Eylem Tok'un 17 yaşındaki oğlu Timur'a verdiği aracın çarpmasıyla ölen Oğuz Acı olayındaki ifadelere ulaştım.
Olayda şu ana kadar tutuklanan tek kişi Ayşe Ceren SATOĞLU. Bu kişi Eylem Tok'un çalışanı ve ne söylenirse yapan kişi.
Buradaki garip nokta SATOĞLU tutuklanıyor ancak olayda bizzat bulunan Timur'un babası Bülent CİHANTİMUR hakkında hiçbir karar yok.
SATOĞLU ifadesinde defalarca Bülent CİHANTİMUR'un Eylem Tok ve oğlu Timur'un yurtdışına kaçırılmasında bizzat yardım ettiğini söylüyor.
Ayşe Ceren SATOĞLU sadece aracı kullanıyor ve olaydan da tam anlamıyla haberi yok. Bildiğine dair de hiçbir ifade, delil yok. Bu kadın tutuklanıyorsa bizzat olaydan haberi olan ve organize ettiğini söyleyen babası neden serbest?
Ayşe Ceren SATOĞLU'nun, Bülent CİHANTİMUR ile ilgili ifadeleri:
Bülent CİHANTİMUR isimli şahıstır. Şirket sahibi olan Bülent beyin boşanmış olduğu eski eşinin ismi ise Eylem TOK ve oğlunun ismi de Timur CİHANTİMUR'dur. Bülent bey ve Eylem hanım her ne kadar boşanmış olsada ortak iş yapmaya devam etmektedir.
Bir müddet sonra Timur'un babası yani patronum olan Bülent CİHANTİMUR, Eylem hanım ve şoför Adem eve geldiler, Bülent bey bana dışarda beklememi söylemesi üzerine ben bahçeye çıktım.
Bülent beyin aracının şarjı bittiği için Timur benim aracıma geldi, Bülnet bey bize "siz gidin aracın şarjı bitti" dedi ve yola devam ettik, Eylem hanım bana "havaalanına doğru git" demesi üzerine ben aracım ile havalaanı yoluna girdim.
100 küsür sene önce, tenis maçı izlerken fotoğrafı var. Yüzerken foto��rafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.
Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var. O dönemin kıyafetlerine, ayakkabılarına bakıyorsun, sanırın Dünya moda ikonu. Hayvanlarla fotoğrafları var, çocuklarla, delikanlılarla, cephede askerlerle, komutanlarla, dahası köylülerle, şairlerle, yazarlarla, sanatçılarla...
Aşık olmuşluğu da var, oturup rakı içmişliği de. Dua etmişliği de var, vaaz vermişliği de. "Bana yeniden üniformamı giydirmeyin" deyip ültimatom vermişliği de var. Tek bir ağacı kesmemek için koca köşkü yürütmüşlüğü de var, bozkır Ankara'ya Atatürk Orman Çiftliği'ni kurmuşluğu da.
Kalbine kurşun yemişliği de var ülkesi için. Savaştan savaşa koşmuşluğu da. Tam yirmi iki yılını cephede geçirmişliği, o ayaklarını asker potininden çıkarmamışlığı, askeri tayınını yemeden sofraya oturmamışlığı da var. Bir çok ülke liderini sofrasında ağırlamışlığı da var.
Ama ne yazık ki "Evde yiyecek kalmadı oğul" diye mektup yazan anacığına; "Bendeki para milli mücadelenin parasıdır. Vatanı kurtarmak için topladık. Konunun ehemmiyeti büyük, size şu an para gönderemem anacığım, şimdilik evdeki halıları satın" demişliği de var.
Ve tarihin görüp göreceği en yoksul, en çaresiz savaşlarından birinde "Geldikleri gibi giderler" demişliği de var. Ömrünü, emeğini, aklını, sevgisini milletine verdiği gibi, tüm malını mülkünü de milletine bağışlayıp geçmiş bir atamız var.
Söyleyin bana, kaç babayiğit yapabilir şimdi bunu. Ha bir de "Bize uymuyor, ilgilenmiyoruz; düzenleyip yeniden göndersinler, bakarız" deyip Birleşmiş Milletler Cemiyeti kurallarının değişmesine sebep olmuşluğu da var.
Yurdu sevmek nasıl olur onu göstermiş, yaşamış bir atamız var. Yetmezmiş gibi; yemesiyle, içmesiyle, oturmasıyla, kalkmasıyla, çatal, bıçak tutmasıyla, zarafet timsali bir atamız var.
Avrupa'dan önce kadına değer vermiş, ona seçme ve seçilme hakkı tanımış, kadını insan makamına layık hale getiren düzenlemeler yapmış; "Ey kahraman Türk kadını sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın" demiş, Müzeyyen Senar'ı Safiye Ayla'yı takdir ederek dinlemiş bir Atamız var.
Onun getirdiği alfabe ile ona hakaret etmeye çalışanlara; "Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir" diyebilmiş,
Egemenliğin kaynağının millete ait olduğunu kabul eden bir devlet şekli olan CUMHURİYETİ Türk Milletine armağan etmiş, CUMHURİYETİ ilan ederken demokrasinin bütün kurallarının zamanı geldikçe uygulanması görüşünde olan, ve tek amacı, baş amacı Türk milletinin, siyasal haklarını dilediği gibi kullanması, memlekette çoğulcu demokrasinin işlerlik kazanması olan bir ATAMIZ var.
Nice 100 yıllara benim güzel ülkem 🇹🇷
Nice 100 yıllara canım Atam. Seni her geçen gün daha da çok seviyor ve özlüyoruz ♥️
Krizdeyiz evi, arabası olan malına sahip çıksın, sabit geliri olanlar borçlanırken iki kere düşünsün, sabit geliri olmayan ticaret ile uğraşanlar TL ile borçlansın, bundan sonra ev almak araba almak çok zor, borcu olmayan zengin sayılır.
Az önce fırına gittim, baktım sıra var. Neden ekmek almak için sıra var ki diye sordum. Sıradaki bi amca 'sen taze alacaksan gir içeri kızım' dedi. Hayatımda duyduğum en ağır cümlelerden biriydi...
16 yaşındaydı. staj yaptığı rixos hotel’de öldürüldü. emniyet müdürü soruşturmayı engelleyip otelin yönetim kuruluna alındı. ailenin çabasıyla 9 yıl sonra dosya tekrar açıldı. bir şüpheli yurtdışına kaçtı. burak’ı anlatacağım. destek için #burakiçinadalet yazmanızı rica ediyorum.
1990’larda 2 yıl arayla ve birbirine yüzlerce kilometre uzaklıkta dünyaya gelen, doğal olarak birbirlerinin varlığından dahi haberdar olmayan bu genç kız ve yorgun köpeğin hayatları, 1999 yılında yaşanan bir can pazarındaki mucizeyle kesişti.