@MTanal Günayd��n Vekilim, sizi tekrar kutluyoruz. Bir vekil milletin vekili olmalı, siz de onu yapıyorsunuz. Bu ülke maalesef vekillerinin çoğunun biat kültürüyle vekillik yapanlara şahit olduğu için normali yadırgıyor. Öküz altında buzağı arıyor. Yolunuz açık olsu👏🤍
Adalet Bakanı sıfatıyla dolaşan birinin çıkıp haklarında hala “olmuşSA, yapmışsa” diye konuşabildiği gazeteciler şu an sadece gözaltında değil, TUTUKLULAR.
Üstelik avukatlar��n verdiği bilgiye göre bu gazetecileri kameraları görünmesin diye boyunlarından aşağısı kırpılmış fotoğraflarını “delil” göstererek, yani resmen kumpas kurarak tutukladılar.
Değil polis, Vatan’daki çaycı bile onların gazeteci olduklarını çok iyi biliyor. On yılı aşkın süredir İstanbul’da her türlü toplumsal olayda foto muhabirliği yapan gazetecileri hepsi gayet iyi tanıyor, tam da bu yüzden esir alıyorlar.
Çünkü suçları büyük, suçları rejimin suçlarını duyurmak, yani gazetecilik yapmak.
#GazetecilikSuçDeğildir
Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, katıldığı TV yayınında telaşla tüm tuşlara basarak, turizm belgeli tesiste denetim yetkisi bakanlığında olduğu halde, bırakın Bolu Belediyesini, kendi dışında ilgili tüm kamu birimlerini suçladı neredeyse.
Haliyle AK Parti iktidarında pek alışık olmadığımız bir süreç başladı.
Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, valilik emrindeki bir bürokrat olarak, Bakan Ersoy’u yalanladı.
2015’deki İl Özel İdaresi raporunun sadece adres değişikliğiyle ilgili olduğunu belirtip ekledi:
‘Denetim yetkisi Turizm Bakanlığında’
Tecrübeyle sabittir, bu bürokrat valinin bilgisi olmadan, vali de İçişleri Bakanının olurunu almadan bu açıklamayı yapmaz, yapamaz.
Bir yalanlama da otel sahibi Halit Ergül’den geldi:
‘Turizm Bakanlığı 15 Aralık 2024’de oteli denetledi, kapılarla ilgili eksiklik buldular ama yangın önlemleriyle ilgili eksiklik bulmadılar.’
Turizm Bakanı, her bürokratının işlemini bilmeyebilir ama iğneyi başkasına batırmadan çuvaldızı kendine batırsaydı, masumiyetine inanırdım.
Maalesef, 79 canımızı kaybettiğimiz elim hadisede hakikate ulaşmak yerine karartmayı tercih etti.
Sözü uzatmadan söyleyelim, Turizm Bakanı artık AK Parti için taşınması ağır bir yüktür.
Kadına yönelik şiddetle mücadele sözde kalmamalı!
İnsan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddete karşı mücadelemiz şimdi ve her zaman devam edecektir.
Tüm toplum kesimlerini, bu ihlal için tek yürek olmaya ve "Kadına Şiddete Hayır!" diyerek ortak mücadeleye davet ediyoruz.
HANİ DİNDE ZORLAMA YOKTU…
Dün yaşadığım bir olayı anlatayım;
Bursa’da Şehzade Mustafa Türbesi…
Mahidevran’ın hislerini anlamaya çalıştıktan sonra, Ulu Cami’ye gittim. Bursa’nın Ayasofya’sı denen bir tarih…
Camiye girerken ayakkabıları çıkardım çalınmasın diye elime aldım içeri girdim. (Neden galoş verilmez hiç anlamam) Ortaya yürürken bir yetkili adam geldi yanıma, aynen şu şekilde:
- "Orada başörtüleri var. Başın açık yürüyemezsin camide" diye uyardı.
Ben de:
- Neden? Belki ben Çinliyim, Hıristiyan’ım. Buranın tarihini öğrenmeye geldim. Sen bana buranın tarihini anlat. Cami hakkında bilgi ver. Ben bunu istiyorum, dedim..
Adam, iyice kızdı ve sesini yükselti:
- "Diyanetin emri var, ba��ını örteceksin."
Ben:
- Örtmüyorum, ne yapacaksın?”, diye bağırmaya başladım"
Adam hızını alamadı. İki yetkili daha çağırdı.. Üç adam geldi yanıma… Cami kadın ve erkeklerle dolu. Akustik süper.
İçimden şöyle geçiriyorum:
“Şurada bir türkü söylesem ve sesimi dinlesem. Allaha ulaşsam. Kimse olmasa. Onunla (Allah’la) baş başa dileklerimi ona ulaştırsam..”
Halet-i ruhiyem bu iken, bir baktım, üç çam yarması daha karşımda…
- Diyanetin emri var. Başınızı örtmüyorsanız, camiden çıkın, dediler.
Ben zaten Özgecan'ı sindirememişim. Kadın ölümlerini içselleştirememişim… Erkek kanunlarını yıkmak adına, kendimi yönettirmemek adına yıllardır yalnızlığımı bayrak yapmış, kimseye boyun eğmemişim. Bas bas bağırmaya başladım. Cami inliyor. Kimse tutamıyor, herkes bakıyor..
- Senin diyanetin, “başımı örtmedim” diye beni buradan atacak kanunu bana göstersin. Anayasanın kaçıncı maddesinin kaçıncı fıkrası? Göster çabuk.. Bırak. Allah beni başımı örtmedim diye cehennemin dibine yollasın. Sana ne? Çekilin önümden. Size ne? Diyanetin kim oluyor da Allah ile benim arama giriyor? Sana, bana emretmeyi hükmediyor? Biz, Müslümanız. Allah ile kul arasına kimse giremez. Çık aramızdan!!!
Soprano sesimle avazım çıktığı kadar bağırırım. Bak, insanlar bizi çekiyor. Tıklanma rekoru kırdırmayın bana….. . Çekilin önümden. Karışmayın. Allah bile öldüğüm güne kadar bekliyor. Haddini bilmezler. Sizler, Bursa kadınlarını çarşafa sokmuşsunuz. Her geldiğimde daha gerilemiş görüyorum.. Kadınlar ön safta da namaz kılar. Camide örtüsüz de dolaşır..
Her yerin hakimi olmuş erkek kuralları.. Her kadın sizin istediğiniz gibi giyinecek, sizin istediğiniz gibi oturacak… Kimsiniz siz, kim? Çekilin önümden. Tarihle, Allah’la beni baş başa bırakın.. Yok öyle bir yasa, öyle bir kanun. Siz beni korkutamazsınız.. Çağır, diyanet işleri başkanın gelsin. Senin görevin, bu caminin tarihini anlatmak… Çekil...
Ve sonra camiyi başım açık dolaştım.. Kimse bulaşamadı. Rahat rahat dolaştım. Artık susmuyoruz. .
Konuşun, bağırın.
Atatürk’ün kızının namusu ve Allaha sevgisi bir metrekarelik çaputla mı korunacak...?!
Alıntı
Türkçe dahil 8 dil biliyordu;
Almanca, Fransızca,
Farsça, Bulgarca,
Rusça, İngilizce, Arapça.
Düşün, sen şimdi "zamanım yok" diyorsun.
Adam 57 yıllık ömründe 11 savaşa katılıp, 10'dan fazla kitap yazıp, 4 bine yakın kitap okudu.
Edebiyattan anladı; şiir yazdı,
Müzikten anladı; şarkı soyledi, enstrümanlara isim verdi, sanatı destekledi.
Ata bindi,
yüzdü,
koştu..
Dans etti.
Kaç devlet adamı gördünüz dans ederken?
Vals de yaptı, Zeybek de oynadı.
Hayvanı da sevdi, ağacı da toprağı da..
Matematikten de anlıyordu, fenden de tarihten de.
24 madalya 7 nişan alırken matematiği yazdı, medeniyeti yazdı..
Sadece kendi ülkesinde degil bir zamanlar savaştıgı ülkelerde bile anıtı var.
Ve hatta düşmanını bile ölüm döşeğinden kaldırıp cenazesinde saygı duruşunda bulunduran bir adam.
İste O Adam Benim Ata'm.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
#23NisanKutluOlsun