Az önce bilgi geldi.
Yeni bir katliam anlamına gelen 5. ve 6. maddeler toplantı gündeminden çıkartılmış.
Ses olan, ses veren, vicdanının sesini dinleyen herkese teşekkür ederiz.
Bu Katliam Yasası geldiği cehenneme dönmeden bu mücadele bitmeyecek, biliniz.
#DostlarımızıVermiyoruz
ÜLKEMİZE ÖMERLER LAZIM,,,
Edirne'nin Keşan ilçesinden "Yoldaş" isimli köpeğiyle yola çıkan 38 yaşındaki Ömer Özer, "81 il 81 fidan, ormanlar için yürüyorum" sloganıyla Türkiye'yi gezerek her kentte fidan dikiyor.🌲🌲🌱👏👏
28 Nisan’da İstanbul’da yapılacak İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısında, sokaktaki canların yaşam hakkı tartışılacak.
Sessiz kalma. Yaşam hakkına sahip çık.
#YaşamHakkıTartışılamaz
DAL, kuru ot, çalı yiyen keçiye yasak olan dağlar ormanlar,
DAĞ TAŞ yiyen madencilerin iş makinalarına serbest!..
Ordu % 74
Giresun % 84
Rize % 82
Trabzon % 77
Gümüşhane % 93
Artvin % 71
PARA BULUNUR, VATAN, TEMİZ TOPRAK, TEMİZ SU, TEMİZ HAVA, TEMİZ DOĞA BULUNMAZ.
VAHŞİ ve SÖMÜRGE MADENCİLİĞİNE H A Y I R, H A Y I R, H A Y I R, H A Y I R.
YEŞİL GİRESUN'A E V E T, E V E T, E V E T.
❤️🇹🇷❤️
Site Yönetimi Kaybetti!
Mahkeme Kararı;
"Sahipsiz hayvanlar bulundukları alanın bir parçasıdır Ortak alanlar sadece insanlar için değil, orada doğal olarak yaşayan hayvanlar için de yaşam alanıdır🙏
Hukuk Yanımızda⚖️
#muglabarosu ⚖️❤️
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Sokaklarda neredeyse hiç köpek yok artık.
Bazen telaşla koşuşturan bir tane görüyoruz , yalnız, ürkek, gözlerinde derin bir korku. Tam bir can pazarı.
O gariplerin intikamı ağır olacak , Hayvanlara yar olmayan bu dünya, size yar olacak mı sanıyorsunuz ?
gelecek Karanlık
Ve bu karanlığın geceyle alakası yok İnsanların kalbi zihni karanlık ve asla Huzur bulamayacaksınız…!! #SokakHayvanlarıSahipsizDeğil #7527İptalEdilsin
Hayvan sahiplenmek için binlerce iş çıkarttılar, ama hayvan satmak gibi onursuz bir iş için hiçbir izin gerekmiyor. hayvan hakları konusunda dünyanın en kötü yasal düzenlemesi. Şimdi de barınak olmadan toplama yapıyorlar aleni şekilde. Konuşun be susmayın
Valiliklerin belediyelere verdiği talimat doğrultusunda sokak köpekleri toplanıyor. Çoğu barınak kapasitesi yeterli olmadığı için korkunç yöntemlerle itlaf ediliyor. Yıllardır mahallelerde yaşayan mahallelinin tanıdığı sakin zararsız köpekler de buna dahil. Korkunç bir katliam var. Yapmayın etmeyin diyenlere, gidin köpekleri barınaktan sahiplenin deniyor. Bir izleyicimiz mahallenin köpekleri toplanınca gidip bu köpekleri barınaktan sahiplenmek istemiş, işte başına gelenler:
Evimizin çevresinde yaşayan, 2’si kısır, 1’i anne olmak üzere 3 yetişkin ve 4 yavru köpek vardı. Hepsi son derece zararsız, korkak ve sevecen hayvanlardı. Mahalle esnafı ve çevredeki pek çok kişi gibi biz de düzenli olarak mama ve su veriyorduk. Ancak bölgemizden gelen şikayetler üzerine bu köpekler belediye ekipleri tarafından toplandı.
Normal şartlarda evimizde bir köpeğimiz olduğu ve 7 aylık hamile olduğum için ikinci bir köpek sahiplenmek için uygun bir zaman değildi. Ancak bu hayvanların durumuna kayıtsız kalamadık çok alışmıştık onlara. Birini kendi evimize ikinci köpek olarak birinini de anneme köydeki evimizin bahçemize ikinci köpek olarak sahiplenmek istedik. Yavruların başkaları tarafından da sahiplenilme şansı biraz daha yüksek olabileceği için yetişkin köpeklerden iki tanesine yuva olalım dedik. Zaten kısır olmayan köpekleri de vermek istemediler.
Köpekler Cuma günü toplandı, Pazar günü ziyaret günüymüş pazar ziyaret edebildik. Parvo ve distemper gibi ciddi hastalıkların bulaşmasından endişe ettiğimizi hem bu köpekleri hem de evimizdeki ve bahçedeki köpeklerimizi korumak istediğimiz için bir an önce barınaktan çıkartmak istememize rağmen, sahiplendirme günlerinin yalnızca Çarşamba ve Perşembe olması sebebiyle bu mümkün olmadı.
Çarşamba sahiplenme için gittiğimizde Ankara Valiliği’nin aldığı bir karar doğrultusunda, apartman dairesinde yaşayan kişilerin yalnızca tek bir köpek sahiplenmesine izin verildiği belirtildi. Benim üzerime kayıtlı bir köpek olduğu için benim sahiplenmeme izin verilmedi, aslında iki köpek çıkartmak istiyorduk ama eşimin üzerine tek bir köpek sahiplenebildik.
Ayrıca, apartmanda köpek beslenmesine izin verildiğine dair apartman yöneticisinden imzalı ve kaşeli bir belge talep edildi. Diğer köpeğin annemin köydeki bahçesinde kalacağını söyledik, annemin üzerine sahiplenmeye çalıştık ama onun da ikameti apartmanda olduğu için onun apartman yöneticisinden de belge istendi. O belgeyi sağlayamadık. Köydeki bahçeli evin tapusu vs kabul edilmedi. Sonuç olarak iki köpek kurtarmaya çalıştık ama bir tane kurtarabildik.
Tüm bu süreçler, sokak hayvanlarına yuva olmak isteyen kişiler için ciddi bir engel teşkil ediyor. Eğer amaç hayvanların sokağa geri bırakılmasını önlemekse, zaten sahiplendirme sırasında hayvanlara takılan çip sahiplenen kişinin üzerine veriliyor ve sokağa terk edilmesi durumunda ciddi para cezası var.
Bu noktada şu soruyu sormadan edemiyoruz: Aynı belgeler ve kısıtlamalar, petshoplardan ücret karşılığı hayvan satın alan kişiler için de geçerli midir? Onlara da üzerinizde kayıtlı başka köpek var mı diye soruluyor mu, onların apartman yöneticisinden de kaşeli apartmanda köpek beslenebilir belgesi isteniyor mu?
Belediyeler bir yandan sokak hayvanlarını toplarken, diğer yandan barınaktan sahiplenmeyi bu kadar zorlaştırdığında, bu hayvanların geleceği bizi korkutuyor. Personel ilgili ve kibardı ama valilik kararı sebebiyle ellerinden pek bir şey gelmiyor. Kafeslerde tıklım tıkış beton üzerinde bulaşıcı hastalıklar arasında hayvanlar yaşamaya çalışıyor.
Bu yapılanların vebalinin çok büyük olduğunu, köpeklerin bu acımasızlığı hak etmediğini düşünüyorum.
Bir tasma takıyorsunuz boyunlarına.
Sormuyorlar.
Nereye gittiklerini,
kimin elinde olduklarını,
bu yolun nereye çıktığını…
Sadece yürüyorlar.
Tasmanın ucundaki ele bakıyorlar
ve yürüyorlar.
Çünkü o tasmayı
yön değil, güven sanıyorlar.
Biz öğrettik bunu onlara.
Binlerce yıldır.
İnsanın elini, sesini, kokusunu…
“güven” diye öğrendiler.
Ve şimdi, o öğrenilmiş güvenle
geliyorlar peşimizden.
Nereye götürürsek oraya.
Neyi reva görürsek onu yaşıyorlar.
Hangi eve koyarsak orada uyuyorlar.
Hangi kapıdan atılsalar
o kapının önünde bekliyorlar.
Hayatları—
açlıkları, korkuları, sevinçleri—
bizim kararlarımızın içinde.
O tasmanın ucunda.
Ve ses çıkaramıyorlar.
İtiraz etmiyorlar.
Sorgulamıyorlar.
Şiddet görüyorlar.
Susuyorlar.
Aç kalıyorlar.
Susuyorlar.
Soğukta titriyorlar.
Susuyorlar.
Zincire vuruluyorlar.
Sokağa atılıyorlar.
Yine susuyorlar.
Bazen de
o tasmanın ucunda
nereye gittiğini bilmeden
sonuna kadar yürüyorlar....
Çünkü dönmek akıllarına gelmiyor.
Çünkü güvenmeyi bırakamıyorlar.
Çünkü biz,
onlara başka bir ihtimal öğretmedik.
Çünkü “hayır” yok onlarda.
Biz öğretmedik.
Biz karar verdik.
Onlar katlandı.
Ve bütün bunların içinde
tek yaptıkları şey insana güvenmekti.
Uşak Ulubey'den bir çobanla konuştum. 250 davar, 130 oğlağı var. Ağaçlar daha genç. Ama nedense gençleştirme için damgalanmis ve kesilip toprak sürülecek. Çoban tecrübeli. "Toprak sürülünce geçişimiz yasaklanacak hayvancılık burada da bitiyor" diyor. "Okullarda çocuklara yanlış bilgi veriliyor, keçi ot yer, çam yemez, kışın kar olursa ancak alt dalları yer, bununla da çamı budamış olur. Yerdeki otları yiyip bitirdiği için yangınları önler. Biz yörüğüz doğanın içinde yasariz. Doğayı biliriz. Davarın pisliği dahil hiçbir şeyi atılmaz. Yörükler dağları savaş için değil üretim için kullanır. Ama biz vatanseveriz yurt savunmasında en önde oluruz. Bu dağlar, ormanlar, ovalar bizim."