İSTANBUL BOĞAZ MÜZESİ YARIN KAPILARINI AÇIYOR
📍 Kabataş Transfer Merkezi
Boğaz'ın iki yakası arasında ilk vapur seferi 1872'de, tam da bugün müzenin bulunduğu kıyıdan kalkmıştı. Şirket-i Hayriye'nin Suhulet vapuru, iki yaka arasındaki bu uzaklığı gündelik bir geçişe dönüştürmüştü. Yarından itibaren aynı kıyıda, o günlerden kalan gravürler ve fotoğraflar, pencerenin hemen ardından uzanan bugünün Boğaz'ıyla yan yana görülebilecek.
İstanbul Boğaz Müzesi, "Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi" sergisiyle açılıyor. Sergide, biri yalıları ve vapurlarıyla yakından yaşanan, diğeri 1930'lardan sonra hızlanan bir kentin içinden bakılan iki farklı Boğaz var ve aralarındaki mesafe, ziyaretçiyi kendi bakışını da sorgulamaya çağırıyor.
Hoca Ali Rıza, İbrahim Çallı, Fausto Zonaro, Ara Güler, Avni Arbaş gibi isimlerin yanı sıra tarihi haritalar, gravürler ve kartpostallar da sergide yer alıyor.
Müzenin hikâyesi sergiyle sınırlı kalmıyor. Atölye ihtiyacı olan sanatçılara da kapılarını açan müze, aynı zamanda bir üretim alanı olarak da kullanılabilecek.
İstanbullulara, Boğaz'ın hikâyesini yakından hissedebilecekleri yeni bir mekân kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarımızda cereyan eden ve hepimizi derinden üzen ve etkileyen vahim olaylarda hayatını kaybeden çocuklarımıza ve öğretmenimize Yüce Allah'tan gani gani rahmet, yakınlarına, sevenlerine sabr- ı cemil, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Milletimizin ve Eğitim camiamızın başı sağolsun.
İki gündür üst üste iki ayrı okulumuzda husule gelen bu elim olaylar bir gerçeği tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor. Dijital ortamların ne kadar tehlikeli olduğunu ve acil önlemler alınması zaruretini en üst perdeden hepimize haykırıyor.
Oyun bağımlılığı, yapay zekanın yıkıcı telkinleri, sosyal medyanın çarpıklığı vb. olguların hepsi gençlerimiz, yeni nesillerimiz için çok sinsi birer tuzaktır.
Küresel çetenin ajanları internet ortamında etki altına aldıkları çocuklara, gençlere bilinçaltı operasyonu çekerek yanlış ve oldukça tehlikeli telkinlerde bulunuyorlar. Bu yüzden kimi gencimiz intihar ediyor, kimi gencimiz de vahşi eylemler yapıp sonra kendini imha ediyor.
Dolayısıyla atılması gereken en önemli adım tehlikeli tüm dijital mecraların ivedilikle kapatılmasıdır. Sosyal platformlarda sıkı denetim ve filtreleme son derece zaruridir.
Film ve dizilerde, gündüz kuşağı programlarında ailenin değersizleştirilmesine, katillerin, çetelerin kahramanlaştırılmasına, çatışma sahnelerinin gayet normal bir şeymiş gibi lanse edilmesine derhal son verilmelidir.
Aileler çocuklarının kontrolsüz internet kullanımına asla göz yummamalı, çocuklarımızın her hali sıkı takip edilmelidir.
Maalesef çok zor bir çağdayız, evin dışı da içi de sayısız tehlikelerle dolu. Aileler, Eğitimciler, STK'lar ve Devletimizin ilgili kurumları elele yeni nesillerimize çok daha fazla ehemmiyet göstermeliyiz, sinsi tuzaklara düşmemeleri için elimizden geleni yapmalıyız.
Gençlerimiz, Yeni Nesillerimiz İstikbalimizdir! Gözbebeğimizdir!
Onlara sahip çıkmak, korumak geleceğimize sahip çıkmaktır.
Yüce Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın.
Geleneksel Yesevi Sohbetlerimizin bu haftaki konuğu, önceki dönem milletvekili, eğitimci ve kanaat önderi, kıymetli büyüğümüz Sn. Bozkurt Yaşar Öztürk Hocamızdı.
''Dava Adamı Olmak'' konulu sohbeti için değerli hocamıza ve katılımcı kardeşlerimize teşekkür ediyorum.
Bölgemiz 1. Cihan Harbinden beri görülmemiş en sıcak, en riskli ve tehlike boyutu en yüksek çatışmalara sahne oluyor.
Her açıdan oldukça kritik zamanlardan geçiyoruz.
Tarihin en evvelinden itibaren Jeostratejik önemi bölgemizi her daim cazibe merkezi yapmıştır. Medeniyetlerin doğduğu, ilahi dinlerin nazil olduğu, Peygamberlerin yaşadığı, tarihte büyük olayların, kırılma ve dönüm noktalarının vuku bulduğu bu coğrafya kıyamete kadar da sakin kalacak gibi görünmüyor. Zira 'Yeni Dünya Düzeninin' merkezi yapılmak istendiği, bölgemizde cereyan eden her hadiseye bu zaviyeden bakmak gerekliliği oldukça aşikar.
Küresel düzen bugüne kadar hiç olmadık şekilde değişiyor.
Ve çok net biçimde görülüyor ki yeni dünya düzeninde haklının değil 'güçlünün üstünlüğü' tek geçer akçe olacak. Güçlü olan hep haklı ve dünya üzerindeki her şeyde hesapsızca hakkı olan bir otorite haline gelecek.
Dünya böyle vahim gelişmelere teşneyken ve bölgemiz yangın yeri, ülkemiz ise ateş çemberinin tam ortasındayken bize düşen, birlik ve beraberlik içinde vatanımıza, devletimize daha çok sahip çıkmak, manipülasyonlara karşı uyanık olmak, ülkemiz ve bölgemiz için dua etmektir.
Vakit siyasi hesap ve husumetleri bir kenara bırakma vaktidir. Etrafımızda füzeler uçuşurken, ülkemize düşen füze parçaları söz konusuyken, coğrafyamız top yekun diken üstündeyken içerde siyasi polemiklerle gündemi meşgul etmeye çalışmak büyük bir sorumsuzluk örneğidir.
Ayrıca küresel gelişmelerin hararetli atmosferinde bütün İslam Memleketleri ve Türk Devletlerinin ortak bir payda da birleşmesi sarsılmaz bir bölgesel güç haline gelmesi elzemdir.
Türk- İslam Birliği yaşanan hadiseler ışığında zarurettir ve küresel ejderhalara karşı ayakta dimdik durabilmenin yegane reçetesidir!
Bu meyanda İran'da harita değişecek, sonra sıra Türkiye'ye gelecek diyen aklını yellere kaptırmış kibirli zevat; size verilecek bir karış toprak parçamız yok!!! Ve lakin bin yıl daha sersemletecek Osmanlı Tokadımız var!! Hem de bu tokadı atmaya 7'den 70'e daima hazır bir Millet var, elhamdülillah.
Her Türk kadınıyla, erkeğiyle asker doğar. Beş bin yıllık tarihimiz bunun ispatıyla doludur.
'Destansı Öfke' nedir, nasıl olur merak eden Viyana kapılarına dayanan Türk'ün tarihini okusun!!!
Türk Milleti Vatan dendi mi ruhundaki delilik ortaya çıkar. Şüheda bile doğrulup şaha kalkar!!!
Ve ülkemiz adına hayal kuranlar iyi bilsin ki; size hayallerinizi zindan ederiz biiznillah.
Vatan toprağımıza el sürmeye kalktığınız an sadece bir bölge değil bütün Dünya yanar...!!!
Şehit Liderimiz Muhsin Başkanın dediği gibi;
Savaşı seven bir millet değiliz lakin mesele Vatan olursa dünyanın şah damarını keseriz!
Yüce Allah Vatanımızı, Milletimizi ve Ümmet- i İslamı korusun. Bu Mübarek Ramazan ayı hürmetine, kana, baruta, haydutluğa ve kaosa doymayan Küresel iblislerin bütün planlarını akamete uğratsın ve kötü emellerini kendi başlarına geçirsin.
La Galibe İllallah!
Fenerbahçeli yaptığı çocuklarının üzülmesini artık görmek istemeyen bir Fenerbahçe taraftarı olarak yazıyorum. Fenerbahçe 11 yıldır şampiyon olamıyor. Bunun sebebi yönetimlerdeki panik ve kararsızlık. Panikten sağlıklı karar verilemiyor. Kararsız kalınıyor.
Fenerbahçe'de kararsızlık hala devam ediyor. Mourinho'yu göndereli 8 gün oldu. Hala hoca yok. Haftaya Trabzonspor maçı var. Gecikmeden dolayı bu maçta puan kaybedilirse ne olacak. Atomu parçalamayacaksınız. Türkiye şartlarına uygun bir hoca bulacaksınız. Yazılıp çizilenler doğruysa yabancı hocalarla görüşülüyor. En ilginci ise medyada zikredilen İtalyan teknik direktör isimleri. Türkiye'de şampiyon olmuş İtalyan hoca var mı? Yabancı teknik direktörler, Türkiye'de 18 yıldır şampiyon olamıyor. Bunu hala anlayamadık mı?
Fenerbahçe için şu anda en iyi formül İsmail Kartal+Volkan Demirel (Volkan hoca Fenerbahçe'nin bu kaos ortamından kurtulması için fedakarlık yapmalı) ikilisinin göreve gelmesi olarak gözüküyor. Tabii iyi bir teknik ekiple birlikte (Mourinho'nun Kartal'dan tek artısı az sakat vermesiydi).
Yabancı getirecekseniz Sebastian Hoenes gibi bir Alman hocayı iyi bir Türk yardımcı ile getirip, 2 sene sabredeceksiniz. Bunu da taraftara anlatacaksınız. Hoenes'in oynatacağı oyunu taraftar seveceği için bu sene şampiyon olmasak bile taraftar sabreder. Bu kadar basit.
En kötü karar, kararsızlıktan iyidir. İşi cılkını çıkarmadan bitirmek de en iyi yoldur
1.Sınıf MEB Türkçe ders kitabında Hece Sözcük ve Cümle Oluşturma etkinliklerinde farkındalık oluşturucu güzel cümlelere yer verilmiş. Bakanlığımızı ve yazarlarımızı tebrik ediyorum.