Bir günde 5 intihar...
Biri polis eşi, biri bekçi, üçü aktif polis memuru...
Beş ayrı hayat, beş ayrı yuva, ömür boyu dinmeyecek beş ayrı acı...
Bu tablo arık birtakım saçma sapan gerekçelerle geçiştirilemez...
Bu intiharlar çeşitli bahanalerle geçiştirilemez artık...
Sebepler araştırılsın, ihmaller ortaya çıkarılsın ve acilen tedbir alınsın..
Sorunları bildiği halde susanların vicdanı bu ağır tablonun hesabını taşısın...
Yeter artık...
Emniyet Teşkilatı’ndaki çaresizliğin duyulması için daha kaç can kaybetmemiz gerekiyor?
Efkan Ala gitti, Süleyman Soylu gitti. Ali Yerlikaya gitti. Mustafa Çiftçi geldi. Koltuk değişti, isimler değişti, Polisin çalışma düzeni değişmedi, özlük sorunları değişmedi, o derin yalnızlığı ise hiç değişmedi.
Sayın Çiftçi’ye göreve geldiğinde “Polisin sesine kulak verecek misiniz?” diye sormuştum. Altı ay oldu. Bugün cevabı önümüzde duruyor: Bu Bakan da, kendisinden öncekiler gibi, polisin beklentisini karşılayamadı.
Bu ölümler kader değil yönetim zafiyeti. Hangi ülkede bir günde dört polis yaşamına son veriyor.
Polisi de, bekçiyi de, jandarmayı da yalnız bırakmayacağız, kaybettiklerimizi unutturmayacağız.
Başımız sağ olsun.
Akşama not.
Dikkat!
Sokaktaki asayişin, evlerimizdeki huzurun, iş yerlerimizdeki güvenliğin ve siyasette rahat hareket edebilmenin temel şartlarından biri, polis teşkilatımızın güçlü olmasıdır.
Polis teşkilatımız elbette güçlüdür. Ancak bu gücün sürdürülebilir olması için polislerimizin moral ve motivasyonunun da aynı ölçüde güçlü tutulması gerekir.
Ne yazık ki polislerimizi çoğu zaman bir insan gibi değil, adeta bir makine gibi görüyoruz.
Üzerlerindeki üniformaya olan sadakatlerinden dolayı, “Nasıl olsa itiraz etmezler”, “Daha ne istiyorlar, polis olmuşlar”, “Yapamıyorlarsa istifa edip gitsinler” ya da “Mecbursunuz kardeşim” anlayışıyla hareket ediliyor. Eğer böyle düşünüyorsak, ciddi bir yanlış yapıyoruz.
Unutulmamalıdır ki polis de sokaktaki herhangi bir vatandaş gibi etten kemikten bir insandır.
Sinirleri vardır, ruhu vardır, kalbi vardır, aklı vardır.
Hayata dair beklentileri, ailesi, sevinçleri, üzüntüleri ve sosyal yaşamı vardır.
Son dönemlerde özellikle dikkat çekmemize rağmen, polislerimizin moral ve motivasyonunu yükseltecek adımların atılması konusunda yeterince ilerleme kaydedemediğimizi görüyorum.
Kusura bakmasınlar ama bu süreci yöneten arkadaşlara açıkça söylemek istiyorum: Arka koltukta oturup, karakolda görev yapan polisin,terör şubedeki polisin,Çevik Kuvvet’teki polisin, istihbarattaki polisin nasıl bir hayat yaşadığını anlamak kolay değildir.
Özellikle karı-koca her ikisi de polis olan ailelerin, birbirlerini haftada ancak bir kez görebildiği bir çalışma düzenini anlamak kolay değildir.
Amirinin iki dudağı arasından çıkacak bir emirle, günün ya da gecenin herhangi bir saatinde göreve gitmek zorunda kalmanın ne demek olduğunu anlamak kolay değildir.
Eve gelip üniformasını çıkarıp dinlenmeye fırsat bulamadan yeniden göreve çağrılmanın ne anlama geldiğini hissetmek kolay değildir.
Üzülerek ifade ediyorum ki bunu siyasetteki birçok arkadaşımızın da tam anlamıyla kavraması güçtür.
Özellikle mülki idare açısından da bunu anlamak kolay değildir.
Çünkü onların kapılarını açan da, güvenliğini sağlayan da yine polislerimizdir.
İşte bu nedenle bu konuyu yeniden ele almak zorundayız. Polislerimizin yaşadığı sıkıntıları, beklentilerini ve taleplerini samimiyetle dinlemek, çözüm üretmek ve onların moral-motivasyonunu güçlendirecek adımları vakit kaybetmeden atmak mecburiyetindeyiz.
Gelin, polislerimizin yaşadığı sorunları birlikte konuşalım.
Ne bekliyorlar, ne istiyorlar, hangi sıkıntılarla mücadele ediyorlar; bunları anlamadan güçlü güvenlik teşkilatımızın gücüne her zaman çok ihtiyacımız vardır
@tcbestepe@RTErdogan@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli
#Polis
#Emniyet
Bugün bir polis kardeşimizi daha kaybettik.
Geride bıraktığı mektupta şunları yazıyor: “Yıllarca maddi konularda hep çıkmaza girdim ve hep altında kaldım.” “Bu sefer tamamen her şeyi tüketmiş bulunmaktayım.” “Çıkmaya çalıştıkça daha beter olduk ve bütün her şey tükendi.”
Efkan Ala’ya söyledim. Süleyman Soylu’ya söyledim. Ali Yerlikaya’ya söyledim. Mustafa Çiftçi’ye söyledim:
Polisin taban maaşı yaşanabilir değil. Fazla mesaisi yok. Emekli olanı ağır bir yoksulluk bekliyor.
Amir baskısı ve mobbing aynen sürüyor.
Hiçbiri çözmedi.
Bu kardeşimizin mektubundaki satırlar, çözülmesi tercih edilmemiş sorunların polis memuruna faturasıdır.
Polis babası olması sebebiyle acaba Mustafa Çiftçi bir adım atabilir mi dedik ancak geldiğimiz noktada onun da çözeceğine, çözebileceğine zerre inancım yok.
Kardeşime Allah’tan rahmet diliyorum.
Allah bu acıları bir daha yaşatmasın.
Bugün;
- 2 Polis İntihar etti
- 1 Polis Şehit oldu
Yetkililerin artık Polislerimizin sorunlarına kulak vermesini,
Çözüm noktalarında her öneriye açık olmalarını talep ediyoruz
Ailelere artık ateş düşmesin 😢
#Polis
Mehmet Erbil, görevini layıkıyla yaptığı için amir baskısına uğradı, kaymakam baskısı gördü, sürgün edildi. Bütün bunların altında ezildi ve hayatına son vermeye kalkıştı. Yoğun bakımdaydı; vefat haberini aldım.
Eşi Büşra kardeşimle görüştüm. Kendisine ve geride kalan iki evladına başsağlığı diliyorum. Kendisine şunu söyledim: Meclis’te bir odanız, her zaman yanınızda bir ağabeyiniz var.
Bu olayın tüm gerçekleriyle aydınlanması için elimden geleni sonuna kadar yapacağım.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Başakşehir ilçesinde görevli, biri otizmli 2 tane evladı olan gencecik bir Trafik Polisi evladımızın, yazdığı bir trafik cezasından dolayı mobinge uğradığı ve akabinde devam eden çeşitli iddiaların da olduğu sebeplerden ötürü intihar ettiğini tüm Türkiye üzülerek öğrenmiştik.
Maalesef bu sabaha karşı Polis Memuru Mehmet ERBİL kardeşimizin bu yaşam mücadelesini kaybettiği haberi geldi
Acılı ailesine, sevenlerine ve Türk Polis teşkilatımıza baş sağlığı diliyorum.
Zafer Partisi olarak tüm kolluk kuvvetlerimizin sorunlarını çözeceğimizi ve bu ülkenin öz evlatlarının her zaman yanında olacağımızın altını bir kez daha çizerim. @zaferpartisi
Polis Memuru Mehmet Erbil intihar etti.
İstanbul Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’nde görevli, evli ve biri otizm tanılı 2 çocuk babası...
İddiaya göre; polis memuru Mehmet Erbil, görevi başındayken “ehliyetsiz araç kullanan” bir şahsa kanun uyarınca trafik cezası yazdı.
Trafik cezasını yazdığı şahıs, polis memurumuz Mehmet Erbil’i “Ben Başakşehir Kaymakamının yakınıyım” diyerek ceza yazmaması konusunda “uyardı”; polis memurumuz cezayı yazdı.
İddiaya göre; Başakşehir Kaymakamı İlçe Emniyet Müdürünü aradı, cezai işlem uygulanan kişinin cezayı yazan polis memuruna “Kendisinin kim olduğunu söylemesine rağmen" ceza yazıldığını söyledi ve bundan sonra polis memuru Mehmet Erbil mobbing görmeye başladı.
"Seninle çalışmak istemiyoruz" dendi...
Arkadaşlarıyla bir kafede otururken amiri geldi, kendisini uyardı, arkadaşlarına GBT yaptı...
Amirlerinin mobbingine maruz kaldı...
Jet hızıyla görev yerinin Bağcılar olarak değiştirilmesi "uygun bulundu."
Her şey birkaç gün içinde oldu.
İddialar sarsıcı, soruşturulmaya muhtaç...
Tüm iddiaları Meclis'e taşıdım, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye sordum:
1. Başakşehir Kaymakamı, “ehliyetsiz araç kullanan” bir şahsa kanun uyarınca yazılan bir trafik cezası için İlçe Emniyet Müdürünü aramış mıdır? Kaymakam cezai işlem uygulanan kişinin cezayı yazan polis memuruna “Kendisinin kim olduğunu söylemesine rağmen ceza yazıldığını” söyleyerek polis memurunu müdürüne şikayet etmiş midir? Bu iddialar araştırılacak mıdır?
2. Kaymakam tarafından aranan İlçe Emniyet Müdürü, görevini yapan polis memuruna mobbing uygulamış mıdır? Polis memuru Mehmet Erbil’e görevli olduğu müdürlükte “Seninle çalışmayacağız, seni istemiyoruz” gibi beyanlarda bulunulduğu doğru mudur?
3. Mehmet Erbil’in izinli olduğu bir günde arkadaşlarıyla bir kafede otururken bir başkomiserin mekana gelip Erbil’i uyardığı, birlikte oturduğu arkadaşlarına GBT yaptığı ve tayininin çıkacağını söylediği iddiaları doğru mudur?
4. Ceza işleminin uygulandığı gün ve saatten, polis memuru Mehmet Erbil’in intihar girişiminde bulunduğu ana kadar; iddiaların odağındaki Başakşehir Kaymakamı, Başakşehir İlçe Emniyet Müdürü ve ilgili Trafik Denetleme Büro Amiri arasında gerçekleşen telefon görüşmelerine ait HTS (arama/mesaj) kayıtları geriye dönük incelenecek midir?
5. Polis memuru Mehmet Erbil’in izinli gününde arkadaşlarıyla oturduğu kafeye giderek GBT sorgulaması yaptığı iddia edilen başkomiserin, bu işlemi hangi yasal gerekçe, emir veya ihbara dayanarak yaptığı resmi kayıtlarda mevcut mudur? Söz konusu kafenin güvenlik kamerası görüntüleri ve o esnada sistem üzerinden yapılan GBT sorgulama kayıtları güvence altına alınmış mıdır?
6. Polis memuru Mehmet Erbil’i intihara sürüklediği iddia edilen tüm bu olaylar zincirinin ve iddiaların araştırılarak gerçeğin ortaya çıkması amacıyla; Başakşehir Kaymakamı, İlçe Emniyet Müdürü ve söz konusu başkomiser ile ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmış mıdır? Konuyla ilgili Bakanlığın ilgili teftiş kurulları harekete geçirilmiş midir?
7. Polis memuru Mehmet Erbil’in İstanbul Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’nden Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Büro Amirliği’ne görevlendirilmesinin gerekçesi nedir?
Bu saatte seslenmek farz oldu.
Susmanın anlamı kalmadı.
Ey Polis aileleri, Polis akrabaları, Polis yakınları, Polis ev sahipleri, Polis dostları, Polis arkadaşları, Polis komşuları, Esnaflar, İş yeri sahipleri; hani 10 Gündür Tüm haber sitelerinde, tv kanallarında, büyük gazetecilerin sayfalarında, sosyal medyada Polise 17.000 bin TL Fazla Mesai Ücreti verilmiş algısı oluşturdu.
Şu saat itibarıyla, Polislerimize herhangi bir ek zam, iyileştirme, Fazla Mesai Ücreti verilmedi.
Maaşlar hala aynı, saat başı en düşük maaş olmaya devam ediyor.
Bilginize ve Polislerimize ona göre davranmaya sizleri davet ediyorum.
#CanVerenPoliseHakVerilmedi