🔴 Halkın haber alma hakkının ayaklar altına alınmasına karşı 24 Ekim'de memleketin dört bir tarafında gazetecilerle dayanışmak için buluşuyoruz.
Hep birlikte hakikati savunacağız, basın ve ifade özgürlüğüne sahip çıkacağız.
🔴 Ali Şekeroğlu kavgamızda yaşıyor! Emeklileri ölüme sürükleyenler, utanın.
Dün Ankara’da intihar ederek yaşamını yitiren emekli yurttaşımız için, emekçilerin ve emeklilerin refah içinde yaşayacağı yarınlar için yürüyoruz.
Asgari ücretlinin, işçinin, emekçinin, emeklinin hakkı için, demokratik haklarımız ve özgürlüklerimiz için, eşit ve özgür bir ülke için birleşelim.
Unutma, asla yalnız yürümeyeceksin.
Örgütlen. Değiştir.
Aramıza katıl.
✊EHP’ye katıl:
https://t.co/Sj9WYpgxJe
🔴 Ekonomi büyüyor diyorlar ama soframız küçüldü, iş bulmak hayal oldu.
➡️ Diyoruz ki: Ülke Ekonomisi Büyüyorsa Emekçinin Ekmeği Neden Küçülüyor?
Açıklanan veriler ortada. Ülke zenginleşiyor ama bu zenginlik bize değil, bir avuç patrona gidiyor. Bize düşen açlık, yoksulluk ve işsizlik.
Büyümeden payımızı alamıyoruz.
Ülkenin ekonomisi büyüyormuş, öyle diyorlar. Peki bu büyümeden bize ne düşüyor? Üretilen zenginlik artıyor ama emekçinin, emeklinin ondan aldığı pay her geçen çeyrekte azalıyor. Aynı fabrikada, aynı tezgâhta, aynı büroda daha çok üretiyoruz, karşılığında elimize geçen ise gitgide eriyor. Silinen vergi borçları, ucuza kapatılan ihalelerle bir avuç zengin daha da şişerken, ürettiğini alamayan işçinin cebi boşalıyor. Büyüyen pastanın en küçük dilimi hep bize kalıyor, aslan payını patronlar götürüyor. Çelişkinin özü tam da burada.
İşsizlik tarihi seviyede.
Ücretlerimiz erirken bir yandan da işsizlik alıp başını gitti. İş bulamayanların, iş arayıp da ümidini kesenlerin, yarı zamanlı işlere razı olanların sayısı rekor kırdı. Gerçek işsizlik tarihinin en yüksek seviyesinde. Milyonlar iş kapısı arıyor, iş bulan da milli gelirden hak ettiği payı alamıyor. Bir yanda işini kaybetme korkusuyla susmak zorunda bırakılan emekçi, öbür yanda büyümenin kaymağını yiyen bir avuç zengin. İşsizlik, patronların elindeki en büyük kozu. Bizi ucuza ve sessizce çalışmaya mahkûm etmenin aracı.
Rakamlara bakılırsa ülke ekonomisi büyümüş, kişi başına düşen gelir artmış. Ama aynı dönemde emekçinin bu büyümeden aldığı pay geriledi, patronların payı arttı. Yani biz daha çok üretip daha az alırken, çalışmayan bir avuç zengin daha da zenginleşti. Ekonomik büyümeyle övünen hükümet yetkilileri, onu bizim sırtımızdan yaptıklarını söylemiyor.
Ekonomi yılda dört kez büyüyor ama ücretlerimize yılda dört kez zam yapılmıyor. Büyüme her açıklandığında zengin daha zengin oluyor, bizim maaşımız yerinde sayıyor. Yılın başında açıklandığı günden beri açlık sınırının altında olan asgari ücret, enflasyon karşısında 6 bin lira eridi. Temel gıdadan kiraya her şey akıl almaz biçimde zamlanırken enflasyon en çok dar gelirlinin cebini yakıyor.
İşsizlik de aynı çarkın parçası. İş bulamayan milyonlar, patronlar için bir tehdit değil, tam tersine bir fırsat. Kapıda bekleyen işsiz oldukça, çalışan işçi 'ya kabul et ya kapı orada' baskısıyla susmak zorunda kalıyor. Böylece ücretler bastırılıyor, itiraz eden kolayca gözden çıkarılıyor. İşsizlik ne bir kader ne de bizim beceriksizliğimiz. Bu düzenin ücretleri düşük tutmak için ihtiyaç duyduğu bir baskı aracı.
Peki kaynak yok mu? Var. Silinen vergi borçları, patronlara peşkeş çekilen ihaleler, servete servet katanlar ortada. Yani sorun yoklukta değil, bölüşümde. Bu ülkenin bütün zenginliğini yaratan biziz, ama o zenginlikten pay alamayan da yine biziz. Bu bozuk çarkı ancak birlikte durdurabiliriz.
Bizler diyoruz ki, asgari ücret milli gelire, gerçek enflasyona ve geçim koşullarına göre belirlenmeli, yılda en az 4 kez güncellenmeli. 6 saat çalışma ile herkese iş sağlanmalı. Bunları elbette kimse bize armağan etmeyecek, hakkımız olanı ancak örgütlü gücümüzle alırız. Üreten biziz, paylaşan da biz olacağız. Gelin, bu gidişata birlikte son verelim.
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması, siyasi iktidarın mizahtan ve hakikatten ne kadar büyük bir korku duyduğunun en net kanıtı. Halkın aynası olan mizah, sansür ve gözaltılarla cezalandırılamaz. O aynayı kırmaya çalışmak, yansıyan gerçekleri yok etmeye asla yetmez.
Deniz Göktaş’ın yanındayız. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır.
Butlana, kayyıma, faşizme karşı omuz omuzayız! EHP Ankara İl Örgütü olarak CHP Genel Merkezi önündeyiz.
Ankara İl Başkanımız Ilgın Gürses:
💬 “Halkın iradesini gasbeden kayyımlara, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasına, parti içi demokrasiyi hedef alan iktidara karşı omuz omuza direnmeye devam edeceğiz.”
🔴Butlana, Kayyıma ,Faşizme Karşı Omuz Omuza
Cumhuriyet Halk Partisi kurultayına yönelik verilen “mutlak butlan” kararı, hukuki bir değerlendirme değil; siyasi iktidarın çok partili demokratik yaşama doğrudan bir müdahalesidir.
Sandıkta ve seçim yoluyla iktidarı kaybedeceğini anlayan AKP, hukuksuz yargı kararlarıyla muhalefetin önünü kesmeye çalışıyor.
Halkın iradesini gasp eden kayyımlara, seçilmiş belediye başkanlarının haksızca tutuklanmasına ve parti içi demokrasiyi hedef alan bu "mutlak butlan" garabetine direneceğiz. Bütün bu hukuksuzluklara ve faşizme karşı tüm halkımızla yan yana, omuz omuza direneceğiz.
Mert yoldaş hoş geldin!
İzmir’de 19 Mart eylemlerinde mücadele bayrağını en önde taşıdığı için 2 ayı aşkın süredir tutuklu olan yoldaşımız tahliye edildi.
Mert'in dediği gibi: "Gençliğin, emekçinin, emeklinin mücadelesini sahiplendiğimiz için bizi mahkum ediyorlar. Ama ne yaparlarsa, ne karar verirlerse öğrenecekler ki biz binleriz ve onlardan daha güçlüyüz."
Şimdi kaldığımız yerden, daha büyük bir kararlılıkla…
Hoş geldin.
Yerin hazır.
Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELİM...
İzmir emek ve demokrasi güçlerinin çağrısıyla, Suriye’de Kürt halkına yönelik saldırılara karşı düzenlenen basın açıklamasına katıldık.
Suriye’de halkların kaderi emperyalist destekli HTŞ çetelerinin karanlığına teslim edilemez.
📍İzmir
#Rojava'da 5 çocuk soğuktan ölüyorken; bizler savaşın karşısında barışı ve halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz. Kürt halkının kaderi HTŞ çetelerine teslim edilemez.
Suriye'deki Kürt halkına yönelik saldırılara karşı DEM Parti'nin çağrısıyla Aksaray Meydanı'nda buluştuk.
📍İstanbul
Suriye’de Kürt halkına yönelik saldırıları protesto etmek için Aksaray Meydanı’nda yapılan basın açıklamasının ardından aralarında yoldaşımızın da olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Halkların kardeşliğini ve barışı savunmak suç değildir. Gözaltılar derhal serbest bırakılmalı.
EHP Genel Başkan Yardımcısı Nehir Sevim:
💬“Halkların Suriye’de, Filistin’de, İran’da, Güney Amerika’da refah, kardeşlik ve barış içinde yaşayacakları bir gelecek ancak kendi mücadelelerinin eseri olacak. Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak.”
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçlerinin çağrısıyla düzenlenen basın açıklamasına katıldık.
📍 Kadıköy İskele
Halep’te Yaşanan Saldırılar Derhal Kalıcı Olarak Durdurulmalıdır!
Aralık 2024’ten beri Suriye’de Şam merkezli olarak iktidarda bulunan HTŞ ve ona bağlı çeşitli askeri cihatçı yapılar sivillerin güvenlik, istikrar ve özgürlük içinde yaşayacağı bir Suriye’yi tesis edecek politik anlayış ve tutuma sahip değildir.
HTŞ iktidarı ülkede çeşitli halk kesimlerinin eşit haklar temelinde bir arada yaşayacağı bir siyasal sistem kurmaktan uzaktır ve kendi iktidarına biat istemektedir.
Meşruiyetini halkın desteğinden değil küresel ve bölgesel emperyalist devletlerin desteğinden alan HTŞ-Colani iktidarı, bu devletlerin Suriye topraklarındaki varlığına son verecek şekilde davranmamaktadır. Askeri gücü ve emperyalist devletlerden devşirdiği yetkiyle Suriye’deki Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara ve Kürtlere şiddet uygulamaktadır. Kendi iktidarına bağlı cihatçı grupları dahi kontrol edemeyen Şam’daki HTŞ iktidarı, ülkedeki farklı etnik ve dinsel gruplara yönelik saldırıları ve katliamları engelleyecek bir politik hattan yoksundur. HTŞ ve bağlı cihatçı çetelerin Suriye’de iktidarı ele geçirdikten sonra Aleviler, Dürziler, Süryaniler, Hristiyanlar ve diğer birçok farklı dini, etnik ve kültürel gruba yönelik saldırıları sistematik hale gelmiş ve bu saldırılar şimdi Kürtlere yönelmiş durumdadır.
HTŞ ve ona bağlı cihatçı çetelerin Halep’in Kürt yoğunluklu iki mahallesine dönük saldırıları günlerdir sürmektedir. Hastaneler dahil sivil yerleşim alanlarının bombalandığı, hayatını kaybeden sağlık emekçileri ve sivillerin olduğu, çok sayıda kişinin yaralandığı ve hayatta kalanların sürgüne zorlandığı yönünde bilgiler ulaşmaktadır. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi verilerine göre; 6 Ocak’tan bu yana HTŞ ve ona bağlı cihatçı grupların saldırılarında ikisi çocuk olmak üzere onlarca sivil yaşamını yitirmiş, 64 kişi de yaralanmış, on binlerce insan yaşam alanlarından zorla uzaklaştırılmıştır.
Hastanelerin ve diğer sivil yerleşim birimlerinin bombalanması, zorla yerinden etmeler ve yağmalar uluslararası hukuka ve tüm devletleri bağlayan sözleşmelere göre savaş suçu sayılmaktadır. Söz konusu saldırılar derhal kalıcı bir şekilde durdurulmalıdır.
Ayrıca Türkiye'de, saray iktidarının, Suriye’de sorunların çözülmesi için bütün inanç ve halklardan yana, barışçıl ve demokratik bir dayanışma tutumuyla hareket etmek yerine cihatçı gruplara açık destek vermeye dönük açıklamaları ve Kürtleri hedef alan tutumu kabul edilemezdir.
Suriye halklarının tamamının güven ve barış içerisinde yaşayabilecekleri bir ortamın hızla tesis edilmesi gerekir.
Biz Türkiye emek ve demokrasi güçleri olarak Suriye halklarının özgür ve eşit olarak birlikte yaşama iradesi ve mücadelesiyle dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.
Suriye, Suriye’de yaşayan halklarındır, HTŞ’nin ve Suriye dışındaki güçlerin müdahalesi kalıcı bir şekilde sona ermelidir.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (@DEMGenelMerkezi)
Emekçi Hareket Partisi (@EHPgenelmerkezi)
Emek Partisi (@emekpartisi)
Sosyalist Meclisler Federasyonu (@SMFederasyonu)
Türkiye İşçi Partisi (@tipgenelmerkez)
Toplumsal Özgürlük Partisi (@Toplumsal2025)
Demokratik Bölgeler Partisi (@DBP_GenelMerkez)
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (@espresmi)
Sosyalist Dayanışma Platformu (@sodaporg4)
Birleşik Devrimci Parti (@DevrimciParti_1)
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (@SYKPgenelmerkez)
Yeşil Sol Parti (@YesillerSol)
🔴 Venezuela’ya müdahaleye, ABD emperyalizmine hayır!
ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırılarına karşı Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla İstanbul, Ankara, Eskişehir ve İzmir’de buluşuyoruz.
ABD emperyalizmine karşı Venezuela halkının yanındayız.
Adalet ve eşitlik için Roboski’yi unutmak yok.
Roboski’de 34 kişinin üzerine bomba yağdırılmasının üzerinden 13 yıl geçti. 34 kardeşimiz öldürüldü ancak hiçbir fail yargılanmadı, ceza almadı, görevinden bile alınmadı. Bu adaletsizliğin ve eşitsizliğin resmidir. Ölümler durmalı, saldırganlıktan beslenen muktedirlerin oyunu bozulmalıdır. Bunun da tek yolu eşitlik ve kardeşlikten geçer. Eşit değil miyiz diyenler dönüp bu fotoğrafta cevabını bulabilirler.
#RoboskiKatliamı