Türkiye susmayacak!
Sesini, görüntüsünü yasakladıkları, kitaplaştırdığı savunmasını toplattıkları Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de tarihi savunmasını yapacağı gün, Halk TV’ye yönelik şafak operasyonu ve kayyum kararı, azınlık iktidarının içinde bulunduğu korku ve acziyetin boyutunu gösteriyor.
Halkın iradesiyle sahip olamadığı her yere çöken, tehdit, şantaj ve teklif yoluyla satın alamadığını, devletin gücünü istismar ederek zorbaca yöntemlerle teslim almaya çalışan, halkımıza hiçbir vaadi kalmamış bu düzen daha fazla devam edemez.
İktidarını kaybetme korkusu ve telaşı içinde olanların, fon vurgununun, derin yoksulluğun, adaletsizliğin üstünü şafak operasyonlarıyla örtmesine, kurdukları muhalefetsiz Türkiye hayalini gerçek kılmalarına geçit vermeyeceğiz.
Halkın sesini kısıp nefesini keserek hakikati susturamayacaksınız.
Halk TV’nin ve bütün gazetecilerin yanındayız.
Engellenen hesabımda kalan yazılarımı burada tekrar yayınlıyorum. Bu vesile ile Butlanoğlu'nun aparatlığını bir daha hatırlayalım. Keşke bu kadar uzman, akademik yazmasaymışım, rezile rezil deseymişim. https://t.co/qYhDEx1ZCA
Butlan rezil o ayrı, ama sadece bir aparat. Sorumlular belli, güç kimde belli, butlanın tasması kimde o belli, kayyum atayan da, İmamoğlu’ndan korkan da, fon vurgununu konuşturmak istemeyen de belli. Çok öfkeliyiz ama öfkeyi Kılıçdaroğlu’nda soğurmayın derim tüm iyi niyetimle 🙏🏻🌱
Her yayın öncesi önünde hazırlık fotoğrafı çektirdiğimiz Uğur Mumcu tablosu, haber merkezinde toplantı yaptığımız masa, konuklarımızı ağırladığımız stüdyo önü ve normalde tam kadro dolu olan reji… Şu an bu halde. Kılıçdaroğlu’nun işaret fişeğini atmasının hemen ardından Halk TV’ye kayyum atandı. Tam da İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün… Tam da fon vurgununun perde arkasındaki gerçeklerin irdelendiği bir dönemde… Tam da… #halktv
Orada olacağız!
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun tarihi savunmasını yerinde takip etmek için bir araya geliyoruz.
📆14 Ekim Çarşamba
🕙10.00
📍Silivri Zindanı
Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir.
Maalesef ülkemizi bu hale getirdiler.
Millet, fon soygununun hesabının sorulmasını isterken….
Ekonomik kriz, geçim derdi, adaletsizlikler ülkemizin her yerinde sürerken…
Tam da Türkiye’nin en büyük siyasi davasında savunmanın başlayacağı gün, bunu yaptılar.
Belediyelere kayyım atayıp milletin iradesine çökenler, şimdi milyonların izlediği Halk TV’ye kayyım atadılar.
Çünkü ACİZ ve KORKAKLAR!
Halk TV’nin, basın özgürlüğünün, orada çalışan yüzlerce emekçinin ve ailelerinin yanındayız.
Yargıyla siyaseti, kollukla haberciliği, kayyımla millet iradesini terbiye edeceğini sananlar tarihin en büyük yanılgısı içindeler.
Türkiye bu kötülüğü yenecek.
Halkımızı bu mücadeleye sonuna kadar sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Millet kazanacak, darbeciler, vesayetçiler YENİLECEK!
Youtube üzerinden canlı yayına baktım, şu anda olması gereken Canlı Yayın “Süheyla Demir ile Günaydın Türkiye” Halk Tv’de 20 dakikadır başlamamış gözüküyor
Fon vurgunu konuşmaları sırasında gözden kaçıyor ama yakın zamanda Aile Bakanlığı, çocukları sosyal medyanın ve dijital dünyanın zararlarından korumak için yeni bir düzenleme açıkladı. Ancak Türkiye vatandaşlığı tecrübem, bu düzenlemenin nasıl hayata geçirileceği ve neyle sonuçlanacağı konusunda temkinli olmamız gerektiğini söylüyor.
Çocuklar için sosyal medya kullanımı denetlenmesi ve düzenlemesi gereken bir konu. Fransa da 15 yaş altına sosyal medyayı yasakladı. Ancak orada yaş doğrulamasını devlete bırakmadılar. Süreç birden fazla yöntem ve bağımsız denetim kurumları üzerinden yürüyor.
Bizde ise yeni açılan her hesap, mevcut hesaplar da 31 Mart 2027’ye kadar, e-Devlet’ten geçecek deniyor. Yapısal ihmalin ve kurumsal bozulmanın bu kadar yoğun yaşandığı, fon vurgununda bile gazetecilerin tutuklandığı bu ortamda, her şeyin tek elde toplandığı bir sistemde bu düzenlemenin nasıl uygulanacağı, kimin denetleyeceği ve doğru sistemin kurulup kurulmadığı konuları hepimizi ilgilendiriyor.
Now TV’de Ezgi Gözeger ile yaptığımız söyleşinin tamamı burada - fon vurgunu, okul saldırıları, dijitan sansür ve sosyal medyada çocukları konuştuk:
https://t.co/UYswjmmsZY
Mahinur hanım siz büyük bir iftiraya maruz kalmadınız. Ümit bey size bu işlem sizin babanıza mı ait diye sordu, bu bir iftira değil. Bu bir soru. Soru iftira değildir. Sorudur. Fatma Betül Sayan Kaya olayından sonra da makul bir sorudur.
Bir parçası olduğunuz iktidar şeffaf bir şekilde bu fon vurgununu yapan kişileri açıklamazsa bu makul sorular sorulur, muhalefetin işi de budur.
Belgeler elinizde, işlemler kayıtlı, 455 bin kişinin mağdur olduğu bu soyguna karışan herhangi bir siyasi, bürokrat, kamu görevlisi varsa iktidarınız bunu açıklasın, bu gereksiz polemikler son bulsun.
Geçtiğimiz hafta şahsımı ve ailemi hedef alan büyük iftiralara maruz kaldım.
İftiralarını ispat etmeleri hâlinde istifa edeceğimi, ispat edememeleri hâlinde ise kendilerinin istifa etmesi gerektiğini açıkça söyledim.
Beş gün geçti. Ne bir ispat ne bir özür ne de bir istifa…
Buradan Ümit Özlale’ye bir kez daha soruyorum: Benim, paylaştığınız dosya numarasından yola çıkarak ancak 40 dakikada ulaşabildiğim bilgilere siz nasıl ulaştınız? Bu bilgileri size kim verdi?
Muhalefet, çamur siyasetini öyle bir noktaya taşımıştır ki yalanı söylem, iftirayı yöntem hâline getirmiştir. Şahsımı ve ailemi hedef alan bu kirli siyasete ASLA MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİM.
İddialarını ispatlayamayanlar, attıkları iftiraların hesabını hukuk önünde verecektir.
Demokrasiye ve adalete inanan herkesi, yarın Ekrem İmamoğlu’nun davasına gelmeye; gelemeyenleri ise savunmasını dinlemeye davet ediyorum.
Çağrım bir kişiye destek çağrısı değil; adil yargılanma hakkına, hukuk devletine sahip çıkma çağrısıdır.
Haklısınız ama tolerans paradoksundan nasıl çıkacağız? Bu ülkenin solcuları da, demokratları da dayak yiye yiye, ilkesel davrana davrana her alanda hak kaybından herkesin zarara uğradığını görüyor ve bunu ifade etmeye çalışıyorlar. Sürekli birilerine gerçekten demokrat olduğumuzu ispatlamaya çalışmaktan da yorulduk. Azerbeycanda olanlar hak ihlalidir, zamanında Türkiyede olanlar da hak ihlalidir ve hakları ihlal edilmesin diye uğraştıklarımız da devran dönünce aynısını yapmışlardır. Bu üçü de aynı anda doğru. Bu döngü tekrarlanıp durmasın diyen insanların sesini çoğaltmak gerekiyor, çözüm bu.
AKP ile anlaşarak,AKP’nin atamasıyla ‘Tedbiren’Genel Müdür olana ve AKP’nin muhalefet kolları olanlara neden maaşımdan ödeme yapayım?
Kendi rızamla verdiğim maaş kesintimi kendi rızamla geri istedim.
Şimdi bunun neresi yanlış @samiltayyar27 ?
Milleti fonlarla, tonlarca parayla soyanlara ve AKP’nin muhalefet kolları olanlara verecek bir kuruşumuz yoktur!
Size de bu saçma sapan haberi çarpıtarak vermek yakışmadı!
@ankahaber@yenipartiyiz
Miktarı az buldum gerçekten de.
91 milletvekili ayrılırken kendi maaşlarından verdikleri aidatları partiden çıktıkları için geri aldılardı diye hatırlıyorum, çok haklı olarak, niye ayrıldıkları yere aidat versinler.
Ama bu gerçekten de az ve hakkaniyetsiz.
135 milletvekili hazine yardımı ile butlan CHP si şu anda 44 milletvekiline sahip. 91 vekillik hazine yardımını da aktarsınlar. Devlet Bahçeli de etik olanın bu olduğunu söyledi.
Vekiller maaşları ile uygun bulduklarını yapabilir zaten, ama asıl ben seçmen olarak seçtiğim vekile oranlayarak yapılan hazine yardımının YENİ Partiye aktarılmasını talep ediyorum.
Gazeteci Fatih Atik, uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek çok çarpıcı bir habere imza atmış.
Özgür Özel, CHP’den ayrılmadan önce Grup Başkanı sıfatıyla İş Bankası Akay Şubesi’ne gönderdiği yazıyla partinin 5 milyon lirasını dolaylı olarak Yeni Parti’ye transfer etmiş.
Önce milletvekillerinin CHP’ye yaptığı bağışların gayriiradi iadesini sağlamış, sonra Yeni Parti’ye bağış olarak almış.
Miktarı az bulabilirsiniz.
Sorun, zihniyette.
Genel başkanlığını yaptığı partinin kasasını giderken boşaltmayı düşünmek, akla ziyan olsa gerek.
Kelimeler kifayetsiz kaldı, ne diyeceğimi bilemiyorum.