Sayın Başkan,
"Sahadan masaya" anlayışını önemsiyor, bu çağrınızı destekliyoruz. Mühendislik hizmetlerinin etkinliği, kamu yatırımlarının verimliliği ve nitelikli insan kaynağının korunması için aşağıdaki taleplerimizin 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde teklif haline getirilmesini bekliyoruz.
1️⃣ Mühendislik Meslek Kanunu çıkarılmalıdır.
Mesleki standartları, yetki sınırlarını ve kamudaki mühendis profilini netleştirecek bir mühendislik meslek kanunu, artık kaçınılmaz hale gelmiştir.
2️⃣ Mühendislik Tazminatı uygulamaya alınmalıdır.
Kamuda çalışan mühendislerin sorumluluğu ve teknik hizmetlerin niteliği göz önünde bulundurularak, mühendislik tazminatı kalıcı bir düzenlemeyle hayata geçirilmelidir.
3️⃣ Mesleki Sorumluluk Sigortası zorunlu hale gelmelidir.
Projelerden doğabilecek teknik ve hukuki risklerin kamu çalışanı mühendislerin kişisel sorumluluğuna yüklenmemesi için devlet destekli sorumluluk sigortası uygulaması başlatılmalıdır.
4️⃣ Mühendislik kaynaklı gelirler emekliliğe yansıtılmalıdır.
Mühendislik tazminatı ve benzeri teknik hizmet ödemeleri, yalnızca aktif çalışma döneminde değil, emeklilik maaşına da yansıyacak şekilde düzenlenmelidir.
5️⃣ Ek gösterge adaletsizliği giderilmelidir.
3600 ek gösterge düzenlemesiyle ortaya çıkan dengesizlik, mühendislerin görev ve sorumlulukları dikkate alınmadan 4200 ek gösterge tutarına çıkarılmasının bizlere hiçbir faydası olmadı. Bu haksızlığın giderilmesi.
Bu talepler, yalnızca mühendislerin değil, kamunun etkinliği ve milletimizin refahı için bir gerekliliktir.
@_aliyalcin_@MemurSenKonf@Kamu_Sen@OnderKahveci@HBTONBUL@sonertufanoglu@huseyinozturk_1@Kenan__Caliskan@yusufyazgan37@SSMahmutFaruk
Söz verdiğim üzere bugünkü yazımda Büyükşehir Belediye Müfettişlerinin, kamu mühendislerinin ve uzun süreli olarak vekaleten görev yapanların sorunlarını gündeme getirdim. "Okuyucularımızın sorunlarını gündeme getirerek sesi olmaya devam ediyoruz" https://t.co/Vzl0YCLh3C
Kamu Mühendisleri sanayimizin, tarımın, bilişimin omurgasıdır. Onları unutursanız tüm sistem çöker!
Sadece başkanların, müdürlerin özlük haklarını düşünüp Kamu Mühendislerini yok sayarsanız; altyapı çöker, teknoloji durur, üretim biter!
Türkiye bir deprem ülkesidir!
Depremleri engelleyemeyiz ancak felakete dönüşmelerini önleyebiliriz. Bilimin, mühendisliğin ve aklın rehberliğinde hareket etmek zorundayız. Güvenli yapılar inşa etmek, doğru şehirleşme politikaları uygulamak ve bilinçli toplumlar oluşturmak elimizdedir.
Biz mühendisler olarak, bilim ve tekniğin ışığında üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyoruz. Fakat ülkemizde mühendislik bilimine ve mühendise sahip çıkılmadıkça afetler hep korkulur rüyamız olacak, evlerimizde rahatça oturup huzurlu bir uykuya dalamayacağız.
Meslektaşlarımız İstanbul sokaklarında 23.04.2025 tarihinde meydana gelen depremin hasar tespitlerini yapıyor.
Günlük yaşamınızda fark etmeseniz de Mühendislik hizmetleri hayatınızı kolaylaştırıyor. Övünç kaynağı projelerde, depremde, selde, kuraklıkta, zirai donda, enerji ve gıda krizlerinde, her türlü hasar tespitlerinde kısaca hayatın her alanında en zor ve riskli durumlarda Mühendis 7/24 görevinin başında çünkü milletine hizmette görünmez kahramanlar oldular.
Yıllardır Mühendislik ve Mühendis için mücadele veriyoruz. Ülkemizde Mühendislere sahip çıkılmalı, Mühendislik mesleğinin saygınlığı korunmalı, Mühendislerin hakları gözetilmelidir.
#KamuMühendisiSahada
#MühendislikMeslekKanunu
@RTErdogan@dbdevletbahceli@Akparti@MHP_Bilgi@_cevdetyilmaz@avabdullahguler@mustafaelitas@efkanala@memetsimsek@isikhanvedat@murat_kurum@a_uraloglu@mfatihkacir@ibrahimyumakli@HMBakanligi@ilhan_hatipoglu@belginuygur10@sevilay_tuncerr@_aliyalcin_@MemurSenKonf@Kamu_Sen@OnderKahveci@HBTONBUL@YasarYekebagci@HTurkyilmazOMO
Doktorlar iş bıraktı,Gelirleri kat be kat artırıldı
DHMİ çalışanları İnsiyatif almadan çalıştı,Gelirleri iyileştirildi.
Kamu Mühendisleri ise;
İş bırakmadı sistemi tıkamadı
İnsiyatif te Sorumluluk da aldı
Karşılığında yıllarca gelirleri iyileştirilmediği gibi sanki cezalandırıldı
Kamu mühendislerine de hak ettikleri mali ve özlük hakları verilmelidir.
Uzmanlara sağlanan iyileştirmelere mühendisler de eklenerek uygulanmalıdır.
Teknik personelin özlük hakları güncellenerek, kamu mühendislerinin özel sektörle rekabet edebilecek düzeyde ücret alması sağlanmalıdır.
Çalışanlar arasında adalet sağlanmalı ve mühendislerin kamuya bağlı kalmaları teşvik edilmelidir.
Unutulmamalıdır ki, mühendislik olmadan kalkınma olmaz! Kamu mühendisleri hak ettikleri değeri görmezse, ülkemizin teknik altyapısı ve geleceği risk altına girer.
UzmanaVar KamuMühendisineYok
#UzmanaVarKamuMühendisineYok
#MühendislikMeslekKanunu
@RTErdogan@dbdevletbahceli@Akparti@MHP_Bilgi@_cevdetyilmaz@avabdullahguler@memetsimsek@isikhanvedat@belginuygur10@avhamzadag@eczozgurozel@_aliyalcin_@MemurSenKonf@herkesicinCHP@Kamu_Sen@OnderKahveci@HBTONBUL
📌Kamuda Çalışan Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Meslek Kanunu Teklifimizi gerekçesi ile birlikte Gazi Meclisimize verdik.
Mühendislik ve Mimarlık hizmetlerini yürütmekle görevli teknik hizmetler sınıfına mensup tüm meslek gruplarının kamuoyunda saygınlığının korunması için sosyal adaletsizliğin bir an önce giderilmesi gerekiyor.
🖌️Anayasa’nın 55'inci maddesi gereği; iktidar “eşit işe, eşit ücret” ilkesi doğrultusunda gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür.
@kaMUhendisleri@muhendisteksen
Kamu Mühendisleri Platformundan temsilci arkadaşlarımız, Sendika Genel Merkezimizi ziyaret etti.
Mühendislik Meslek Kanunu tasarısı ve mühendisler başta olmak üzere tüm teknik personelin çalışma hayatına ilişkin ortak taleplerimizi istişare ettik.
Sorun ve taleplere yönelik "Yol Haritası" noktasında fikir alışverişinde bulunduk.
Enerji Bir-Sen olarak meslek onuruna yaraşır bir meslek kanununun TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi ve yasalaşarak hayata geçmesini en çok isteyen paydaşların başında geliyoruz.
Her platformda konuyu gündeme getirmeye devam edeceğiz.
Kıymetli meslektaşlarıma nazik ziyaretleri ve çabaları için teşekkür ediyorum.
@kaMUhendisleri
Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Mahmut TANAL tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisimize Kamuda Çalışan Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Meslek Kanunu teklifi sunulmuştur. Sayın vekilimize Kamu Mühendislerine desteklerinden dolayı çok teşekkür ederiz.
Ülkemiz için emek veren Kamu Mühendislerinin mağduriyetinin son bulması için #MühendislikMeslekKanunu şarttır.
@MTanal@TBMMGenelKurulu@TBMMresmi
📌Kamu mühendislerinin aldığı risk ve sorumluluklarından doğan mesleki yıpranmaları had safhada olmasına rağmen bir türlü düzenlenemeyen özlük ve emeklilik haklarına ilişkin önergemizi Gazi Meclisimize verdik.
⏳Mühendislik mesleğine ilişkin verilen kanun teklifleri komisyonda görüşülmek üzere acilen değerlendirilmeye alınmalıdır.
#MühendislikMeslekKanunu
@kaMUhendisleri@MuhTekSen@KaMUhendislikMK
Kamu Mühendislerinin yaşadığı mağduriyeti @ntv ekranlarında dile getiren @osman_girgin Bey’e teşekkür ederiz.
Kamu Mühendisleri mağduriyetinin son bulması için #MühendislikMeslekKanunu zorunludur.
MÜHENDİSTEN FAZLA MAAŞ ALAN USTA VE VİNÇ OPERATÖRÜ NEYİ İFADE EDİYOR?
Türkiye, epeyce süredir, seramik ustası, tesisatçı ve vinç operatörü gibi el becerisi ve ustalık gerektiren mesleklerin aylık gelirlerinin; mühendis, araştırmacı, hatta üniversite profesörü maaşlarından daha yüksek olması gibi bir sonuçla karşı karşıya…
Bu bağlamda, özellikle inşaat sektöründe mühendis maaşları ortalama 40-60 bin TL civarında seyrederken, seramik ve mekanik ustası maaşlarının 100 bin, vinç operatörü maaşlarının ise 150 bin TL’ye kadar yükseldiğine dair haberler sıkça medyada yer alıyor.
Bu durum, gelişmişlik ve kalkınmışlık standartlarıyla açıkça çelişirken, aynı zamanda ironik bir biçimde, ülkede “mavi yakalılık” çağına bir geri dönüş olarak nitelendiriliyor.
İşin dogrusu, “mavi yaka” çağı geri gelmiş falan değil, geçtiğimiz yüzyılda kaldı…
Dünya, yeniliğin, uzmanlığın, teknolojinin belirleyici olduğu “bilgi çağı”nda yaşıyor
Oysa biz ülke olarak; sahip olduğumuz zihniyet yapısı, organizasyon anlayışı, teknoloji düzeyi ve üretim mantığıyla hala geçtiğimiz yüzyılda, hatta 19’uncu yüzyılda yaşıyoruz.
19’uncu ve 20’inci yüzyılın, yani “sanayi çağının;”
-Enerji kaynağı “kömür” ve “petrol,”
-Temel malzemeleri ve üretim çıktıları demir çelik mamülleri ve makineler,
-Organizasyon modeli, katı merkeziyetçi yapı ve hiyerarşik yönetim,
-Üretim modeli, standart kitle üretimi ve fabrika düzeni,
-İstihdam yapısı, fazla sayıda düşük vasıflı mavi yakalı işgücü,
-Popüler üretim alanları ve yaygın sektörleri; tekstil, ağır sanayi ve inşaat idi…
Oysa günümüzde, bilgi çağının;
-Enerji kaynağı, petrol ve yenilenebilir enerji,
-Temel malzemeleri; silikon, lityum ve değerli toprak elementleri,
-Üretim ve organizasyon modeli; esnek ve yassı örgütlenme, takım çalışması, kalite öncelikli üretim,
-İstihdam yapısı; yüksek nitelikli, beyaz yakalı ve giderek uzaktan çalışan işgücü,
-Popüler üretim alanları ve yaygın sektörleri; yazılım, malzeme teknolojileri, biyoteknoloji ve elektronik sanayii olarak karşımıza çıkıyor.
Bir ülkede, sözü edilen mesleklerin ve uzmanlık birikimine sahip çalışanların maaşları arasında bu yönde çelişki ve farklılıkların bulunması sıradan bir sonuç değildir.
Bu, bize o ülkede;
-İstihdamın yapısı, işgücü piyasasındaki arz ve talep dengesi,
-İşgücünün eğitim düzeyi ve verimliliği,
-Gelişme ve kalkınma durumu,
-Milli gelir,
-Ekonomik sektörlerin yapısı, kompozisyonu ve işleyişi,
-Bilim ve teknolojide gelinen nokta,
-Üretimin niteliği, yüksek “katma değer” ve “marka değeri” oluşturma gücü açısından hangi seviyede olduğuna dair açık bir fikir verir.
Yukarıda sıraladığımız kriterler çerçevesinde baktığımızda, Türkiye’de görünen tablo şudur:
-Ekonomimiz, bilgi ve teknoloji yerine, vasıfsız üretim temelli sektörlere dayanıyor.
-İş gücünün eğitimi, uzmanlık niteliği ve verimliliği, gelişmiş sanayi ülkesi standartlarına göre düşük seviyededir.
-Ülkemizin her ilinde, hatta ilçelerde bile üniversite açılması ve bunların her yıl yetersiz eğitim gören yüzbinlerce kişiye diploma vermesi, piyasanın talep ettiği sayının çok üzerinde mühendisin işsizler ordusuna katılmasına yol açıyor. Buna karşılık gençlerin kitlesel olarak yüksek öğretime yönelmesi, ara insan gücü ve el becerisi gerektiren alanlarda talebi karşılayacak düzeyde eleman yetişmemesine neden olmaktadır.
-Ülkemizde ekonominin lokomotifi inşaat sektörüdür ve bu sektörde işlerin yürütülmesi, mühendisten çok saha elemanlarına, el becerisi ve ustalık birikimi olan kişilere ve operatörlere bağlıdır.
-Üretim modelimiz düşük teknolojiye ve düşük katma değerli ürünlere dayalıdır. Bu modeldeki süreçlerde bilgi, yenilik ve uzmanlık geri plandadır.
-İnşaat sektörünün yanı sıra, yenilikçi ve rekabetçi niteliği düşük iç tüketim odaklı sektörler, düşük nitelikli işgücüne talebi arttırmakta; bu da usta, mekanikçi, kaynakçı ve operatör maaşlarının mühendislerden daha yüksek olmasına yol açmaktadır.
…
(DEVAMI aşağıdaki linkte)
https://t.co/4haoLBWCgf
| Ulvi Saran
Karar