@vader041@AltayCemMeric Evli misin? Kaç çocuğun var? Yoksa kaç çocuk yapmayı düşünüyorsun mesela? Gerçekten sizin gibilerin çoğalamayacağına o kadar eminim ki bu düşmanlığının seninle birlikte yok olup gideceğine eminim. Sizi dikkate bile almıyoruz.
Tijen Mergen denilen eski Türkiye kalıntısı biri, kampüste dolaşırken "Türkiye’nin küçük bir yansımasını" görmüş. Çarşaflı öğrenciler, anneler, takke takan babalar... Yıllarca emek verip, belki dişinden tırnağından artırıp çocuklarının o gurur gününü yaşamaya gelen binlerce Anadolu insanı.
Peki yazarımız ne diyor bu manzaraya? "Daha çağdaş bir portre görmek isterdim. İçim burkuk seyrettim."
İşte tam bu satırlarda, bu topraklara on yıllardır dayatılan o sakat zihniyetin en çıplak halini, en acınası mantık hatasını görüyoruz.
Aynı yazar, yazısının sonunu nasıl bağlıyor dersiniz? Şöyle: "Bir gün... farklılıkların sadece zenginlik olarak görüldüğü; daha özgür, daha çağdaş, daha kapsayıcı günlere kavuşacağımıza inancım tam."
Ne yaman çelişki!
Bir yanda kampüste gördüğün başörtülü öğrenciye, takkeli babaya bakıp tahammül edemeyecek, "içim burkuldu" diyeceksin; hemen ardından satır sonunda "farklılıkların zenginlik olduğu, kapsayıcı" bir gelecekten dem vuracaksın.
Sizin "kapsayıcılık" anlayışınız sadece size benzeyenleri, sizin gibi giyinenleri mi kapsıyor? Sizin "farklılık" dediğiniz o muazzam zenginlik, sadece sizin izin verdiğiniz, Batı'dan onaylı sınırlar içinde mi kalmalı?
Anadolu’nun gerçeği, kendi evlatlarının mezuniyetine kendi inancının kıyafetiyle, kendi kültürüyle geldiğinde "çağdaşlığa" tehdit oluyor ve içinizi burkuyor; ama janjanlı İngilizce unvanlarla süslü cümleler kurarken "kapsayıcılık" (inclusivity) satıyorsunuz, öyle mi?
Bu bir mantık hatasından ziyade, derin bir kibrin ve iki yüzlülüğün dışavurumudur.
Yıllarca bu ülkenin asıl unsurlarını "çağdaş değil" safsatasıyla üniversite kapılarından, devlet dairelerinden ötekileştirdiler. Kendi kurdukları o steril fanuslarda, sadece kendilerine benzeyenleri ağırladıkları salonlarda Türkiye'nin tapusunu ellerinde sandılar. Şimdi ülkenin önde gelen bilim yuvalarında, hayatın tam merkezinde bu milletin asıl sahiplerini, tüm çeşitliliğiyle karşılarında görünce ezberleri bozuluyor, içleri burkuluyor.
Bırakın burkulsun.
Yeni bir dünya kuruluyor ve bizim neslimiz bunu görecek. Bu topraklarda şekilciliğe hapsedilmiş, dışlayıcı ve seçkinci "çağdaşlık" maskesi çoktan düştü. Gerçek kapsayıcılık, bu milletin kendi öz değerleriyle, inancıyla ve kültürüyle yan yana, omuz omuza yürüyebilmesidir.
Batı'nın "inclusivity" kavramını diline pelesenk edip, kendi ülkesinin vatandaşına yabancılaşan bu hastalıklı zihniyet tarihin tozlu raflarında yerini alacak.
Sabır. Gerçek zenginlik, milletin ta kendisidir.
🔴 Akademisyen Abdulkadir Şen’in 2023 yılında Adıyaman deprem bölgesinde iken yaptığı paylaşım tekrardan gündem oldu.
“Günlerdir Adıyaman'da yardım faaliyeti yapmaktayım. Hiç ama hiç bir AHBAP gönüllüsüne rastlamadım.
Bu insanların sahaya inecek ruhları, alanda hizmet edecek gönüllüleri, bu türden bir sosyal tabanları yok. Büyük bir dolap dönüyor.”
Kamuoyuna Açıklama
Yeditepe Üni Mezuniyet Töreninde ayete yapılan saygısızlıkla ilgili, Rektörlük tarafından Cumhuriyet ve Sözcü gibi gazeteler eliyle medyaya servis edilen 6 dk’lık yeni videoya ilişkin çarpıtmalara dair :
Söz konusu pankart, yeni videoda açıkça görüldüğü üzere, iftiraların aksine sahnede 6 dk değil, yalnızca 3 dk kalabilmiştir. Çünkü pankarttaki yazı ilk üç dakika boyunca sahnedeki öğrenciler tarafından tam olarak fark edilememiştir.
İlgili videonun ilk üç dakikasındaki öğrencilerin tepkileri incelendiğinde, müdahaleden önce pankartta ne yazıldığını anlamaya dönük çabalar açıkça görülmektedir. Dolayısıyla bu ilk üç dakikalık süre, ifade hürriyetine ve Kur’an’a duyulan saygıdan değil, ayetin fark edilememesinden ve fark edenlerin de müdahale için gerekli cesareti gösterememesinden kaynaklanmaktadır.
Üçüncü dakikada ise içlerinden bir tanesinin bile erkek gibi ayeti indirmeye fiziksel gücü yetmemesi üzerine çözüm, arkalarına saklandıkları kadınların öne sürülmesinde bulunmuştur.
Yeni videoda net bir şekilde görüleceği üzere, 2.45 ile 2.58 saniyeler arasında Dekan’ın çağrısı üzerine siyah etekli ve beyaz ceketli sahne sorumlusu okul personeli, videonun en sağında protokol sırasının en önündeki Dekan’ın yanına giderek açıkça TALİMATLAR almıştır.
Yani aslında okul yönetiminin ayete tahammülü 1 saniye bile değil. 3 dakika boyunca şahsıma ve ayete karşı öğrenci-rektörlük işbirliğiyle provakasyon hazırlıkları sürmüştür.
Tam 3. dakikada ilk önce iki öğrenci yaklaşıp pankarta fiziksel müdahaleye ve saldırıya yeltenmiştir. O sırada personel, dekan’ın yanından ayrılıp sahneye dönmüş ve oradaki öğrenciler ile videoda anlaşılmayan bazı konuşmalar sürdürmüştür.
Bu konuşmalarla birlikte de aynı anda saniyeler içinde kortej oluşmaya başlamıştır. Bazı hocalar ve dekan o esnada kürsüdeki öğrencilere ve personele bir şeyler söylemeye (kışkırtmaya) devam etmişlerdir. Ve kortej oluştuğu anda çoğu hocalarla birlikte tüm salon protestoya başlayıp alkış baskısı oluşturmuştur. Rektör yardımcısı da o sırada “işte yeditepe ruhu !” diyerek kışkırtmaları daha da artırmıştır.
Fakat asıl burada gözden kaçırılan en önemli detay; Rektörlük, videoyu salonun en önünden, hocaların ve okul yönetiminin tepkilerinin açıkça görülebileceği şekilde bile servis etmeye cesaret edememiştir.
Neticede rektörlüğün kendi eliyle paylaştığı bu görüntüler, haklılığımızı bir kez daha ortaya koymuş, kendi elleriyle kendilerini açıkça ele vermişlerdir. Zira benim paylaştığım görüntülerde Dekan’ın ve Rektör Yardımcısının talimat verdiği gözükmüyordu; bu iddiamız sadece söylem düzeyinde kalmıştı. Artık bu da tüm çıplaklığıyla ispatlanmış oldu. Bu durum bile attığı her adımda ofsayta düşen ve hâla samimi pişmanlık duymayan rektörlüğün, hakikati örtbas etme kaygısının bir tezahürüdür.
Fakat “emrolunduğu gibi dosdoğru” olamadığı için hâlâ hiçbir sorumluluk almayıp bir özür bile dileyemeyen rektörlük, şunu artık iyice anlamalıdır:
“Onlar plan yaparlarken Allah da plan yaptı. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Enfal, 30)
@BulentSahin114 Dikkat ederseniz kamera pankart açısına gelince kapanıyor. Fotoğraf çekimi sırasında açı pankartı almayacak şekilde belirleniyor. Yazan yazı fark edildikten sonra baskı başlıyor. Baskıyı engel, engeli de tezahürat izliyor. İşte yeditepe ruhu budur!! lafı niyetlerini ortaya serdi.
İyi bir Müslüman değilim, olmaya gayret ediyorum. Fakat, 1000 yıl İslâm sancağı taşımış bu devletin ve milletin evlatlarını İslâm düşmanı olarak yetiştiren zihniyete karşı kılıç gibiyim. Öfkem hep taze.
Milletin külüne üfleyip iman uyandıranlara; tarlamızın üstüne örülmüş "duvar"ı kırıp tohum saçanlara selâm olsun.
1- Kampüs mescidinde Aliya İzzetbegoviç hakkında yaptığımız bir sohbetimiz gerekçe gösterilerek, Rektörlük tarafından hakkımızda disiplin soruşturmaları yürütüldü.
Öğrenciler, dekanlıklarca ifade vermeye çağrıldılar. İfadeleri esnasında tüm öğrenciler, Yeditepe İslam ve Medeniyet Topluluğu (YİMED)’ndan ayrılmaları, aksi takdirde savcılığa verilmekle, okuldan atılmakla ve burslarının kesilmesiyle sözlü olarak tehdit edildiler.
Burs kesmek gibi tehditlere maruz kalan öğrencilerden birisi de hem depremzede hem de yetim bir kardeşimdi (halen mobbing tehditi altında öğrenim gördüğü için burada ismini yazmayacağım). İşte ahlaktan ve vicdandan bu kadar nasipsiz bir zihniyete karşı ahlak ve iman sınırları içerisinde verdiğimiz bir mücadeleyi anlatıyorum sizlere.
@suhacardakli Seninle Allah arasındaki bir durum bu. Allah affetsin bize neden bunu bildirdin anlamadık. Sonuçta ahirette Allah seni yargılayacak biz değil. Algı oluşturmaya çalışıyorsan eğer takladan ziyade parende atabilirsin veya yuvarlanabilirsin. Beeellki o zaman bir şeyler değişir ;)
@temettunotlarim@DrTasbas Doğunun ne zaman Kuran’ı kerimi, peygamberleri tiye alan bir içeriğini gördün? Eleman şahıslarla espri yapıyor. Değerlerle değil. Ayrımı anlayabilmeniz lazım ama anlama niyeti içinde olduğunuzu sanmıyorum. Bizi beyhude bir alerjideymişiz gibi algı oluşturmaya çalışıyorsunuz.