BEL ETMEK
BELLİLİK KOYMAK
Ninem “Bel Et” derdi, yani “İşaret Koy”. Biz “Belirt” şeklinde söylüyoruz şimdi. Bellilig Koymak şeklinde de söylenir.
Türkler Orta Asya dönemlerinden beri hayvanlarını Tamgalar yani Bellilig Koyar. Tamga adı verilen Soyut Simge ve işaretler, Türk Boy'larına ait sembollerdir.
Anadolu'da "Bel Etmek" tabiri de kullanılır. Malları "BELLİ" olsun diye onlara işaret koyarlar. “Belirti, Belirmek,” kelimeleri de “işaret ve iz” anlamı taşır. Belirtmek ise “İşaret Etmek”, “İz Koymak” demektir. Belertmek de aynı kökten gelir ve Gözlerini Belertti tanımı gözlerini vurguladı, gözleriyle işaret etti anlamı taşır.
Bellemek ise Öğrenmek kelimesi ile de eş anlamlıdır. Yani bir anlamda “işaretleri” ve “izleri” öğrenmek anlamına gelir. Bu işaretler elbette, Harfler, Tamgalar, semboller ve simgelerdir..
Belikli kadın evli kadın demektir. Bir anlamda kadının medeni durumu saçlar örülerek “İşaretlenmiş” olur. Nuray Bilgili
Doğadan Acı Bir Gerçek 🦀👨🦱🦞😢🤧
Anne akrep doğum yaptıktan sonra yavrularını sırtında taşır. Ama üzücü olan şey bu genç akreplerin kendi annelerinin etiyle beslenmeye başlaması. Dayanacak gücü olsa da, susar anne, acıya şikayet etmeden dayanır.
Çocukları daha da güçlenirken ve sonunda kendi başlarına yürürken, gün geçtikçe daha da zayıflıyor, hareket edemiyor. Yalnız yaşamaya hazır olduklarında, anneleri ölmüştür - yavrularının yaşayabilmesi için tamamen kurban edilmiştir.
Maalesef çoğumuz aynı bu akrepler gibi olduk. Doğduğumuz andan itibaren anne ve babalarımız bize eğitim, yiyecek, giysi ve barınak sağlamak için sonsuz fedakarlık yapıyor. Ama yaşlandıklarında, çoğu ihmal edilmiş, unutulmuş ya da hafife alınmış bırakılıyor.
Biz kendi hedeflerimizin peşinden koşarız, onları mümkün kılanları unuturuz.
Ama hayat tam bir döngüyle gelir. Bir gün biz de ebeveynlerimizin olduğu yerde olacağız.
Onları onurlandırmak için çok geç olana kadar beklemeyelim.
🤧👨🦱🦀🦞
🗣️Prof. Dr. Aziz Sancar:
"Atatürk olmasaydı savrulurduk. Benim annem okumadı. O nesil hiç okumadı. Bu öyle devam edecekti.
Atatürk sayesinde okullar açıldı. O sayede eğitim gördüm. Türkiye, Atatürk'e çok şey borçlu."
"Üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım. Bana, “Ne olmak istiyorsun?“ dedi. “Entelektüel olmak istiyorum.” dedim.
“Senden entelektüel olmaz” dedi.🤔🤔🤔
Şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla;
“Dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersiniz deyim. Okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?" dedim.
“Senden Entelektüel olmaz”dedi.
Çok kızmıştım!
"Doç. tezlerin konularını bile ben öneriyorum" dedim. Prof. gülümseyerek geriye yaslandı.
Senden çok iyi bir araştırmacı olur. Ama entelektüel olmaz. Nedenine gelince, sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi “Niçin olmaz?" diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin.
Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir.
Okulun önüne bak. Hepsi son model araç dolu ve hocalara ait. Her sene model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı? Niçin bu şekilde yaşıyorlar.
Çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar.
Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez. Entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez. Tıpkı paranın yetmediği gibi.
Prof. Dr. İlber Ortaylı
Mekanın cennet Olsun ❤️
A Turkish scientist, Aziz Sancar, has defeated a brain tumor once considered “fatal.”
South Korean scientists have defeated colon cancer, and Spanish scientist Mariano Barbacid has defeated pancreatic cancer.
The world is united against cancer.
Günümüz mehter marşlarını bir kenara bırakalım. Belgrad Kuşatması sırasında çalınan gerçek mehter, bir Macar müzik topluluğu tarafından çalınmaktadır. Bu müzik, kuşatma esnasında kaledeki nota bilen bir Avusturyalı (Nemçe) asker tarafından defterine geçirilmişti. Eğer bu kayıt yapılmamış olsaydı, 1826’da Selimiye Kışlası’nın topa tutulmasıyla başlayan süreçte mehterin yasaklanmasıyla birlikte, bu eser de tarihe karışacaktı.
Çok anlamlı…
Çok incitici…
Çok düşündürücü…
1 dakika içinde hepimizi tasvir etmişler aslında.
Çocukluğumuzu ve şimdimizi…
Dünümüzü ve bugünümüzü…
Yıpranmışlığımızı, kırgınlığımızı, yorgunluğumuzu…