Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturma, vatandaşlarımızın haklarının korunması, suçtan elde edilen kazancın ortaya çıkarılması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi amacıyla çok yönlü olarak sürdürülmektedir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ (KTLEV) payına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bu sabah 25 şüpheli hakkında adli işlemler başlatılmış; 15 şüpheli gözaltına alınmış, firari 10 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar ise devam etmektedir.
Soruşturmanın mali boyutunda; Pusula Finans Holding, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Hedef Holding, Hedef Portföy Yönetimi, Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi ve Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul ile bağlantılı yönetici ve yetkililerin para ve malvarlığı hareketleri dondurulmuştur.
Bu kapsamda; soruşturma konusu malvarlıklarının kaçırılmasının, üçüncü kişilere devredilmesinin veya azaltılmasının önlenmesi amacıyla; Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Türkiye Noterler Birliği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Denizcilik Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve MASAK’a müzekkereler yazılmıştır.
Adı geçen fon şirketlerinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri, imza yetkilileri ile bunların eşleri ve birinci derece kan hısımlarının malvarlığını azaltıcı nitelikteki işlemlerinin Cumhuriyet Başsavcılığının bilgisi ve görüşü dışında gerçekleştirilmemesi hususu ilgili tüm kurumlara bildirilmiştir.
Soruşturmalar tüm yönleriyle titizlikle devam etmektedir. Hukuken sorumluluğu tespit edilen her kim olursa olsun, hesabı yargı önünde sorulacak; mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması ve suçtan elde edilen kazancın izinin sonuna kadar sürülmesi için bütün adli ve mali imkânlar kullanılacaktır.
511 bin yatırımcının yaklaşık 24,5 milyar dolar parası tasfiye fonlarında yakalanmış durumda.
Bu rakamın yaklaşık 20 milyar doları doğrudan ya da dolaylı olarak (para piyasası ters repo teminatı üzerinden) manipülasyon ile değeri şişirilmiş 15-20 hissede.
Bu hisselerin piyasada 3 ay içinde (eğer alıcı bulunursa) satılması durumunda defter değeri üzerinden kaba bir hesaplama ile %5 ila %10’unun nakte çevrilme ihtimali bulunmakta.
Yani manipülasyonla şişirilmiş hisselere yatırılan “kağıt üzerindeki” 20 milyar doların yaklaşık 1-2 milyar doları borsadan satış yapılarak (özel bir alıcı olmadığı takdirde) kurtarılabilir.
Bu 20 milyar dolarlık fon büyüklüğüne “kağıt üzerinde” dememin sebebi bu rakamın bir kısmının “fiktif değerlenme” sebebiyle oluşmuş olması.
Fon tasfiyesi sırasında yatırımcı bazında orjinal yatırılan para miktarları net olarak hesaplanmalı ve dağıtım sırasında hakkaniyet açısından dikkate alınmalıdır.
Yatırımcıların orjinal yatırdıkları paraların kaybının sadece borsadaki hisselerin (ve bu sırada parasal değerlenmeden gelen karın) satışından gelen para ile karşılanması yaşanan mağduriyetin boyutu düşünüldüğünde oldukça yetersiz kalacaktır.
O yüzden Madoff hadisesinde olduğu gibi fon tasfiyelerinden ayrı olarak özel bir “yeddiemin hesabı”oluşturulup bu manipülasyon ve ponzi sisteminde rolü bulunan şahısların, fon yönetim şirketlerinin ve bilerek ve isteyerek manipülasyonun parçası olup bundan menfaat elde eden borsa şirketlerinin başta sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticileri olmak üzere sorumluluğu bulunan herkesin malvarlığıyla bedel ödemesi sağlanmalıdır.
Hukuki cezaların haricinde ibreti alem olması açısından bu işlere bulaştığı ispat edilen lisanslı personelin ve sözde yatırımcıların mümkünse ömürboyu sermaye piyasalarından men edilmesi, bu işlere bulaşmış ve ceza almış portföy şirketi ve aracı kurumların faaliyet izninin iptal edilmesi, borsa şirketlerinin ise gerekirse kottan atılması değerlendirilmelidir.
Değerli dostlar, rica ediyorum artık beni afaki varsayımlarla eleştirmeyin.
Tek gayem; hukuk, mevzuat ve takas işleyişini bir arada analiz edebilen biri olarak bu süreçte mağdur olan herkese ışık tutabilmektir. Bu çok boyutlu finansal tabloyu ne bir banka müdüründen ne de standart bir avukattan bu kadar şeffaf duyamazsınız. Lütfen dedikodulara değil, ortaya koyduğum resmi mevzuata odaklanın.
"Dünkü emirler iptal edilir mi, tasfiye gelince haklar yanar mı?" diye tartışıp duranlara bizzat resmi lisanslama otoritesinin (SPL) ders notundan kanunun amir hükmünü bırakıyorum:
Sermaye Piyasası Kanunu ve Takasbank Mevzuatı — "Takas Kesinliği İlkesi":
"İdari ve adli merciler nezdinde TASFİYE İŞLEMLERİNE BAŞLANMASI DURUMU DA DÂHİL OLMAK ÜZERE, takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri GERİ ALINAMAZ VE İPTAL EDİLEMEZ."
Hukuken başka bir açıklama yapmaya gerek yok sanırım. 16 Eylül seans kurallarına uygun tescillenmiş takas alacakları kanunun açık teminatı altındadır. Konu hukuken kapanmıştır.
Resmi Kaynak: SPL Lisanslama Eğitim Notları (Madde 2.3.6.1) https://t.co/uXQAwdRuSk
#TP2 #tefas #spk #takasbank #bist100