Kimse kusura bakmasın ama bir yandan hakkımı ararken, özgürlüklerimiz için savaşırken diğer yandan da işimi yapmak zorundayım. İşim müzikle ilgili: Tarihini araştırıyorum, anlatıyorum, yazıyorum ve çalıyorum. Bilmeyenler vardır, en azından bu küçük özeti buraya bırakayım.
Neredeyse her konser sonrasında buna benzer açıklamalar yapıyorlar. Müziği ve konserleri komple yasaklasalar rahatlayacaklar. Yazık, böyle böyle dertleniyorlar sürekli…
İstanbul’da sahnelenen Kanye West konseri, sıradan bir müzik organizasyonu olarak kabul edilemez.
118 bin genç, para vererek inancımıza ve medeniyet değerlerimize aykırı söylem ve sembollerin sergilendiği bir gösterinin parçası hâline getirilmiştir. “I am a God” sözlerinin on binlerce kişi tarafından coşkuyla tekrar edilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablodur.
Üstelik okültizm ve karanlık sembollerle anılan Michèle Lamy’nin de bu organizasyonun etrafında yer alması, meselenin yalnızca müzik ve eğlence olmadığını göstermektedir.
Daha da düşündürücü olan ise, muhafazakâr kesimin de bu kültürel kuşatmanın bir parçası hâline gelmiş olmasıdır. Sahne ışıkları altında gençliğimize dayatılan bu yabancılaşmaya kimsenin itiraz etmemesi vahimdir.
Kültür ve Turizm Bakanlığımızı, milletimizin manevi ve kültürel hassasiyetlerini ilgilendiren bu tür organizasyonlarda çok daha dikkatli olmaya davet ediyoruz.
Bu milletin evlatları; küresel kültür endüstrisinin yönlendirmelerine değil, kendi medeniyet değerlerine sahip çıkmalıdır.
Harici Bellek 331. kez yayında.
Bugün programda Gezi şarkıları var.
Öncesinde zaman tünelinde biraz dolanacağım. Hatırlamak, hatırlatmak, unutturmamak için…
Apaçık Radyo’da, 12.00-13.00 arasında.
Canlı yayın linki burada:
https://t.co/pwT4NLSOBD
@acikradyo
Gezi’de yaşananları tüm çıplaklığıyla bugüne aktaran fotoğraflardan. Gürcan Öztürk imzalı. O günlerde sahada olan, her şeyi kayıt altına alan onlarca insandan biriydi. “Ne yaşandı?” diye soranlara bunu göstermek yeterli.
@PhotographyGO
2013’te doğayı ve kenti savunmakla başlayan Gezi Direnişi, bu ülkenin demokrasi ve özgürlük iradesinin tarihsel kanıtıdır. Gezi’den bu yana toplumsal muhalefet üzerindeki baskı ve sindirme politikaları katlanarak artmış; demokratik hak arayışlarının engellenmesinden seçilmiş siyasetçilerin hapsedilmesine, muhalefetin yargı eliyle susturulmasına kadar uzanan otoriter uygulamalar yaşamın her alanını kuşatmıştır.
Gezi'den bugüne toplumsal eylemlerde ve son olarak CHP Genel Merkezi’nde pervasızca kullanılan yoğun biber gazı/gösteri kontrol ajanları bu baskının en somut kanıtıdır. Türkiye’nin de imzası bulunan Kimyasal Silahlar Konvansiyonu’na göre bu ajanların kapalı mekanlarda, yakın mesafeden veya yoğun olarak kullanılması, onları bir gösteri kontrol aracı olmaktan çıkarıp yasaklanması gereken kimyasal silah haline getirmektedir.
Biliyoruz ki; laikliğin, özgür düşüncenin ve barışın yok sayıldığı bu otoriter iklim, toplumun fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halinin de en büyük tehdididir.
TTB olarak; tüm bu kuşatmalara karşı büyüyen toplumsal dirençten, tarihimizden ve Gezi’den aldığımız kararlılıkla bugün Türkiye ve Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında savaşın karşısında barışı; baskının, şiddetin ve kutuplaşmanın karşısında ise laik, demokratik ve barış içinde bir geleceği savunmaya devam ediyoruz.
Umut bitmez, iyi hekimlik susmaz. Karanlık gider, Gezi kalır!
TTB tarafından 2025 yılında yayımlanan “Gösteri Kontrol Ajanlarının Sağlığa Etkileri ve Hak İhlalleri: Mart 2025 Dönemine İlişkin bir Değerlendirme” kitapçığı: https://t.co/7KNCk4LC1t
Geziyi, davalarla, kaç cuma geçti hala yayınlayamadığınız görüntülerle, Kabataş yalancılarıyla kirletemezsiniz.
Gezi, bu ülkenin direniş kültürünün namusudur, onurudur, gururudur.
Gezi’de olmaktan, ona destek vermekten gurur duyuyorum. Ömrümce anlatacağım...
#Gezi13Yaşında
13 yıl önce bütün güzellikleriyle hayatımıza giren Gezi Direnişi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz:
31 Mayıs'ta Taksim'deyiz!
#GeziyeÖzgürlük#Gezi13Yaşında
Yukarıdaki fotoğraf Sofya’da Vasil Levski Stadyumu’ndaki Roger Waters konserinde çekildi. Gezi sonrasıydı, Gezi’ye destek verenlerden biri olan Waters’ı açtığımız pankartlar, attığımız sloganlarla selamlamıştık. Bu pankart da Sofya’ya götürdüklerimizden. Direniş sür��yor elbette.
28 Mayıs 2013 ve sonrasında memlekette yaşananlar hayatlarımızın bir anda değişmesine sebep oldu. Oradaydım, pişman değilim. Bu pankartı ve nicelerini gururla taşıdım, taşıyorum.
#GeziOnurumuzdur#HepimizGezideydik#Gezi13Yaşında#direnGezi
Rahmetli Osman S. Arolat şefimin bana ilk öğrettiği, taraflara sormadan haber yazılmaz. Ararsın, sana dönmez, telefona çıkmaz ise de öyle not düşersin.
Cevap hakkı eksikse bekletirdi haberi.
Hadi diyelim bunlar muhabir değil kulis yazarı.
Bu şekil o da değil.
Bunlar aparat.
Bu işin gazetecilik bakımından patetik tarafı şu:
Tom Barrack ile görüştüğünü iddia ettiği kişi Namık Tan yahut -eğer gözetim altında olduğu için ulaşılamıyorsa- danışmanı bir telefonun ucunda.
Böyle büyük bir iddiayı ortaya atan bir kişi hele de kendisine "gazeteci" diyorsa açar sorar.
Ve yanıtını değerlendirir.
Ha eğer kaynaklarına güveniyorsa yine böyle bir iddia ortaya atabilir. Ama Namık Tan'ın sözünü de mutlaka aktarılması gerekirdi. Daha ötesini @farukbildirici muhakkak değerlendirir.
Bitmeyen mağduriyet ne güzel şey. Belli ki büyüklerinden örnek almışlar. Sakinlik, bilgelik elbette şahane ama ihanet kelimesiyle yan yana geldiğinde bunun adı başka bir şey oluyor.
Yanl��ş yaptı, geri adım attı, bunu takdir etmemizi bekliyor. Bilgi Üniversitesi kapatılmamalıydı. Yeniden açılması tek bir şey gösteriyor: Öğrenciler direndi, kazandı. Başka bir şey aranmasın altında.
Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle İstanbul Bilgi Üniversitesinde eğitim-öğretim faaliyetleri kesintisiz şekilde devam edecek.
Cumhurbaşkanımız, öğrencilerimizin eğitim hayatının aksamaması, ailelerimizin huzurunun korunması ve üniversite çalışanlarımızın haklarının gözetilmesi yönündeki süreci hassasiyetle yeniden değerlendirmiştir.
Öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması yönündeki güçlü irade doğrultusunda karar güncellenmiştir.
İlk karar, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yerine getirilmesi gereken zorunlu bir hukuki işlemdi. Ancak sonrasında sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir.
Alınan kararın öğrencilerimiz, ailelerimiz ve yükseköğretim camiamız için hayırl�� olmasını diliyorum.
Sormaya korktuğum soru: Bilgi Üniversitesi’nin kütüphanesi ve arşivi ne olacak? Oldu mu zaten bir şeyler? Şehir Üniversitesi’ni dijital arşivini bile kapatmışlardı üniversiteyi yok ederken…