Genel Başkanımız Ebubekir Korkmaz, MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yaşar Yıldırım'ın teşrifleriyle gerçekleştirilen Türk Mühendisler Derneği 1. Olağan Genel Kurulu'na katıldılar.
2024-2025 Trendyol Süper Ligin 36.haftasında 25’inci defa şampiyonluğa ulaşan Galatasaray Futbol Kulübünü, yeşil sahada ter döken futbolcuları, teknik kadroyu, elbette coşku ve heyecan içinde takımlarını kesintisiz şekilde destekleyen taraftarları gönülden kutluyorum. Şampiyon Galatasaray’a Şampiyonlar Liginde başarılar diliyorum.
MHP’nin il ve ilçe başkanları, Ülkü Ocakları başkanları, Belediye başkanları, milletvekilleri, milliyetçi-ülkücü dernek, vakıf, sendika temsilcileri, temsil noktasında sıfat taşıyanlar…
https://t.co/Bbu3EL2Ujw
TÜRKAV Genel Başkanımız Sn. Ebubekir Korkmaz Beyefendinin teşrifleri ve tüm teşkilatlarımızın katılımıyla, Ülkücü-Milliyetçi Hareket’in birlik ve beraberliğinin önümüzdeki güzel günlere vesile olması temennisiyle “Ergenekon’dan Bahara” Bahar Şenliği programımıza davet ediyoruz.
GÖLGELEMEDEN, SULANDIRMADAN VE İSTİSMAR ETMEDEN…
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, geçtiğimiz günlerde İBB’ye yapılan “Yolsuzluk, rüşvet, terör” odaklı operasyonla alakalı “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni saran hırsızlık, rüşvet ve yolsuzluk iddialarından dolayı Silivri Cezaevi’nde bulunan zanlı Ekrem İmamoğlu’yla ilgili mahkeme süreçlerinin ivedilikle görüşülüp karara bağlanması gerekmektedir. Tanık ifadeleri, sarih ve sahici delillerle birlikte diğer sair bilgi, belge ve bulguların dava dosyasına eksiksiz ilavesinin yapılması suretiyle kovuşturma etapları tamamlanmalı, şayet zanlı Ekrem İmamoğlu suçsuzsa beratı, değilse tecziyesi maşeri vicdana muvafık halde mutlaka ve olabilecek en kısa sürede temin edilmelidir. Televizyon ekranlarından, gazete sayfalarından ve sosyal medya platformlarından sabah akşam kerameti kendinden menkul bir yolsuzluk failiyle ilgili abuk sabuk görüş, düşünce ve paylaşımları aziz milletimiz dinlemeye ve izlemeye mecbur değildir.” çağrısında ve değerlendirmesinde bulunmuştu.
Herkes bu açıklamaları kendi bakış açısına ve duruşuna göre değerlendirdi. Oysa burada duruş noktasına ya da yakınlığına bağlı olarak farklı yorumlanacak bir durum söz konusu değil.
CHP’nin bu durumu açıkça toplumsal bir çatışmaya dönüştürme çabası içinde olduğu görülmektedir. Sokak çağrılarının üniversitelilerden liselilere kadar indirgenmeye çalışıldığı da oldukça nettir.
“Yolsuzluk, rüşvet, terör” odaklı suçlamalar, televizyon ekranlarında sabahtan akşama kadar magazinsel bir boyuta getirilmekte... Gerek hükümet yanlısı gerekse muhalefet yanlısı yorumcular, bu duruma sürekli bir katkı sağlamaktadır.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, ortada bir sorun olduğunun ve bunun daha fazla kokuşmadan çözülmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Açıklaması, yoruma ihtiyaç duymayacak kadar nettir.
Sayın Bahçeli, yargılama sürecinin sulandırılmadan, gölgelenmeden, istismar edilmeden ve toplumsal çatışmalara araç yapılmadan, hukuki çerçevede hızla sonuçlandırılmasını vurgulamaktadır.
Ruşen Çakır’ın “Bahçeli burada bir beraat ihtimalinden bahsediyor” şeklindeki algı yaratma çabası, açıkça olayı kendine yontma girişimidir. Ne Ekrem İmamoğlu’nu destekleyenlerin anladığı gibi “İmamoğlu suçsuzdur” demiştir, ne de bazı yorumcuların iddia ettiği gibi “Dosyayı hemen kapatın” çağrısında bulunmuştur.
İBB’ye yönelik “yolsuzluk, rüşvet, terör” odaklı suçlamalar, oldukça ciddi iddialardır. Ancak kamuoyu vicdanının tatmin edilmesi ve hukuki zeminin sağlam bir şekilde oluşturulması için bu iddiaların somut delillerle ispatlanması şarttır.
Şahsen bana “Ekrem İmamoğlu ve ekibi bu suçları işledi mi?” diye sorulsaydı, kanaat ve hissiyatım doğrultusunda tereddütsüz “Evet, işlediler” derdim.
İmamoğlu’nun bugüne kadar yaptıkları ya da yapmadıkları, İBB bütçesinin nerelere harcandığı incelendiğinde, bu kanaatin temelsiz olmadığı görülecektir.
Ancak böylesi yargılamalar, hissiyat ve kanaat üzerinden değil, hukuki dayanaklara bağlanmalıdır.
Kimsenin şeref, onur ve haysiyetiyle oynanmadan, iftira atılmadan, yalan karıştırılmadan ve hiç kimsenin siyasi menfaatleri için istismar alanı yaratılmadan bu tür davalar adaletle sonuçlandırılmalıdır.
Sayın Bahçeli’nin açıklamasının ana omurgası budur ve sorumlu bir siyaset anlayışına dayanmaktadır.
Hiç kimse bu açıklamaları kendi menfaatine ya da saplantılarına göre çarpıtmamalıdır.
https://t.co/nj4MCXOu7m
Akıl, insana bir tarafta asıl amacının ne olduğunu diğer tarafta da o amaca nasıl ulaşılacağını öğretip gösterir. Mühim öncelik müessir bir akla sahip olmak ve onu fonksiyonel olarak kullanabilmektedir. Aklı karışık olanların fikir, fiil ve eylemleri tutarsızdır. Bu tutarsızlığın ardı ve akıbeti ahlak ve etik ihlallerine, mana ve muhteva ilkesizliklerine, bundan da ötesi karanlık ve kuralsız siyasal ilkelliklere ortam açacaktır.
Türkiye’mizin ortak akıl ve ortak yaşama azmi uzun süredir tehdit altındadır. Toplumsal düzen ve siyasi istikrar ile rejim ve yeni hükümet sistemi yalan, iftira ve ihanet karışımından mülhem tahrip ve tahrik akınına maruzdur. Tarihimizin muzaffer ve muhteşem dönemlerinde Allah’ın bir lütfu olarak tebarüz eden devlet ile milletin aynı hedefe kilitlenme gerçeği yeni yüzyılda müstahkem şekilde tesirini gösterince dış bağlantılı bozguncu mihraklar, ihanete teşne bunalım mimarları telaşa kapılmışlardır. Sosyal barışımızı, siyasi huzurumuzu, iç asayiş ve güvenlik yapımızı dinamitlemek isteyen fırsat düşkünü fitne/fesat markası çevrelerin ziyadesiyle hareket ve heves içinde oldukları gözlemlenmektedir.
CHP Genel Başkanı’yla birlikte yanında ve yöresinde hizalanan edep ve erdem muhalifi menfaatperest yoldaşları demokrasinin imkan ve iradesini hiçe saymaktadır. Sokak kuytularında ikbal arayışına girişmişlerdir. Ayaklanma ve isyan çağrıları subliminal mesajlara iliştirilmiştir. Üniversite gençliğinin kışkırtılmasından sonra küçük gruplardan müteşekkil lise öğrencilerinin ajite edilip okul önlerinde protesto nöbetine sokulması, milli eğitim sistemi içinde rutin ve mutat bir uygulamanın manipülasyonundan medet umulması suçtur, sorumsuzluktur; dahası insaf, izan ve vicdan yokluğudur.
Milli Eğitim Bakanımız yalnız değildir, CHP Genel Başkanı’nın iğrenç sözleri bumerang gibi kendisine dönmüş ve şahsıyla örtüşmüştür.
Öğrencilerimizin velileri evlatlarına sahip çıkmalıdır. Okuyan-okumayan her çocuğumuz çok değerlidir. Onların geleceği Türk milletinin geleceğidir. 12-24 yaş kuşağındaki evlatlarımızın istismar ve israfına göz yummak aynı zamanda istiklalimizi ve istikbalimizi riske atmaktır. Anneler-babalar CHP’nin kara kampanyasına itibar etmeyerek çocuklarının heba ve heder olmalarına engel olmalı, set çekmeli, duvar örmelidir.
CHP’nin sokak provaları, yasa dışı sol ve marjinal grupların alçak provokasyonları çocuklarımızı değirmen taşı gibi öğütme, geleceklerini mahvetme esasına dayalıdır. Güya demokratik hak arama iddiasıyla yapılan haksız ve hukuksuz protesto gösterilerinin varacağı yer kaybolmuş ve pişmanlıklara hapsolmuş bir hayattır.
Hiçbir evladımızdan vazgeçemeyiz. Onların her biri göz nuru, gönül surumuzdur. Öğrencinin yeri okuldur, sınıftır, kütüphanedir, aile sıcaklığıdır, laboratuvardır, çağın gereği olan kavram, kuram ve bilgilerle donanmaktır.
Üstelik sosyal medyada halkımızı yanıltıcı ve kuşkuları yoğunlaştırıcı iddiaları ahlaksızca paylaşanlar, ileri geri spekülasyon yapanlar, CHP’ye kayyum atanacak tantanası koparanlar içimize kadar yuvalanmış şeytanlardır.
Bir kaşık suda fırtına çıkaranların niyeti halis ve hakkaniyetli değildir. CHP’ye kayyum hem doğru değil hem de mümkün değildir. Zira CHP zaten fiili vesayet ve kayyum yönetimiyle kendi kendini yiyip bitiren canlı bir organizmaya dönüşmüştür. Mağduriyet pozlarına aldanacak hiç kimse yoktur. Herkes ne konuştuğunu, ne söylediğini bilmek ve bunun ahlaki idrakine ermek mecburiyetindedir.
Türk ve Türkiye Yüzyılını lekelemeye, milli birlik ve kardeşlik duygularımızı linç etmeye kalkanlar elbette hukuken ve siyaseten sorumluluktan kurtulamayacaktır. Türkiye’mizin imaj ve prestijiyle maksadı muğlak ve muallak taktikler kapsamında oynayanlar eninde sonunda çuvallayacaktır. Türk milleti yegâne güvencimizdir. Türkiye Cumhuriyet’i kıyamete kadar var olacaktır. Tam tersi istikamette çırpınan ve uğraşan kim veya kimler varsa onların alayıyla hem bu dünyada hem de Ruzi Mahşer’de hesaplaşmamız kaçınılmazdır.
Ayrıca TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder’e acil şifalar diliyorum. Sırrı Bey, Allah’ın yardımı, doktorlarımızın desteği ve kendi direnciyle inşallah bu zor günleri atlatacaktır. Terörsüz Türkiye hedefinde inanıyorum ki daha yapacağımız pek çok şey vardır.
Sırrı Bey’in sağlık durumundan dolayı TBMM Genel Kurulu çalışmalarına ara verilmesi Danışma Kurulu’nda kararlaştırılmış ve sadece parti grup başkanvekillerinin geçmiş olsun mesajlarından sonra birleşim kapatılmıştır.
Ancak böylesi hassas bir günde bile CHP korsanvari bir oldubittiyle kriz çıkarmıştır. Birleşimi yöneten CHP’li Meclis Başkanvekili yasa, anayasa ve içtüzüğe aykırı şekilde Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararı CHP’li Katip Üye’ye okutmuştur. Siyasi terbiye ve teamül karşıtı bu davranış en hafif tabirle sinsilik, kötü niyetlilik, densizlik, işgüzarlık ve kabalıktır. CHP işte budur.
CHP’li Meclis Başkanvekili ve CHP’li Katip Üye derhal istifa etmelidir. Oturdukları makamın ağırlığını taşıyamayacak kadar yetersiz, kifayetsiz ve maalesef muhterislerdir. Milletvekilliği düşürülen bir şahsı arkalama çabası boşuna bir gayrettir. Yetki aşımından kaynaklı işlem yok hükmündedir.
CHP, millet iradesine hakaret etmiş, TBMM’nin saygınlığına gölge düşürmüş, görevi kötüye kullanmış, gizli gündemle arkadan dolanmış, tedavi altında bulunan Sırrı Bey’e de büyük bir haksızlık yapmıştır.
CHP ve yönetimi bitmiş bir hikayenin siyaset ayağıdır. Bu zihniyetten hayır gelmesi pirenin deveyle güreş tutmaya cüret etmesi kadar absürt ve deli saçması bir beklentidir.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.
Mustafa Kemal Atatürk
@husnudoganmhp Atatürk en büyük Türk milleyetcisiydi. Bunlar için Atatürk maske kullanılacak en güzel figür.
" Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızda dolaşan asıl kanda mevcuttur."
🇹🇷🤘
Büyük Devlet ve siyaset adamı,şahsiyet âbidesi, bir neslin varoluş kavgasını vermiş; BAŞBUĞUMUZ ALPARSLAN TÜRKEŞ'i Hak'ka Yürüyüşünün 28.Yılında, rahmet ve minnetle anıyorum..
Ruhu Şad, Mekanı Cennet Olsun..
Düşünce hayatımızda tıpkı Süheyl Yıldızı gibi parlayan Merhum Ziya Gökalp bir defasında isabet ve itinayla ihata edilmiş şu cümleyi beyaz sayfalara dökmüştü: “Fikirleri hislerine tevafuk ve istinat etmeyen bir insan ruhen hastadır.”
Fikrinde ve zikrinde onarılmaz hasarlar bulunan kimselerin ruhen sıhhatli olmalarını beklemek işin özünde boşa kürek çekmek, boşuna zaman tüketmektir.
Saraçhane provokasyonuyla Türkiye’nin önünü kesmek için kuyruğa giren hastalıklı CHP’sinden diğer marjinal parti ve yasa dışı sol gruplara kadar alayı emel, eylem ve sözleriyle düşmanları aratmayan bir çizgide pozisyon almışlardır.
Vandallığa demokrasi nöbeti diyecek kadar gerçeklerden kopmuş, milletine ve devletine yabancılaşmış bohem ve bonservis bedeli çoktan ödenmiş bir muhalefet anlayışı karşımızdadır.
Ülkemizin yükselen değer ve prestijinin gözle görülür şekilde hız ve ivme kazandığı bir dönemde Saraçhane komplosunu birden bire devreye alanlar Türk ve Türkiye düşmanlarına rehin düşen ve bundan mülhem batıla hizmetkâr olan işbirlikçilerdir. Maske takıp polisimize taş atan, balta fırlatan, havai fişekle saldıran, asit saçan alçakların demokrasi, hukuk veya özgürlükle hiçbir ilgisi ve ilişkisi yoktur.
Zulüm 1453’de başladı diyenler Şehzadebaşı Camii’ni ve haziresini kirleten bir avuç casus aparatı, aynı şekilde paçoz ve şehir eşkıyasından başkası değildir. Camii duvarına pisleyenlerden, yakıp yıkmayı demokrasi olarak lanse edenlerden, milletimizin alın teri, helal emeği olan belediye kaynaklarını organize rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk anaforunda hiç edenlerden tarih ve adalet önünde hesap sorulmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın merhume ve muhterem annesine edilen küfürler kimlerin köprübaşlarını tutmak için sokaklara çıktığını göstermektedir. Şahsımın tedavi süreciyle ilgili fitne ve dedikodu kampanyası üreten şeytani niyetlerin sokak anarşisini nasıl da alevlendirmek istedikleri malumumuzdur.
Türkiye Cumhuriyeti’ni can pahasına savunacağız.
Cumhur İttifakı CHP’nin muhbir ve muhabir mihmandarı olduğu çok boyutlu tahrik ve tahrip dalgasını kırmaya muktedirdir. Çünkü büyük Türk milleti yanımızdadır. Yabancı istihbarat örgütlerinin kuklası olup sokaklara dökülenlerin, iç asayiş ve huzur ortamını bozanların yakasından tutmak mutlaka sağlanmalıdır. Türkiye oyuncak değildir, karanlık oyunlara gelmeyecektir.
Bin aydan daha hayırlı olan bugünkü Kadir Gecemizde, Cenab-ı Allah’tan niyazım rahmetini, merhametini ve mağfiretini milletimizden esirgememesi, milli birliğimizi ve bin yıllık kardeşliğimizi sonsuza kadar muhafaza buyurmasıdır. Vatanımızın, bayrağımızın, bağımsızlığımızın, bekamızın, mukaddesatımızın, milli ve manevi pek çok değerimizin kadrini kıymetini bilmek dileğiyle; aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin müstesna, mübarek ve muhteşem fecirlerle müjdelenen Kadir Gecesini dualarımla tebrik ediyorum.
İstiklal Marşımız bağımsızlığımızın manifestosu, milli varlığımızın manzum seslenişidir. Merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un eşsiz duyuş ve hissedişiyle kaleme alınan istiklalimizin dizeleri aziz milletimizin şuur ve inancını simgeleştirmiştir.
Büyük Millet Meclisi’nde ilk kez 1 Mart 1921 tarihinde Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından okunan ve 12 Mart 1921 Cumartesi günü de tezahüratlarla kabul edilen istiklalimizin mısraları, istiklalimizi müjdelemiş, Türk milletinin kudret ve kuvvetinin adeta simgesi olmuştur.
İstiklal Marşımız, yazıldığı ölüm kalım devrinin olduğu kadar, Türk milletine ait ebedi unsurların da bir destanı, sönmeyecek ve eskimeyecek bir şiirsel ifadesi olarak milli vicdanlarda yer etmiştir.
Merhum Akif, milletimizin ruhuna, benliğine ve gönlüne hitap ederek, üzeri küllenmiş iddiaları, geriye düşmüş hedefleri, bastırılmış milli arzuları alevlendirmiş ve kendisine has üslup marifetiyle harekete geçirmiştir.
Türk milletinin iman dolu varlığının; müstevlilerin silahlarından daha üstün, daha güçlü ve daha muktedir olduğu merhum şairimiz tarafından dile getirilmiştir. Bu imanın zaferi, bu milli şahlanışın eşsiz duruşu en başta Çanakkale’de çeliğe ve tekniğe boyun eğmemiş, ardından da Milli Mücadele’de her türlü mütecaviz emellere rağmen diz çökmemiştir.
İstiklal Marşımız milli istiklal ve istikbale duyulan derin sevgi ve bağlılığın sonucunda hayat bulmuş, esas anlamına kavuşmuştur.
Merhum şairimizin her deyişi, her beyanı ve her mücadelesi Türk milletini yükseltme, Türk milletini hak ettiği yerlerde görme ülküsü üzerine bina edilmiştir.
Sömürgeci emellerin Türk milletinin iman dolu göğsüne çarparak sönmesi, Türklüğün duvarını aşamadan durdurulması en güzel ve veciz şekilde onun mısralarında özetlenmiştir.
Emperyalistlerin namert komplosu, insanlığı boşa çıkaran bozguncu ve işgalci adımları ancak ve ancak, Akif gibi vatan ve milletine derinden bağlanan ahlak kahramanlarının fırın gibi sıcak yürekleriyle ezilmiş ve reddedilmiştir.
Bugün de çevremizde dolaşan tek dişi kalmış canavarlar, o günden bugüne vicdan ve insanlık değerlerini barut ve silah yığınağının içinde kaybetmişler, çok şükür ne yaptılarsa amaçlarına ulaşamamışlar, neyi öngördülerse başaramamışlar, hiçbir zaman da sonuç alamamışlardır.
Akif, zulme direnen, zalime teslim olmayan, kanlı ellere sırnaşmayı, dalkavukluğu aklından dahi geçirmeyen yüksek bir ahlak timsali olarak gönüllere taht kurmuştur.
Akif’in yazdığı İstiklal Marşı, Türk milletinin müşterek iradesi ve beyanı olarak görmesini bildikten sonra herkese önemli sorumluluklar yüklemektedir.
İstiklal Marşımızın kabul edilişinin 104’üncü yıldönümünde merhum vatan şairimizi şükran, minnet, hürmet ve rahmetle anıyorum.
Dileğim ve niyazım odur ki, Cenab-ı Allah muazzez ve muhterem Türk milletine bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın, bir daha karanlık günler yaşatmasın, bir daha da bağımsızlığımızı risk ve tehlikelere maruz bırakmasın.
6 Mart 1989 tarihinde yanan ateşimiz, Ülkücü Hareketin Koca bir çınarı olma vasfına sahip olmuş TÜRKAV'ımızın kurulmasına öncülük eden başta Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ ve Liderimiz Devlet Bahçeli olmak üzere bugünleri görmesine vesile olmuş tüm ülküdaşlarımızdan Allah razı olsun
Programa, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, kurucu Genel Başkanımız Ali Işıklar, MHP Ankara İl Başkanı Alpaslan Doğan, Kamu Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, MHP MYK üyeleri İbrahim Özbay, Ahmet Korhan Mastı, Çağatay Yıldız,