Dün Kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda sermaye piyasalarımızla ilgili önemli kararlar aldık; atılacak adımları netleştirdik, yol haritamızı belirledik.
Mesele, ilk günden itibaren yakın takibimizdedir.
Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk, ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdik.
İnşallah süreci süratle neticelendireceğiz.
İnanıyorum ki Türkiye, bu meseleden temizlenerek çıkacak.
Ekonomimiz, bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak.
Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak.
Eksikler giderilecek; sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.
AK Parti, adı gibi AK bir partidir, ismiyle müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez.
Bu harekete emek vermiş hiç kimseye haksızlık, vefasızlık etmeyiz fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla bizim işimiz olmaz, olamaz.
Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir.
“Ben olmazsam bu hareket olmaz” diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir.
Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına, sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.
Biz bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktık.
Biz bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp helalinden harcayan, eski sistemin dişlileri arasında ezilen o gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için, onların başını daima dik tutmak için kurduk.
AK Parti, 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olmuştur; AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir.
Biz evelallah buna müsaade etmeyeceğiz.
Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek.
Bugün geçmişe kıyasla daha güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti var; bugün geçmişe kıyasla istikbaline daha umutla bakan, etrafına güven aşılayan, dostlarının güven duyduğu bir Türkiye Cumhuriyeti var.
En önemlisi de bugün içeride bin yıllık kardeşlik hukukunu tekrar tesis eden, dışarıda komşularıyla tekrar kucaklaşan bir Türkiye Cumhuriyeti var.
Büyük düşünen, büyük adımlar atan, büyük hedefler belirleyip o hedeflere azimle ilerleyen bir devletiz; Allah’ın izniyle bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyeceğiz.
Akşama not düşelim.
Bir esnaf kardeşimizden gelen mektup.
“Selamünaleyküm Metin Abim,
Senden bir ricam var: Bu sesimizi, konunun muhataplarına duyurur musun?
Sayın Hazine ve Maliye Bakanım,
Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanım,
Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlarda ayakta kalmaya, üretmeye ve istihdam sağlamaya çalışan küçük esnafımızın yaşadığı sıkıntıları sizlere iletmeyi bir sorumluluk biliyorum. Bu çağrı, sahanın ve sokağın sesidir.
Bugün küçük esnaf, daralan piyasa ve artan maliyetler nedeniyle borcunun anaparasını ödemekte dahi zorlanıyor. Buna bir de yıllar içinde biriken faiz ve gecikme yükleri eklenince, ödenebilir durumdaki borçlar içinden çıkılması güç rakamlara ulaşıyor. Örneğin 900 bin liralık bir SGK ya da vergi borcunun faiz ve gecikmelerle 2 milyon 900 bin liraya çıkması, esnafın ödeme gücünü aşan ağır bir yük hâline geliyor. Anaparayı ödemekte zorlanan bir esnaftan, borcun katlanmış hâlini ödemesini beklemek ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmıyor.
Burada ciddi bir adalet ve güven meselesi de ortaya çıkıyor. Devletine güvenerek faturasını kesen, kirasını kayıt altında tutan, yanında işçi çalıştırıp SGK primini ödemeye gayret eden esnaf; kayıt dışı çalışanlarla aynı piyasa şartlarında rekabet ederken, biriken borçların ağırlığı altında eziliyor. Bu tablo, vatandaşın zihninde şu soruyu doğuruyor: “Dürüstçe kayıt tutmak ve yükümlülüklerini yerine getirmek neden bu kadar ağır bir bedel hâline geliyor?”
Vergi ve sosyal güvenlik sisteminin güçlü, düzenli ve sürdürülebilir olması elbette hepimizin ortak hedefidir. Ancak düzenlemeler, esnafın gerçek ödeme gücünü ve ülkemizin mevcut piyasa şartlarını da gözetmelidir. Esnafımız yalnızca işletmesini ayakta tutmaya değil, akşam evine ekmek götürmeye de çalışıyor.
Sayın Cumhurbaşkanımızın geçmişte halkın ve esnafın arasında bulunarak sorunları doğrudan dinlemesi, vatandaşımıza güven veriyordu. Bugün ise vatandaşın sesinin karar vericilere ulaşmakta zorlandığı yönünde güçlü bir kanaat oluşmuş durumda. Bu mesafenin kapanması ve sahadan gelen sesin doğrudan duyulması gerekiyor.
Sizlerden beklentimiz; küçük esnafın borçlarını ödeme gücüne göre yeniden ele almanız, faiz ve gecikme yüklerini makul seviyelere indirecek adil bir yapılandırma imkânı sunmanızdır. Borcunu ödemek isteyen esnafa sürdürülebilir taksit seçenekleri sağlanmalı; üretmeye ve istihdam oluşturmaya çalışan işletmelerin yaşaması için kolaylık gösterilmelidir.
Esnafı borç yükü altında ezmek değil, ayakta tutmak; üretimi, istihdamı ve devletle vatandaş arasındaki güveni korumak esas olmalıdır. Küçük esnaf yaşarsa şehirlerimiz, mahallelerimiz ve ekonomimiz de güçlenir.
Cenab-ı Allah kimsesizlerin, alın teriyle geçinmeye çalışan esnafımızın ve gayret eden bütün vatandaşlarımızın yardımcısı olsun.”
Uyuşturucuya Topyekûn Savaş Açtık.🚨
#Esenyurt ilçesinde bir araç ve bir adrese yönelik gerçekleştirilen operasyonda⬇️
▪️ 840 kg toz halinde Pregabalin
▪️ 800 bin adet sentetik ecza hap
▪️1 milyon 200 bin adet doluma hazır boş kapsül
▪️ 5 adet hap üretim makinesi ele geçirildi.
2️⃣ Şüpheli şahıs yakalandı.
Kahramanlarımızın gerçekleştirdiği operasyonlarla; baronundan, torbacısından finans kaynağına kadar bu karanlık zincirin her halkasını tek tek kırıp atıyoruz.❗️
#İstanbulunHuzuru🇹🇷
#TürkiyeninHuzuru🇹🇷