Dönüp bakmamız gereken, bu emperyalist kan emicilerin dünyanın en zengin ülkelerinde dahi insana "bu kadar zengin ülkelerde nasıl bu kadar çok aç, evsiz ve soka
Benim kahramanım Terzi Fikri'dir. Hakkında çok şey söylemeye gerek yok. Çünkü o söylenmesi gerekeni zaten söylemiştir:
"BEN NE YAPTIYSAM HALKIM İÇİN HALKIMLA BERABER YAPTIM."
‘’Adaletsizliklerin en büyüğü adil olmayıp,adil gibi görünmektir.’’ Platon
‘’Adaletsizliği işleyen çekenden daha sefildir.’’Platon
Demek ki adalet herkese lazımmış!
Toplumsal uyutmanın adı bu , insani duygularını bile kaybetirir. Depremde yaşanılanları bile unutur. Ama kimin aday olacağını canla başla tartışır. Kardeşim kimin aday olacağını değil bu iktidarın depreme yaklaşımını konuş.
Ancak onunla sınırlı kalmayan bir yaklaşımla bulunduğumuz her yerde evde, işte, okulda, mahallede, köyde fabrikalarda diktatörlüğe karşı gerek bireysel gerekse kitlesel çalışma ve protestolarla en geniş kitlelere ulaşabilmenin yolunu bulmalıyız.
"Tımarhane ve hapishane iktidarların sopası olmuştur tarihte" diye not düşmüştü yaşamın gerçekliğine Michael Foucault. Keşke söyledikleri sadece tarihte kalsaydı. Belki bugün tımarhaneler değil ama hapishaneler halen iktidarın sopası işlevini görüyorlar.
İşte o kayıtsız yerlerden biri de Sefaköy'dü. Biz de Sefaköy gibi verimli ve üretimi yüksek düzeyde olan bir tarlada devrimcileri hatırlatmayı ve kayda düşmeyi kendimize bir görev olarak gördük.
O günler başkaldıran insanlar vardı. Bilinen şehirlerin bilinmeyen mahallelerinde, karanlık sokaklarında, çamurlu köylerinde kayda düşmemiş yüzlerce binlerce devrimci insan.
O gün o devrimciler vardı. Devrimci abiler ablalar, devrimci kardeşler, devrimci analar babalar vardı. Hatalarıyla doğrularıyla, günahlarıyla sevaplarıyla devrimciler. Ama saf ve harbi devrimciler.