Tera Yönetim Kurulu Başkanı (Sahibi) Emre Tezmen ile Kasım Garipoğlu arasındaki bağlantı dikkat çekici.
Bu iş başka “aile”lere uzanır.
Başka “çevre”lere uzanır.
Herkesin geçmişine bir göz atmakta fayda var.
Mesela Tezmen ailesinin geçmişinde neler var?
Garipoğlu ailesinin geçmişi zaten az çok biliniyor.
Hala şunu düşünüyorum:
Kazananlar, kaybedenler, vurgun yapanlar ayrı.
Tezgahı kim kurdu, kim işletti?
Türkiye'nin milli serveti nereye taşındı?
Mesele sadece bireysel suçlar mı?
Türkiye, Dubai, Londra, İsviçre hattında neler döndü?
Yollar bir yerde kesişiyor.
Acaba bu tezgahtan İsrail savaş sanayiine ne kadar para aktı.
Sadece “mali suçlar” sorgulaması yeterli olmayabilir.
🗣️Altan Tan:
“DEM Parti Cizre'de %85 oy alıyor. Cizreli kadınların yarısı çarşafla geziyor.
Çıkın mertçe “biz sizin çarşafınıza karşıyız, eşcinsellik ve lezbiyenlik normaldir” deyin. Oy alabiliyorsanız alın.”
HOCALIĞIMDAN UTANDIM
Mahmut Toptaş
Yetmiş beş yaşında bir hanımefendi arkadaşlarıyla konuşurken “Daha ilk okula gitmediğim bir zamanda yolda oyun oynarken yerde beş lira buldum.
Dünyalar benim oldu hemen arkadaşımla bakkal koştum “Bana şeker ver” dedim ve beş lirayı uzattım.
Bir kese kağıdına şekerleri koydu paranın üstünü de verdi.
Arkadaşımla birlikte yemeye başladık, doyduk ama şeker bitmedi.
Sevinerek eve geldim, anneme elimdeki paraları verdim, annem nereden bulduğumu sordu.
Yolda buldum” dedim annem ellerini havaya kaldırdı ve ‘Amanııııın’ dedi, iki elini dizlerine öyle vurdu ki daha sonra beş parmağın izini gördüm ve annem “Bunun sahibi bu parayı kazanmak için kim bilir kaç gün çalıştı” diye sızlandı durdu.
Babama parayı teslim etti babam da mahallede herkese duyurmaya çalıştı, sahibini buldular ve teslim ettiler.
İşte o gün annemin ‘Amanıııın” demesi ve ellerini dizlerine vurması beni her zaman harama karşı dizginlemiştir” dedi.
İşte eğitim de, öğretim de bu.
Yürek yangınıyla dışarı çıkan bir tek kelime “Amanıııın” kelimesi ve iki el hareketi.
Bugün bu kelimeyi ben, sen, o söylese aynı etkiyi yapar mı?
Cansız zannettiğimiz Ney veya Kavalı yaş kamıştan yapmazlar. Kuruyacak, takır takır ses verecek, uzun zaman beklemiş olacak ve çalmaya başladıklarında Kaval veya Neyi ateşin üzerinde gevretirler ondan sonra kalbin en ince damarlarına kadar işleyecek sesi bulurlar.
Telli sazların telinin kulağını bükerler, yamışmaya, gevşekliğe aldırmazlık yapmaya tele bile fırsat vermezler.
Haramla beslenen tenlerin, eğitim ve öğretimde etkilerini görüyor ve duyuyoruz.
Tepeden tırnağa, yukardan aşağıya kadar toplumun her kesiminin bir şekilde harama bulaştırılması ve bulaşmamak için çalışanların da haramın tozundan nasibini alması sonunda haramı-helalı en iyi bilenlerin de harama bulaştığını görüveriyoruz.
Çok geçmez, eğer İslam’ın eğitim metoduna geçilmez, Avrupa kıtasından büyük Grönland adasını gasp eden, parasını peşin aldığı halde on yıldır malı teslim etmeyen haramilerin kriterlerinden ayrılamayız demeye devam edersek bütün eğitim kurumlarımız harami yetiştirmeye devam eder.
Kur’an-i Kerim'deki haramla ilgili ayetleri, haramla beslenen biri öğretirse, o ayetler, pis borudan akan süt gibi olur.
Boğazından haram girmemiş, ağzından yalan çıkmamış eğitimcilere ihtiyacımız var.
İleride bir gün önemli makamlara atanacaklardan, (Önemsiz makam yoktur) geçmişinin temiz olduğuna dair belge istendiği gibi, teninde haram bulaşıklığı var mı diye de belge istemek zorunda kalacaklar.
Belgeyi verecek olan yetkilinin de vücudunun tamamı haramla beslendiğinden en az haram yiyenle yola devam etme zorunda kalabiliriz.
Ama ümitsiz olamayalım.
Sohbetlere katılan bir delikanlı bana bir soru sormuştu,
“Sabahleyin okula gitmek için Minibüs durağına iki yol var. Biri beş yüz metre, diğeri üç yüz metre.
Ben beş yüz metrelik olanı tercih ediyorum. Üç yüz metrelik yolun kenarında boş bir arazi var; bu arazi vakıflara aitmiş. Babam rahmetli vakıf arazisine girmeyi ve ayağımıza vakıf arazisinden toprak bulaştırmayı bize yasaklardı. Ben basmıyorum ama sabah güneşi bana vurunca gölgem vakıf arazisinin üstünden gidiyor ben ne yapayım?
“Bir şey olmaz, gidebilirsin” dedim ama hocalığımdan utandım.
“Devlete talipseniz, servete ve marifete talip olmayacaksınız. Servete talipseniz ne devlete talip olacaksanız ne marifete. Marifete mi talipsiniz; devlete de servete de talip olmayacaksınız. " #Battık demeyecekesiniz.
Rahmetli Mustafa Çalık
Devletimiz her tarafı silkeliyor!
Kılıç kınından çıktı kime gireceği belli olmaz!
Soysuzların malını hazineye, canını cehennemin en dibine göndereceğiz. Gecikmeyecek..
Parti hesabı gütmeden bu temizliğe destek verin. Devletin ve adaletin yanında olun!
Kapıları tut İbrahim...
ERDOĞAN NE YAPIYOR?
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ne yapıyor?
Ak Parti ‘yi kurduğunda da seçime girdiğinde de güvendiği Rabbi ve milleti idi. Hiç kimsenin çalışması, emeği onun ve partisinin zaferlerinde etkili olmadı hatta sonraki seçimlerde kimi bakan, vekil, teşkilat ona ayak bağı oldu.
Kimileri için, “Hatırı var” dedi,
Kimileri için “idare edilmeli “dedi,
Kimileri için “onu kazanmalıyız” dedi vs.
Ancak gelinen noktada;
Hiç kimsenin hatırı,
Hiç kimsenin idare edilebilirliği,
Hiç kimseyi kazanma ülkenin, devletin, milletin, ümmetin geleceğinden daha önemli olmadığı görüldü.
Temiz eller mi?
Alâsını yapıyor.
İtalya’dakinden on kat daha düzgün, daha şeffaf.
Sabırla ve dikkatlice izleyin.
Ey Müslümanlar! Ezik olmayı bırakın! Karşınızdaki güruhun hiç bir ahlaki ilkesi yok. Fırsatını bulsa sizi çiğ çiğ yer. Biz bunu bu ülkede yaşadık. Yolsuzluk konusunda bu güruhun eline su dökemezsiniz. Ellerindeki belediyelerin hizmetlerinde ileriye doğru bir gidiş yok, aksine geriye gidiş var. Bu tayfadan ahlak dersi almaya ihtiyacımız yok. Ama bizim daha ilkeli ve sorumlu olmamız gibi bir vazifemiz var. Önce Allah'a sonra millete karşı sorumluluğumuz var. Bunun farkında olun, kendinize çeki düzen verin, çürük elmaları ayıklayın, ama sakın karşı tarafın oyununa gelmeyin!
Ey Müslümanlar! Ezik olmayı bırakın! Karşınızdaki güruhun hiç bir ahlaki ilkesi yok. Fırsatını bulsa sizi çiğ çiğ yer. Biz bunu bu ülkede yaşadık. Yolsuzluk konusunda bu güruhun eline su dökemezsiniz. Ellerindeki belediyelerin hizmetlerinde ileriye doğru bir gidiş yok, aksine geriye gidiş var. Bu tayfadan ahlak dersi almaya ihtiyacımız yok. Ama bizim daha ilkeli ve sorumlu olmamız gibi bir vazifemiz var. Önce Allah'a sonra millete karşı sorumluluğumuz var. Bunun farkında olun, kendinize çeki düzen verin, çürük elmaları ayıklayın, ama sakın karşı tarafın oyununa gelmeyin!
Akın Gürlek’e
İtibar suikastına girişmek,
Amaç kaos oluşturmak.
Kaos cu fondaş siyonistlere hizmet etmesin.
Ahmet şık’a dikkat
@adalet_bakanlik@TC_icisleri
Fon vurgununda;
Londra’ya, İsviçre’ye, Dubai’ye
kaçırılan milli servetin ne kadarı,
İsrail savaş sanayiine akmıştır!
Çok kazanan oyuncular belli de,
tezgahı kuranlar, işletenler kim?
Ak Parti artık tabanın sesini dinlemelidir!
Taban çok hislidir, dışarıdan net gözlemler!
Partiyi taşıyan zaten tabandır!
Eğer taban yıllardır bazı isimleri partide istemiyorsa haklıdır!
Tabanın isteğine rağmen ısrarla o isimlerle devam edilmez!
Betül Sayan bunlardan biriydi, Özlem Zengin de diğeri,
Bir türlü bu bayanla seçmenin yıldızı barışmadı…
Kapsamlı bir yenilenme çok yerinde olacaktır.
Naçizane…
OLMASI GEREKEN NEDİR?
TARTIŞMANIN ODAĞINDAKİ BORSA, TAKASBANK VE SPK GİBİ KURUMLARDA HÂLEN GÖREV YAPAN, ANKARA’DA ÜST DÜZEY SORUMLULUK TAŞIYAN BÜTÜN İSİMLER GÖREVLERİNDEN İSTİFA ETSİN VE SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZI RAHATLATIN.
ORGANİZE BİR ŞEKİLDE FONLAR ÜZERİNDEN SIRA DIŞI KAZANÇ ELDE EDEN, BUNU BİR ZİNCİR HÂLİNDE GERÇEKLEŞTİREN; KAMUOYUNCA BİLİNEN VE BİLİNMEYEN BÜTÜN İSİMLER, KAZANDIĞINIZ PARALARI LÜTFEN HAZİNEYE İADE EDİN. MİLLETTEN ÖZÜR DİLEYİP ADALETE HESAP VERİN.
Görevlerinizden istifa edin, Sayın Cumhurbaşkanımızı rahatlatın.
Tartışmanın odağındaki Borsa, Takasbank ve SPK gibi kurumlarda hâlen görev yapan, Ankara’da üst düzey sorumluluk taşıyan bütün isimler görevlerinden istifa etsin ve Sayın Cumhurbaşkanımızı rahatlatsın.
Haksız kazançlar elde edenler her kimseniz Hazine’ye iade edin.
Fonlar üzerinden organize biçimde sıra dışı kazanç elde eden ve bunu bir zincir hâlinde gerçekleştiren, kamuoyunca bilinen ya da bilinmeyen bütün isimler; kazandığınız paraları lütfen Hazine’ye iade edin. Milletten özür dileyin ve adalete hesap verin.
MİT Başkanı İbrahim Kalın, 28 Mart 2026 tarihinde STRATCOM Zirvesinde yaptığı konuşmanın bir bölümünü İnstagram hesabından yeniden paylaştı.
İbrahim Kalın:
"Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız. Ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız. Fitne ateşini yaymaya çalışanlara karşı da kendi dinamiklerimizle, değerlerimizle, liderliğimizle, kendi önceliklerimizle karşı durmaya devam edeceğiz. Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Türkiye olarak bu istikametten ayrılmayacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum."
Katil Netanyahu konuşurken salonu terk etmeyeceksin
"Laikliğe aykırı” deyip okullarda başörtüsünü yasaklayacaksın.
Sonra “biz kardeşiz” öyle mi?
Senin gibi kardeşim olacağına, Katar gibi dostum olsun, İsrail finosu İlham Aliyev.
Sabetaist selanikli Beyaz Türkler, Fransiz uşağı jönTürkler, diaspora Aleviler derken
Şimdide yeni bir belamız doğdu
"Fon Türkler"
Japonya da ki yasanın aynısını isteriz;
" Devleti karalamak, milleti aşağılamak " cezası hapis ve mallara el koyma