Bazı insanlar kendilerini diğer insanlardan üstün görürler. İsterler ki herkes onların etrafında dönüp dursun.
Gündemi onlar belirlemek isterler. Meydana gelen hadiselere onların istediği şekilde tepki verilmesini beklerler. Onların öncelikleri her şeyden önce gelmeli, onların hassasiyetleri herkes tarafından gözetilmelidir.
Dilediklerini söyler, diledikleri hakkında konuşurlar. İnsanlarla kurdukları ilişkiler çoğu zaman menfaat ve çıkar üzerine kuruludur. Siz onlara ne kadar iyilik etmiş, ne kadar vefa göstermiş, ne kadar yanında durmuş olursanız olun; bir gün onlara muhalefet ettiğinizde bütün bunların hiçbir kıymeti kalmaz.
Sanki geçmişte yapılan bütün iyilikler bir anda silinir. Bir ömür boyu ihsanda bulunsanız bile, sizden hoşlanmadıkları tek bir davranış gördüklerinde, kadınlar gibi “Biz zaten senden hiçbir hayır görmedik; sen ne yaptın ki?” diyebilirler.
Başkalarının hayatlarına müdahale etmekte, insanları eleştirmekte, insanların özel meselelerini konuşmakta ve onların huzurunu bozacak sözler söylemekte bir beis görmezler. Kimin ne hissedeceğini, hangi sözün kimin gönlünü kıracağını çoğu zaman hesaba katmazlar.
Fakat mesele kendilerine geldiğinde her şey değişir.
Siz onları eleştirdiğinizde, hayatlarına müdahale ettiğinizde, düzenlerini bozacak bir adım attığınızda veya kendilerini rahatsız edecek bir söz söylediğinizde birdenbire hassasiyetleri hatırlanır. Duyguları vardır artık. Sınırları vardır. Saygı beklerler. Kimsenin kendilerini incitmesini istemezler.
Onlar başkaları hakkında konuşurken bunun adı “hakikati söylemek”tir; kendileri hakkında konuşulduğunda ise “gıybet” olur.
Başkaları hakkında ileri geri konuşmak onlar için bir mesele değildir; kendileri hakkında söylenen en küçük söz ise “iftira”dır.
Başkalarının mahremiyetine girmek “önemsiz”dir; kendi mahremiyetlerine dokunulduğunda sınırlarından bahsetmeye başlarlar.
Başkalarının huzurunu bozmakta sakınca görmezler; kendi huzurları bozulduğunda ise herkesin haddini bilmesini isterler.
Kısacası ahlakın ölçüsünü kendilerine göre belirlerler.
Kendileri yaptığında mübah olan şey, başkası yaptığında büyük bir suçtur. Kendileri söylediğinde hakikat olan söz, başkası söylediğinde fitnedir. Kendileri eleştirdiğinde nasihat olan şey, başkası eleştirdiğinde düşmanlıktır.
Çünkü onların dünyasında mesele haklı olmak değil, kendilerinin haklı kabul edilmesidir.
İnsanların hayatlarını kendi hassasiyetlerine göre düzenlemelerini beklerler; fakat başkalarının hassasiyetlerini dikkate almayı bir yük olarak görürler.
Oysa insan, kendisini hayatın merkezine koyduğu ölçüde adaletten uzaklaşır.
Ahlak, yalnızca başkalarına karşı uygulanması istenen bir kural değildir. Gıybet, yalnızca hakkında konuştuğumuz kişi sevdiğimiz biri olduğunda gıybet değildir. İftira, yalnızca sevdiğimiz kimseye yöneltildiğinde iftira değildir. Saygı, yalnızca bize gösterilmesi gereken bir şey değildir.
Gerçek ahlak, ölçünün kendimize ve başkalarına karşı aynı olmasıdır.
Kendimiz için istemediğimizi başkasına yapmamak, kendimiz için hoş görmediğimizi başkasına hoş görmemek ve kendimize tanıdığımız hakkı başkasına da tanıyabilmektir.
Aksi halde ortada ahlak değil, yalnızca kişinin kendi menfaatini ve konumunu korumak için kullandığı bir takım kurallar vardır…
🔴 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın mesajı:
De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir.”
(Tevbe Suresi 105. ayet)
@omar_alharir Bomba seslerine alışmış, yerde uyumuş, yeri geldiğinde mağarayı ev edinmiş, dişli bir domuzu kan kokusuyla alt etmiş bir adam için elbette çok zor ve baya sıkıcı bir yer. İyi dayanıyor. Sıkıntıdan o sandalyeden kalkıp orada volta atmadığına şükredilsin.
🔴 Suriye'nin Humus kentindeki cuma hutbesinde, şarkıcı Assala konserine sert tepki verildi:
"Bu fasığın geri dönmesi için çabalayanlara Allah bereket vermesin
Onun devrimin simgesi olduğunu söyleyenlere Allah bereket vermesin"
Böyle düşünmek ümitsizliğe iter hocam. En sona kalan nasip malumdur ki genel olarak pek iç açıcı olmuyor.Ümidi diri tutup gençlik ve dinçlik dönemlerinde bu yola girmeyi ümit ediyoruz.En sonu değil doğru kişiyi nasip olarak görüyoruz.Her şey vaktinde güzel https://t.co/RBASCbiCYY
Gazzeli kız çocuğunun okuduğu şiir:
“Güzellik elbiselerle süslenmek değildir. Şüphesiz gerçek güzellik, ilim ve edep güzelliğidir.
Yetim, babası ölüp giden kimse değildir.
Asıl yetim, ilimden ve edepten yoksun olan kimsedir.”
📹 nisreen.kenzy22