TEM Dai Bşk Turgut Aslan'ı vuran MP5'in kaydını Arif Çetin sildirdi!
Aslan'ı bir 'sivil' (tanık ifadesi) infaz etti!
Koruması Hasan Gülhan'ı ise JGK'na giren polisler uzaktan atışla şehit etti! (Md. Eraslan Er'in çatışma ve içerdeki sivil itirafı TBMM'de silindi!)
BELGELER ALTTA
Yeni dosya;
Herkes adli emanetten çalınan altın,silah ve uyuşturucuları konuşuyor.
Ancak asıl skandal #15Temmuz davalarında yaşandı. En kritik deliller adli emanette 'buhar' oldu !
Şok edici detaylar 👇👇
https://t.co/Vo1hzcEXwa
Babamın kaçırıldığı yılda da, tahliye edilmediği yılda da Bekir Bozdağ adalet bakanıydı. Kaçırıldığı zaman 13 yaşındaydım, günlerce kendisine ve diğer sebep olanlara isim isim beddua ettiğimi hatırlıyorum. Kim bilir kaç masumun bedduasını aldı. Hakkımı asla helal etmeyeceğim.
"Mekke Anlaşması Aktive Edildi!"
instituDE Dış Politika Analisti @hasimtekines Mekke Anlaşması'nın nasıl uygulanacağını ele aldı👇
https://t.co/PY5nTy658B
Yani siz devletin milletin kasasını, hazinesini, malını, mülkünü bu yağmacılara açmışsınız. Ondan sonra istedikleri gibi yağmalamış, sonra bir kaza olmuş, ortaya çıkmış ve durum bu arkadaşlar. Biz, bunlarla ilgili soru önergeleri verdik. @adalet_bakanlik bunu niye takip etmiyor? @HMBakanligi niye takip etmiyor? @memetsimsek 1 yıl önce dedi ki; “Ya burada bir dolaplar mı dönüyor, bir yanlış işler var falan.” mırın kırın bir şey etti.
"Karadeniz'de gemin mi battı?" deyimi de yalan oldu!
2 günde 3 gemimizi ihalar vurdu!
Ölü yaralı sayısı bilinmiyor!
Yerli-milli medyada haber yok!
AK Bşk Ursula von der Leyen'den açıklama var ama
Hakan Fidan ve Dışişleri'nden tık yok!
Mekke İttifakı açıklama yapar mı?
Sarayın gözüne girmek,
Üst mahkemelere atanmak,
Üzerindeki lekeleri örtmek... isteyen hakimler;
hamile,
bebekli anne,
engelli,
yaşlı ve hasta tutsakları kasten tahliye etmiyor!
HalilAla SkandalRapor
HABER| Yalan Delil Kalmayınca: "Varsayalım Darbecisin"
📌15 Temmuz gecesi her dakikasının 10 farklı kamerada kaydı bulunan ve en az 30 tanığı da bulunan ancak buna rağmen sadece Genelkurmay'ın varsayımları üzerine darbeci iftirasına maruz kalan Alpaslan Paşa hakkında suça dair herhangi bir delil yok, hatta kendisiyle ilgili iddianamede hiçbir maddi gerçek dahi bulunmuyor ama zulüm devam ediyor.
#15TEMMUZ
https://t.co/6OT9Ujf8W1
Madem Enver Altaylı'ya gelince delil standardımız bu, ben de bir ifşaatta bulunayım:
Geçenlerde birisi bana dedi ki, belki 20, belki 40 yıl önce kahvede otururken Sinan Burhan’ın dedesinin birine
“Enver Altaylı beni köydeki ahırda nükleer madde üretmem için tehdit ediyor”
dediğini duymuş.
Madem “Osman Sınav bana Enver Altaylı’nın kendisini tehdit ettiğini söyledi” diyen birinin nedense(!) yargıdan önce Sinan Burhan'a yaptığı başvuru soruşturulmaya değer görülüyor, o zaman benim bu beyanım da bence soruşturulmalı.
Sinan Burhan’ın köyündeki ahırlarda nükleer madde kalıntısı aranmalı değil mi?
Sinan Burhan'ın köyündeki ahırlarda nükleer madde kalıntısı bulma ihtimali ile Enver Altaylı'nın Osman Sınav'ı tehdit anlatısının gerçekliği bana birbirine denk gibi görünüyor.
Sinan Burhan'a Not: Anekdot gerçek değildir, ironi içerir! Aman kimse harekete geçmesin.
Sinan Burhan'a İkinci Not: Anekdot hikayecik anlamına gelir. (Kaynak: TDK)
Savcı transfere onay vermiş. @Hayati_Yazici ’nın oğlunun adı çıkıyor, malına tedbir konuldu. Sonra kaldırdılar. Kardeşim siz milletin malına 10 yıldır çöküyorsunuz. Adam KHK ile kapatılan bir okula 15 Temmuz öncesi gidip erken kayıt, ucuz olsun diye para yatırmış. Sonra iktidar o paranın üstüne konmuş, çökmüş, 10 yıldır para verilmiyor. “Verin kardeşim benim kayıt param bu. Çocuğun kayıt parası bu, ben ne bileyim okul nedir ne değildir. Ben veliyim, çocuğun kaydı için para vermişim verin paramı madem okulu kapattınız. Ben mi suçluyum? Okul kapandı diye beni cezaevine atamadığın gibi okul kapandıysa verin benim paramı.” Diyor vatandaş 10 yıldır alamıyor. Verecek olsalar da 10 yıl öncesinin bedeliyle, “Kardeşim aldın, konuşma.” Diyor. Bunları hepimiz belgeleriyle açıkladık.
Herkese Duyuralım!
Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Dr. Kerem Altıparmak tarafından hazırlanan ve güncel yargılamalar için çok önemli olan aşağıdaki mütalaanın tüm dosyalara dosyalara eklenmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Son zamanlarda okuduğum en güzel mütalaalardan biri.👇
🔗https://t.co/RvIHbnbcOT
Sarayın ışıltısı fena çarpıyor!
İyi yetişmiş beyinler o pırıltılı şatafatla büyülenip birikimleriyle birlikte karakterlerini de tahtın emrine sunuyor...
“MİTÇİ” #NihatAltuntop “#AsırlıkDüzmece!?” de boy göstermiş!?? Nihat Altuntop’un #15Temmuz öncesi dahil o gece ve sonrasında yaptıkları anlat anlat bitmez;
Satılmış #MİTÇİ Nihat Altuntop #AhmetÖzçetin Albayın ifadesinde de belirttiği 15 T dan 2 ay önce MİT’in Akıncı üssüne ++
Yunan da biliyormuş #15Temmuz'u!
(E) Savunma Bakanı Panos Kammenos:
"Genelkurmay, 2016 Mayıs'ta yönetime Türkiye'de bir darbe olasılığını bildirdi.
Ve bu HNDGS karargâhı sayfasında yayımlandı! Açıkça görülebilir.
Düzenli birlikler (adalar da dahil) alarma geçirilmişti."
Yakın tarihimiz ordudan tasfiyelerle dolu!
Devir değişiyor.
İktidar değişiyor.
Gerekçe değişiyor.
Ama tasfiye sürüyor.
1960…
27 Mayıs sonrasında gerekçe, ordunun “gençleştirilmesi” ve yeni düzenin önündeki askerî direncin kırılmasıydı.
235 general ve 4.171 subay ordudan uzaklaştırıldı.
1963…
Bu kez gerekçe Talat Aydemir ve Fethi Gürcan’ın darbe girişimiydi.
Yaklaşık 200 subayla birlikte 1.459 Harp Okulu öğrencisi sistem dışına çıkarıldı.
12 Mart 1971…
Gerekçe; darbe teşebbüsü, disiplinsizlik ve sol/devrimci faaliyetlerle ilişkilendirilen askerî kadrolardı.
Yüzlerce subay sorgulandı veya re’sen emekliye sevk edildi.
12 Eylül 1980…
Bu kez gerekçe “yasadışı görüşler”di:
397 subay,
176 astsubay,
447 askerî öğrenci…
Toplam 1.020 kişi ordudan veya askerî okullardan uzaklaştırıldı.
Sonra 28 Şubat geldi.
Bu kez gerekçe “irtica”ydı.
Yüzlerce subay ve astsubay özellikle YAŞ kararlarıyla ordudan çıkarıldı.
Bu tasfiyeler yalnız insan kaybettirmedi.
Ordunun iç dengelerini de değiştirdi.
Ardından Ergenekon ve Balyoz süreçleri başladı.
Bana göre bunlar, önceki tasfiyelerin açtığı boşlukta güçlenen ve ordunun komuta kademesinde etkisini artıran bir yapıya karşı atılan ilk ciddi hukuki adımlardı.
Ancak süreç ilerledikçe kapsam giderek genişletildi, birbirinden çok farklı kişiler aynı dosyalara sokuldu, tartışmalı deliller meselenin özünü gölgeledi.
Davalar siyasi irade tarafından öylesine sulandırıldı ki başlangıçtaki sorun bile tartışmalı hale geldi.
Gerçek bir mesele bile hukuk sınırlarını kaybedince kendi meşruiyetini tüketir.
Sonra 15 Temmuz geldi.
Ardından on binlerce asker sistem dışına çıkarıldı; ordunun kadroları ve kurumsal dengeleri bir kez daha değiştirildi.
Bütün bunlara baktığımda artık birbirinden kopuk hatalar görmüyorum.
Bana göre burada uzun soluklu bir güç mücadelesi var.
Aktörler değişiyor.
Gerekçeler değişiyor.
Araçlar değişiyor.
Ama sonuç değişmiyor:
Ordu tekrar tekrar tırpanlanıyor.
Bazen darbe gerekçesiyle.
Bazen ideolojiyle.
Bazen irtica suçlamasıyla.
Bazen örgüt bağlantısıyla.
Bazen YAŞ’la.
Bazen mahkemeyle.
Bazen KHK’yla.
Suç işleyen elbette yargılanmalıdır.
Ama suçluyla mücadele başka şeydir; bir kurumu sürekli zayıflatmak başka.
Çünkü her büyük tasfiye aynı zamanda:
Tecrübe kaybıdır.
Kurumsal hafıza kaybıdır.
Liyakat kaybıdır.
Güven kaybıdır.
Yaklaşık 65 yıllık tabloya baktığımda vardığım sonuç şu:
Türk Silahlı Kuvvetleri, farklı dönemlerde farklı gerekçelerle, tekrar tekrar güç mücadelesinin merkezine çekildi.
Bunun bedelini yalnız askerler ödemedi.
Devlet ödedi.
Çünkü güçlü devlet; güçlü hukuk, güçlü kurumlar ve güçlü bir orduyla ayakta kalır.
Ordusunu sürekli tırpanlayan bir ülke, sonunda yalnız askerini değil, kendi devlet gücünü de tırpanlar.
Fon krizi gündemini değiştiremeyen trollere küçük bir çözüm önerisi:
Sahiplerinize söyleyin; işi kökten çözsünler, içinde “fon” geçen kelimelerin kullanımını mahkeme kararıyla yasaklasınlar!
FON
megaFON
teleFON
gramoFON
hidroFON
interFON
MerziFON
mikroFON
radyoFON
saksoFON
termosiFON
Hatta yarım iş yapmayın:
MerziFON’u il yapın, çaktırmadan da adını değiştirin.
Böylece memlekette “fon” kelimesine ağzına alan olmaz! Yarından tezi yok sorun unutulur! Kriz de çözülür!
"8 asker 'batılı bir ülke' diye Yunanistan'ı seçti ancak kendi kurumlarına daha çok bağlıydı.
Yanlarındaki techizat ve gizli materyalleri, Türkiye'ye ait askeri bilgileri inmeden önce imha ettiler."
Helikopterle kaçan 8 askerin hikayesini yazan (Yönetmen) Apostolos Doxiadis:
DARBEDEN ÖNCEKİ UYARI:
Panos Kammenos:
“Genelkurmay, Mayıs ayından beri siyasi ve askeri liderliği Türkiye'de bir darbe olasılığı konusunda bilgilendirmişti. Teyakkuz halindeydik.
https://t.co/NcVOZROUwb
Yunan Genelkurmayı #15Temmuz'a 2 ay önceden hazırlıklıydı!
Eski Savunma Bakanı Panos Kammenos:
“Genelkurmay (HNDGS) Mayıs ayından beri Türkiye'de bir darbe olasılığı konusunda bilgilendirmişti. Teyakkuz halindeydik."
(Youtube çevirisi yorumda)+
Helikopter Pilotu Üsteğmen KerimeYıldırıma SesOl
Başarısı nedeniyle #15temmuz'dan 4 ay önce HvHO'na öğretmen olarak atanmıştı.
Muharebe Arama Kurtarma görevi yaptı, sadece sicil amiri komutanlarından emir aldı...
Müzik: https://t.co/wwMHCKupmZ