"Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Irmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
Yayla kokuslu çiçekler açardı sanki cigdemler güller mor menevşeler açardı"
Ahmet Telli
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
“Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisinde Saray rejimine dönük eleştirileri nedeniyle hedef haline getirilen Komedyen Deniz Göktaş yurt dışından dönüşünde havalimanında gözaltına alındı.
Yayınlandığı video platformunda bir hafta içerisinde 8,5 milyon kez izlenerek büyük beğeni toplayan gösteri nedeniyle Göktaş’ın gözaltına alınması, gösteride yer alan diktatörlük eleştirisinin teyidi niteliğindedir.
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması ve NATO tutuklamaları sömürü düzenini tahkim etmek üzere girişilen faşizmin inşası yolunda gelinen aşamanın önemli bir göstergesidir.
Tek adam rejiminin düşünceye, mizaha, eleştiriye tahammülü yok. Bu anlayış ülkeyi yönetemez.
Tüm işçi ve emekçilere, emek ve demokrasi güçlerine iş, ekmek ve özgürlük mücadelesini büyütme ve birleşme çağrısı yapıyoruz.
Çelenk gönderiyorsun almıyorlar,
Cemevinden kovuyorlar,
Aşureye kabul etmiyorlar,
Selahaddin Demirtaş’a yaltaklanıyorsun reddediyor,
Cenazede yuhalıyorlar.
Yüzsüzlüğünün bir sınırı var mı TOY KEMAL? İyici arsız yaptın kendini. Kabul et artık sen bir zombisin.@kilicdarogluk
Türkiye halkının gönlünde unutulmaz bir iz bırakmış, milyonlarca yurttaşın sevdalısı olmuş sinema sanatçısı Kadir İnanır sonsuzluğa göçtü.
Uzun süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden dostumuz, emek ve barış mücadelesinde yol arkadaşımız İnanır, parti başkanımızın kendisini ziyaretinde yorgun bedenine rağmen gülen gözleriyle umut saçmaya devam ediyordu.
Kadir İnanır sadece sinema sanatındaki başarısıyla halkının gönlünde yer etmemiş; yetiştiği devrimci değerlerle ülkenin temel meselelerine, halkımızın sorunlarına emek cephesinden bakmış ve tutum almıştır.
Çok açık bir şekilde burjuva partilerine oy verenlere "Bu ülkede işçi sınıfının, emekçilerin partisi var, gidin oraya katılın" diyerek görüşlerini paylaşmaktan kaçınmamıştır.
Karadenizin bir evladı olarak milliyetçiliğin, şoven saldırganlığın had safhaya ulaştığı, bölücülük korkuluğunun sallandığı günlerde Kürt halkının anadili ve eşit hakları konusunda tavizsiz konuşmuş ve barış için çaba sarfetmekten geri durmamıştır. Bu tutumunu halkların kardeşliği diyen her kesime hatırlatmaktan ve göstermekten de çekinmemiştir.
Oynadığı rollerdeki gibi mert, sözünü esirgemeyen, doğru bildiğini çekincesiz sergileyen, halkımızın aydınlanmış bir sanatçısı olan Kadir İnanır'ı çok özleyecek, ülkemizin devrim ve sosyalizm mücadelesinin unutulmaz isimleri arasında anılacaktır.
Hayat arkadaşı Jülide Kural'a, aile üyelerine, sevenlerine, emek ve barış mücadelesinin savunucularına, ülkemiz emekçilerine başsağlığı diliyoruz.
Güzel hasletleri ve savunduğu değerleri için ona yürekten teşekkür ediyoruz.
Aykut Kocaman beklerken silik,otoritesi zayıf, büyük hedeflere yurunemeyecek,derbilerde zayıf bir hoca olan İsmail Kartal geldi...umarım başarılı olur .
Bunları takip etme gerçek FENERBAHÇE Lİ.Bunlar FENERBAHCENİN değerlerini aşağılarlar.Oguz Çetin in Hocalığını tartisabilirsin ama döneminde Ünal Karaman ile beraber Türk futbolunun en iyisiydi.Salin bunu!
Selamlar arkadaşlar. Ben 53 yaşındayım Oğuz Çetin'in top oynarken başka bir lakabı vardı. İmparator falan diyorsunuz da... ne imparatoru.. çok tekrarlanınca inanılan palavralar işte...
Bilinçli,sorgulayan,geçmişi de iyi bilen biri olarak,+50 yaşın da verdiği deneyim ilaveten iyi de bir sosyalist olarak iyi ki kongre üyesi değilim.zira bu adayların ikisine de oy vermezdim.Umudum FENERBAHCE kazansın...💛🩵