israil gitmeliler veya bu faşizmin, zorbalığın, kuduzluğun hesabını vermeliler. 2026’da hala insan olmayı öğrenememiş yobazlar sürüsüne laf anlatmayı bırakın. Zaten laftan anlasalar bu zamana kadar anlarlardı. UEFA’nın, FIFA’nın “ırkçılığa sıfır tolerans” uygulaması gibi bu hayvanlara da sıfır tolerans kafasında olmalıyız. Müslüman yurdunda müslümanlara tahammül edemeyen ya bedel ödeyecek ya defolup gidecek.
Saldırganın kimliği ve kişiliğinden bazı sendikalar neden rahatsız ki? Tahtaları mora boyamak isteyenlerin hedeflerine uygun biri saldırgan.
“Çocuğunuza kızım-oğlum diyemezsiniz o ileride kendi cinsiyetini kendi seçecek” diyen, sitelerinde “kadın, erkek ve diğer” seçenekleri koyan, okullarda tahtaları mora boyamak isteyen, çocuklara toplumsal cinsiyet adı altında LGBT propagandası yapmak isteyen, küresel efendilerinden talimatlı sendika görünümlü yapıların söylemleri ile eylemleri arasındaki tutarsızlık var.
Bu olayda da yine odağı saptırdılar.
Sen, öndeki araba üzerime kırdı diye inip şoförü darp eden birisin.
Sen, bir sırada beklerken önüne geçildiği için o kişiyi darp eden birisin.
Sen, bir doktor senin soğuk algınlığınla 5 dakika geç ilgilendi diye doktoru darp eden birisin.
Sen, çocuğuna birazcık yüksek sesle konuştu diye öğretmeni darp eden birisin.
Sen, evindeki eşini, çocuğunu, sevgilini darp eden birisin.
Sen, dünyanın merkezisin ve sanat hizmet etmeyen her şeyi darp etmekte hak sahibi birisin.
Sen nesin ki çocuğundan ne bekliyorsun?
Sen kime saygı duymayı biliyorsun ki yaptığından bunu bekliyorsun?
Sen ne kadar düzgünsün ki sistemden doğruluk bekliyorsun?
Konu sadece okullar değil. Konu bugün okullar, yarın trafik, diğer gün hastane, sonraki gün ev, sonraki gün mahalle…
Yani konu çok büyük. Konu çok geniş. Konu çok ciddi.
Seküler eğitim öğretimle veya yasa, asayiş korkusu ile tedbir almak yeterli olmuyor. Ne kadar “gelişmiş ülke” ezberiniz olursa olsun. Bunun yetersizliğini bu alanlarda en zirvede olan ABD’deki “school shooting”lerde de gördük.
Mühim olan seküler eğitim-öğretimse Kahramanmaraş’taki katilin annesi öğretmen, yasa-asayiş bilinci ise babası polis.
Manevi eğitimi, manevi terbiyeyi, manevi freni, manevi şuuru vermeden seküler eğitim sistemleri, seküler yasalar çare olmuyor.
@_aliyalcin_ İş bırakma eylemi karari almak neden bu kadar zor? Dün en geç karari alan Eğitim Bir Sendi.Bugün de yine bu konuda ani bir reaksiyon göstermemeniz üzücü hatta sinir bozucu...
İnancına sahip çıkan öğretmeni de öğrenciyi de bu milletin değerlerini yaşatan her bir eğitim neferini de asla yalnız bırakmayacağız.
#OkuldaRamazanaDestek
Ramazan vesilesiyle çocuklara sabrı, paylaşmayı ve kardeşliği anlatan programlardan rahatsız olmak; eğitim ortamında değer aktarımını ideolojik bir tartışmaya çekmektir. Bu yaklaşım, toplumsal huzura değil gereksiz gerilime hizmet eder.
#OkuldaRamazanaDestek
Okullarda Ramazan ayı dolayısıyla başlatılan ve çocuklara sevgi, saygı, yardımlaşma bilinci kazandırmayı hedefleyen etkinlikleri “laiklik tehdidi” gibi sunmak gerçekle bağdaşmaz. Ortada kriz yoktur; kriz varmış gibi gösterme çabası vardır.
#OkuldaRamazanaDestek
Ramazan Maarifin Kalbine girince İdeolojik Spazm Geçirenler Yine Şaşırtmadı !
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında "Maarifin Kalbinde Ramazan" mottosuyla Ramazan Ayı Etkinliklerinin yapılması kararının, değerlerine yabancılaşmış kesimler tarafından haksızca eleştirildiğini ve bazı sendikaların, üyelerine bu kararı uygulamamaları yönünde çağrılar yaptığını görüyoruz. Ve maalesef şaşırmıyoruz!
Çünkü milletle, inancıyla, değerleriyle kavgalı zihniyet yıllardır bu ülkede aynı şeyi yapıyor. Milletin bağrından çıkan ne varsa hepsini; bilimsellik soslu hezeyanlarla, pedagoji maskeli yalanlarla, hukuka bandırılmış kakafoniyle, laik ciyaklamalarla sindirmeye, bastırmaya, susturmaya, çarpıtmaya çalışıyor!
Konu sapkın ideolojiler olduğunda halay başı olup mendil sallayanlar, körpe zihinlere eşcinsellik zehrini akıtmak için karatahtaları mora boyayanlar; mesele bu milletin dini, imanı, Ramazan’ı olunca birden “pedagoji” kürsüsüne çıkıp millete parmak sallamaya başlıyor ve yüzleri hiç kızarmıyor!
Sözde bilimsellik ve hukuk adına yuvarlanan bu gargaralardan, artık kabak tadı veren bu yaygaralardan, ipe sapa gelmez bu tezviratlardan anlıyoruz ki; “marifin kalbinde Ramazan” ile milletin yüreğine on ikiden hitap eden çok doğru bir iş yapılmıştır.
Bu vesileyle buradan açıkça bir kez daha ilan ediyoruz ki:
▪️Bu toplumun inancı, birilerinin köhne İdeolojik paranoyalarına kurban edilecek kadar sahipsiz değildir;
▪️Bu topraklarda Ramazan da kalıcıdır, bu milletin inancı da kalıcıdır. ▪️Geçici olan, bu milletin değerleriyle kavga eden ideolojik kibirdir;
▪️İnancına sahip çıkan öğretmeni de, öğrenciyi de, bu milletin değerlerini yaşatan her bir eğitim neferini de asla yalnız bırakmayacağız!
Ruşen Çakır Cumhurbaşkanımızla tokalaştığı için mahallesince linç ediliyor. “Küçük yaştan beri komünistim, muhalifim” diye durumunu açıklamaya çalışıyor. Geçmiş devrimcilerle arkadaşlığını anlatıyor…
Daha önce Erkan Oğur İbrahim Kalın ile saz çaldığı için fena linçlenmişti. Bu “kusurundan” dolayı çok pişman olduğunu söyleyip mahallesinden özür dilemek yolunu seçti.
Yobazlığın, bağnazlığın, tahammülsüzlüğün ve faşistliğin zirvesinde bir sol var. Faşistlik demişken, Gökkuşağı Faşizmi belgeselinde kendini LGBT olarak tanımlayan birçok kişiyle röportaj yaptık. Bizim mahalleden bir kişi bile “niye bu tiplerle görüştünüz, onları muhatap aldınız” demedi. Dünyada “sağ” daha tahammülsüz, “sol” daha özgürlükçü ve anlayışlıdır. Farklılıklara tahammülde de böyledir mesela yabancılara karşı da, mülteci meselesinde de böyledir. Bizde tersi, her fikre, her kesime, her sese, mültecilere bile en tahammülsüzler sol kesim.
Ama linçe maruz kalanlar için bir şey değişmeyecek. Bizzat maruz kaldıkları bu baskılara rağmen kendi cenahlarına dair “özgürlükçü” edebiyatını sürdürecekler. Çünkü mahalle dinamikleri böyle…
Bismillah…
Öncelikle “batılı tasvir safi zihinleri idlaldir” diyerek başlayalım. Temiz bir alana girmedik. Ailelerinizle huzur içinde izleyeceğiniz bir belgesel vadetmiyoruz. Nasıl bir savaş meydanı veya bir ameliyathane kan tutanlara uygun değilse, belgeselimiz de safi zihinlere uygun değil. Bu, şiddetli estirilen “ailenizi yıkacağız” rüzgarlarına karşı set çekenlerle saf tutan, tam da o “savaş meydanının” kanı, çamuru içinde, mevzunun tam göbeğinde bir çalışma. Bu “savaş” çocukları korumak için, o yüzden bu “meydana” da çocuklarınızı yaklaştırmayın, izletmeyin dostlar…
İkincisi, bu çalışma sadece lokal olarak Türkiye’ye değil, dünya geneline hitap etme niyetiyle yapıldı. Elbette ülkemizi ilgilendiriyor, ama mesele tüm insanlığın meselesi. Tüm dünyada hedef “family values” ve en savunmasız durumda olan çocuklar. Türkiye bu tehditin muhatabı ama görece ehven durumda. Tabiri caizse ele geçirilmiş toplumlar, “kurtarılmış bölgeler” var, şükür ki Türkiye bu durumda değil. Lakin maalesef “geliyorlar”, yaklaşıyorlar. Biz direniş hattını sınırlarımızın ötesine kurduk, bu yüzden hitabı insanlığın ortak değerleri çerçevesinde tutmaya çalıştık. Hatta daha da ileri giderek bizzat LGBT diye tanımlanan insanların dahi bu faşizan aktivizme karşı çıkışlarını, bu rüzgara itirazlarını ekrana taşıdık.
Daha iyilerinin yapılacağına inancımız tamdır. Yıllardır bu faşizmin propagandası tedavüldeyken inşaallah buna direnen çalışmaların da sayısı artar. Bizimki sadece ufak bir kısmına büyüteç tutmak. Mesele çok daha geniş ve teferruatlı. Önce yapılan çalışmalar gibi bundan sonra da daha geniş nice çalışmalar yapılacaktır, yapılmalıdır. Başta bu meseleyi dert edinen Cumhurbaşkanımıza, bu imkanı sunan TRT’ye, konuyu idealistçe sahiplenen @zahidsobaci ‘ya, @tabiiresmi ekibine, sonra çalışma arkadaşlarımıza ve katkı sunan yerli yabancı tüm stklara, şahıslara, uzmanlara, mağdurlara teşekkür ediyoruz.
Dert, Adem ile Havva’nın tüm torunlarının derdi. Umarız az da olsa bir dermana, bu yangına kabımız nispetinde su dökmeye vesile olur.
Gayret bizden, tevfik Allah’tan.
@mirayyapim@gokkusagifasizm
Asıl Cumhuriyet şaşırtmadı. Hutbeyi dinlerken bu tepkiyi tahmin ettim. Bunlar hasta çünkü.
Müslümanların Cuma namazında müslümanlara hutbe veriliyor ve gavurlaşma, içki, kumar müslüman terazisinde tartılıyor. Sizi ilgilendiren bir şey yok kardeşim. Biz kendi aramızda konuşuyoruz
Müzik dünyasında çoğu enstrumanist piyano ile başlar. Piyano altyapısından sonra ayrı enstrumanlara geçiş yapılır. Suç dünyasının altyapısı da hırsızlıktır. Her kriminal tipin ilk suçlarına bakın, hırsızlığa rastlarsınız. Başkasının malını çalan, para için başkasının canını da alır, zevki için başkasının ırzına da geçer.
Cezaevleri suç dünyasında rütbe takmaktır. Ne kadar suç kaydı, sabıka, hapis varsa “cv” o kadar zengin, suç tecrübesi o kadar fazla demektir.
Caydırıcılık toplum içim rahmettir. O yüzden hırsızın elinin kesilmesi çok rasyonel, çok ahlaklı, çok şefkatli bir çözümdür. Şöyle profillerin elini kesmek en mantıklı uygulamadır.
Sekülerleşmeyi sınıf atlamak sanan, büyük bir hevesle sekülerleşip eski mahallesini küçümseyen, hayat tarzını değiştirmekle/zincirlerini kırmakla/özgürleşmekle iftihar eden ve yeni çevresince bu yüzden kabul gören insanlar, övülecekse “aydınlandığı için” dövülecekse “eskiden muhafazakar olduğu için” diye yaftalanıyor.
“Erdoğan bir bira içse ülke daha iyi olurdu” diyenler, belediye tesislerinde alkol yasaklarını kınayanlar, Yaşar Nuri gibi kendi hocaları bile rakı içmeyi yanlışlıkla negatif bir cümle içinde kullanınca kutsallarına dokunulmuş gibi olay çıkaranlar, onlarla kadeh tokuşturmaya “terfi etmiş” yeni mahalle arkadaşlarının kendilerine uyumlu “özgür” yaşam tarzı patlayınca suçu eski muhafazakarlıklarına atıyor.
Siz şaka mısınız arkadaş? Oğlan Afganistan için “İyi ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetiz” derken sizdendi, her fırsatta “Atatürk’ün kıymetini bir kere daha anladık” derken sizdendi. Sizin çevrenize dahil olduğunda, sizin ortamlarınıza girdiğinde, sizinle sosyalleştiğinde, sizinle yiyip içtiğinde sizdendi. Patlayınca “bizden” oldu.
Kız aile çevresini bırakınca, “özgürleşince”, başını açınca, daha da açınca, her yerini aşırı açınca sizdendi. Ultra modern bir kafa yapısına “yükseldiğinde”, değişik ortamlara dair önyargılarını aşınca, “hangi çağdayız, tabii ki muhtelif erkeklerle sosyalleşir yer içer eğlenirim” derken sizdendi. Patlayınca “eski imam hatipli” oldu.
Yolu bizim oralardan geçenlerin de, hiç geçmeyenlerin de özel hayatı bizi ilgilendirmez. Her kesimde doğru yapan insanlar ve yanlış yapan insanlar vardır. Tıpkı her kesimde iyi ve kötü insanlar olduğu gibi. Ama lağım çukurlarından seslenenlerin “masanızda toz var” demesi komik oluyor.
Ceddimizden, özümüzden, kendimizden utanmaya memur edildiğimiz son asrı özetleyen bir kare; galip taraf ile mağlup tarafın fotoğrafı.
Soldakiler Vatikan’ın devlet adamları, sağdakiler Türkiye’nin din adamları.
Solda köklerini koruyan batılılar, asırlardır sürdürdükleri geleneğe uygun tarzda Hristiyan kisveleriyle oturuyor. Sağda mukaddesatından, medeniyetinden, kültüründen, dinlediği müzikten, okuduğu ezandan, kılık kıyafetinden, örfünden adetinden cebren uzaklaştırılmış bir milletin din adamları; takım elbiseli, kıravatlı, “biz daha batılıyız” kisveleriyle oturuyor.
Bu çok trajikomik bir fotoğraf, bize sıradan gelmesi sizi yanıltmasın.“Son iki asır yenildik ve bunu kabullendik” fotoğrafı.
Diyanetimizin güzide mensuplarına şahsi bir eleştirimiz yok, her biri muhakkak kıymetlidir, onların kabahatini değil, 1-2 asırlık sapmanın sonucunda acıklı farkı gösteren “fotofiniş” bu. Ama bu neticeyi beğenmemek mecburiyetindeyiz. Keşke böyle olmasaydı, inşaallah bir gün böyle olmaz.
israil Katar’ı da vurdu. Bir yandan “bölgede saldırmadığı yalnız Türkiye kaldı” denilebilir, başka bir açıdan “her seferinde aslında Türkiye’ye saldırıyor” da.
Bir zaman bir yerde kesişeceğiz, israil ile de israil muhipleriyle de fiilen çarpışacağız, bu artık belli. O güne milletçe hazırlıklı olalım.
📌 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, #Manifest Grubuna “hayasızca hareketler” ve “teşhircilik” suçlarından resen soruşturma başlatıldığını açıkladı.
"Teşhircilik ve hayasızca hareketler" savunulamaz❗️
Meşru görülemez❗️
Özgürlükler çerçevesine alınamaz❗️