Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, “Gök Vatan savunmasında büyük gün” diyerek yeni üretim kararlarını duyurdu.
🔻 HİSAR-A ve HİSAR-O’nun ilave seri üretimi için imzalar atıldı.
🔻 ASELSAN ile yaklaşık 1,47 milyar avroluk yeni sözleşme imzalandı.
🔻 ÇELİKKUBBE’nin çok katmanlı hava savunma ağı daha da güçlenecek.
https://t.co/NgXBR0nZSb
İktidara yakın medyanın bir bölümü, Erdoğan'ın son döneminde "etliye sütlüye karışmadan, çeşme akarken küpü doldurma" telaşıyla hareket ediyor. Muhalif medyanın bir bölümü ise Erdoğan sonrasını şimdiden satın alma peşinde. "Nasıl olsa sıradaki Cumhurbaşkanı İmamoğlu olacak" hesabıyla, hakkında ortaya atılan iddiaları sorgulamak yerine görmezden gelmeyi tercih ederek savunma hattına geçiyor; bugünden verilen koşulsuz desteği, yarın iktidar değiştiğinde tahsil edilecek bir yatırım olarak görüyor.
Hasan İmamoğlu, "1 Milyon EURO'yu Hasan İmamoğlu bana elden verdi. Şirketlerden veya gayri menkul satışından elde edilen bir gelir yok. Nereden buldu bilmiyorum" diyen Tuncay Yılmaz için "Başımı yaktı, bu paranın kaynağını neresi göstereceğiz" telaşıyla avukatlara fazla mesai yaptırmaya başlamış. Oysa beddua ederken kameralar karşısında ne kadar güzel oynamıştı.
Azerbaycan Büyükelçimiz Sayın Birol Akgün ve Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı Sayın Aqil Qurbanov ile birlikte Bayraktar Teknoloji tesislerimizi ziyaret ettik.
Ülkelerimizin bağımsızlığı, ortak geleceği ve kardeşliği için çalışan mühendis ve teknik ekipteki kardeşlerimizi yürekten tebrik ediyor, emekleri ve gayretleri için teşekkür ediyorum. 🇹🇷🇦🇿
Azərbaycan Respublikasındakı Türkiyə Səfirimiz Cənab Birol Akgün və Azərbaycan Respublikasının Müdafiə Nazirinin Müavini Cənab Aqil Qurbanov ilə birlikdə Bayraktar Teknoloji müəssisələrimizi ziyarət etdik.
Ölkələrimizin müstəqilliyi, ortaq gələcəyi və qardaşlığı naminə çalışan mühəndis və texniki heyətdəki qardaşlarımızı ürəkdən təbrik edir, onların zəhməti və fədakarlığına görə təşəkkürümü bildirirəm. 🇹🇷🇦🇿
H.E. Birol Akgün, Ambassador of Türkiye to Azerbaijan, and H.E. Aqil Qurbanov, Deputy Minister of Defense of Azerbaijan, visited the Bayraktar Technologies facilities with us.
I wholeheartedly congratulate our brothers and sisters among the engineers and technical teams working for the independence, shared future, and brotherhood of our countries, and I thank them for their efforts and dedication. 🇹🇷🇦🇿
Mehmet Selim İmamoğlu'nun açmış olduğu 1.5 Milyon TL'lik tazminat davasının dünkü duruşması Kasım ayına ertelendi. Beni bu duruşmaya katılarak yalnız bırakmayan başta AK Parti İstanbul İl Teşkilatına, AK Parti İstanbul Milletvekillerine, sayamadığım sayıdaki AK Partili Avukatlara, Avrupa Parlamentosu yetkililerine, Alman Yeşiller Partisi başta olmak üzere Fransa, Hollanda, İsviçre, İngiltere ve İspanyalı milletvekillerine ve her şeyden önemlisi "Gazetecilik Suç Değildir" başlığı altında her fırsatta Türkiye aleyhinde raporlar yazan Avrupa İnsan Hakları temsilcilerine teşekkür ederim diyeceğim ama ben bile inanmadım bu kadroya. Yine her zamanki gibi duruşmaya tek tabanca girdik tek tabanca çıktık. 1 Allahın kulu yoktu :)))
Kamuoyunda "İBB DAVASI" diye bir dava yok. Bu, Ekrem İmamoğlu'ndan milyonlarca dolar alırım hayaliyle algı oluşturanların toplum mühendisliği için kullandığı isim. Kamuoyunda bu davanın adı, EKREM İMAMOĞLU ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTÜ DAVASI... Yargılanan İBB değil ki, davanın adı "İBB DAVASI" olsun. Yargılanan, İBB ve Kamuyu zarara uğrattığı iddia edilen EKREM İMAMOĞLU ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTÜ.
Size atılan bu zokayı yutmayın. Çünkü bu şahıslar kamu zararını ve hukukun üstünlüğünü değil alacaklarını hayal ettikleri Milyon dolarların hesabını yapan şahıslar.
🔴 İsrail hapishanelerinde esir olan Doktor Hüsam Ebu Safiyye’nin oğlu İlyas Ebu Safiyye:
“Babamın yüzü gördüğü işkence sebebiyle tanınmayacak halde.
555 gündür medyaya babamı duyurmak için çıkıyorum.
Sessizlik babamın işkencesine ortak olmaktır.”
KİBARCA ANLATAYIM...
Burada verilen hediye sadece bir silah değil, aynı zamanda bir semboldü.
Bu sembol; ortak güvenlik anlayışını, ortak savunma sorumluluğunu ve gerektiğinde birlikte hareket etme iradesini temsil ediyor.
"Bu sadece bir hatıra değil, aynı zamanda ortak bir sorumluluğun emanetidir." mesajı verilmekte.
Hatta dostluğun yalnızca diplomatik söylemlerle değil, ihtiyaç duyulduğunda omuz omuza durabilme kararlılığıyla anlam kazandığını vurgulayan sembolik bir tercihtir.
*******
"Bu hediyeyi kabul eden, benimle aynı güvenlik anlayışını ve ortak duruşu paylaşmayı kabul etmiş olur; kabul etmeyen ise farklı bir pozisyon almayı tercih eder."
SİLAHI KİMLER ÜLKESİNE GÖRÜRDÜ İSE BİZİMLE AYNI SAFTA OLDUĞUNU BİLDİRMİŞ OLDU.
Seri Devam...
Daha önce de defalarca dile getirmiştim.
Trump ile Erdoğan arasında kamuoyunun gördüğünden daha derin, daha sessiz ve daha stratejik bir iletişim var.
Trump'ın Amerika'da yürüttüğü mücadeleyi yalnızca bir seçim yarışı olarak görmeyin.
Bu süreç; eski düzenle hesaplaşma, bazı dosyaların açılması ve devlet yapısının yeniden şekillendirilmesi çabası olarak değerlendirin.
Epstein dosyalarının yeniden gündeme gelmesini de bu çerçevede yorumlayın.
Eğer bu süreç başarılı olursa, Amerika'nın kendi içinde yeniden toparlanması mümkün olabilir.
Ancak başarısız olması hâlinde, sistemin mevcut yapısını korumakta zorlanabileceğini ve farklı güç merkezlerinin ön plana çıkabileceğini biliyoruz.
İşte tam bu noktada Teksas ismi dikkatinizi çekmeli.
Enerjisi, ekonomisi, savunma kapasitesi, siyasi ağırlığı ve Trump tabanındaki karşılığı düşünüldüğünde, Teksas bir B planının merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahip.
Bu yüzden NATO'da kullanılan "Teksas'tan Ankara'ya" ifadesini sadece coğrafi bir tanımlama olarak görmeyin.
Bu söz, Washington merkezli alışılmış denklemden farklı bir geleceğe gönderme yapan sembolik bir tercihtir.
Bazen tarih, önce resmî belgelerde değil; seçilen kelimelerde kendini belli eder.
Devletler ise çoğu zaman yarının haritasını, bugünün cümleleriyle çizmeye başlar.
*******
Putin başaramadı ama ağırlığını koydu.
Ülkesi temiz değil ama dizginleri elinde tutabiliyor.
Türkiye 15 Temmuz'da temizlenmişti.
2024/2025 ve 2026 bu temizlikleri devamı oldu.
Şimdi sıra Trump’ta.
Ya bütün olarak ya da texas olarak devam edecek.
Eski yazılarımı okuyanlar ne demek şstediğimi anladı.
Şimdi sıra....
(devam edecek)
Ankara’daki Zirve’yi en iyi
İsrail anladı ve tam anladı.
Netanyahu’nun korkusu ne?
Türkiye’nin gücüne yatırım yapan
ABD, İsrail’i Türkiye ile döver mi!
Trump Türkiye’yi övdü, Avrupa’yı ezdi.
Çünkü, Türkiye dünyanın yeni süper gücü!
Bugünkü yazım.
Dikkatinize sunarım.
https://t.co/DEc6C078te
Pentagon’dan 3, NATO Karargahı’ndan tam 4 kat büyük… 🇹🇷
🔻Türkiye’nin yeni Ay Yıldız Karargahı 12 milyon metrekarelik alanda yükseliyor.
🔻 Türk bayrağından ilham alan mimarisiyle tasarlandı.
🔻 MSB, Genelkurmay ve kuvvet komutanlıklarını ilk kez tek çatı altında buluşturacak.
Aziz vatanımıza hayırlı olsun.
SON DAKİKA | Yunanistan'a ait F-16 savaş uçağı, Zakynthos adasına acil iniş yaptı.
▪️ İlk bilgilere göre pilotun sağlık durumu iyi.
▪️ Şu anda yetkililer, iniş takımlarında sorun yaşanmış olabileceği düşünülen uçaktaki hasarı değerlendiriyor.
▪️ F-16 savaş uçağının, 116. Araxos Hava Üssü'nden kalktığı aktarıldı.
Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmadı tam tersine şeytana pabucunu ters giydirecek olan İmamoğlu, duruşma savcısının Cebeci Hafriyat konusu, Hüseyin Köksal'ın satın aldığı villa konusu, Bodrum'da Tuncay Yılmaz'ın Hasan İmamoğlu'ndan elden aldığı ve elden verdiği 1 Milyon EURO ile alınan şirket konusu ve Ali Nuhoğlu ile Güllüce Tarımcılık şirketinin 2 villa karşılığı devir alınma konusu hakkında soracağı sorulara verecek cevabı olmadığı için çamur yaptı. İddianamede yer alan diğer suçlamaların genel çoğunluğu ihaleler hakkında ve değil 9 Temmuz 2026, 9 Temmuz 2027 tarihine kadar savunma yapsaydı tıpkı 16 Ağustos 2023'te verdiği ifadesinde topu İBB Genel Sekreterine attığı gibi savunmasında tüm sorumluluğu dönemin İBB Genel Sekreterine atacaktı. Şeytan, İmamoğlu'nu görse, "Senden Allah'a sığınırım" diye besmele çeker.
İMAMOĞLU, SAVUNMA HAKKINI KENDİ KENDİNE ELİNDEN ALAN SANIK OLARAK TARİHE GEÇTİ...
Dünden bu yana muhalif medya organları ve bazı siyasetçiler tek bir cümleyi dolaşıma soktu.
"Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkı elinden alındı, savunma yapmasına izin verilmedi"
Oysa mahkeme salonunda yaşanan diyalogları metin halinde paylaşan ( https://t.co/PL44fiaSHS ) bu link baştan sona okunduğunda ortaya çıkan tablo bunun tam tersidir.
Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu'nu defalarca savunmasına başlamaya davet etti. "Savunma yapacaksanız savunmanızı alalım, kimlik tespitine geçelim, savunmanızı alalım, ya savunmanızı alacağız ya da susma hakkınızı kullandığınızı zapta geçireceğiz, savunma yapmaktan kaçmaya çalışıyorsunuz, kimseye zorla savunma yaptırmam" ifadeleri, duruşma boyunca tekrar tekrar mahkeme başkanı tarafından dile getirildi.
Buna karşılık Ekrem İmamoğlu, hakkındaki suçlamalara geçmek yerine duruşma takvimi, 9 Temmuz tarihi, savunma süresinin ne kadar olacağı, avukatların konuşma süreleri ve mahkemenin çalışma planı üzerinden uzun bir tartışma yürüttü. Mahkeme başkanı her defasında konuyu aynı noktaya çekti, "Savunmanızı yapın"
Asıl tartışma da burada düğümleniyor.
Bir sanığın mahkemenin takvimine, ara kararlarına veya usul işlemlerine itiraz etmesi elbette mümkündür. Ancak bu itirazların varlığı, mahkemenin savunma yapmasına izin vermediği anlamına gelmez. Nitekim mahkeme başkanının temel yaklaşımı, "Usule ilişkin itirazlar kayda geçirilecek, ardından savunmaya geçilecektir" şeklinde oldu.
İmamoğlu ise savunmasına başlamadan önce mahkemenin belirlediği takvimin değiştirilmesini istedi. 9 Temmuz'da ilk celsenin tamamlanmayacağı yönünde güvence talep etti. Savunmasının ne kadar süreceğine ilişkin fiili bir garanti istedi. Avukatlarının hangi sırayla ve ne kadar konuşacağına ilişkin yeni bir planlama yapılmasını talep etti. Mahkeme ise mevcut takvimin değiştirilmeyeceğini söyledi.
İşte tam bu noktadan sonra yaşananlar, bugün kamuoyuna aktarıldığı gibi "savunma yaptırılmadı" değil, "savunmaya başlanmadı" gerçeğini ortaya koyuyor.
Mahkeme Başkanı onlarca kez aynı çağrıyı yaptı:
"Savunma yapacaksanız savunmanızı alalım"
"Kimlik tespitine geçelim"
"Ya savunmanızı yaparsınız ya da susma hakkınızı kullandığınızı zapta geçiririz"
"Ben kimseye zorla savunma yaptırmam"
Bu ifadelerin ardından İmamoğlu'nun savunmaya başlaması beklenirken, tartışma yeniden mahkemenin takvimi ve usul kararları üzerinden devam etti. Başkan ise bunun üzerine "Savunma yapmaktan kaçmaya çalışıyorsunuz" değerlendirmesinde bulundu.
Muhalif çevreler, yalnızca duruşmanın sonunda verilen disiplin kararını öne çıkarırken, öncesinde Mahkeme Başkanı'nın defalarca yaptığı "Savunmanızı yapın" çağrılarını görmezden geliyor.
Oysa İmamoğlu adına mahkeme sürecini manipüle etmek için açılan ( https://t.co/b4X2U2fcbp ) web sayfasında paylaşılan metin okunduğunda bile mahkeme başkanının sürekli savunmaya geçilmesini istediği; İmamoğlu'nun ise savunmasına başlamadan önce duruşma takvimi ve usulü tartışmayı tercih ettiği anlaşılacaktır.
Nitekim İmamoğlu'nun "Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım" sözlerinin ardından disiplin tedbiri uygulanıyor. Bu nedenle "Savunma yapmasına izin verilmedi" iddiası, mahkeme başkanı ve İmamoğlu arasında yaşanan konuşmaların bütünüyle örtüşmeyen bir manipülasyondur.
Sonuç olarak ortada tek bir gerçek var o da, "İmamoğlu'na savunma hakkı tanınmadı değil İmamoğlu savunma hakkını kendi kendine tanımadı" gerçeğidir.
Türkiye olarak Soğuk Savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik.
Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı.
Ama bugün savunma harcamaları, askerî yetenekler ve savunma sanayisinde birçok müttefikten hayli ilerideyiz. #NATOsummit
Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirvemizi başarıyla tamamladık.
Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihî zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. #NATOsummit
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, NATO Ankara Zirvesi’nin (#NATOsummit) ardından düzenlediği basın toplantısında, Zirvenin Avrupa-Atlantik güvenliğinin geleceği açısından önemli kararlarla tamamlandığını belirterek, daha güçlü, daha dayanıklı ve dayanışması daha da güçlenmiş bir NATO için Ankara’da önemli adımlar atıldığını ifade etti.
Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük kara ordusuna sahip bir müttefik olarak İttifaka güçlü katkılar sunduğunu vurgulayarak, savunma sanayiinde son yıllarda kaydedilen ilerlemenin Türkiye’yi birçok alanda öncü konuma taşıdığını söyledi. Savunma alanındaki iş birliklerinin güçlendirilmesi, müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılması ve Avrupa güvenlik mimarisinin NATO’yu tamamlayıcı bir anlayışla şekillenmesi gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanımız, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona erdirilmesi için diplomasi ve diyalog çağrısını yineleyerek, Türkiye’nin tarafları yeniden bir araya getirmeye hazır olduğunu belirtti. Gazze ve Lübnan’daki insani dramın sona ermesi ve bölgede kalıcı barışın sağlanması için uluslararası toplumun ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanımız, Zirve kapsamında liderlerle verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek, Türkiye’nin diplomasi merkezi olma vasfını güçlendirmeye devam ettiğini ifade etti. Önümüzdeki dönemde Ankara’da Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi’ne, Antalya’da ise COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olmanın Türkiye’nin uluslararası alandaki etkin rolünün önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.