Bir süredir üniversite öğrencilerinin ve velilerin gündemini meşgul eden “üniversite ücretlerindeki fahiş zam” konusunda somut hukuki adımlar atarak aldığımız emsal kararlar neticesinde +++ #vakıfüniversiteleri#fahişzam#yüzde200zam#üniversitezam
Adaleti savunmak sadece bir meslek değil, bir duruş meselesidir. Bu duruşu her gün sergileyen tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü kutlu olsun. ⚖️
#5Nisan#AvukatlarGünü#DünyaAvukatlarGünü#Avukat
Yine, bir görüşümüzün emsal yargı kararına dönüştüğü, tıpta uzmanlık sınavı (TUS)’na ilişkin taptaze bir iptal kararı. Saygıdeğer meslektaşlarıma faydalı olması dileğiyle. Emeği geçen partner çalışma arkadaşlarımı kutlar başarılarımızın devamını dilerim.
📌İstanbul 3. İdare Mahkemesi, 2025/1576 E., 2026/601 K., 27/02/2026 tarihli İdari İşlemin İptali Kararı;
“Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri 'belirlilik' olduğu, bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gerekli olduğu, belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini
doğurduğunu bilmelidir.
Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Tıpta uzmanlık sınavları sonucunda herhangi bir programa yerleştirilen adayların sınav
sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren 10 iş günü içerisinde atanmaya hak kazandığı programa başvurması gerektiği, bu sürenin ÖSYM tarafından yapılan ilanların kanuni tebligat yerine geçeceğinden ilan tarihinden itibaren başlayacağı hususunda tereddüt bulunmamakta ise de; bu başvuru sırasında kuruma hangi bilgi ve belgelerin ibrazı gerektiği hususunda ne Yönetmelik ne Klavuzda açık bir düzenleme bulunmadığı, sadece istenen tüm bilgi ve belgelerle başvurulması gerektiği belirtilmiş olup, istenen tüm bilgi ve belgelerin kurum tarafından hangi platform üzerinden davacıya ihbar edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı (kurumun internet sayfası, SMS, e-posta, telefon vb.) olayda da ne davalı İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinin ne de İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesinin internet sitesinde atanan adaylardan başvuru için hangi bilgi ve belgeleri sunması gerektiğine ilişkin bir ilan bulunmadığı (aynı durumda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin internet sayfasında bu yönde 03.06.2025 tarihli bir ilan bulunmakta) davacıya bu yönde bir SMS'in de gitmediği görülmekte olup dava dilekçesinde davacı tarafından kurumu başvurduğunda şifaen kendisinin bilgilendirileceği söylenerek geri gönderildiği iddiası da bulunmaktadır.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacıya 11.06.2025 günü saat 10:10'da e-posta yoluyla gönderilen bir mesajda, başvuru için gereken (mesajın altında sıralı) bilgi ve belgeleri 13.06.2025 günü mesai bitimine kadar sunması istendiği görülmekte olup, mevzuat kapsamında atanmaya hak kazandığı programa başvuru için 10 iş günü bulunan davacıya başvuru için gereken bilgi ve belgelerin neler olduğu son 2 gün içerisinde e-posta yoluyla bildirilerek bu 2 gün içerisinde, istediği bilgi ve belgelerin hazırlanarak kuruma kayıt başvurusunda bulunması gerektiği ihtarının 10 iş günlük başvuru süresinin kullandırılmasına engel niteliğinde olduğu açıktır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler, yukarıda yapılan açıklamalar ile mevzuat hükümlerinin birlikte
değerlendirilmesinden; başvuruda bulunacağı bilgi ve belgelerin neler olduğunu bildiği durumda başvuru için 10 iş günlük süresi olması gerekirken, sınav sonucunun ilan edildiği tarihten itibaren 10 iş günlük bu sürenin bitmesine 2 gün kala başvuru için gerekli belgelerin neler olduğu kendisine bildirilen davacının, İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Programına 2025 Yılı 1. Dönem TUS ile yerleştirilmiş olduğu İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Programına atamasının yapılması istemiyle yapmış olduğu 03.07.2025 tarihli başvurusunun cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.”
@2crserhatinci@can0zer3 Eşitiz zaten kanka bizim sizden tek farkımız hukuk bilmek. Hukuku bilmek ve bilmemek arasındaki farkı yalnızca hukuku bilirsen anlıyorsun. İşte aramızdaki fark bu. Yani senin anlayacağın bir şey değil.
Avukatın kazancıyla kendi kazancınızı mukayese etmek yerine maaşınıza zam yapılması gerektiğini dile getirseydiniz daha mantıklı ve samimi olurdu. Ayrıca istifa edip avukatlık yapma şansınız var, buyrun gelin serbest piyasaya maaşınızdan fazla kazanın.
Aylık ortalama 100 dosyaya bakan birinci derece bir hâkim veya savcının maaşı yaklaşık 120.000 TL’dir. Buna karşılık, ayda 400-500 dosyaya bakan hâkim ve savcıların da olduğu bilinmektedir.
2025 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre ise, ayda yalnızca üç ağır ceza dosyası üstlenen bir avukatın kazancı 144.000 TL’yi bulmaktadır. Elbette bu tutardan büro masrafları, vergi ve SGK primleri gibi giderler düşecektir. Ancak tüm kesintilere rağmen, ayda beş dosya alan bir avukatın geliri, 100 dosyaya bakan bir hâkim veya savcının maaşını aşabilmektedir.
Allah avukat meslektaşlarımıza daha çok versin, bunda elbette bir sakınca yok. Ancak bu tablo, hâkim ve savcıların mali durumlarının da ivedilikle iyileştirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.
Yeni adli yılın, başta adalet arayan vatandaşlarımıza; meslektaşlarımıza, hakimlerimize, savcılarımıza ve tüm yargı çalışanlarına hayırlı olmasını diliyorum.
Hukukun üstünlüğünün korunduğu, adaletin gecikmeden tecelli ettiği bir adli yıl olması temennisiyle.
Orman yangınlarına sebep olan elektrik hatlarını kullanan ve işleten şirketlerin lisansları iptal edilmeli,teminat mektupları paraya çevrilmeli,verdikleri zararların tazmini için de dava açılmalıdır.
@Equerto1@jesafarin Ekspertiz raporuna bağlı olarak aracı satan ve eksper birlikte dava edilebilir. Gizli ayıp da söz konusu olabilir, dava açınca mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırır.
@av_burcuaslan@oguzzatsiz Öncelikle konunun muhatabı siz değilsiniz meslektaşım.
Buranın ne olduğunu ve kurallarını anlatın da bundan sonra ona göre konuşalım :)
Benim niye zoruma gitsin babamın oğlu mu? Elinizi ağzınızı mı tutacağım? Bana ne? Sizin buralarda arkasını önünü düşünmeden söyledikleriniz, talepleriniz ve yargısız infazlarınız yüzünden gerçekten masum olan insanların da canı yanıyor. Zaten bu sanıkları yargılayan yargıçlar işinin ehli ve gereken cezayı verecek, ayrıca 2 tane daha (istinaf ve temyiz) denetim mekanizması kararı inceleyecek. Sorguladığınız kavramlar ve cezalar 2000 yıllık cezalandırma felsefesinin ürünleri, hukuk bilmeden bu işler gerçekten zor. Bırakın herkes işini yapsın.