Erkek milli voleybol takımımız ''takım ''olarak Kadın miili takımımıza göre daha başarılı , Vargas olmasa- ki Hollanda'ya bile mağlup oldular derece alamazlar .Pasörler kötü,servis karşılama vasat ,doğrudan hata oranı çok yüksek 4.sette 7 hata Abd 1 hata .
@TekYolFener Ya Müjdat kim diyen arkadaşlar Müjdat abiyi tanımıyor olabilirsiniz ama bu adam tüm kariyerini FBde geçirmiş kadro dışı kaldığı dönem diğer büyük takımlardan teklif almasına rağmen kabul etmeyip helaliyle taksicilik yapıp geçimini kazanmış birisi lütfen haddinizi bilerek konuşun
Fenerbahçe taraftarının oyuncu tüketme birimi tarafından geçen sezon hedefe konmuş sağ bekimiz Nelson Semedo'dan söz edelim azıcık.
Vitor Pereira takımlarını takip etmek özel zevklerimden biri olduğu için, Vitor'un Wolves'la kümede kalma serüvenini yakından takip etmiştim. Her maçta da "bizim Semedo'yu almamız lazım" diye attığım whatsapp mesajlarının sayısını unuttum.
Semedo o sezon sonunda Wolves'la yeni sözleşme yapmadı ve bonservisi elindeydi. Bizim de Osayi ve Mimovic mevzularımız kapanmıştı. Sağ bek almamız gerekiyordu ama Ali Koç yönetimi her zaman olduğu gibi hesaplarını takımın sağlıklı oluşması yerinde, kulüp siyasetine uygun olarak yapıyordu.
Koca hazırlık kampına dahil etmeyip, artık eksik kadroyla Feyenoord karşısına çıkacağımız kesinleşmişken, 31 Temmuz 2025 tarihinde Semedo'yla iki yıllık sözleşme yaptılar. 6 Ağustos'ta da Feyenoord maçımız vardı. Adam kamp yemeden, Feyenoord maçının ikinci yarısında sahaya çıktı ve sezonun ilk yarısında sakatlanana kadar şahane top oynadı.
Yaz kampı yememiş ve geldikten birkaç hafta sonra hocası değişmiş, üstüne de sakatlıklar geçirmiş bir oyuncuyu, sezon ortasından itibaren YouTube sansarları ve futbolcu ıslıklama birimimiz sayesinde "çöp" ilan ettik.
Üstelik, sakatlıktan çıkar çıkmaz icatçı hocamız Tedesco adamı sol beke sürdü. Oysa Mert Müldür, sol beki iyi kapatmıştı. Semedo gelip sol bekten Mert'i kesti. Mert sağ bek olup ıslıklandı.
Oyuncumuz Dünya Kupası'nda sıklıkla sonradan oyuna girdi ama hep diri ve etkili oynadı. Şimdi Semedo gitsin mi kalsın mı konusu speküle ediliyor.
Yahu Porktekiz Milli Takımı kolay seviye mi? Semedo'nun kariyeri kolay kariyer mi? Sağ bekimiz de değişmesin arkadaş. Bir kamp yesin, bir hazırlık yapsın. Yok...
Biz transfer kovalama peşindeyiz.
UEFA VE PARALI BAŞKAN SORUNSALI
Çok para harcamayı vaadedenler ve paranın sorun olmadığını düşünenler dün açıklanan cezalarla bir aydınlanma yaşamıştır diye umuyorum ama oy verenler aydınlanmadığı sürece seneye de aynı masalları dinleyeceğiz.
Bildiğiniz üzere FFP kaldırıldı ve 2022 yılından bu yana UEFA 3 ana başlıktan oluşan finansal sürdürülebilirlik sistemine geçti.
Sistemden önce UEFA’nın ne istediğini ve neden bu sisteme geçtiğini anlamak lazım.
UEFA’nın temel amacı futbolu parası olanın istediği gibi at koşturabileceği bir alan olmaktan çıkarıp kendi ekonomisiyle dönen sürdürülebilir bir yapı haline getirmek. Yani öyle gayrimenkul satıp oyuncu alma, kupon arsaları müteahhide verip borç kapama devri bitti.
Üçlü sistemin ilk ayağı Solvency.
Yani kulüplerin borçlarını ödeyebilme gücü. UEFA kulüpleri yılda 3 kez denetliyor bu konuda. Vergi, ticari borç, finansal borç, oyuncu ve diğer kulüplere olan borçlar 60 günden fazla gecikirse ceza veriyor.
Yani vadesi gelmiş bir borcunuzu 60 günden fazla ödemezseniz Avrupa kupalarından men ve transfer yasağı cezası alabilirsiniz.
Fenerbahçe buradan ceza almadı.
Bu da demektir ki “yıllardır ödenmeyen vergiler” diye kafa ütüleyenler yalan söylüyor.
Zaten ne kadar vergi ödediğimiz bilançolarda açıklanıyor. Bugün itibariyle vadesi geçtiği halde ödenmemiş bir borcumuz bulunmuyor diyebiliriz varsa da vadesi 60 günden önce gelmiş demektir.
İkinci ayak:
Football Earnings Rule (FER). Eski FFP’ye en yakın olan bu. Kulüplerin bir sürü gelirleri var. Kira toplayan, otel işleten vb kulüpler var.
Şirket bilançoları hep kar yazıyor ama futbol operasyonları sürdürülebilir mi? FER bu soruya cevap arıyor.
Son üç yılda futboldan kazandığınız para, futbola harcadığınız paradan en fazla 60 milyon € daha az olabilir demek.
Futbol dışı gelirler buraya dahil değil. Şirket 500 milyon kazanmış olabilir ama bunun kaçını futboldan ve futbola bağlı gelirlerden kazandı? Önemli olan bu.
Burada tek istisna şirket sahiplerinin ve yöneticilerinin nakit enjeksiyonu yapması diğer bir deyişle bedelli sermaye arttırımı gibi işlemler.
Bu yollarla şirkete sokacağınız para hesaplamaya yansır. -100 milyon € açık verdiniz diyelim. Bedelli sermaye arttırımıyla 50 milyon € sokarsanız, verdiğiniz açık 50 milyon € sayılır.
Biz buradan da ceza yemedik. Demek ki futbol operasyonumuzun son 3 yılda ettiği zarar 60 milyon €’nun altında.
Son sistem de Squad Cost Ratio (SCR).
Şu demek: futbol takımının ve teknik kadronun toplam maliyeti futbol gelirlerinin en fazla %70’i olmak zorundadır.
Yani 100 milyon kazandıysan en fazla 70’i kadar maaş, bonservis ve pirim ödeyebilirsin. Diğer giderlerinle beraber senelik 120 milyon (FER’a göre) harcayabilirsin. Ama 120 de harcasan SCR’a göre kadro maliyetin 70 milyonu geçemez.
Biz buradan ceza yedik.
Futbol gelirlerimiz 200 milyon €.
Bizim maliyetimiz 140 milyon € olmalıyken 168 milyon € olmuş.
28 milyon € fazladan harcanmış.
Bir futbolcu fazladan alınmış veya bir futbolcu satılamamış gibi düşünmek lazım.
FER’ı hatırlarsanız, bu cezayı yeme sebebimiz parasızlık değil. Parayı ödememiş olsaydık Solvency cezası veya bütçeyi çok aşmış olsaydık FER cezası alırdık.
Biz futbol dışı faaliyetlerden kazandığımız parayla finanse etmişiz. UCL katılımı için risk alınmış. Katılım olmayınca ceza gelmiş. Bence çok büyük bir mesele değil.
Bu kurallar ve yenen ceza daha önemli bir konuyu gündeme getiriyor aslında: taşıma suyla değirmen döndürme devri bitiyor. Çünkü futbol gelirlerini arttırmadığınız sürece Solvency ve FER’i atlatsanız bile SCR’a takılacaksınız.
O yıldızlarla dolu kadroyu gelirleri arttırmadan kurup sportif başarıyla finanse etmeye çalışırsanız alacağınız cezalardan batarsınız.
Alacağınız gayrimenkuller, kuracağınız şirketler futbol dışı branşları finanse eder ama futbola para aktaramazsınız.
İstediğiniz kadar bedelli sermaye arttırımı, bağış falan yapın. Solvency’den yırtar, FER’dan kurtarır SCR’dan ceza alırsınız.
PEKİ ÇÖZÜM NE?
✔️ En kolay ve en önemli çözüm altyapıya yatırım yapmak.
Tesis ve scouting için yaptığınız masrafları istediğiniz gibi finanse edebilirsiniz.
Hatta bu masrafların bir kısmını FER’da izin verilen zarardan düşebilirsiniz. Örneğin 70 milyon € zarar ettiyseniz ve bunun 15 milyonu tesise yaptığınız yatırımın maliyetiyse SCR ve Solvency problemi yaşamadığınız sürece 55 milyon zarar etmiş sayılırsınız.
Yetiştirip satacağınız futbolcular ve alacağınız yetiştirme bedelleri de doğrudan futbol gelirlerinizi arttırır.
✔️ Stadyum gelirlerini arttırmak.
Kuralların tek istisnası bu.
Başka gayrimenkullerinizden elde ettiğiniz gelirleri futbol geliri olarak kaydedemezsiniz.
Stadyum ve bitişik yapılardaki işletmelerden elde ettiğiniz kar, işletmeci kulüp veya bağlı ortaklık olduğu sürece doğrudan futbol kazancı sayılır.
Real Madrid’in stadında organize ettiği Beyonce konserinden veya stadın içinde kendi işlettiği restorandan elde ettiği kar doğrudan futbol geliri sayılıyor mesela.
Fenerbahçe’nin önünde kulübün geleceğini şekillendirecek iki tarihi fırsat var. Önümüzdeki 2-3 sene içinde değerlendirmezsek hem tarihi fırsatı kaçıracağız hem de gs'nin arkasına düşeceğiz.
Çünkü gs'nin futbol kazancı şu veya bu şekilde bizden 80 milyon € daha fazla. Yani her yıl bizden 56 milyon € daha fazla futbol harcaması yapabilirler. Doğru yönetilirlerse bu farkı paralı başkanla kapatma şansımız yok. Herkes aklını başına almalı.
TARİHİ FIRSATLARIMIZ NELER?
MALTEPE ARAZİSİ
KEL ARAZİSİ
Maltepe arazisi kulübün geleceğini kurtaracak, zaten yeni yeni kazandığımız yetiştirici kulüp ünvanını perçinleyecektir.
Yeni Ferdi’ler, Arda’lar, Yusuf’lar orada yetişecek ve kulübün geleceğini kurtaracak.
KEL arazisi de şu anda Türkiye’de hiçbir kulübün sahip olmadığı bir imkan.
Şehrin göbeğinde, stadın bitişiğinde devasa bir alan. Bu alan ne olursa olsun stada katılmalı, kulübün uhdesinde kalmalı ve stadyum gelirlerimizi maç günü gelirlerinin ötesine taşımalı.
KEL’i içine almadan yapılacak herhangi bir stadyum inşaatı veya KEL’in elden çıkarılması demek kulübün geleceğinin çöpe atılması demektir.
Senede 20-30 gün gelir getiren bir stadyumu 365 gün gelir getiren bir stadyuma çevirmenin anahtarı KEL arazisidir.
Orası olmadan yapılacak geliştirme en fazla 20-30 milyon €’luk gelir artışı demek. KEL’i de içine alacak modern bir stadyum inşaatında böyle bir limit söz konusu değil.
Stadın şehir dışına taşınmasına da aynı açıdan bakılabilir. Kadıköy’deki işletmelerin yaratacağı kaynakla Maltepe’dekinin aynı olmayacağını anlamak zor olmasa gerek.
Fenerbahçe kısa vadeli düşünmeyi bırakıp kulübün geleceğini kurtarmanın yollarını aramalı. Şampiyon olmak için yola çıkıp olamadığımız her sene gs ekonomik anlamda biraz daha öne geçiyor.
3-5 sene daha böyle giderse camianın zenginleri de kulübe faydalı olamaz hale gelecek. Bu iki tarihi fırsatı değerlendirebilirsek sportif başarıdan bağımsız şekilde ekonomik yarışta geri kalmayı bırakabiliriz.
Paranız ve Fenerbahçe sevginiz varsa tam zamanı. Tarihi fırsatları 35 yaşındaki yıldızlar için teperseniz tarihe gafil veya hain olarak geçersiniz.
KULPÇU
@kulpcubasi
Eger Fenerbahçe evreninde yeni bir dongu baslamadiysa (tum anomaliler bizde olur genelde) ya bu haber asparagas ya bu doktor arkadas sinirlarini zorlamis....
Haber asparagassa kulubun bu haberi yayinlayan kuruma ciddi bir dava acmasi lazim...
Yok eger haber dogruysa sponsor hastaneye ciddi bir yaptirim uygulamak gerekir...
Geldiğinde 'ayağı elinde' 'injury prone' dedik. ucuza geldi elinden geleni yaptı.. Zaten sakat olmasaydı Wizards, Raptors falan bir iki sene daha NBA oynardı. Risk aldık getirisinden faydalandık. Verdiğimiz her kuruş helali hoş olsun sen en az Ekpe kadar verim verdin dayıcım bize. Namuslu oyuncu örneğidir.
Bugünkü Paraguay yenilgisinin futbolun "spor" kısmıyla alakalı olmadığını anlayamadığımız için kolay kolay doğrulamayız.
Dolayısıyla gerçek suratımıza ne kadar sert çarparsa çarpsın, Süper Lig'de hamaset ve algı içinde debelene debelene kendimizi kandırmaya devam.
Futbolcuların koşu mesafelerini ilk ölçen her kimse yatacak yeri yok. 15 yıldır ortalık her yere deli gibi koşan ama top tekniği de oyun zekası da kısıtlı oyuncularla doldu. Telaşla koşuşturmayı futbol diye yutturuyorlar. Hala da teknik direktörlerin gözü fizik performansta.
Hocanın Mourinho, Didi, Löw, Osieck, Zico vs olmasının önemi yoktur. FB'den önce veya FB'den sonra nerelerde çalıştığının da önemi yoktur. Mevzu şudur; FB taraftarı ve medyası futbolu her zaman, her hocadan daha iyi bildiğini zanneder. Halbuki bilmez. Ve bunun tedavisi de yoktur!
✍️ Aziz Yıldırım geçen gün katıldığı bir programda, kulübün 120. yılında tüm branşlarda şampiyonluk hedeflediklerini açıklamıştı. Dileriz ki adımlar da bu büyük hedef doğrultusunda atılır.
🏀 Kadın basketbolunda Euroleague şampiyonu takım dağılmış durumda. Eski yönetim bu süreçte maalesef iyi bir sınav veremedi. Güçlü bir kadro için acilen kolların sıvanması gerekiyor. Miguel Mendez'in ardından başantrenörlük koltuğuna Ahmet Çakı yerine çok daha üst düzey bir isim getirilmeli. Ayrıca Emma Meesseman ile kesinlikle yeniden sözleşme imzalanmalı ve etrafına iddialı bir kadro kurulmalı.
🏐 Voleybolda kadro iskeleti kuruldu ancak kadın takımının ciddi bir başantrenör problemi var ve bu sorunun acilen çözülmesi gerekiyor. Önümüzdeki sezonun transferlerini ve sözleşme yenilemelerini yeni yönetim yapacağı için bütçeyi buna göre ayarlamalılar. Özellikle Vargas, Arina ve Ana Cristina gibi takımın çehresini belirleyen kritik oyuncuların sözleşmeleri mutlaka yenilenmeli.
⚽ Kadın futbolunda ise tarihimizde ilk kez Şampiyonlar Ligi sahnesine çıkacağız. Ön eleme maçları hızla yaklaşırken transfer hamleleri geciktirilmemeli. Şampiyonlar Ligi’nde lig aşamasına kalabilmek için takımın seviyesini doğrudan yukarı çekecek kalitede isimler kadroya katılmalı.