BASINA VE KAMUOYUNA
Bizler, yıllardır İstanbul’un aydınlatılmasını sağlayan, karanlığa terk etmeyen; gece gündüz demeden İstanbul halkına hizmet eden İstanbul Enerji Ticaret Anonim Şirket’ine bağlı enerji işçileriyiz. Yıllardır sıcak soğuk demeden; kar, çamur, yağmur demeden gerek direklerin tepesinde gerek metrelerce yüksekteki binaların tepesinde; iş makinalarının tepesinde İstanbul’un aydınlanmasını sağlıyoruz. Bizler; İstanbul halkı enerjiye, elektriğe ulaşabilsin diye geri dönüşüm tesislerinde atık yığınlarının altında enerji üretiyor ve her bir haneye elektrik gönderilmesini sağlıyoruz.
Bunları sağlayan İstanbul Enerji şirketine bağlı biz enerji işçileri, sendikamız DİSK Enerji-Sen ile 22.08.2025 tarihi Cuma günü işveren ile Toplu İş Sözleşmesi masasına oturacağız. Bu toplantıda işveren tarafından bizlere ücret teklifinde bulunulacak. İşveren tarafına öncelikle şunu söylemek istiyoruz: BİZLER İNSANCA YAŞAMAK İÇİN EMEĞİMİZİN KARŞILIĞI OLAN BİR ÜCRET İSTİYORUZ!
Emeğin, alın terinin hiçbir zaman ücret olarak karşılığı olmadığını ve ölçülemeyeceğini biliyoruz. Ne var ki içinden geçtiğimiz ekonomi karşısında ailemizi geçindirmeye, ekmeğimizi bir dilim daha büyütmeye, bir sonraki ay kiramızı hazır etmeye, çocuğumuz okuluna giderken cebinden harçlığını eksik etmemeye çalışıyoruz. Bu koşullar altında, şu an aldığımız ücret ile geçinemiyoruz. Koca bir dünyayı yaratan biz emekçiler, İstanbul Enerji’yi de ayakta tutan, ona kar sağlayan ve büyümesini sağlayanlarız. Ürettiğimiz değerin karşılığında da bizlere insanca geçinebileceğimiz, eşit işe eşit ücreti sağlayacak bir bütçenin de olduğunu biliyoruz. Bu sebeple 22.08.2025 tarihi Cuma günü olan Toplu İş Sözleşmesi toplantısında işvereni insanca yaşayabilecek, eşit işe eşit ücreti sağlayacak ve emeğimizin karşılığı olan bir ücret teklifinde bulunmaya çağırıyoruz.
@sevdaturkusev Bu tip şiddet olayları polis ya da vatandaş için tabi ki doğru değil fakat paylaştığınız video geçtiğimiz yıl 1 mayıs’ a ait belki farkında değilsiniz ama bilin istedim…
Bugün Van’da miting yaptı. Apartmanlar çökmüşken, insanlar enkaz altında beklerken, birileri canla başla onları kurtarmaya çalışırken ne kadar büyük bir ülke olduğumuzdan söz etti. Televizyonlar, canlı yayında konuşmasını yayınladı. 31 Ekim 2020, tarihe böyle geçsin.
Böylesi bir dönem ve gündemde, bu açıklamayı yaptırmak zorunda bırakanları;
“Atatürk hayatta olsaydı önce sizleri ve klavye Atatürkçülerini sopayla kovalardı”(böyle referanslarda onların hakkı:)) ) diyerek vatandaşın aklına, vicdanına ve hafızasına teslim etmiş olayım..
Baro başkanları yürümesin, tv'de hiç eleştiri görülmesin, insanlar sosyal medyada yazmaktan korksun, kimse hiçbir şeye karşı çıkmasın. Herkes tek sıra dizilip 'ülkemiz uçuyor, ekonomi şahlanıyor, demokrasimiz kıskanılıyor' laflarını alkışlasın. Ülkede başka hiçbir şey olmasın.
#NazimHikmetRan
"ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet..."