Siyasi görüşümü merak edenler ya da tahmin etmeye çalışanlar var.
Namuslu olan birkaç siyasetçiyi tenzih ederek söylüyorum, oy vermeyi, hangi hırsızın bizi soymasını istediğimizi seçmek ve bunu demokrasi sanmak olarak görüyorum.
Porno, çocuk zihnini paramparça eder!
NETLFIX'te "Adolescence" (Ergenlik) adında yeni bir dizi tüm dünyayı kasıp kavuruyor. Size dizinin ilk bölümünü özetlemeye çalışacağım ve üzerin kendi yorumumu dahil edeceğim.
13 yaşındaki Jamie, İngilterede orta sınıf bir işçi ailesinin çocuğudur. Derslerinde gayet başarılı, iyi arkadaşları ve iyi bir aile yaşantısı olan Jamie bir gün sabaha karşı evi basılarak, cinayet suçundan tutuklanır.
Hem de ne tutuklanma! Düşünün, 13 yaşında bir çocuğunuz var ve sabahın köründe evinizin kapısını kırarak eve polisler giriyor. Çocuğunuzun odası da dahil olmak üzere tüm evinizi alt üst ederek arıyorlar. Ve size hiçbir neden söylemeden çocuğunuzu polis arabasına alıp gidiyorlar.
Jamie'nin zavallı anne babası şoka giriyor. O kadar sade bir aile ki, hayatlarında polis görmemişler, polislerin söylediği hukuki kelimelerin anlamını bile bilmiyorlar. İlk şoku atlattıktan sonra aile karakola gidiyor. Babası, Jamie'nin işlemleri boyunca eşlikçi olmayı kabul ediyor.
Karakolda onlara devlet tarafından bir avukat atanıyor. Polis baskınında altına kaçıracak kadar çocuk olan Jamie, kendisinden kan örneği alınırken de ağlıyor. Gözünüzün önüne çocuğunuzun o yaşlardaki halini getirmenizi istiyorum sizden.
Peki, küçücük bir çocuğu bu denli ciddi bir şekilde tutuklamaları, yetişkinlere olduğu kadar ciddi bir sürece tabi etmelerinin nedeni neydi? Başta da söylediğim gibi 13 yaşındaki Jamie, okulundan akranı olan bir kızı vahşice öldürmekle suçlanıyor.
Elbette biz izleyenler de dahil olmak üzere, anne babası, ablası, karakoldaki bazı memurlar ve avukat bile 13 yaşında bir çocuğun, hele ki Jamie gibi örnek bir çocuğun böyle vahşice bir eylemde bulanacağına inanmıyoruz.
Zaten Jamie de ifadesinde öyle şaşkın, öyle hayret içinde ki böyle bir şeyi yapmış olacağına inanmak çok güç. Uzatmayalım, sonunda polisler olay yerinin kamera kayıtlarını Jamie'ye ve tabi ki babası ve avukatına da gösteriyorlar. Jamie kızcağızı 7 defa bıç*klayarak öldürmüş!
Herkes şokta! "Nasıl olur?" Nasıl olduğu aslında sorgu sırasındaki detaylarda saklı. Polis Jamie'ye yetişkinlere ait bazı müstehcen Instagram paylaşımları gösteriyor. "Bu hesapları takip ediyor musun?" diye soruyor. Jamie de onaylıyor.
Hatta Jamie bu uygunsuz paylaşımların altına yorumlar bile yapmış. Sonra polis, merhum kızın Instagram hesabını gösteriyor. "Onunla arkadaş mıydınız?" diye soruyor. Jamie olumsuz yanıt verecek gibi oluyor. "Ama onun takip ediyorsun ve o da seni takip ediyor. Hatta senin gönderilerine yorum bile yazmış." diyor.
Kamera görüntülerinin detayı şöyle: "Jamie kızla bir otoparkta buluşuyor. Kıza ne söylüyorsa, kız onu tersliyor ve iterek yere düşürüyor. Buna öfkelenen Jamie kızı defalarca bıç*klıyor. Şimdi gelelim, benim analizime. 👉
Hatırlar mısınız, 5 yaşında bir oğlan çocuğunun annesinin mesajını sizlerle paylaşmıştım. Hani çocuk makasla, oyuncak bebeklerin özel yerlerini delik deşik ediyordu. Sebep? Annesi sonradan YouTube geçmişinde porno izlediğini öğrenmiş.
Bu olay beni çok etkilemişti ve merak edip çok detaylı bir araştırma yapmıştım. O araştırmamda öğrendim ki bir çocuk henüz yaşı uygun değilken cinsel içeriklere maruz kalırsa beyni, tıpkı savaş anındaki bir askerin beyninde olup bitenleri taklit etmeye başlıyor.
Hem de öyle modern asker değil. Bildiğin, kılıç, gürz, ok ve mızraklarla yapılan vahşi bir savaşın ortasındaki askerin beyni. Yani beyin "ölmek istemiyorsan öldür" moduna geçiyor. O andan itibaren askerin vicdani ve ahlaki değerler kapanıyor ve ilkel beynin dürtüleri ile saplıyor, saplıyor, saplıyor...
Sorguya geri dönelim. Jamie, yaşına uygun olmayan cinsel içeriği nerede görmüştü? Sosyal medyada... Jamie kaç yaşında? 13! Peki 13 yaşında bir çocuk sosyal medyaya girebilir mi? Kanunen girer. Girince bu içeriklere nasıl ulaşır? Aramasına gerek yok, algoritma ona ikram eder.
Sonra ne düşündü? Kız arkadaşının da aynı o içeriklerde gördüğü gibi onun her istediğini yapacağını? Gitti sordu, ne oldu? Tabi ki kız onu tersledi. Sonra? Sonra ilkel beyin yapması gerekeni yaptı.
Eveeeet! Sosyal medya 24 yaşın altındakiler için uygun değil dedik. "Saçmalama! Bu mümkün değil." dediler.
Porno çocuk zihnine hasar verir dedik. "Hadi len, abartma" dediler. Bundan 4 yıl önce araştırıp yazdıklarım dizi oldu, gönderip "hocam izleyip yorum yapar mısın" diyorlar.
Arkadaş! illa ben de mi dizi çevireyim. Ekrandan kafanı kaldır da etrafına bir bak! Oluyor mu böyle sen söyle...
#AdolescenceNetflix
Belki böyle düşünmek yanlış ama… Az sayıda inananın arasında yer almaktan gizli bir mutluluk duyuyorum!
Bu iş mucizevi bir şekilde sonlanmasa da, her şey daha da kötüye gitse bile, kendime bir söz verdim:
Bu mucizeye inanmayı asla bırakmayacağım!
Bence İLGİNÇ
Buraya az da olsa bir birikimle gelmiştik. 9 ayda artık hiçbir şeyimiz kalmamıştı. Kan bağı degil ama kandan öte bağı olan bir kardeşimden borç istemeyi düşündüm. Önceden olsa ondan çok daha rahat isterdim ama yaşadıklarımın etkisi sanırım cok zorlandim. Birilerinden birsey istenmeden yapilabilecek bir seyse istememeye cabaliyorum. Çocuklarıma “telefonumu getirsene” bile demiyorum artık. Bazen acil durumlar oluyor, bir şeyler istediğim oluyor, yeminle söyleyebilirim, “Nereden istedim, keşke istemeseydim” dediğim aksiliklerle karşılaşıyorum, o işi kendim yapmak zorunda kalıyorum.
Kafamda oturum izni gelir, sosyal destek başlar diye bir şey vardı. Oturum gecikti, bende 500 Euro borç istedim, O hemen 1000 Euro verdi. Beni çok sever onu biliyorum ama cömertlik onun geninde var. Birinin sıkıntısı olduğunu bilse ve imkanı varsa direkt çıkarır verir. Hatta sıkıntısı olan var mı diye de araştırır.
Birkac gun sonra bizim oturum geldi hem de görüşmeye çağırmadan, sadece gönderdiğimiz evraklar üzerinden karar verdiler. Keske biraz daha sabretseydim istemeye gerek kalmayacaktı. Borcu geri vermek istedim, almam dedi konuyu kapattı. Ben de başka bir şekilde gereğini yaptım. Ruhu burada duymadı ama ilerde duyacağına inanıyorum.
Kisa bir sure sonra iki dostumuzun ekonomik sıkıntısının olduğunu duyduk, eşimle konuştuk, desteğin beşte birini bu iş için ayırdık. Beş-altı ay sonra o sıkıntılı durum geçti. Destek verirken zorlanmıyorduk, sanki bereketi gitti, dedik. Arkadaşlar bize çok teşekkür etti ama asıl bizim onlara teşekkür etmemiz gerekiyormuş.
Çalışmaya başlayınca da benzer oranda destek olmak gibi bir hedef koyduk. Aylarca sürdü, bir zorluk yaşamadık hiç, sonra şirketteki bir arkadaşım, maaşımın yanlış hesaplandığını söyledi, bu kadar az almaman gerekiyor, ben bu kadar alıyorum dedi. Personelcilere mail attım, hata olmuş vs toplu para yatırdılar. Aynı zamana denk gelen vergi iadesi aldık, o da önceki yılın neredeyse üç katıydı, sonra geçmişte interim şirketi üzerinden çalışıyordum. Yıllık bir hesabı varmış, oldukça iyi bir ödeme aldık. Almamız gereken bir geri ödeme vardı, aylardır paramızı yatırmıyorlardı, aynı zamana ödemeyi yaptılar.
Böyle bir şey paylaşılır mıydı, bilmiyorum ama dün gördüğüm bir haber yüzünden yazdım.
Masumlara süt yardımı adı altında yardım yapılıyormuş, bu da zalimleri rahatsız etmiş, bir çok fedakar insanı gözaltına almışlar.
Yaşadıklarımdan anladığım ve inandığım şey, bu insanlara destek olmaya benim ihtiyacım var. Hem huzur veriyor hem de hiçbir şey kaybettirmiyor.
Allah Halk Tv ve benzerlerinin belasını versin
@metropolmedya_ Keşke herkes bu kadar temiz ve masum bir hayat yaşayarak göçüp gitse ebedi âleme her yanı kir ve günahla dolu şu dünyadan. Mecnun olmak kurtuluş oluyor böyle dehşetli zamanlarda. Mekanı cennet olsun
Esir/sürgün/tecritler arasında vasatın altında biri olarak, o kahramanlardan aldığım terbiyeye dair, kısa dinlendirici bir BEYAN:
DzKK.lığında “ben” her yıl “mal bildirim formu” doldururdum. Çünkü başlangıç bütçesi 100 milyon dolar olan bir MODERNİZASYON projesinde kilit bir görevdeydim. Katıldığım seminer ve toplantılarda, hiç tanımadığım sivillerden “Ethem binbaşı siz misiniz?” diye gelenler olurdu, yakınlık kurmak isteyenler olurdu. Hatta, yüzbaşıyken Deniz İkmal Merkezi K.lığında bir müteahhit “yüzbaşım sizi Allah için seviyorum, lütfen bir yemek yiyelim” dediğinde, “babam müteahhit olsa özelde görüşmelerimi keserim” demiştim.
Şu maceralı serancamım esnasında, Yunanistan’dan Belçika’ya geçtiğimde beni karşılayan silah arkadaşım bir zarf / bir miktar para uzattı, “abi ihtiyaç olursa” dedi, “cebimdeki para daha bitmedi, varken alamam” diyerek, kabul etmedim. Allah, hiç “yokluk” göstermedi. Hatta, annem kayın valideye “bizden hiç para almadılar, yoksa siz mi veriyorsunuz?” diyerek şaşırarak sormuş. Karşılıklı şaşırmışlar. Arkadaş, aracın ve küçük arsamın satışından gelen parayla idare etmiştim. Varken niye isteyeyim?
SM’de ~7. seneye giriyoruz! Mikroplar her yönden yaklaştılar, her yönden! Her türlü zaafiyeti kontrol ettiler, açık kapı var mı diye bakındılar! En son sevdiklerimin hayatıyla tehdit ettiler. “Elinizden geleni yapın ama sizleri bulacağım” dedim. Sevdklerimi Allah’a emanet ettim�� bir Allah’ın kulundan korkmuyorum, bir kuluna minnet etmiyorum. Bana gelen tehditler ise sıradan oldu, çok şükür; hatta beni dinlendiren musikiler gibi oldu, mikropların eliyle iletilen sevgiliye çağrı davetiyesi gibi oldu.
Bir ara, onlardan olmadığını net bildiğim, yurtdışında ciddi yatırımları olan esir bir kahramanın oldukça varlıklı bir yakını, “şu şu işin başına geç, uğraşma” gibisinden ima edecek oldu. Kendisine, “mevzu bahis dahi olamaz” dedim. Başka işlerimde de “alan değil veren olmaya” çalıştım, gayret ettim, dilekçelerimi Mülkün Tek Sahibine hep öyle yazdım!
Hodri meydan! Görevde olan subaylarım, astsubaylarım, memurlarım hatta #ETÖ’cü amirlerim çıksınlar aksini söylesinler, yazsınlar. Çizsinler.
Arkadaş!
Bu dünyada belki olmaz ama günün esir/sürgün/tecrit yiğitlerine ve geçmişin o güzellerine mülaki olmak için şuncacık basit gayretler yeter mi bilmiyorum ama ruhuma verdiği hazzı tarif edemem.
Bu satırları yazarken, youtube’da tesadüfen çalan şarkı:
“Güllerin içinden canım,
gülerek gel bana gel”
Bahsettiğiniz ilham 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gecenin sabahında, hakim ve savcılara operasyon yapan ve ertesi gün 2745 hakim ve savcıya gözaltı kararı aldırarak, yargıya darbe yapmak olmasın!!! Onların yokluğunda yargının siyasilerin emrine girdiğini, hukuk eliyle siz de dahil her kesimden insanın hedef olduğu, gözdağı verildiğini ne zaman unuttunuz? Lüzumsuz imalar ve hedef şaşırtmaları bir tarafa bırakıp, yargı, anayasa, hukuk katledildi demek neden zor? Hukuk devletinin yok edildiğini görmezden gelerek nerede adalet arayacaksınız???
✍️ CAN BAHADIR YÜCE | Fethullah Gülen: Bir tanıklık
⚫ Yıllar içinde şunu gözlemledim: Gülen’i sevenler tanıdıkları için seviyordu, onu sevmeyenlerse tanımıyordu. Bu yüzden tanıklıkları kayda geçirmek önemlidir.
https://t.co/4khMurwBng
https://t.co/81OzmisNaz
Türkiye toplumundaki çürümeyi zalim ve hırsız siyasetçilere, suçlulara, kötülere veya kötülüğe bağlamak sorunun kaynağını görmeyi engelliyor diye düşünüyorum. Anlama, kavrama ve akıl yürütme gibi insana ait temel yetilerin hızla azalması, sistemsiz bir ülke olan Türkiye’de, toplumsal çürümeyi başka bir seviyeye taşıdı. İnsan dediğimiz canlı, bu özellikleri hızla kaybetmeye yatkın bir yaratılışa sahip. Bugün Türkiye’nin bir kara deliğe dönüşmesinin altında yatan temel sorun; zihinsel beceri ortalamasının hayvanlardaki içgüdüyü aratacak oranda gerilemesidir. İnsan zalim de olsa, ahlaksız da olsa, zekasını önce kendini korumak için kullanır. Bugün toplum artık her eylemiyle kendine doğrudan zarar veren akılsız bir organizma gibi hareket ediyor. Kendisine uzatılan her dalı ısırıp koparıyor.
Bu kadar yavşak olmayı gerektirecek nasıl bir kötülüğe! sebep oldu hizmet? Allah ve Peygamber düşmanı gerçek vatan hainlerinin, şeytanın bile utandığı münafıkların diliyle konuşmak böyle birine hiç yakismazdı. Tümden seytanlastirip her yaptıkları yanlıştı demek insafa sığmaz.
En hafif tabirle Gökhan Cacık. Analiz diye kastigi zorlama yorumlar ve aforizmalar, tarihin şahitliğinde, maalesef ileride sadece pişmanlık olacak biraz insafi kalırsa.Zira Moğol benzetmesi akademik kariyerini çöplüğe atmayı gerektirecek bir talihsizlik. @OzkanSemizoglu