Meslektaşının çalışma biçimini küçümsemek kolay. Kendi ofisinin, kendi tabelasının, kendi düzeninin arkasına geçip başkasının emeğine laf etmek de kolay. Bağlı çalışmak, mücadele etmemek demek değildir. Maaşlı çalışmak, mesleğin ağırlığını taşımamak demek değildir. Kendi ofisinin olmaması da kimseyi daha az avukat yapmaz. Hele ki bir meslektaşın hayatında neyle mücadele ettiğini, hangi şartlarda ayakta kaldığını bilmiyorsan, çalışma biçimi üzerinden hüküm kurmak mesleki bir eleştiri değil, düpedüz sığlıktır.
Çünkü bazı avukatlar ofislerini büyütmek için değil, hayatın kendisi üzerlerine geldiğinde bile mesleği bırakmamak için mücadele ediyor.
O yüzden bir avukatın nerede çalıştığından önce, neye rağmen çalışmaya devam ettiğine bakmak gerekir, bu meslektaş! gibilerne dahi…
@AvukatHG@KKanadoglu@AHGAnkara@AHGSamsun Meslekte yapay zekâ artık lüks değil, ciddi bir zaman yönetimi aracı. Ücretsiz ve gerçekten işe yarar bir çözüm çıkarmaları güzel olmuş.
@haskologlu “Bir ortaokulda beş çocuğun bıçaklanabildiği bir tabloyu sadece ‘adli vaka’ diye geçemeyiz. Okul güvenliği de, çocukların bu şiddet eşiğine nasıl geldiği de ayrıca konuşulmalı.”
“İnsan yaş aldıkça şunu öğreniyor; her şeyi açıklamak zorunda değilsin. Yanlış anlayan herkesi düzeltmek, kendini herkese anlatmak, her tartışmada son sözü söylemek zorunda değilsin. Bazen en büyük konfor, yanlış anlaşılmaya izin verecek kadar kendinden emin olabilmek.”
İstanbul'daki bir ortaokulda düzenlenen bıçaklı saldırıyı, başka bir okulda öğrenim gören 15 yaşındaki bir kız öğrencinin gerçekleştirdiği ortaya çıktı.
Gözaltına alınan F.M. isimli saldırgan öğrencinin annesi, çocuğunun sosyal anksiyetesi olduğunu söyledi.