Bir ölünün arkasından iftira atanlarla işbirliği yapmayı midesi kaldıranlar ‘arınma’ diyor. Doğru arındırırsınız. Ama ancak bir pompa olarak sarayın tıkanan helasını. Sizden sadece Saray tuvaletine pompa olur. 🪠
İnsanın midesi bulanır mı? İşte, bu rezil bulandırır. Onu kim yetiştirdi? Bu görevi kim verdi? Hangi millete mensup? Milli Mücadele'de Samsun ve çevresini İngilizler işgal etmişti. Hiç mi utanma duygusu yok...
Kim bu?.. Kimin provokatörü... Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu bu kadar sabitken yetkililer neyi bekliyor?
🚨SON DAKİKA | CHP Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen partisinden istifa etti!
Aldığım bilgilere göre yakında AKP ile görüşmelere başlayıp AKP’ye geçmeyi düşünüyormuş.
Hemen interneti kurcalayayım dedim. Bi baktım ki ne göreyim. Geçtiğimiz günlerde hakkında neler denilmiş:
“— Çok kısa sürede Kilis Belediyesi'ne operasyon olabilir.
— Önümüzdeki günlerde Kilis Belediyesi'ne operasyon olursa bu benim için sürpriz olmaz!..”
Bakalım, eğer gözaltına alınmazsa demek ki “AKP’ye geçmek insanları operasyondan kurtarıyor” diye düşüneceğiz.
Tam anlamıyla kirlenmiş bir siyasetle karşı karşıyayız. Yazıklar olsun!
Bozuk araçtan başka araca geçmedilerse bozuk araçla nasıl geri döndüler?
Başka bir araca aktarma yapıldıysa o araçla mahkeme salonuna niye götürmediler?
:) Artık utanmıyorlar da yalan söylerken
Ekrem İmamoğlu’nu mahkemeye götüren araç, arızalandı diye cezaevine geri dönmüş.
Giderken arızalanan araç,geri dönerken nasıl düzeldi?
Evet arızalanan bir şey var.
O da tedavisi olmayan EKREM AĞRILARINIZ.
Bir kişi hakkında yaptığı mizah nedeniyle soldaki vatandaşı ve röportajı yapan kişiyi şafak operasyonu ile alıp cezaevine atanlar...
Ülkenin yarısına alanen hakaretler saydıran Akp’li Rümeysa Eker’e bi halt yapmadılar
Ekrem İmamoğlu, Anadolu Adliyesi'ndeki duruşma için 60 km getirildikten sonra "Araç bozuldu" denilerek geri götürüldü.
Ekrem İmamoğlu: “Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Bana yalan söylendi.
Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi.”
Timur Soykan'dan Kılıçdaroğlu'na tarihi füze
*Yaptığınız ihaneti anlatacak kelime arıyoruz
*Siz tek adam rejiminin en büyük hamlesinin piyonusunuz
*Siz Türk demokrasinin kalbine saplanmış bir hançersiniz
*Sizi ve yanınızdaki hainleri tarih yazacak
*Bunları kimse unutmaz
RÜMEYSA EKER Hk. SUÇ DUYURUSU
Kamuoyunda geniş yankı bulduğu üzere, Samsun/ Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi hadsiz Rümeysa Eker tarafından sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Kemalistlere açıkça hakaret edilmesi nedeniyle yaptığımız kamu davası açılması talepli suç duyurumuzu basınımızın ve aziz milletimizin bilgi ve ilgisine sunarız.
Özgür Özel: "20 tane ilaç içen adamı evlatlarıyla tehdit edip bütün mal varlığına çöktüler. O kişiye, 'Özgür Özel'e değil, rahmetli Ferdi'ye verdim' dedirttiler.
Ölmüş ya, konuşamaz ya... Gören oldu mu? Yok olmadı. Ölmüş insana iftira atıp partimizi karalamaya çalışıyorlar."
📍AKP’li kayyum Kemal Kılıçdaroğlu’nun yalan söylediği ifşa oldu.
Dün Kayyum Kemal, tepkiler yoğunlaşınca Muharrem Sarıkaya’ya: “— Mahir Polat arkadaşımızın TGRT’ye teşekkür etmesi yanlıştı. Benim TGRT ile yakınlığım yok” demişti.
Fakat baktık ki 1 hafta önce TGRT’ye şöyle bir demeç verdiği ortaya çıktı:
“— TGRT Haber'deki yorumlarımızı çok beğenerek takip ediyorum, objektif habercilik yaptığınız için teşekkür ederim” demiş!
Dün öyle, bugün böyle. Buradan açık yüreklilikle söylüyorum:
Kayyum Kemal arıncaksa, önce kendisini YALANDAN, riyadan, ikiyüzlülükten arındırsın!
Eğitim-Sen, Kılıçdaroğlu'nun ekibine katılan Yıldırım Kaya'nın kurucu başkanlığını dondurma kararı aldı.
Sendika, kurucu başkanları Yıldırım Kaya'yı kınadı ve bundan sonraki sendika faaliyetlerine ve etkinliklere çağırmayacağını açıkladı.
BEN DE İTİRAFÇI OLMAYA KARAR VERDİM
Kılıçdaroğlu'na, iki ay önce Özgür Özel'e yönelik yapılması planlanan operasyonla ilgili 1 milyon 500 bin dolar, 500 bin TL ve 20 milyon liralık çek verdim. Bu parayı, bu bayramda eşimle birlikte arabayla Trabzon'dan Rize'nin Çayeli ilçesine giderken Çayeli Vatan Çay Fabrikasına yakın yol kenarında bekleyen bir kişiye teslim ettim.
Bu kişiyi tanımıyorum. Ancak orada olacağını bana söyleyen kişi Gürsel Tekin'dir. Konum, saat ve tarih bilgilerini de yaklaşık 6 ay önce Ankara'da bulunduğum sırada sözlü olarak bana iletmiştir.
Yukarıdaki yazı ironi amaçlı yazılmıştır ⤴️
Türkiye'de hukuk şu anda maalesef bu şekilde işliyor.
Yukarıdaki örnekte geçtiğim yerler gerçektir. Baz kayıtları ve baz eşleştirmeleri de çıkarılabilir. Hatta Ankara'ya gidiş gelişlerimi biraz zorlasanız, Gürsel Tekin ile yakın zamanlarda aynı bölgelerde bulunduğum anlar da bulunabilir. Ama aynı partiden bir genel başkan, milletvekili ya da belediye başkanı söz konusu olduğunda, bu tür bağlantılar çok daha rahat kurulup "delil" gibi sunulabiliyor.
Bu yöntemler, FETÖ'nün yıllarca kullandığı yöntemlerdir. Ergenekon ve Balyoz davalarında "Biz bu davaların savcısıyız", "Zekeriya Öz'ün heykelini dikeceğiz" diyenler ve yıllarca FETÖ ile yol yürüyenler, bugün aynı yöntemleri kullanmaktadır. Bu yöntemleri de zaten FETÖ'den öğrenmişlerdir.
Ortada gerçekten bu kadar büyük paralar varsa, asıl sorulması gereken soru şudur: Bu para verenler bu parayı nereden çekti ve nasıl temin edildi? Ancak nedense kimse bunu konuşmuyor.
Özgür Özel'in mutlak butlan süreci ve sonrasındaki kumpas girişimlerine rağmen geri adım atmaması, Kemal Kılıçdaroğlu'na ne parti tabanından ne de toplumdan beklenen desteğin gelmemesi nedeniyle yeni bir operasyon sürecine geçildiği görülüyor.
Yakında Özgür Özel ve Veli Ağbaba'nın dokunulmazlıklarının kaldırılması ve cezaevine gönderilmeleri yönünde girişimlerin gündeme gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Amaç, seçilmiş CHP yönetiminin direncini kırmak ve daha rahat hareket edebilmektir.
Daha da dikkat çekici olan ise, Adalet Bakanı'nın yakın zamanda Muhittin Böcek hakkında "İtirafçı olacak ama zamanı var" şeklindeki açıklamasıdır. Bu ifade bile başlı başına birçok soru işaretini beraberinde getirmekte ve süreçlerin ne kadar siyasi bir zeminde yürüdüğüne dair tartışmaları güçlendirmektedir.
Türkiye'nin içinde bulunduğu bu tablodan çıkışın yolu, halkın örgütlü mücadelesinden geçmektedir. Tarihsel ve toplumsal dönüşümler incelendiğinde, değişimin temel gücünün halk olduğu görülmektedir. Bu nedenle çözüm, halkın demokratik iradesini ve örgütlü gücünü büyütmesindedir. Bu sebeple Özgür Özel'in önünde tek seçenek vardır. Halkla beraber tüm halkları içine katan bir mücadeleyi başlatmasıdır.