Kürt milletini kendi ideolojik ajandalarına malzeme etmeye çalışanlara söyleyecek sözümüz var:
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca'nın, "Kürtler, LGBT'nin özgürlüğü için her türlü bedeli vermeye hazır." şeklindeki ifadeleri; Kürt milletinin ortak iradesini değil, yalnızca kendi siyasi ve ideolojik yaklaşımını yansıtmaktadır. Hiç kimsenin milyonlarca Kürt adına bu şekilde konuşma hakkı ve yetkisi yoktur.
Kürt milleti asırlardır inancıyla, örfüyle, aile yapısıyla ve kadim medeniyetiyle var olmuş bir millettir. Bu milletin uğruna bedel ödediği değerler; Allah'ın rızası, ezanı, ailesi, namusu, adaleti ve insan onurudur. Bunların dışında hiçbir ideolojik söylem, Kürt milletinin ortak değeriymiş gibi sunulamaz.
Perihan Koca'nın LGBT ideolojisine yönelik düşünceleri kendisini bağlar ve bu düşünceler kesinlikle Kürt milletine mal edilemez. Çünkü Kürt milletinin tarihi; aileyi koruyan, iffeti ve edebi esas alan, inancını hayatının merkezine koyan bir medeniyetin tarihidir. Selahaddin Eyyubi'den Bediüzzaman Said Nursî'ye kadar nice âlim ve devlet adamı yetiştiren bu millet, İslam medeniyetine ilimle, irfanla ve fedakârlıkla hizmet etmiştir. Böylesine köklü bir mirası, toplumun inanç ve ahlak değerleriyle bağdaşmayan ideolojilerin temsilcisi gibi göstermeye çalışmak, Kürt milletine yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Ayrıca ülkemizin birlik ve beraberliğini tehdit eden her türlü ayrıştırıcı anlayışa karşı durmak ortak sorumluluğumuzdur. Dün silahlı terör örgütleri toplumsal huzurumuzu hedef aldıysa, bugün de aile kurumunu, çocuklarımızı ve milletimizin manevi değerlerini dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik dayatmaların toplum üzerinde oluşturduğu etkiler aynı ciddiyetle ele alınmalıdır. İnanç, aile ve kültürel değerlerimizi aşındıran her türlü ideolojik baskıya karşı kararlı bir duruş sergilemek, sadece bugünün değil, gelecek nesillerimizin de meselesidir.
Bizler her insanın onuruna ve hukukuna saygı duyarız. Hiç kimsenin hakarete uğramasını, ötekileştirilmesini veya şiddete maruz kalmasını kabul etmeyiz. Ancak bu yaklaşım, toplumumuzun inanç ve ahlak değerleriyle bağdaşmayan ideolojik söylemlerin Kürt milletinin ortak iradesi gibi sunulmasına sessiz kalacağımız anlamına gelmez ve çağrımız nettir: Kendi siyasi ve ideolojik görüşlerinizi savunabilirsiniz; ancak Kürt milleti adına konuşmayın. Kürt kimliğini kendi ideolojik ajandanıza meşruiyet zemini hâline getirmeyin. Kürt milletinin sesi; kadim medeniyetinden, İslami hassasiyetlerinden, aile değerlerinden ve kardeşlik hukukundan yükselen sestir. Bunu değiştirmeye de, çarpıtmaya da kimsenin gücü yetmeyecektir.
Sağlık-Sen teşkilatımızda yürütülen seçim sürecinin tüm sağlık çalışanlarımız ve teşkilatımız adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; sürecin demokratik olgunluk içerisinde hayırla tamamlanmasını diliyoruz.
Sendikacılık; çalışanların hak ve menfaatlerini koruma mücadelesinin yanında, nezaketin, istişarenin, demokratik iradenin ve teşkilat ahlakının da temsilidir. Bu nedenle seçim süreçleri; kişilerin değil fikirlerin, gerilimin değil hizmet anlayışının yarıştığı dönemler olmalıdır.
Ancak son günlerde seçim sürecine ilişkin çeşitli değerlendirmeler tarafımıza ulaşmaktadır. Üyelerimizin tercihlerini etkilemeye yönelik ayrıştırıcı ve baskıcı tutumların teşkilat kültürümüzle bağdaşmadığını açıkça ifade etmek isteriz. Hiçbir makam, hiçbir adaylık ve hiçbir seçim hesabı; üyelerimizin özgür iradesi üzerinde gölge oluşturmaya kalkışacak girişimlere meşruiyet kazandıramaz.
Bu doğrultuda herhangi bir yönlendirmeye veya tercihinden dolayı sonradan bir mağduriyet yaşayacağı endişesine maruz kalan üyelerimiz hiçbir çekince duymadan özgür iradelerini sandığa yansıtmalıdır. Hiç kimse, kullandığı oy nedeniyle çalışma huzurunun, kurum içindeki konumunun veya geleceğinin zarar göreceğini düşünmemelidir.
Dün olduğu gibi bugün de üyelerimizin hukukunu ve emeğini korumak bizim en temel sorumluluğumuzdur. Seçim sürecinde veya sonrasında, tercihinden dolayı herhangi bir üyemizin baskıya uğraması, dışlanması ve görev yeri veya çalışma şartları üzerinden yıldırılmaya çalışılması mümkün değildir.
Sandıkta ortaya konulacak irade yalnızca kendi iradeleri değil, aynı zamanda sendikal demokrasinin de teminatıdır. Bu nedenle hiç kimse kendisini yalnız hissetmemeli ve tercihinin bedelini ödeyeceği düşüncesine kapılmamalıdır.
Seçim sonucunda oluşacak yönetim kurulunun kimlerden meydana geldiğine bakılmaksızın ortaya çıkacak iradeye saygı duyulmalıdır. Ancak seçim sürecinde veya sonrasında tercihinden dolayı herhangi bir üyemizin hedef hâline getirilmesine, baskı altına alınmasına, dışlanmasına veya mağdur edilmesine asla müsaade edilmeyecektir.
Öte yandan sağlık kurumlarımızda görev yapan üst yöneticilerimizin de seçim sürecine ilişkin azami hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. Kamu yöneticilerinin herhangi bir ekip, grup veya aday lehine tavır alması, koruyucu-kollayıcı bir yaklaşım sergilemesi, çalışanlar üzerinde doğrudan ya da dolaylı baskı oluşturabilecek tutumlara yönelmesi asla kabul edilemez.
Kamu gücünü, makamını veya idari yetkisini kullanarak seçim sürecini etkilemeye çalışan, çalışanların tercihlerini yönlendirmeye kalkışan ya da herhangi bir taraf lehine pozisyon alan yöneticiler karşılarında yalnızca bireysel tepkileri değil, Memur-Sen teşkilatının kurumsal duruşunu bulacaktır. Hiç kimsenin Memur-Sen çatısı altındaki sendikalarımıza ayar vermeye, teşkilatlarımızın iradesini şekillendirmeye, seçim sonuçlarını etkilemeye veya herhangi bir yapıyı kendi nüfuz alanı hâline getirmeye hakkı yoktur. Sendikalarımızın iradesi; makam odalarında değil, üyelerimizin hür vicdanında ve sandıkta tecelli etmelidir.
Bu vesileyle seçim yarışında yer alan her iki adayımıza başarı dileklerimizi iletirken, başkanlarımızı ve kıymetli ekiplerini de suhulete ve teşkilat hukukuna uygun hareket etmeye davet ediyoruz. Sergilenen tavrın ve yürütülen çalışmaların seçim sonuçlarından çok daha uzun süre hatırlanacağını unutmamak gerekir. Bugün aynı teşkilat çatısı altında omuz omuza mücadele verenlerin, yarın da aynı davaya hizmet etmeye devam edecekleri unutulmamalıdır.
Bu nedenle kırıcı söylemlerden, üyeler üzerinde baskı oluşturabilecek girişimlerden ve teşkilatımızın birlik ruhuna zarar verebilecek tutumlardan uzak durulması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Üyelerimiz herhangi bir yönlendirmeye ihtiyaç duymadan, özgür iradeleriyle en doğru kararı verecek bilgiye, tecrübeye ve ferasete sahiptir. İnanıyoruz ki seçim tamamlandıktan sonra kazanan veya kaybeden taraflar değil; Sağlık-Sen'in kurumsal gücü ve teşkilatımızın ortak değerleri olacaktır.
Genel Başkanımız Ali Yalçın, yaşanan üzücü olayların ardından sahada aktif bir şekilde süreci takip etmektedir.
▪️ İlk olarak binlerce Siverekli vatandaşımızla birlikte protesto yürüyüşüne katıldı.
▪️ Saldırının gerçekleştiği okulu ve yaralı öğrencilerin tedavi gördüğü hastaneyi ziyaret ederek öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizle birebir görüştü.
▪️ Ziyaretleri sırasında Kahramanmaraş’tan gelen acı haber üzerine vakit kaybetmeden bu şehre intikal etti.
▪️ Halen Kahramanmaraş’ta yetkililerle görüşmelerini sürdürmekte, atılacak adımlar konusunda istişarelerde bulunmaktadır.
▪️ Hastane önünde endişe, üzüntü ve şaşkınlık içinde bekleyen aileleri ziyaret ederek yaralı öğrencilerle yakından ilgilenmekte, psikolojik destek süreçlerine katkı sunmaktadır.
▪️ Evlatlarını kaybeden ailelere taziye ziyaretlerinde bulunarak acılarını paylaşmakta, dayanışma ve birlik mesajı vermektedir.
🔴 BU HAFTA OKULLARDA DERSLERE ARA VERİLSİN!
Siverek’te yaşanan okul baskınının ardından henüz şaşkınlık, korku, üzüntü ve acıyı üzerimizden atamamışken; Kahramanmaraş Onikişubat Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen ve ne yazık ki can kayıplarının da yaşandığı menfur saldırı haberiyle bir kez daha derinden sarsıldık.
Eğitim yuvalarında yaşanan bu vahim olaylar, eğitim camiasında olduğu kadar toplumun tamamında derin bir korku ve endişeye yol açmıştır. Okulların; güvenliğin, huzurun ve ilmin merkezi olması gerekirken, şiddetin hedefi haline gelmesi asla kabul edilemez.
Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin böylesine ağır bir psikolojik ortamda görevlerini sürdürmesi mümkün değildir. Şaşkınlık, korku, üzüntü ve acının hâkim olduğu bir atmosferde sağlıklı bir eğitim sürecinden söz edilemez. Aynı şekilde ailelerin de çocuklarını güven içinde okula göndermesi beklenemez.
Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı’nı ivedilikle gerekli adımları atmaya, okullarda (cuma günü dahil) eğitime ara vermeye ve eğitim ortamlarının güvenliğini en üst düzeyde sağlamaya davet ediyoruz.
İşimiz gücümüz, eğitim ortamlarını güvende tutmak olsun.
Eğitimde yaşanan şiddet olayları münferit olarak değerlendirilemez; kalıcı, caydırıcı ve çok yönlü tedbirlerle ele alınmalıdır. Okullarımızda korkunun değil güvenin hâkim olduğu bir ortam tesis edilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
YASIMIZ BÜYÜK
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; acılı ailelere, eğitim camiasına ve aziz milletimize başsağlığı diliyoruz. Bu acı hepimizin ortak acısıdır.
@RTErdogan@tcmeb@Yusuf__Tekin
#EğitimdeŞiddeteSon #Siverek #Onikişubat #OkullarTatilEdilsin
#EgitimdeŞiddeteHayır
📣Eylem ve Basın Açıklaması Duyurusu...
#Şanlıurfa#Siverek'te yapılan çirkin saldırıyı lanetliyoruz. Eğitim-Bir-Sen olarak tüm Türkiye’de 1 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştiriyor ve konuyla ilgili basın açıklaması yapıyoruz. 15.04.2026 tarihinde saat 13:30’da Valilik Tören Alanında yapacağımız açıklamamıza tüm halkımız davetlidir. Benzeri olayların bir daha yaşanmamasını diliyor, tüm eğitim camiasına geçmiş olsun diyoruz...
Ayrıca meydana gelen üzücü hadise karşısında sendikalarımızın almış olduğu eylem kararına riayet ederek kolektif bir duruş sergileyen tüm eğitim çalışanlarımıza teşekkür eder; bu dayanışmanın eğitim çalışanlarımızı daha da güçlendireceğine, ortak sorunların daha hızlı ve etkin biçimde çözüme kavuşturulmasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Emeklerinize sağlık 👏
#EğitimdeŞiddeteHayır
#GüvenliOkulGüçlüGelecek
#OkullardaGüvenlikŞart
Saray Bakışık İlkokulu ve Ortaokulu’nda bir yönetici tarafından diğer bir yöneticiye ve öğretmenlerimize yönelik uzun süredir devam ettiği ifade edilen mobbing uygulamalarıyla ilgili ciddi iddialar tarafımıza ulaşmıştır.
Edindiğimiz son bilgilere göre; söz konusu yöneticinin bağlı bulunduğu sendikanın şube başkanının şu anda okula doğru hareket halinde olduğu ve okulda görev yapan yönetici ve öğretmenlerimiz üzerinde baskı kurma, sindirme ve yönlendirme girişiminde bulunabileceği yönünde kuvvetli duyumlar alınmıştır.
Eğitim kurumları hiçbir kişi, yapı ya da sendikanın güç gösterisi yapacağı alanlar değildir. Hiç kimse, eğitim çalışanlarımız üzerinde baskı kuramaz, tehditkâr bir tutum sergileyemez.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Olası her türlü baskı ve sindirme girişimi kabul edilemez.
Yaşanabilecek herhangi bir olumsuzluğun sorumluluğu doğrudan bu girişimde bulunan kişi ve yapıya ait olacaktır.
Tüm yetkili kurumları sürece derhal müdahil olmaya davet ediyoruz.
Eğitim çalışanlarımız yalnız değildir. Sürecin anbean takipçisi olduğumuzu ve her türlü hukuki ve idari süreci başlatacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
@VanilMem@tcvanvaliligi
EK DERS ÜCRETLERİ İKİ KATINA ÇIKARILMALI
▪️ Öğretmenlerin ek ders birim ücretlerinin iki kat artırılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığına yaptığımız yazılı başvuru ile talep ettik.
▪️ Komisyon raporlarına aldırarak 8. Dönem Toplu Sözleşme masasına taşıdığımız “ek ders ücretlerinin belirlenmesine esas gösterge rakamının gündüz öğretimi için en az 280, diğer saatler için 300 olması” teklifimizin ne kadar haklı ve yerinde olduğu, iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatlarında yaşanan artışlarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu haklı talebimizi kazanıma dönüştürmek için girişimlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
▪️ Mevcut ek ders esaslarına ilişkin hükümler, ücretlerde dengesizlik ve mağduriyet üretmeye devam etmektedir. Ek ders ücretlerinde izahı mümkün olmayan farklılıklar ve yetersizlikler giderilmelidir.
▪️ Aylık karşılığı ders yükümlülüğü haftalık 15 saat olmalıdır
▪️ Her 6 ders saatine karşılık 1 saat hazırlık ve planlama ücreti verilmelidir.
▪️ Mesai dışı ve İYEP görevlerinde ek ders ücretleri yüzde 100 artırımlı ödenmelidir.
▪️ Ek ders birim ücretlerinin iki kat artırılması başta olmak üzere tüm taleplerimizin yerine getirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Haberimizi okumak için:
https://t.co/Q2yUWo1979
Van’ın Tuşba ilçesinde meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Şükürler olsun ki şu ana kadar herhangi bir olumsuz durumun yaşanmamış olması en büyük tesellimizdir.
Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin.
#Van #Deprem #Tuşba
ÇOCUK KATİLİ SİYONİST REJİMİ LANETLİYORUZ
Siyonist rejim, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte İran’ın Hürmüzgan eyaletinde bir kız ilkokulunu doğrudan hedef alarak 150 kız çocuğunu katletti.
Çocukların hedef alınıp katledilmesi, kelimenin tam anlamıyla alçaklık ve barbarlıktır. Bu saldırı açık bir savaş suçudur.
Siyonist rejimi, ortağı ABD’yi ve emperyalistlerin bölgemizde gerçekleştirdikleri terör eylemlerini lanetliyoruz. Hürmüzgan’da ilkokula yapılan saldırıda katledilen çocuklara Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz.
İpekyolu ilçemizde bulunan bir okulumuzda, üyemiz adına bilgisi, iradesi ve açık rızası olmaksızın istifa formu düzenlenmesi; açık bir hukuk ihlali, ağır bir suç ve kabul edilemez bir skandaldır. Bu fiil nedeniyle; söz konusu usulsüzlüğü yapan, yaptıran, talimat veren ve göz yuman herkes hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUZ.
25.02.2026 tarihinde sendikamızın üyelerine yönelik hediyelerin dağıtımını yapmak üzere ziyaret edilen okulumuzda somut tespiti yapılan bu eylem; resmî belgede sahtecilik, görevin kötüye kullanılması ve kişinin temel hak ve iradesinin gasp edilmesi suçlarını oluşturmaktadır. Bir eğitim kurumunda, eğitim yöneticileri eliyle işlenmiş olması ise bu suçu daha da ağırlaştırmaktadır. Bu tablo, meselenin basit bir idari hata değil, bilinçli ve sistematik bir hukuksuzluk olduğunu göstermektedir.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Bu olay ilk değildir. Daha önce benzeri hukuksuzluklar karşısında nasıl ki geri adım atmadıysak, bugün de aynı kararlılıkla hareket ediyoruz. Üyelerimizin iradesine uzanan her müdahalede, nerede ve kim tarafından yapılırsa yapılsın en sert tepkiyi verdik, vermeye de devam edeceğiz.
Müdürün sorumluluğu müdür yardımcısına, müdür yardımcısının ise müdüre atması gerçeği değiştirmemektedir. Fail kim olursa olsun, bu suça karışan herkes yargı önünde hesap verecektir. Bu dosya “ben yapmadım” söylemleriyle kapatılamaz, faili meçhul bırakılmayacaktır.
Sadece adli süreçle yetinilmeyecek; aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde idari ve disiplin soruşturmalarının başlatılması için gerekli tüm başvurular yapılacaktır. Bu sürecin her aşamasının sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.
Üyemizin ve tüm üyelerimizin haklarını savunmak bizim için bir tercih değil, boynumuzun borcudur. Hukuksuzluğa göz yuman, usulsüzlüğü normalleştiren hiçbir anlayışa sessiz kalmadık, kalmayacağız. Sorumlular hesap verene kadar bu mücadele bitmeyecektir.
@tcmeb@tcvanvaliligi@VanilMem
Sevgili @TEVKurumsal yıllar önce #VanDepremi’nde #Van’a lojmanlar yaparak destek oldunuz, umut oldunuz. Yıllar önce hüznün, endişenin hakim olduğu yerde ektiğiniz tohumlar artık çiçek ve fidan oldu bahçelerinde çocuk sesleri yükseliyor. Bu kadar güzel bi alanda çocuklarımız için kapalı oyun alanına ve adınızla anılan lojmanların da bakıma ihtiyacı var. @ozgurbolat
Okullarda Ramazan etkinliklerini bahane ederek peş peşe bildiriler yayımlamak, eğitim alanını suni tartışmaların merkezine taşımaktır. Çocuklara iyilik ve merhamet bilinci kazandırmayı hedefleyen çalışmaları ideolojik zemine çekmek doğru değildir.
#OkuldaRamazanaDestek
Ramazan ayı vesilesiyle okullarda çocuklarımıza sabrı, paylaşmayı, merhameti ve kardeşliği anlatan programlardan rahatsız olmak; eğitimi ideolojik çekişmelere kurban etmektir. Değer aktarımını hedef alan bu çalışmaları “laiklik elden gidiyor” söylemiyle hedef göstermek, toplumsal huzura değil gereksiz gerilime ve kutuplaşmaya hizmet eder.
Okullarda Ramazan etkinliklerini bahane ederek peş peşe bildiriler yayımlamak, eğitim ortamını suni tartışmaların merkezine taşımaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Çocuklarımıza iyilik, dayanışma ve paylaşma bilinci kazandırmayı amaçlayan faaliyetleri ideolojik bir zemine çekmek doğru değildir. Eğitim ortamı bir ideolojik kavga alanı değil; ortak değerlerin güçlendiği bir zemindir.
Çocuklarımızın türlü tehditlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde, Ramazan üzerinden yürütülen bu karşıtlık açık bir öncelik sapmasıdır. Yılbaşı ve benzeri kültürel ritüeller söz konusu olduğunda pedagojik hassasiyet hatırlamayanların, Ramazan etkinliklerinde birden bire “eğitim ilkeleri” söylemine sarılması ise tam anlamıyla ikiyüzlülüktür.
Bu toplumun inancı ve değerleri, birilerinin köhne ideolojik paranoyalarına kurban edilecek kadar sahipsiz değildir. Milletimizin inancına düşmanlık eden tutumları ne eğitim camiası ne de aziz milletimiz kabul edecektir. İnancına sahip çıkan öğretmeni de öğrenciyi de, bu milletin değerlerini yaşatan her bir eğitim neferini de asla yalnız bırakmayacağız.
Okullarımız; milletine yabancı ideolojilerin sergi salonu değil, iyiliğin, kardeşliğin, paylaşmanın, sevginin ve huzurun yeşerdiği mekânlardır. Ramazan etkinlikleri, çocuklarımızın hafızalarında en güzel hatıralar olarak yer alacak; onları birbirine, topluma ve hayata daha güçlü bağlayacaktır.
Ramazan sevincinin okullarımızda yaşatılmasını destekliyor; bu doğrultuda yayımlanan genelgeyi takdir ediyoruz. Değerlerimizle buluşan bir eğitim anlayışına karşı duramayacaksınız.
Çünkü bu millet, kendi inancına ve değerlerine sahip çıkmayı çok iyi bilir.
#OkuldaRamazanaDestek