Hikaye aslında inanan bir toplumun inanan diğer bir toplumu dini uygulamaya çağırmasıydı...
Hilafet kurmak yolunda çabamız çalışmalarımız yüz yıllar sonra böyle anlatılacak nesillerimize...
#dünyahilafetemuhtaç
ABD'nin veya Batı'nın karşısında, Batı'nın kurduğu tahterevallinin diğer ucuna oturanların ayağı hiçbir zaman yere basmayacaktır.
Kendilerini yüksekte Zannetselerde çakılacakları gün yakındır.
Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan, Doğu Türkistan'a yaptığı ziyarette açıklamalar yapmış:
- Doğu Türkistan yok "Şincan" var!
- Tecrit, işgal, zulüm ve soykırım yok, farklı din mensuplarının "güven ve uyum" içinde yaşamı var!
- Sorun Çin rejimi değil "aşırı" dinci ve etnik gruplar!
Türkiye'den Doğu Türkistan'a giden gazeteci, siyasetçi, akademisyen kim olursa olsun hepsi "hiçbir sorun yok, bugüne kadar anlatılanlar yalanmış." diyorlar.
Kime inanalım? Yıllardır Çin zulmü altında inim inim inleyen, annesi, babası, evladı ve kardeşlerinden mahrum kalma pahasına yurdunu terk edip uzun meşakkatli yolları geçerek başka memleketlere göç eden Müslüman Uygurlara mı inanalım yoksa bir İslami belde olan Doğu Türkistan'a Şincan deyip Çin toprağı olarak görenlere mi?
Kime inanalım? Evladı elinden alınan gözü yaşlı annelere, evini Çinli erkeklerle paylaşmaya zorlanan Uygur ailelere mi inanalım yoksa "yollar, binalar belediye hizmetleri çok güzel, farklı toplumlar birlikte huzur içinde yaşıyorlar." diyerek "dinler arası diyalog" düşüncesini süsleyenlere mi?
Kime inanalım? işgalci Çin'in katlettiği milyonlarca Uygur'un sözüne mi yoksa kafir Batı'nın "İslami terörizm" ve "aşırıcılık" adı altında yürüttüğü kirli propagandaya hizmet edenlere mi?
Basın Açıklaması
Sömürgeci Batı, Mekke ve Medine’nin Hemen Yanı Başında Bir Çatışma Yürütmektedir
Ey İslam Ümmeti! Kalk ve Onları Kov, Bu Toprakları Onların Kötülüklerinden Temizle!
#HizbutTahrir#Yemen Vilâyeti
Medya Bürosu
https://t.co/QzVyoXpm1z
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan "Mekke Anlaşması" imzaladı. Anlaşmaya göre bir ülkeye yapılacak olan saldırı diğer iki ülkeye de yapılmış kabul edilecek.
Trump, Suudi Kralı için "Biz seni desteklemezsek o koltukta iki hafta oturamazsın" dememiş miydi?
Şahbaz Şerif, Trump için; “Allah sizi korusun. Allah size, daima bu şekilde hizmet edebilmeniz için uzun bir ömür versin.” dememiş miydi?
CB Erdoğan, Trump için; "Başkan Trump, dünyanın asırlardır beklediği lider. Sadece güçten bahsetmiyor, o gücün bizzat kendisi." dememiş miydi?
Mekke Anlaşması ABD'y rağmen yapılmış olamaz bilakis ABD'nin tensipleriyle yapılmış bir anlaşmadır.
Öyleyse ki öyledir, o zaman bu anlaşma ABD'nin bölgedeki çıkarlarına hizmet etmekten başka hiçbir işe yaramayan bir anlaşmadır.
1970'de kurulan Milli Nizam'dan bugüne Türkiye'de İslâmî mücadele kasıtlı olarak sistem içine çekildi.
O dönem oy vermeyi cihadi bir anlayış gibi görenler, zamanla nasıl evrildiklerini bugün kendileri itiraf ediyorlar.
Bugün bu yola tevessül edenlerin elinde sadece kocaman bir hiç yoktur, avuçlarında büyük bir vebalde bulunmaktadır.
Birileri çürük demokrasi ipliğine hülyalar dizdirdiler. Bu hülyalar gerçekleşmese de göreceli bazı menfaat ve kazanımlar elde edilmiştir. Ama kaybedilen şuur, direnç ve hedefe bakınca bunların hiçbir kıymeti yoktur.
Oy vererek sistemi değiştirmeye çıkan zihniyet, bugün laik demokratik kemalist sistemin havarisi konumundadır.
Örneğin; önceden oy verirken yasama hakkı verdikleri vekillerin; faizi, zinayı ve alkolü yasaklayamayacaklarını bildikleri halde veriyorlardı, şimdi bu çağda bunlar olur mu diyerek vermektedirler.
Amerika, İngiltere veya cümle Batı; bu mücadelenin demokratik bir zeminde, sistem içinde verilmesini neden istemektedir? Peki onların istediği hatta dayattığı bu yolu dosdoğru yol kabul etmek serap değil midir?
Ne diyordu Süleyman Demirel: "hangi partiye olursa olsun mutlaka sandığa gidin."
Hep bir ağızdan sandığa giderseniz demokrasi kazanacak diyorlardı. Hatta insanlar sandığa gitsin diye oy vermemeyi suç kabul edip idari para cezası getirmişlerdi. Ayrıca partilere hazineden yapılan yardımın hikmeti de neydi? Neden demokrat olmamız konusunda bu kadar ısrarcı idiler?
Çünkü kendilerine benzememizi istiyorlardı. Maalesef öyle de oldu... Bugün sokağa, televizyona ve sosyal medyaya bakınca herkesin gördüğü şey bu değil mi? Herkesin eleştirdiği şey bu çukur değil mi?
Türkiye'de hiçbir lider veya siyasi parti Erdoğan ve AK Parti'nin ulaştığı güce bir daha ulaşamaz. Ama bu dönem aynı zamanda fısk, zulüm ve küfrün belki de en çok işlendiği dönemdir. Hâl böyle iken, yola çıkarken konulan hedeften bu kadar sapılmış iken hâlâ bu sistemi şerrin ehveni görmenin izahı asla İslâm fıkhı olamaz.
Fakat konforlu ve steril ortamlarda mücadele kolaycılığı olabilir.
"Oy vermezsek alternatifi nedir?" sorusuna cevap verememeleri olabilir.
İslâm'ı hayata hakim kılma hedefinden uzaklaşmış olmaları ve bunu nasıl yapacaklarını bilmemeleri olabilir.
Ezcümle; İslâm fıkhını vs. bir kenara bırakın. Gelin salt akıl ile düşünelim. Sizce sömürgeci Amerika ve Avrupa'nın, kurucu irade olan CHP'nin, İslâma karşı düşmanlığı bilinen cümle zevatın yıllardır ısrarla yapmamızı istediği şey bizler için hayırlı olabilir mi?
Nasihatleşmek İslâm kardeşliğinin en temel gerekliliklerindendir.
Filistin, gasp edilmiş bir İslâm toprağıdır ve onun hakkında İslâm’ın hükmü; onu gasp edenden geri alıncaya kadar savaşılmasıdır! Bu savaşı başlatmak, güç ve kuvvet sahiplerinin; uçaklara, füzelere, tanklara ve silahlara sahip olan orduların görevidir! Evet, Filistin’i kurtarmak orduların görevidir.
"Gazze İçin Samimi Çağrı"
👉Okumak veya 🎧 dinlemek için
https://t.co/mwHhaWh44v
Size, Gazze'deki savaşın sona erdiğini söylediler... #SizYalanSöylediler
Size, Gazze'deki soykırımın bittiğini söylediler... Yalan söylediler.
Daha bu gece, Firas el-Mısri, eşi ve üç çocuğu, Siyonist nefretin ateşinde yanarak hayatlarını kaybetti. Böylece, sözde ateşkesten bu yana şehit edilen bin yüz elli Filistinlinin arasına katıldılar. Bu ateşkes, dünyanın en büyük devletleri tarafından kabul edilmiş, desteklenmiş ve arabulucuların güvencesi altına alınmıştı.
Soykırım sürüyor...
Katliam sürüyor...
Siyonizmin işlediği suçlar sürüyor...
Onlara inanmayın.
#SizeYalanSöylediler
Değişmeyen Mesajımız; İslam'ın Hakimiyeti
Dünya hızla değişirken, Müslümanlar olarak bu değişim rüzgarları karşısında savrulmadan durabilmemizi sağlayacak değişmeyen esaslarımız neler olmalıdır?
▶️ videonun tamamını izlemek için
https://t.co/OjNjyd9BDo
Gazze’yi ateşe verenleri, iman eden müminleri ateş çukurlarında yakanları Allah kahretsin.
"(Müminleri yakmak için) hendek kazıp (içini) ateşle dolduranlar kahrolsun!" [Buruc 4-5]
Veyl olsun Gazze’nin bağrında yanan ateşi; hendeğin etrafında izleyen yöneticilere…
Veyl olsun ateş çukurunun başında oturup diplomasi trafiğinin gölgesinde Müslüman katliamına seyirci kalan idarecilere…
"O Allah ki, mutlak güç ve intikam sahibidir."
Amenna ve Saddakna....
Savundukları demokrasi fikir ve düşünce hürriyeti diyor.
Ama ağzını açana operasyon düzenleniyor.
Trump kendi ülkesinde bile bu kadar rahat değil.
Aman Trump rahatsız olmasın
Aman Batılı dostlarınız incinmesin...
N A T O ya verilen son kurbanlar Direniş Çadırı aktivistleri oldu. Ayrıca İstanbul'dan Şükrü Hüseyinoğlu ve Adana'dan Fevziye Şenoğlu, Sabiha Baturay gibi bir çok isim gözaltına alındı.
Birileri N A T O konusunda her zaman olduğu gibi hükümeti aklayacak teviller yaparken birileri de bedel ödüyor.
Rabbim kardeşlerimizin yardımcı olsun.
#NATOyaKurbanAranıyor