✍️TRABZONLU BİR DOKTORUN KÜRT KADINLARIYLA İLGİLİ AÇIKLAMASI:
Ben 47 yaşında bir uzman doktorum. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Aslen Trabzonlu, doğup büyüdüğüm şehir ise Manisa. 21 yıllık meslek hayatımın 14 yılını Doğu Anadolu'da; başta Bitlis olmak üzere Van ve Cizre'de görev yaparak geçirdim.
Yıllar boyunca binlerce Kürt aileyle, binlerce Kürt kadınla karşılaştım. Şunu çok net gördüm ki; Kürt kadını her şeyden önce ailesinin, kültürünün ve onurunun temsilcisidir. Muayeneye çoğu zaman annesiyle, kardeşiyle, eşiyle ya da evladıyla gelirdi. Bunun sebebi bir doktora güvenmemek değil; yüzyıllardır taşıdığı örfün, edebin ve aile terbiyesinin bir yansımasıdır.
Bu yüzden Kürt kadınını konuşurken, onu siyasi tartışmalara ya da kişisel çıkarlara malzeme yapmak büyük bir haksızlıktır. Kürt kadını; yoklukta ailesini ayakta tutan, acıda dimdik duran, evladını büyüten, emeğiyle hayatı omuzlayan güçlü bir değerdir.
Bir insan konuşmadan önce sahip olduğu makamına, servetine ya da şöhretine değil; aynaya bakmalı, kendi ailesine bakmalı, kendi değerlerine bakmalıdır.
Çünkü bir toplumun namusu, kadınlarına gösterdiği saygıyla ölçülür. Kürt kadınının onuru da ne bir tartışmanın konusu olacak kadar küçüktür ne de birilerinin diline düşecek kadar değersizdir. O onur, yüzyıllardır dimdik ayakta duran bir halkın en kıymetli emanetidir. 🌹
#RahmiKoçÖzürDile
Hiç unutmadığım bi anımı anlatayım da biraz gülün..
Akraba ziyaretlerinden birinde ev sahibi 'teyzesi benim oğluşum matematiği çok seviyor 1 den 1000 e kadar sayabiliyor artık' dedi .
'1 den 10 a ya da 1 den 100 e versiyonunu biliyordum da 1 den 1000 e ne zaman oldu' dedim...
Çocuğu çağırdı oğluşum say 1000 kadar da teyzen görsün dedi annemiz ..
Baktım ciddi ciddi sayacak çocuk..
'Sen git arkadaşlarınla oyna inanıyorum yapabiliyorsundur' diyip çocuğu yolladım..
Anneye dönüp
'Kızım sen manyak mısın?
1 den 1000 e en iyi ihtimal 1000 saniye.. 1000 saniye 16-17 dakika falan yapıyor..arada takıldı diyelim 20-25 olur.20 dakika boyunca oturup çocuğa sayı saydırıyorsan
Çocuk normaldir ama sende hafif bi zeka sorunu olabilir' dedim
😃😆
Astrolojide en çok yanlış anlaşılan burçlardan biri Terazi.
Kararsız denir ama aslında herkesi düşünerek hareket eder.
Net olamaz sanılır ama adil olmak ister.
Herkesi memnun etmeye çalıştığı söylenir ama çoğu zaman huzuru korumaya çalışır.
Terazi zayıf değil, sadece dengeyi kaybetmek istemez.
Nerdeyse 40 yaşına geldim! Ben 90larda 2000lerde oruç tuttuğumu gizlemek zorunda kaldığımı hatırlamıyorum! Hiçbir arkadaşım da bu konudan muzdarip olmadı. Ortaokul ve lisede öğretmenler son derse 10-15 dk geç gelir oruçlu olan kişilerin iftar yapmalarına imkan sağlardı. Bir defa bile siz neden oruç tutuyorsunuz ki sorularına mâruz kalmadık!
Nerden uyduruyorsunuz böyle oruç tuttuğumuzu gizlerdik saçmalıklarını! Kimsiniz arkadaş siz. Mabadınızdan mağduriyet uydurup duruyorsunuz!
Korkunç derecede insanlar var. her insan dostumuz, arkadaşımız, akrabamız değil. ödleri kopuyor başarılı olmamızdan, bir şey sahibi olmamızdan, onlardan daha iyi yaşamamızdan. anında düşman oluyorlar bize ve içlerinde çok büyük nefret besliyorlar.
kişiliğinden bağımsız yazıyorum. kadın 62 yaşında. altında çevrilen muhabbete bakın. kırışmaktan bu kadar korkan bi nesil çok acayip. estetik sektörü baya amacına ulaşmış. halbuki rutin bakım ve mümkün olduğu kadar sağlıklı beslenerek mimiklerini kaybetmeden güzel yaşlanmak bu işte. gerçi kendisi de dudaklarına bi ara bi şeyler yaptırmıştı ama bıraktı o işleri heralde.
Hoca sınıfa baktı ve sordu:
— “Bu sınıfın en tembel öğrencisi kim?”
Herkes, en solda, en önde oturan Of’lu Yılmaz’ı gösterdi.
Sonuçta notları en düşük olan oydu.
Burası Boğaziçi Üniversitesi, İngilizce hazırlık sınıfıydı.
Yılmaz biraz çekingen bir şekilde etrafına baktı, toparlandı.
Hoca başını salladı:
— “Hayır,” dedi.
— “En tembel o değil.”
Sınıf şaşırdı.
— “Yılmaz çalışıyor,” dedi hoca.
— “Elinden geleni yapıyor.”
— “Altan en tembel. Belki ortalaması yüksek ama çalışmıyor. Ödev yapmıyor.”
Bir an durdu, sonra devam etti:
— “Peki, en başarılı kim?”
Herkes etrafa baktı.
Bir yanda Türkiye 6’ncısı,
öbür yanda 9’uncusu vardı.
Tam 6’ncıyı seçeceklerdi ki hoca yine sözü kesti:
— “Hayır,” dedi.
— “Aranızda Anadolu’dan gelip bu okulu kazanan arkadaşınız var ya, Yılmaz… Derecesi yok belki ama en başarılı olan odur.”
Tam o sırada kapı çaldı.
Burcu derse girdi.
Kampüs içinde, sadece 200 metre ötede yurtta kalmasına rağmen yine geç kalmıştı.
Gözleri şişti…
Belli ki yine ağlamıştı.
Hoca sordu:
— “Okula en yakın oturan kim?”
Herkes Burcu’yu gösterdi.
Diğerleri iki otobüsle geliyordu.
Hoca sınıfa döndü:
— “Bakın,” dedi.
— “Burcu ailesinden uzakta.”
— “Yeni bir hayata uyum sağlamaya çalışıyor.”
— “En yakın görünen, aslında en uzakta olandır.”
Sonra sesi ciddileşti:
— “Şu an 17–18 yaşındasınız.”
— “Bunu çok sonra anlayacaksınız.”
— “Birini dürüst sanırsınız…
Ama imkânı olsa, fırsat bulsa neler yapar, bilemezsiniz.”
— “Birini merhametli sanırsınız…
Ama cesur değildir; korkudan merhametlidir.”
— “Birini zengin sanırsınız…
Ama daha az parası olduğu hâlde daha çok yardım eden kişi, daha zengindir.”
“Bu okula en çok destek olanlar, burs verenler; en varlıklı mezunlarımız değildir.”
— “Bir makama gelen kişi,
gerçek bir lider olduğu için değil;
kontrol edilebilir görüldüğü için de orada olabilir.”
Yıllar geçti…
Yılmaz mı?
Amerika’da yazılımcı oldu.
Çalışkanlığıyla yükseldi.
Orada bir hayat kurdu.
Hayat, görünenlere göre karar vermez.
Şartlara bakar.
Niyete bakar.
Kimin neyi aştığına bakar…
Bu hikâye, öğrenciler arasında eşitliğin görece daha fazla olduğu 90’lı yıllardan.
“O dönem yaşanmışlık dersi veren bazı hocalarımızın bugün kampüse dahi adım atamıyor olması, üniversitenin geçirdiği dönüşümü gösteriyor.”
Bugün sizce eşitlik var mı? Yoruma yaz.
Birini ya da kendini acımasızca eleştirmeden önce, hangi şartlara sahip olduğuna bakmamız gerektiğini sen de düşünüyorsan, hemen paylaş.
Çok basit görgü kurallarına bile hakim olmayan, üslubu bozuk, yaklaşımı negatif, anlayışı kıt, konuşmak için konuşan, kelimeleri özensiz, beyni düzensiz, adabı muaşeretten yoksun, çözümün parçası olmak yerine sürekli problemin taraftarı olan her kişiden biraz tiksiniyorum.
Anadolu kadını kadar işgüzarı yok bence. Sarma ince olacak, mantı küçük olacak, ütü şöyle olacak çarşaf böyle olacak. Başımıza bela ettikleri mükemmeliyetçilik yüzünden heder olduk.
Ankara’da yaşayıp Kütahya belediyesinden maaş alan, İşe gitmeden aldığı maaşla Avrupalarda gezen AKP’li vekil Hüsnü Ordu’nun kızı Sümeyra Ordu Tuncer TOKİ’ye ‘uzman’ olarak atandı..
Diğeri mi?
O moleküler biyoloji ve genetik okuyup ayakkabıcılık yapan Türk genci.