Dün başlamıştık şimdi devam edelim.Siz İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün kıymetli teftiş birimi. Kişi sizden değilse hemen soruşturmanın selahiyeti için TEDBİR uyguluyorsunuz ve görev yerini değiştiriyorsunuz. Ama kişi sizdense hemen uyguladığınız TEDBİR kararını aynı gün kaldırıyorsunuz. Yada İlçe Müdürü hemen harekete geçiyor....
Sayın Bakanımız @Yusuf__Tekin
bey dün okullarımızı ziyaretin de eğilerek bir kız çocuğumuzun ayakkabısını bağladı.Ya siz ne yaptınız? SÜRGÜN...
Okullarda mobbinge uğrayan on binlerce Irmak öğretmen adına sormaya devam ediyoruz.
1. Tüm bu deliller kendilerine sunulmuş olmasına rağmen;
Edep dışı söylemleri normal karşılayan, müdür yardımcısını baskı altına alarak istifaya zorlayan, olmayınca baskıyı arttırarak sahte tutanaklar düzenleten, özel eğitim öğrencisi hakkında "keş" diyen, bu okul müdürünün cezası il disiplin kurulunda kaldırılmış mıdır? İlçe milli müdürüne alenen ortada olan bu kumpası durdurun, müdürü korumayın denildiğinde, “Müdür işi üstten halletti” demiş midir? Üst olarak gördüğü kişiler bir sendikanın üst düzey yöneticileri midir?
Müfettişin soruşturmanın selameti için yerini değiştirdiği Müdür için kararnamesinin iptal edilip *kendi okulunda devam etmesi uygundur* derken diğer yandan *Mağdur rehber öğretmenin* kumpasa uğradığı ayan beyan ortadayken, kadrosunun bulunduğu okul, kadrosunun bulunduğu ilçe milli eğitim müdürlüğü ve Yenişehirde boş kadrosu bulunan bir okul idaresi görevlendirme için olur vermişken, en azından mağduriyetini bir nebze giderecek geçici görevlendirmesini ONAYLAMAMA sebebiniz öğretmenin ilgili sendikalı olmaması mıdır?
2. İlgili müdürün müfettişin talebine rağmen yer değişikliğinin iptal edilmesinde, soruşturma ortasında apar topar bir sendikaya üye olmasının rolü olmuş mudur? Bu sendika ve ilçe milli eğitim müdürlüğü zorla sahte tutanak tutturulan müdür yardımcısı üzerinde baskı kurarak ilçe milli eğitimde yaptıkları görüşme sonunda mağdur rehber öğretmen aleyhinde ek ifade vermesi sağlanmış mıdır? İlgili müdür yardımcısı kendisini malum sendika ve ilçe milli eğitim müdürlüğünün yönlendirdiğini ifade etmiş midir?
3. Soruşturmanın selametle yürümesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan ilçe milli müdürlüğü mağdur öğretmenin verdiği şikayet dilekçelerini okul müdürüyle ve 3. Şahıslarla paylaşmış mıdır? İlçe milli eğitim müdürlüğü bu şekilde soruşturmada taraf olarak öğretmene kurulan kumpasa zemin hazırlamış olmamış mıdır? İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünü belli bir sendikanın arka bahçesi haline getirenlere hesap sorulacak mıdır?
4. Mobbing yaptığı soruşturma raporunda subut bulan ve sahte evrak duzenletip, serhli evrakları gizleyerek soruşturmayı baştan aşağı sakatlayan bu müdür halen bir okulda müdürlük yapmakta mıdır?
5. Tüm bu delillere rağmen çözümünüz ahlak dışı söylemlere maruz kalan, mobbinge uğradığı i��in sesini çıkaran mağdur öğretmenleri başka ilçeye sürgün ederek sindirmek midir?
6. Bu müdürleri korumamaniz, mobbinge uğrayan onbinlerce öğretmene sahip çıkmamız için daha kaç IRMAK ÖĞRETMEN feda edilecektir?
@leventkuruoglu
@Yusuf__Tekin
@_erol_usta
@tcmeb
@tcbestepe
@BursaValiligi
@bursailmem16
@GurhanCokgezer
@OmerOzyavuz06
@oguzidug
@seyfikarsli
@HurEgitimSen
@hilmitaner
@yavuzbaydar4
Kadın eğitim çalışanına mobingten fazlaca var drmiştik. Haydi başlayalım.
Sayın bakanımız @Yusuf__Tekin
bey bugün Bursa ziyaretin de önceden kurulmuş senaryolarla ziyaret etti ve okullardaki bayan öğretmenlerimizin doğum günlerini kutladı. Keşke bunlarıda görseydi... BURSA'DA ÜSTÜ ÖRTÜLMEYE ÇALIŞILAN AHLAKSIZLIK VE KUMPAS SKANDALI! Bir kadın rehber öğretmen, okulda bir idarecinin kadın öğretmenlere yönelik ahlakdışı söylemlerini ortaya çıkarıp ifşa ettiği için intikam amacıyla önce 3. katta başka hiçbir dersliğin ve öğrencinin olmadığı kalorifersiz bir odaya tecrit ediliyor, yetmiyor sahte tutanaklarla başka ilçeye SÜRGÜN EDİLİYOR!
Rehber öğretmenin şikayeti üzerine müfettiş, soruşturma süresince soruşturmaya müdahale etmemesi için müdürü Orhaneli'ye görevlendiriyor ama Yenişehir İlçe MEM bu kararı İPTAL edip müdürü okula geri getiriyor. Sonrasında ise okul müdürü personellerine baskı ve tehditle ifadeler verdiriyor, sahte evraklar düzenletiyor ve rehber öğretmeni sürgün ettiriyor.
Şimdi soruyoruz: Bu akılalmaz kumpasın arkasında kim var? 👇
Yaşanan ahlakdışı durumu kınaması gereken Okul Müdürü ise "Doğuda bunlar normal" diyerek skandalı örtbas etmeye çalışıyor!
İlçe MEM'in kararıyla okula iade edilen bu müdür, makam gücünü kullanarak diğer personeli yalan ifadeye zorluyor. Tek amacı: Okulda yaşatılan edep dışı tavırları ve baskılar�� cesurca ortaya çıkaran bu öğretmeni okuldan sürgün ettirmek için kumpasla "sahte tutanaklar" düzenletmek!
İşte kayıtlara geçen "kumpas ve evrakta sahtecilik" itirafı! 👇 Kumpasa alet edilen diğer Müdür Yardımcısı vicdan azabına dayanamayıp itiraf ediyor: "Okul müdürü bana baskı yaptı, zorla sahte evrak düzenlettirdi ve öğretmenin şerh düştüğü asıl evrakı kasten gizledi!"
Şimdi tüm öğretmenler adına soruyoruz: 1- Kadın öğretmenlere ahlakdışı söylemlerde bulunduğu soruşturmayla sabit olan idarecileri koruyan ve kumpasa zemin hazırlayan bu yapı kimlerden oluşuyor? 2- Kendi yöneticisinin "bana zorla sahte evrak düzenlettiler" itirafına rağmen, bu ahlaksızlıkları ortaya çıkaran öğretmenin sürgün kararı neden hala iptal edilmiyor?
@leventkuruoglu
@Yusuf__Tekin
@BursaValiligi
@bursailmem16
@_erol_usta
@OmerOzyavuz06
@hilmitaner
@oguzidug
@seyfikarsli
@HurEgitimSen
@MissPratisyen
@huryenisehir
Bugün TBMM’de, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul olayları ile dijital risklerin araştırılması amacıyla kurulan komisyon toplantısına sendikamızı temsilen Ankara 2 No’lu Şube Başkanımız Seda Cebre ile birlikte katılım sağladık.
Toplantıda, okullarımızda giderek artan şiddet olaylarının nedenlerini, öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın karşı karşıya kaldığı güvenlik sorunlarını, öğrencilerimizi etkileyen dijital riskleri ve alınması gereken önleyici tedbirleri kapsamlı şekilde değerlendirdik.
Özellikle eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının münferit vakalar olarak görülmemesi gerektiğini, öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenliğini sağlayacak kalıcı ve etkili politikaların hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu ifade ettik. Bunun yanında dijital şiddet, siber zorbalık, sosyal medya kaynaklı riskler ve teknoloji bağımlılığının eğitim ortamlarına etkileri konusunda da görüş ve önerilerimizi komisyon üyeleriyle paylaştık.
Son olarak şunu ifade etmek ettik: 2023 genel seçimleri öncesinde Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamu alımlarında mülakatın kaldırılacağını açıklamış olmasına rağmen, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin öğretmen atamalarında mülakatta ısrar etmiş; 1611 öğretmen KPSS puan üstünlüğüyle atanabilecekken mülakat marifetiyle mağdur edilmiştir.
Mağduriyetleri dile getirmek amacıyla TBMM önünde basın açıklaması yapmak isteyen mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin açıklaması engellenmiş, bazı öğretmenler fiziksel müdahaleye maruz kalmış, destek vermek için gelen sendika yöneticileri ise ters kelepçeyle gözaltına alınmıştır.
Dışarıda yaşanan bu sorunlar çözüme kavuşturulmadan burada alınacak kararların toplum nezdinde karşılığı olmayacaktır. Aksine, bu tür uygulamaların eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını normalleştirme riski taşıdığını, bu nedenle dışarıda yaşanan olayların da derhal sonlandırılması gerektiğini ifade ettik.
@HurEgitimSen
Eğitim Gücü Sendikası kuruculuğundan, Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ve üyeliğinden bir süre önce istifa eden Sayın İsmail Akdağ, bugün Hürriyetçi Eğitim Sen ailesine katılmıştır.
Kendisine hoş geldiniz diyor, sendikal mücadelemize güç katacağına inanıyoruz.
Hürriyetçi Eğitim Sen büyümeye devam ediyor.
MEB’de personelin adı yok
EĞİTİM ÇALIŞANLARININ GÖREV TANIMLARI BİR AN ÖNCE YAPILMALIDIR
Kanun’da hiç bir memurun sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamayacağı düzenlenmiştir. Buna karşılık, kamu çalışanlarının bazılarının görev tanımının yapılmaması ya da görev tanımlarının içinde "Amirin vereceği diğer görevleri de yapar.” şeklinde suistimale açık soyut bir ifadeye yer verilmesinden dolayı sıkıntılar yaşanmaktadır.
Memur, hizmetli ve diğer kamu personelinin görev tanımlarının somut bir biçimde yapılması, bulundukları hizmet sınıfının dışında ve sınıfı içinde derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılmaması hususuna dikkat edilmesi, amirlere bu konuda sınırsız takdir yetkisi bırakılmaması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Kurum İdari Kurulunun Nisan 2008 Çalışma Raporunun 4.maddesi ile yapılacağını açıkladığı ve 2013 yılının ikinci yarısında tamamlanacağı sözünü verdiği ve 9 yıldır sonuçlandıramadığı Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personelinin görev tanımlarını bir an önce yapmalıdır. Sağlık Bakanlığı, 48 unvanda çalışan personelin görev tanımlarını yaparak "Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik" 22 Mayıs 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Kamu görevlilerinin, kadroları dışında çalıştırılmasının önüne geçilmeli, memurların yapmakla yükümlü oldukları işlerin yalnızca memurlar tarafından gördürülmesi ve birbirine eşit olan işlerin tespit edilebilmesi amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edilmiş tüm kadro ve pozisyonların görev tanımlarının yeniden yapılarak personelin yetki ve sorumlulukları kesin ve net olarak belirlenmelidir.
ÖĞRETMEN YER DEĞİŞTİRMELERİ TIKANMIŞTIR
Günübirlik, palyatif ve pansuman çözümlerle; aslında veriliyormuş gibi yapılan ancak yeterli kontenjan açılmadan duyurulan yer değiştirme işlemleri nedeniyle öğretmen yer değiştirme sistemi tıkanmıştır. Öğretmenlere başvuru hakkı verilmiş, ancak bu hakkın kullanılabileceği boş kontenjanlar açılmamıştır.
Öncelikle mazeret grubu yer değiştirmelerinde hem il içinde hem de il dışında öğretmenlere yeterli tercih hakkı tanınmamaktadır.
Öğretmenler, aynı il içinde ulaşım imkânı ve coğrafi bütünlüğü bulunmayan, birbirinden yüzlerce kilometre uzak ilçelerde; il dışında ise binlerce kilometre uzak illerde çalışmaya mahkûm edilmekte, böylece öğretmenlerin aile bütünlüğü bozulmaktadır.
Aynı il içinde taşradan merkeze öğretmenler yer değiştirememektedir. Hem il içinde hem de il dışında öğretmenlere göstermelik başvuru hakkı verilmekte, ancak bu hakkı kullanabilecekleri kontenjanlar açılmayarak yer değiştirmeleri engellenmektedir. Bu durum büyük bir haksızlığa ve adaletsizliğe yol açmaktadır.
Bunun ana nedeni, norm kadroların bilerek yanlış belirlenmesidir.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
Ankara'da mülakat mağduru ve özel sektör öğretmenlerimizin yapmak istediği basın açıklamasına müdahale edilmesi, bazı öğretmenlerimizin darp edilmesi kabul edilemez.
Hak arayan öğretmenler seslerini duyurmak için nereye gidecektir? Demokratik bir hukuk devletinde çözüm; öğretmeni susturmak değil, onu dinlemektir.
Öğretmenlerimize uygulanan sert müdahaleyi kınıyoruz.
Öğretmenin sesi kısılmaz, emeği yok sayılamaz, hak arama mücadelesi engellenemez.
MEB, seminer çalışmalarının hangi tarihte yapılacağını açıklamalı ve mevzuat değişikliği ile seminer sonrası için idari izin uygulamasına son vermelidir.
Bilindiği üzere ikinci dönem 26 Haziran Cuma günü sona erecektir. Öğretmenler ise derslerin kesimi tarihinden temmuz ayının ilk iş gününe, eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıç tarihine kadar geçen sürelerde mesleki çalışma yapacaklardır. Bu çalışmaya karşılık, Ek Dersle İlgili Esaslara göre iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenmektedir.
Bu bağlamda dersler 26 Haziran Cuma günü kesileceğinden, öğretmenler 1 Temmuz’a kadar mesleki çalışma yapacaklardır.
Fakat takvime baktığımızda 27-28 Haziran hafta tatiline denk gelmektedir. Önceki yıllarda Bakanlık, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun’a aykırı olarak hafta tatilinde seminer çalışması planlaması yapmış; ancak sendikalarca eylem kararı alınmıştır.
29-30 Haziran ise pazartesi ve salı günlerine denk gelmektedir. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığınca mesleki çalışma için gerekli olan en az bir hafta, 2025-2026 eğitim öğretim yılı çalışma takviminde planlanmamıştır.
Bu nedenle derslerin kesim tarihinin bir hafta önceye, yani 19 Haziran Cuma gününe alınması, 22-26 Haziran tarihlerinde mesleki çalışma yapılması, akabinde 29-30 Haziran tarihlerinde de öğretmenlerin idari izinli sayılması gerekmektedir.
Aslında sürekli olarak yaşanan bu durum, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak bir yönetmelik değişikliği ile çözülebilir. Yönetmelikle getirilen seminer zamanları ile ek ders esasları arasındaki çelişki giderilmelidir.
MEB, seminer çalışmalarının hangi tarihte yapılacağını açıklamalı ve mevzuat değişikliği ile seminer sonrası için idari izin uygulamasına son vermelidir.
Bilindiği üzere ikinci dönem 26 Haziran Cuma günü sona erecektir. Öğretmenler ise derslerin kesimi tarihinden temmuz ayının ilk iş gününe, eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıç tarihine kadar geçen sürelerde mesleki çalışma yapacaklardır. Bu çalışmaya karşılık, Ek Dersle İlgili Esaslara göre iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenmektedir.
Bu bağlamda dersler 26 Haziran Cuma günü kesileceğinden öğretmenler 1 Temmuz’a kadar mesleki çalışma yapacaklardır.
Fakat takvime baktığımızda 27-28 Haziran hafta tatiline denk gelmektedir (önceki yıllarda Bakanlık, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun’a aykırı olarak hafta tatilinde seminer çalışması planlaması yapmış; ancak sendikalarca eylem kararı alınmıştır). 29-30 Haziran ise pazartesi ve salı günlerine denk gelmektedir. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığınca mesleki çalışma için gerekli olan en az bir hafta, 2025-2026 eğitim öğretim yılı çalışma takviminde planlanmamıştır.
Bu nedenle derslerin kesim tarihinin bir hafta önceye, yani 19 Haziran Cuma gününe alınması, 22-26 Haziran tarihlerinde mesleki çalışma yapılması, akabinde 29-30 Haziran tarihlerinde de öğretmenlerin idari izinli sayılması gerekmektedir.
Aslında sürekli olarak yaşanan bu durum, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak bir yönetmelik değişikliği ile çözülebilir; yönetmelikle getirilen seminer zamanları ile ek ders esasları arasındaki çelişki giderilmelidir.
Şöyle ki:
Seminer, yani mesleki çalışmalar, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 43. maddesinde aşağıdaki şekilde yer almaktadır:
“Madde 43 - İlköğretim okullarının yaz tatili, sınavların bitimi tarihinden yeni öğretim yılının başına kadar sürer.
a) Öğretmenler, yaz tatili içinde aralıksız iki ay izinlidirler.
Ancak bu iki aylık izin sürelerine dokunulmadan, kalan tatil zamanlarında yönetmelikte saptanacak meslekle ilgili çalışmalara katılmakla yükümlüdürler.
b) Tek öğretmenli okullarda görevli öğretmenlerin yaz tatili izinleri, bölge ilköğretim müfettişleri ile ilçe eğitim müdürü tarafından, okul ve kurumların korunması da göz önünde tutularak ayarlanır.
c) Okul müdürleri ile müdür yardımcıları, tatil aylarında okul işlerini ayarlamak ve düzenlemek şartıyla sıra ile izinlerini kullanırlar.”
YÖNETMELİKLER; DERSLERİN KESİM TARİHİNDEN TEMMUZ AYININ İLK İŞ GÜNÜNE, EYLÜL AYININ İLK İŞ GÜNÜNDEN DERSLERİN BAŞLANGIÇ TARİHİNE KADAR GEÇEN SÜRELERDE MESLEKİ ÇALIŞMA ÖNGÖRMEKTEDİR
26.07.2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretmenlerin mesleki çalışmaları” başlıklı 38. maddesi:
“Madde 38 - (1) Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenlerin genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon alanlarında bilgi ve görgülerini artırmak, yeni beceriler kazandırmak, eğitim ve öğretimde karşılaşılan problemlere çözüm yolları bulmak, öğrencinin ve çevrenin ihtiyaçlarına göre plan ve programları hazırlamak ve uygulamak amacıyla derslerin kesiminden temmuz ayının ilk iş gününe, eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıcına kadar geçen sürelerde mesleki çalışma yapılır.”
07.09.2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretmenlerin mesleki çalışmaları” başlıklı 87. maddesi:
“Madde 87 - (1) Ortaöğretim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenler, derslerin kesimi tarihinden temmuz ayının ilk iş gününe, eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıç tarihine kadar geçen sürelerde mesleki çalışma yaparlar. Mesleki çalışma programı, okul müdürlüğünce yönetici ve öğretmenlere bir hafta önceden duyurulur.”
Yukarıda yer verilen mevzuata göre öğretmenler; temmuz ayının ilk iş gününe kadar ve eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıcına kadar mesleki çalışma yapmak zorundadırlar.
EK DERSLE İLGİLİ ESASLAR; İKİ HAFTA MESLEKİ ÇALIŞMA VE 15 SAAT EK DERS ÜCRETİ ÖNGÖRMEKTEDİR
Bu görevlerine karşılık; 1/12/2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan ve 16/12/2006 tarihli, 26378 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan kararın 6. maddesinin 3. fıkrasına göre öğretmenlere, iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenmektedir.
YÖNETMELİKLER İLE EK DERS ESASLARI ÇELİŞMEKTEDİR
Fakat yukarıdaki yönetmelik hükümleri ile Ek Dersle İlgili Esaslar birbiri ile çelişmektedir. Yönetmelikler “derslerin kesiminden temmuz ayının ilk iş gününe kadar” hükmünü içerirken, Ek Ders Esasları “iki haftayı geçmemek üzere” sınırı getirmektedir.
Geçtiğimiz yıllarda takvim farklılıkları nedeniyle seminer dönemleri bazı yıllarda iki haftadan az, bazı yıllarda ise iki haftadan fazla süreye denk gelmiştir. Bu nedenle Bakanlık, ya öğretmenleri idari izinli sayarak ya da hafta sonlarına seminer koyarak sorunu çözme yoluna gitmiştir.
MEB, MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ İLE SEMİNER SONRASI İÇİN İDARİ İZİN İŞLEMİNE SON VERMELİDİR
Mesleki çalışmalardaki tarih sorunlarını ve mevzuat çelişkisini ortadan kaldırmak için aşağıdaki şekilde düzenleme yapılması gerekmektedir:
“Yönetici ve öğretmenler; genel kültür, özel alan ve pedagojik formasyon alanlarında bilgi ve görgülerini artırmak, yeni beceriler kazandırmak, eğitim-öğretimde karşılaşılan problemlere çözüm yolları bulmak, öğrencinin ve çevrenin ihtiyaçlarına göre plan ve programları hazırlamak ve uygulamak amacıyla derslerin başlangıcından önceki iki hafta süresince ve derslerin kesiminden sonraki iki hafta süresince meslekle ilgili çalışma yaparlar. Bu süreye denk gelen resmî tatiller ve idari izinler çalışma süresine dahildir. Bu çalışmalarına, fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir.”
Bütün öğrencilerimizin emeklerinin karşılığını aldığı, sınav salonundan yüzlerinde bir tebessümle ayrıldığı bir sınav olmasını diliyorum.
Allah zihin açıklığı versin.
@leventkuruoglu@HurEgitimSen
Unutmadık, unutmayacağız...
9 yıl önce bugün, Müzik Öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın, Batman'ın Kozluk ilçesinde gerçekleştirilen terör örgütü PKK'nın saldırısında şehit edildi. Aybüke Öğretmenimizi rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz.
@leventkuruoglu
İKTİDAR MASAL ANLATIYOR, YETKİLİ SENDİKALAR SEYREDİYOR MEMUR VE EMEKLİSİ YOKSULLAŞIYOR
TÜİK Mayıs ayı enflasyonunu yüzde 1,71, yıllık yüzde 32,61 olarak açıkladı.
ENAG Mayıs ayı enflasyonunu yüzde 2,16 yıllık enflasyonu yüzde 53,13 olarak açıkladı
5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken memur ve emeklilerinin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti Daha bunun üzerine Haziran ayı enflasyonu eklenecek.
Bu tablo bize şunu göstermektedir:
Memur ve emeklisinin maaşı, yılın daha yarısına gelmeden enflasyon karşısında erimektedir.
Sorun yalnızca rakamların büyüklüğü değildir. Sorun; gerçekleşen enflasyon ile maaş artışları arasındaki farkın çalışanların sırtına yüklenmesidir.
Ekonomi yönetimi enflasyondaki aylık yavaşlamayı başarı hikâyesi olarak anlatırken, vatandaş markette, kirada, ulaşımda ve temel ihtiyaçlarda hayat pahalılığını yaşamaya devam etmektedir.
Kamu çalışanları enflasyon farkı adı altında aylar sonra telafi edilen kayıpları değil, maaşlarının enflasyona karşı korunmasını istemektedir.
Bu nedenle çağrımız nettir:
✅ Maaşlar yılda iki kez değil, gerçekleşen enflasyon oranında düzenli olarak güncellenmelidir.
✅ Enflasyon farkı uygulaması gecikmeli telafi mekanizması olmaktan çıkarılmalıdır.
✅ Memurlara refah payı verilmelidir.
Memur ve emeklisi sadaka değil, hakkını istemektedir.
Memur lütuf değil, emeğinin karşılığını istemektedir.
Çünkü açıklanan rakamlar ne söylerse söylesin, vatandaşın hissettiği gerçek enflasyon mutfakta, pazarda ve faturalarında yazmaktadır.
Alım gücü düşüyorsa, ücret artışı yeterli değildir. Gerçek başarı; rakamları değil, vatandaşın hayatını iyileştirmektir.
Bugün, Nazilli de bütün özel okul ve devlet okullarında görevli müdür yardımcıları, Resim, Müzik, Beden Eğitimi ve Rehber öğretmenlerin katılımıyla Siber Güvenlik konusunda eğitim verilecektir.
Çok yerinde bir eğitim faaliyeti olmasına rağmen, okullarda sınavların başladığı bu hafta da her okuldan ortalama on öğretmenin olmaması yapılacak sınavlar konusunda bizleri gerçekten zor durumda bırakacaktır.
Bu tür faaliyetler planlanırken okulların durumları göz önüne alınmalı ve eğitim öğretimin aksamaması için bu tür etkinlikler seminer döneminde daha kapsayıcı bir şekilde verilmelidir.
@Nazilli_MEM@leventkuruoglu@HurEgitimSen
Her renkten insanın üye olabildiği ama kimsenin rengini kaybetmediği bir sendika…
Bağımsız sendikacılığı büyütebilmek için birleşmeye ve bütünleşmeye ihtiyaç var. Birleşme merkezi ise Hürriyetçi Eğitim Sen’dir.
Hatay ve Osmaniye illerimizde meydana gelen sel felaketinden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Can kaybın��n olmaması en büyük tesellimizdir.
Bölgedeki hayatın en kısa sürede normale dönmesini diliyoruz.
HÜR-SEN Konfederasyonumuza bağlı Hürriyetçi Yerel-Sen’in 4. kuruluş yıl dönümünü kutluyorum. 🇹🇷
Kurucu Genel Başkan Sayın Halil Aydoğdu başta olmak üzere; bu mücadelede emeği olan tüm teşkilat mensuplarımıza, şube başkanlarımıza, il ve ilçe temsilcilerimize ve üyelerimize teşekkür ediyorum.
Hürriyetçi Yerel-Sen, geçen 4 yılda yalnızca sendikal bir yapı değil; yerel yönetim çalışanlarının hakkını, hukukunu ve emeğini savunan güçlü bir iradenin adı olmuştur.
İnanıyorum ki aynı kararlılık ve mücadele ruhuyla büyümeye, güçlenmeye ve emek mücadelesini daha ileri taşımaya devam edecektir.
kuruluş yıl dönümünüz kutlu olsun.
🇹🇷 Hakkın İzinde, Memurun Yanında
@HAydogdu73
#hakkınizindememurunyanında
Kurban Bayramı’nın; gönüllere huzur, hanelere bereket, ülkemize birlik ve milletimize kardeşlik getirmesini temenni ediyorum.
Paylaştıkça çoğalan mutlulukların, dayanışmanın ve güzel yarınlara dair umutların hayatımızdan eksik olmaması dileğiyle; sevdiklerinizle birlikte sağlık ve huzur içinde nice bayramlar geçirmenizi diliyorum.
Kurban Bayramınız mübarek olsun.
Sorumluluk sınavlarında farklı seviyelerdeki sınıfların sınavları birleştirilemez.
Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde, “Farklı sınıflardaki aynı dersin öğrenci sayısının toplamda otuzu aşmaması halinde bu öğrencilerin sınavları birleştirilerek tek komisyon marifetiyle de yapılabilir.” hükmü yer almakta olup, bu hükümde geçen “farklı sınıflardaki” ibaresi aynı seviyedeki farklı şubeleri göstermektedir.
Buna rağmen bazı okul yöneticileri tarafından; örneğin farklı seviyelerdeki 9, 10, 11 ve 12. sınıfların tüm Tarih dersleri için tek bir komisyon oluşturularak sınav yapılmaktadır.
Oysa olması gereken; örneğin okuldaki tüm 9. sınıf Tarih dersinden sorumluluk sınavına girmesi gereken öğrenci sayısı 30’dan az ise, bu öğrencilerin tek bir komisyonda toplanarak sınava alınabilmesidir. Öğrenci sayısının 30’u aşması durumunda ise ikinci bir komisyon oluşturulmak zorundadır.
Şöyle ki; Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Sorumlu olarak sınıf geçme ve sorumluluğun kalkması” başlıklı 58. maddesinin 2. fıkrasında;
“a) Sorumluluk sınavları, ders yılı içerisinde yapılan yazılı ve/veya uygulamalı sınav esaslarına göre birinci dönemin ilk haftası, ikinci dönemin ilk haftası ile son iki haftası içerisinde; iki alan öğretmeni, bulunmaması hâlinde biri alan öğretmeni olmak üzere iki öğretmen tarafından yapılır.
b) Sınava girecek öğrenci sayısının otuzu aşması ve/veya birden fazla salonda sınav yapılması hâlinde her sınav salonu için ayrıca bir gözcü öğretmen daha görevlendirilir.
c) Farklı sınıflardaki aynı dersin öğrenci sayısının toplamda otuzu aşmaması hâlinde bu öğrencilerin sınavları birleştirilerek tek komisyon marifetiyle de yapılabilir.
ç) Sınav tarihleri ve görevlendirilecek öğretmenler okul müdürlüğünce belirlenir. Bu sınavlar, dersleri aksatmayacak şekilde hafta içerisinde yapılacak biçimde planlanır. Gerektiğinde cumartesi ve pazar günlerinde de yapılabilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Bu hükümlerin (c) bendinde yer alan; “Farklı sınıflardaki aynı dersin öğrenci sayısının toplamda otuzu aşmaması hâlinde bu öğrencilerin sınavları birleştirilerek tek komisyon marifetiyle de yapılabilir.” hükmüne göre sorumluluk sınavlarında “farklı sınıflardaki aynı dersler” birleştirilebilir mi? “Farklı sınıflardaki aynı dersler” ibaresinden ne anlaşılması gerekmektedir?
Ustalık ve kalfalık sınavlarında bina sorumlusu olarak görevlendirilen okul yöneticilerine de ücret ödenmelidir.
Özellikle kalfalık ve ustalık sınavları, okulun ilgili atölyelerinde hafta sonları yapılmaktadır. Dolayısıyla okulun açık tutulması ve sınavların güvenli bir şekilde yapılabilmesi için okulda en az bir okul yöneticisinin bulunması gerekmektedir.
Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararın “Sınav görevi” başlıklı 12. maddesinin 5. fıkrasına ekleme yapılarak; ayrı ayrı her bir gün için bina sorumlusu olarak görevlendirilen okul yöneticilerinden birisine, sınavların sabah ve öğleden sonraki komisyonları için 5’er saat olmak üzere toplamda bir gün için 10 saat ek ders ücreti ödenmesine yönelik düzenleme yapılması gerekmektedir.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
https://t.co/UpLhYLfZDX