Akademi dinazorlarını yapıştıkları koltuklardan silip süpürmek lazım. Türkiye'de bir dekan, bir rektör yardımcısı bizzat İslam düşmanı bir tepkiyi organize edip alkışlayabiliyor. Biz söylemeye, imkan hâlinde aksiyon almaya devam edeceğiz Allah'ın izniyle.
1) Dün, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet törenindeki rezalet, utanç vericiydi.❗️
Tören sahnesinde bazı öğrenciler özgür şekilde imamoğlu’nu destekleyen ve hükümeti eleştiren politik dövizler açarlarken ben de “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hud-112)” ayet yazılı pankartımı açtım. Fakat bazı öğrenciler ayetten duydukları rahatsızlıkla, pankartımı fiziksel müdahaleyle indirmeye çalıştılar. Buna güçleri yetmeyince de Sn. Dekan’ımız Yener Ünver’in teşvik ve desteğiyle önümde kortej oluşturup ayetin görünmesini engellemek suretiyle sansür uyguladılar.
Başta Sn. Mesut Hakkı Caşın ve videonun sonunda “işte yeditepe’nin ruhu” diye bağıran Rektör Yardımcımız sn. Sedefhan Oğuz olmak üzere bazı hocalarımız da tüm salonla birlikte bu saygısızlığa maalesef alkışlarla ve kışkırtmalarla destek verdiler.
Sn. Bedrettin Dalan, sahibi olduğunuz @YeditepeUni ‘nin ruhu, rektör yardımcınızın ikrar ettiği gibi, din düşmanlığı mıdır gerçekten ?
Hashtag: #yeditepedeislamofobi
+++👇🏻
Kardeşler bir aksiyon alacaksanız düşünmeniz gereken en önemli şey, temsil ettiğiniz davanın yere düşmemesi, kendi elinizle saldırı-şov malzemesi hâline gelmemesidir. Müslüman akıllı, strateji sahibi olacak. Yaşanabilecekleri göze alıyorsanız ona göre tepki göstermeyi de bilin.
Hocaya katılıyorum. Okulunuzun yönetimini siz biliyorsunuz. Müdahale edeceklerini biliyorsanız ve hiç bir şey yapmayacaksanız, her seferinde bunu denemenin bir manası yok. Ya müdahale ettiklerine pişman edin ya da burada sürekli yazmayın.
Her sene birkaç üniversite mezuniyetinde aynı şeyi görüyorum. Kardeşim sen o okulda en az dört yıl okumuşsun. Bunun yaşanacağını bal gibi biliyorsun. Neden önlemini almıyorsun.
1) Dün, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet törenindeki rezalet, utanç vericiydi.❗️
Tören sahnesinde bazı öğrenciler özgür şekilde imamoğlu’nu destekleyen ve hükümeti eleştiren politik dövizler açarlarken ben de “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hud-112)” ayet yazılı pankartımı açtım. Fakat bazı öğrenciler ayetten duydukları rahatsızlıkla, pankartımı fiziksel müdahaleyle indirmeye çalıştılar. Buna güçleri yetmeyince de Sn. Dekan’ımız Yener Ünver’in teşvik ve desteğiyle önümde kortej oluşturup ayetin görünmesini engellemek suretiyle sansür uyguladılar.
Başta Sn. Mesut Hakkı Caşın ve videonun sonunda “işte yeditepe’nin ruhu” diye bağıran Rektör Yardımcımız sn. Sedefhan Oğuz olmak üzere bazı hocalarımız da tüm salonla birlikte bu saygısızlığa maalesef alkışlarla ve kışkırtmalarla destek verdiler.
Sn. Bedrettin Dalan, sahibi olduğunuz @YeditepeUni ‘nin ruhu, rektör yardımcınızın ikrar ettiği gibi, din düşmanlığı mıdır gerçekten ?
Hashtag: #yeditepedeislamofobi
+++👇🏻
Yıllarca tek bir soruyla boğuştum: irademi nasıl güçlendiririm?
Batı'nın bütün "willpower" kitaplarını devirdim. Hepsi bir şey söylüyordu ama ortada hep eksik bir parça vardı.
O parçayı sonunda buldum. Meğer irade, dört basamaklı bir merdivenmiş. Şöyle ki:
Milletvekili Nimet Özdemir, 2024'teki yasa değişikliği çalışmalarında evladını başıboş köpek saldırısında kaybetmiş bir anneye bağırarak komiyon toplantısından atılmasını istiyordu. Nimet Özdemir bugün Ak Parti'ye katıldı. Kadere bak kimler kimlerle beraber! Yazıklar olsun!
Büyük Doğu fikriyatı ekseninde,
“Derin ve Gerçek Mümin Kavramı” konusunu işleyeceğimiz cuma sohbetimize davetlisiniz.
🎙️ Mevlüd Delice
🗓️ 26 Haziran Cuma | 21.00
📍 Sakarya Seriyye Vakfı
@DrChroIIo@MSelimArk Bunu eleştiren arkadaşlar, şu beyninizi ya biraz daha kullanın ve karışık yapılan işlerin sıkıntısını kavrayın
yada beyninizi bi kenara bırakın gitsin, caiz değildir bitti.
Herşeyin bir kolpası var. Tebliğe karşı gelmenin de var. Sende günahkârsın bana neden açıktan işlediğim günahlar konusunda söz söylüyorsun deniyor. Güzel kardeşim ben kendimi senden daha günahkar görüyorum zaten. Lakin ben bu günahı açık işlememişim sen açıktan yapıyorsun.
Sakarya'da, bulunduğum çevrede sekülerleşme hızla artıyor. Günah işlemekten, açıktan işlemeye, açıktan işlemekten de normalleşmeye doğru gidiyor her şey. Allah bizi affetsin. Yakın çevrelerimden öyle görüntüler görüyorum ki keşke bu günahı yanımda yapmasaydın diyebiliyorum sadece
Sakarya'da, bulunduğum çevrede sekülerleşme hızla artıyor. Günah işlemekten, açıktan işlemeye, açıktan işlemekten de normalleşmeye doğru gidiyor her şey. Allah bizi affetsin. Yakın çevrelerimden öyle görüntüler görüyorum ki keşke bu günahı yanımda yapmasaydın diyebiliyorum sadece
Modern dünyanın bütün baskılarına rağmen söylemeye devam edeceğiz: Kadın ve erkeğin karışık bulunduğu ortamda gerçek manada ilim tahsili olmaz. İster linç etsinler, ister gericilikle itham etsinler; hakikat değişmez. Matematik gibi en soyut ilimler bile tam bir dikkat ve tefakkuh isterken, ilmin vakarını ve ciddiyetini zedeleyen ortamların verimli olduğu nasıl iddia edilebilir? İlim; heva ve gevşeklik değil; hadlere riayet ve ciddiyet ister.
Modern dünyanın bütün baskılarına rağmen söylemeye devam edeceğiz: Kadın ve erkeğin karışık bulunduğu ortamda gerçek manada ilim tahsili olmaz. İster linç etsinler, ister gericilikle itham etsinler; hakikat değişmez. Matematik gibi en soyut ilimler bile tam bir dikkat ve tefakkuh isterken, ilmin vakarını ve ciddiyetini zedeleyen ortamların verimli olduğu nasıl iddia edilebilir? İlim; heva ve gevşeklik değil; hadlere riayet ve ciddiyet ister.
Peygamber (s.a.v.) Efendimize hakaret eden Leman dergisini protesto eden Alper Kaan Aykut hapis cezası istemiyle yargılanıyor.
O akşam oraya giden her bir ferd tüm İslam alemini temsil ediyordu.
Bu kardeşimizi değil; hem tüm Müslümanları hem de bu kardeşimizi tahrik eden, kin ve nefrete sürükleyen leman dergisini kapatın ve çalışanlarını yargılayın.
Bu ters yargılamadan vicdanımız sızlıyor.
Yapmayın! Gayretullaha dokunur.
@geertwilderspvv Hollanda'da 1.5 milyonun üzerinde müslüman var. Bunların 400.000'i Türk. Yapılacak şeyi biliyorsunuz. Bu kâfir gitsin ki ibreti alem olsun.
genelde susuyorlar. Ya da kendilerini rahatsız etmeyecek şeyleri eleştirip kendilerine dokunacak hususlarda tepkisiz kalıyorlar. Hârici, modernist vb. yapılanmalar attıysa en büyük sebeplerinden birisi budur.
İnsan içinde bulunduğu eksik-yanlış durumlara bir bahane bulup o durum yanlış da olsa o durumu meşru hâle getirir. Kendine bir teselli bulur. Bugün kürsü sahibi hocalarımızın birçoğunun tavrı eksik, diyalektiği, içtimâi bilgisi zayıf. Bidat, küfür, fitne ve türevleri karşısında+
Fitnesine ortak olmamakla beraber bu adamı camia büyüttü. Her seferinde Hüsnü Zan adı altında ılıklık yaparak, ağzından çıkan bidat sözlerine sessiz kalarak fitnenin ejderha olmasına müsaade etti. Şimdi ateş kendi bahçelerine gelince kova kova suyla söndürmeye çalışıyorlar.
Ebubekir Sifil Efendi’ye cevabımı eski konuşmalarımdan videolar paylaşarak, canlı yayında inşâellâh vereceğim. Tabî ki birileri gibi 35 dakika sürmeyecek. Kalıcı bir eser niteliğinde olsun, Ehl-i Sünnet’e takviye olsun diye birçok deliller ortaya koyacağım. Otuz beş dakikada iki tane Arapça değil, saatlerce, yüzlerce Arapça ibareler inşâellâh okuyacağım.
Ancak olmuş armutların dökülmesini bekliyorum. Onun için biraz zaman lâzım. İsmailağa'ya da sorduğum sorular var, belki o arada onların da cevabı gelir veya gelmez. Ona göre, ben bu olayı birilerinin dediği gibi, "dağ sıçan doğurdu" şeklinde değerlendirmeyeceğim.
Ben yine ilmî reddiyelerimi ümmete kalıcı bir eser niteliğinde hazırladım ve yakında paylaşacağım inşâellâh.
Muhatabın sapkın ve batıl olması, onun her düşmanının hakikat ehli olduğu manasına gelmez. Nurettin Yıldız evvela menzil cemaatinin usulüne papaz benzetmesi yaparak milyonlarca kişilik cemaati şirk ehli gibi göstermeyi bıraksın.
Ebubekir Sifil Hocanın yaptığı gibi, Muhammed Emin Yıldırım, Nurettin Yıldız, Abdullah Yıldız ve İhsan Şenocak gibi hocalarımızın da kendi uzmanlık alanları çerçevesinde bu meselelere ilmî cevaplar vermeleri artık bir ihtiyaç hâline gelmiştir.
Öyle görülüyor ki asla yanlışlanamaz olmanın ve sözü kabul ettirmenin ilk kuralı bu. Aynı konuda birbirine yakın gözüken bir kaç söz sarfetmek. Muhatap bu sözler arasındaki en ağır söze eleştiri getirdiğinde hemen daha hafif olan söze sığınıp kastım buydu diyerek kaçmak.
AYNI ADAM VE İKİ GÖRÜŞ ACABA HANGİSİ YALAN.
Reddettiği Anlar: Bir konuşmasında oldukça sinirli bir tavırla, "Ben kabirden yönetim diye bir kaide koymadım", "Geç kabirden yönetimi şimdi" diyerek, vefat etmiş şeyhinin (Mahmut Ustaosmanoğlu) cemaati kabrinden yönettiği fikrini kesin bir dille inkar ediyor.
Savunduğu Anlar: Hemen ardından gelen diğer kesitlerde ise tam zıttı bir tablo çiziyor. "Kabri şerifinden bizi yönettiğini izhar etmek üzere geldik", "Şu anda kesinlikle zahiren de talimat veriyor bize", "Efendi hazretlerinin ruhuna şekle bürünme izni de verilmiş" ve "Bunu benim elimle yaptırıyor" diyerek doğaüstü yetkiler atfediyor ve "kabirden yönetimi" bizzat kendisi ilan ediyor.
"Bir insan bu kadar yalan söyler mi?" videodaki bu birbiriyle taban tabana zıt, siyahla beyaz kadar farklı iki söylemin aynı kişiden çıkmış olması ne kadar manidar değil mi.?