Resûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Bu din kendisine düşmanlık besleyenlere üstün olmaya devam edecektir. ...”
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 100)
Gece geç yatmak; hem dini vecibelerin hem de dünya işlerinin aksamasına yol açan bir gündüz tembelliğine neden olur.
- Sahihu Müslim bi-Şerhil-İmam En-Nevevi
ne cehennem korkusu, ne mevki, ne para hırsı, kinler düşmanlıklar menfaate dayalı dostluklar girebilir
Çünkü bütün bunlar insan oğlunun derûnî vahdetini zedeleyen nefsânî hançerlerdir
Görünüşte küçük, hakîkatte ise büyük olan insanın yaradılışındaki gâye vahdettir.
Sâmiha AYVERDİ
Tasavvuf nedir? diye sorulsa, bu suali karşılamak hiç de zannedildiği kadar kolay olmaz. Zîra tasavvuf bir zıtlar âbidesi olan insan bünyesini rûhen de yekpâreleştirerek bütünlüğe götüren yoldur.
Bütünün zırhı içine ise ne cennet iştiyâkı,
Kadın ve erkeğin iç dünyalarının müşterek bir dünya oluşturmaları gerekir; eğer bu olmazsa, kadın ve erkeğin beraberliği mutsuz, uyumsuz ve giderek ölmeye mahkûmdur…
Tarkowski
Rasûlallah (s.a.s) şöyle buyurdu:
Bir kimseye üzüntü veya keder isabet eder de o kimse:
“Allah'ım, ben senin kulunum. Yarattığın bir erkek ve bir kadının çocuğuyum. Varlığım senin elinde ve emrindedir. Hükmün üzerimde hâkimdir. Hakkımdaki takdirin, adaletin ta kendisidir. Ben senden, sana ait olan, kendini isimlendirdiğin veya kullarından herhangi birine öğrettiğin ya da kitabında bildirdiğin veya gayb ilminde kendin için seçip gizli tuttugun bütün isimlerin ile senden Kur'an'ı kalbimin nevbaharı, göğsümün nuru, üzüntümün dağılmasına ve sıkıntımın ortadan kalkmasına vesile kılmanı dilerim.” diye dua ederse, Allah (c.c.) o kimsenin elem ve kederini giderir ve bunların yerine ona ferahlık verir.
Bu müjdeli sözler üzerine sahâbîler: “Ey Allah'ın elçisi! Biz bu sözleri öğrenmeli miyiz?” diye sordular. Resûlullah (s.a.s): “Elbette, bu sözleri işitene onları öğrenmesi yaraşır.” buyurdu.
📖Ahmed b. Hanbel, el-Müsned.
“Mantık üstü mantığın şu olacak: DOĞRUYU mu istiyorsun?..
Allah ve Resulü'nün BİLDİRDİĞİ!
GÜZELİ mi istiyorsun?..
Allah ve Resulü'nün GÖSTERDİĞİ!..
İYİYİ mi istiyorsun?
Allah ile Resulü'nün ÖĞRETTİĞİ!.."
"Biricik taktik ve diyalektik olarak, Allah ve Resulü'ne hakikat dedikleri mevhumelerden değil,
bizzat hakikati
Allah ve Resulü'nün emirleri terazisinde tartanlardan olacaksın!
"Biricik taktik ve diyalektik olarak, Allah ve Resulü'ne hakikat dedikleri mevhumelerden değil,
bizzat hakikati
Allah ve Resulü'nün emirleri terazisinde tartanlardan olacaksın!
Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sirruhu), irşad hayatı boyunca müridlerini ve sevenlerini daima ilme teşvik etmiştir.
Zira cehaletin hakim olduğu yerde istismar, bid’at ve hurafeler üzerinden insanların aldatılması her daim mümkün olmuştur.
Bugün karşı karşıya kaldığımız bazı tablolar, Şeyh Efendi Hazretleri’nin ilmi yaygınlaştırarak hurafe, bid’at ve bâtıl inançların önüne geçme hususundaki gayretinin ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Rabbimize hamdolsun ki, İsmailağa Camiası olarak başımızda Şeyhimiz Ahmed Fikri Doğan Hazretleri (kuddise sirruhû) ve kıymetli hocalarımızla birlikte; medreselerimizde ve sohbet meclislerimizde Mahmud Efendi Hazretleri’nin ortaya koyduğu Ehl-i Sünnet menheci üzere yolumuza devam etmekteyiz.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki:
“Benim hayatım sizin için hayırlıdır; çünkü benimle konuşur, vahiy ile muhatap olursunuz. Vefatım da sizin için hayırlıdır. Çünkü amelleriniz bana arz olunur. Güzel amellerinizi gördüğümde Allah'a hamd ederim. Kötü amellerinizi gördüğümde ise sizin için Allah'tan mağfiret diler, istiğfar ederim.”
Bazıları bu hadis-i şerifi alıp diyorlar ki, ‘Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayatta olmadığı halde bizim amellerimiz ona arz olunuyor ve bize dua ediyor’ Resulullah Efendimiz hepimize dua ediyor zaten.
O zaman hiçbir şekilde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sonra halife olmamalıydı. Asıl yönetici o olmalı ve bitmeliydi. Kıyamete kadar bu duayı yapacak zaten bize. Niye siz sofi oldunuz o zaman? Ya da Hazreti Ebubekir'den itibaren neden halife seçildi? Manevi miras neden şimdiye kadar devam etti? Neden o zaman denilmedi?
Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim amellerimiz ona arz olunuyor; güzelse şükrediyor, güzel değilse istiğfar ediyor. Fakat bu yönetmek değil. Sadece ona arz olunuyor ve o da dua ediyor.
Mahmud Efendi Hazretlerimizin (rahmetullahi aleyh) Ehl-i Sünnet çizgisi içerisinde, Nakşî-Hâlidî tarikatının usûlüne uygun şekilde yıllarca yürütmüş olduğu irşad hareketi bugün çok ciddi manada saldırı altındadır.
İnsanlarımızın itikadî noktada yanlış görüşlere yöneldiği, Kur’an-hadis ekseninde İslâm’ın özünün tahrif edilmeye çalışıldığı bu keşmekeş zamanlarda; rabıta, tasarruf, himmet gibi tasavvufî kavramlarla dilediği gibi oynamak suretiyle insanların inanç dünyasını zedelemek, iyi niyetten öte ya cehalet ürünü ya da kötü niyetin bir tezahürüdür.
İşte bu anlayışın bir neticesi olarak; hurafeler, gerçek dışı söylemler ve mesnetsiz iddialarla, Şeyh Efendi Hazretlerinin ömrü boyunca büyük bir hassasiyetle muhafaza ettiği Ehl-i Sünnet vurgusu adeta hedef alınmakta ve bu çizginin üzerinde hoyratça tepilmektedir.
Özellikle yıllarca bid’atlere, taşkınlıklara ve din adına ortaya atılan asılsız söylemlere karşı ümmeti uyaran bir zatın ardından, bugün onun adına ortaya konulan ölçüsüz söz ve davranışlar; hem onun hizmetine hem de temsil ettiği ilim ve irfan yoluna zarar vermektedir.
Mühim bir mesele:
Tasavvuf, İslâm’ı en hassas ve en ince ölçüleriyle yaşama gayretidir.
Yaşadığımız zaman itibariyle ise sosyal medya aracılığıyla hemen her değerin hızlıca tüketiliyor olması, tasavvuf ve tarikat anlayışının zedelenmesine ciddi ölçüde etki etmiştir.
Öyle ki bugün bazı çevrelerde tasavvuf; İslâmî müzikler eşliğinde sürekli şeyh efendilerin fotoğraflarını paylaşmak, videolarını yayınlamak ve meseleyi yalnızca duygusal bir bağlılıktan ibaret görmek şeklinde algılanır hâle gelmiştir.
Tasavvufun; riyadan uzaklaşmak, nefsi terbiye etmek, ihlâsı kazanmak gibi ulvî gayeleri asla unutulmamalıdır. Esas hedefimizin ise imanımızı muhafaza etmek ve Allah’ın rızasını kazanmak olduğu daima hatırda tutulmalıdır.
Bugün ne yazık ki bazı kimselerde, “Benim cemaatim sizin cemaati yener”, “Bizim tarikatımız daha üstündür”, “Benim şeyhim herkesten faziletlidir” gibi mânevî terbiyeyle bağdaşmayan nakıs düşünceler görülmektedir. Bu tür anlayışlardan uzaklaşmalı ve işin özüne yoğunlaşmalıyız.
Rabbim cümle müslümanların yardımcısı olsun.