Başörtüsü yasaklarına karşı mücadele ederek bugünlere gelen AK Parti, Azerbaycan’daki başörtüsü yasağını eleştirdi diye kendi başdanışmanını Aliyev yönetiminin talimatıyla görevden alıyor. Cumhurbaşkanı’nın meşhur sözüyle sormak lazım: Nereden nereye... Kimler kimlerle beraber?
Şu anda, piyasa dolandırıcılığı sebebiyle başlayan krizin henüz birinci perdesini izliyoruz.
Eğer gereken tedbirler acilen alınmazsa; bu kriz büyür, ikinci, üçüncü perde daha kötü olur.
Sayın Erdoğan, etrafınızı öyle insanlarla donattınız ki; bunlar fakir fukaranın, garip gurebanın derdinden anlamaz.
Öyle bir kadro kurdunuz ki; bunlar sizin bir zamanlar oturduğunuz fakir sofralarındaki o insanların hissiyatını kavrayamaz.
Fakat bu tercih sizin tercihiniz. Zamanında sizi uyaran, bu tür insanlarla çalışmayın diyen nice dostunuzu tersleyen, reddeden sizdiniz.
Eğer bugün iktidarınız döneminde milyarlarca dolarlık dolandırıcılık, yolsuzluk vurgun oluyorsa bunun en önemli sebebi AK Partililerin AKP'lilere boğdurulmasıdır.
13 yıllık Bakanlığı döneminde hem ekonomide hem de dış işlerinde başarısını ispatlamış; dürüstlüğü ve güvenilirliği ile ülkemizin ve milletimizin DEVAsı Ali BABACAN liderliğinde ekonomide atılım, ülkemizde refah ve huzur dolu bir dönemin başlangıcına az kaldı.
@alibabacan@devapartisi
Sn Sadettin Ökten 84 yaşında,
Sn Erdoğan 72 yaşında…
Ne zamandan beri yaşı büyük birisi küçüğün elini öpmeye yelteniyor oldu…
İlmiyle topluma yol gösterecek, yön verecek aydınlar maalesef el öper oldu.
Ebu Hanife’lerden, Fatih Sultan Mehmet ile İstanbul Kadısı Hızır Bey’lerden sonra geldiğimiz durum bu…
Ulema, umeranın elini öpüyor. Hepimize geçmiş olsun. Yazık…
Fıkralar anlatmaya bayılan oto tamircim bir gün kaportamın içinden kafasını uzatarak:
- Hocam, sağır, dilsiz bir adam nalbura girer. Birkaç tane çiviye ihtiyacı vardır ve iki parmağını dik bir şekilde masanın üzerine koyarak üzerlerine çekiçle vuruyormuş gibi yapar. Nalbur önce bir çekiç verir. Adam başı ile "hayır" işareti yapar ve dik duran iki parmağını gösterir. Tabi bu sefer nalbur ona çivileri verir.
Bir derin nefes aldı ve gülerek sordu;
-Peki hocam sence kör bir adam nalbura bir makas istediğini nasıl anlatır?
Elimi kaldırdım ve parmaklarımla makasla kesme işareti yaptım.
Tamirci kahkahalarla gülmeye başladı ve :
-Hocam, adam sadece kör. Dilsiz değil ki. Neden doğru düzgün konuşarak makasa ihtiyacı olduğunu söylemesin ki?
Utandığımı itiraf ederim.
Adam utancımı görünce;
-Üzülme be hoca.Ben kimin doğru cevabı bilip kimin de yanlış yanıt vereceğini hep bilirim. Senin kesinlikle yanılacağına emindim.
-Buna nasıl emin oldun? diye kekeledim ve gelen:
-Çünkü o kadar fazla eğitilmişsin ki akıllı olamayacağını anlamıştım, cevabı karşısında şaşkınlığım bir kat daha arttı.
Biliyor musunuz haklı idi!
İsaac Asimov
🗳️ MUHALEFETİN ADAYI KİM OLMALI?
1🔵 Ali Babacan%37
2🟢 Mansur Yavaş%32
3🔴 Özgür Özel%21
4🟠 Mahmut Arıkan%6
5🟣 Fatih Erbakan%4
📈 Araştırma: Sokağın Nabzı Araştırma
📅 Ekim 2026
BUGÜN CUMA:
Bir Vekil Maaşını Ne Zaman Helal Eder?
Hepimiz için Anadolu'da çokça ifade edilen bir cümleyi yeniden hatırlama vakti; maaşını helal etmek.
Yani bir iş karşılığında bir ücret alıyorsunuz ve bu iş için ortaya koyduğunuz emek, çaba ve sürenin sonucunda kendi kendinize "Ben bu maaşı acaba helal ediyor muyum?" diye sormak durumundasınız.
Milletvekilliğinin bence maaşını helal edebilmesinin en az 3 ayrı yönü var.
1.'si kendi seçim bölgesinde seçmeniyle kurduğu iletişim ve seçim bölgesinin sorunlarını Ankara, hükümet ve Meclis gündemine taşıma kapasitesidir.
2. helallik yolu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Genel Kurul ve Komisyon çalışmalarına katılmak ve burada ortaya koyduğu performanstır.
3.'sü de partisinin kendisine vermiş olduğu vazifeleri yerine getirmek yoluyla maaşını helal etmektir.
Az önce Türkiye'de en az 7 milyon ailenin doğrudan etkilendiği, Türkiye piyasalarının 100 milyar dolar değer kaybettiği, binlerce vatandaşın ekranlardan izlediği bir kanuna dair önerge ve görüşmeler iktidar sıralarından sadece 55 kişinin oylamaya katılımıyla gerçekleştirildi.
Dün tümü üzerinde görüşmeler yapılırken içeride sadece 8 Ak Partili arkadaşımız vardı.
Arkadaşlar kimse kimseyi zorla milletvekili yapmıyor.
Ve biz milletvekili olmak ve bu yemini etmekle birlikte seçim bölgemize Anayasa’da yer aldığı şekliyle Türk milletine ve partimize karşı sorumluluk sahibiyiz.
Allah aşkına bu kadar önemli bir konunun görüşmelerini dahi takip etmeye değer bulmuyorsanız, 3 ayda bir, aldığınız maaşı helal edip etmediğinizi lütfen bir düşününüz.
Sadece lider otoritesi, sadece grup yönetiminin size karşı ricaları değil, Rûz-i mahşerde manevi bir duygu olarak da bu maaşın karşılığını her aşamada ne kadar verdiğinizi düşünün.
EĞRİ CETVELDEN DOĞRU ÇİZGİ ÇIKMAZ
Bu özlü söz Hz. Ali'ye atfedilir: "Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz."
Hz. Ali bu sözüyle, bir insanın özünün, niyetinin veya dayandığı temel kuralların eğri (bozuk) olması durumunda, o kimseden ya da o sistemden doğru ve adil bir iş çıkmayacağını vurgulamıştır. Kültürümüzde ahlak, adalet ve dürüstlük üzerine söylenmiş en etkili özlü sözlerden biri olarak kabul edilir.
Bu söz bugün yaşadığımız toplumsal olaylarda her şeyin özeti gibi...
Ne demek bu?
Kastedilen Cetvel; yöneticilerdir, kişilerdir, kurumlardır.
Çizgi ise yapılan işlerdir, ortaya çıkan eserlerdir, yönetilen fon dolandırıcılığıdır.
Eğer cetvel eğriyse, yani:
Niyet eğriyse,
Ahlak eğriyse,
Usul eğriyse,
Hak-hukuk gözetilmiyorsa
Hesap verme niyetiniz yoksa...
İstediğin kadar "Ben doğru iş yapıyorum"deyin, çizdiğiniz çizgi eğri çıkar. Çünkü kaynak eğridir .
Son zamanlarda neler gördük?
Temel kurul/kurullar yasal dayanakla kurulmuş. Amaçları denetleme gözetleme...
Ama içinde denetim yok, şeffaflık yok, ahlak yok, hesap sorulamıyor. Cetvel eğrilmiş.
Sonra bu sistemde bir fon rezaleti çıkıyor. Bir emanete hıyanet çıkıyor.
Millet şaşırıyor. Şaşırmamak lazım. Eğri cetvelden doğru çizgi bekliyorduk, o yüzden şaşırdık!!!
Muktedirler; "Benim adamım yaparsa mübahtır" düşüncesi. Adaletin terazisi eğrilmiş. Kendi mahallesine ayrı, karşı mahalleye ayrı tartıyor.
Kimse soru soramıyor. O zaman cetvel eğriliyor.
Biz toplum olarak "Sonuç doğruysa usul önemli değil" demeye başladık. "Çalıyor,çırpıyor ama çalışıyor", bizim çocuklar" dediğimiz her an cetveli biraz daha eğiyoruz.
Peki cetvel düzelir mi?
Cemil Meriç'in dediği gibi, üç şeyle:
-Şeffaflık: Herkesin görebileceği bir cetvel olacak. Gizli ajandası olmayacak.
-Hesap verebilirlik: "Bu cetvel doğru mu?" diye sorulduğunda kızmayan, cevap veren olacak.
-Özeleştiri: "Bizim cetvelimiz eğilmiş" diyebilme cesaretini gösterebilecek.
İMH'nin geçen gün "Bizi aldatan bizden değildir" demesi, cetveli düzeltme iradesidir.
Eğri cetvelle uğraşmayı bırakıp, doğru cetvel aramak lazım. Doğru cetvel de;
vicdandır,
adalettir,
hukuktur, usuldür.
Usul esasa mukaddemdir demiş eskiler. Yani yöntem, sonuçtan daha önemlidir. Yöntem eğriyse, sonuç ne kadar süslü olursa olsun eğridir.
DEVA PARTİSİ olarak çağrımız çok samimi. Düşman üretmek değil, cetveli düzeltmek içindir...
Bu çağrı direkt usule, denetime, şeffaflığa yöneliktir....
Doğru olan;
Bizi aldatan bizden değildir.
Cetvel düzelirse memleket düzelir.
Vesselam...
SPK BAŞKANINI GÖREVDEN ALMAK YETMEZ
15 Eylülden bugüne tam 35 gün geçti. Bu 35 günün 20. gününde Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı.
Biz AK PARTİ sıralarına şöyle seslendik: "Nasıl ki Meclisi kapatırken 467 tarihî oylamasıyla bir yasayı geçirdik, gelin, bu fon dolandırıcılığının deşifresi, ilanı, cezalandırılması ve mağdurlarının da mağduriyetinin giderilmesi yönünde iş birliğiyle çalışalım ve Parlamentodaki 7 grup, burada oylamaya katılacak yüzlerce milletvekili aynı yönde oy kullanalım." Ve bunun çok basit bir temel ön gereksinimi vardı, o da Meclis araştırma komisyonu kurulması.
Geçmişte yenidoğan çetesi, İliç kazası, okul saldırıları, Kartalkaya kazası gibi birçok mevzuda komisyon kurulmasına onay veren AK PARTİ, nedense asrın dolandırıcılığı hakkında bir komisyon kurulmasına yanaşmadı.
Biz merak ediyoruz, acaba burada milletin sırtına kene gibi yapışan, AK PARTİ ve külliyedeki itibarlı kurumların tamamını bir şekilde işin içinde gösteren bu büyük dolandırıcılık şebekesi ve iş ortaklarının ifşasından niçin çekiniyoruz?
Sayın Özlem Zengin burada açık çağrıda bulundu: "Listeler açıklansın."
Sayın Devlet Bahçeli MHP grup toplantısında açık çağrıda bulundu: "Listeler açıklansın." Ama otuz beş gün geçti, henüz açıklanan bir liste yok.
Açıklanmasını istediğimiz listeler de Sayın Mehmet Şimşek'in çizdiği çerçevede olsun; yani 10 milyon ve daha fazla kazanmış olan kişiler, olmadı, 100 milyon ve daha fazla kazanmış kişilerin listeleri açıklansın ki ya yanlış isim verilerek veyahut da dezenformasyon yoluyla bu mesele özünden saptırılmasın.
Anadolu Ajansı hastalığını gerekçe göstererek SPK Başkanının, görevden affı değil, istifasını istediğini bildirdi ama gece yarısı Resmî Gazete yayımlanınca bunun istifa değil, görevden alma olduğunu anladık.
Peki, merak ediyorum, koskoca Sermaye Piyasası Kurulunda bu olay nedeniyle sorumluluk atfedilebilecek tek kişi Başkan mıdır, diğer üyelerin ve orada profesyonel olarak görev yapan bürokratların ve uzmanların hiçbirinin bir sorumluluğu yok mudur, sadece Başkanı görevden alarak bu mesele çözülecek midir?
TAKASBANK'ı, BİST yönetimini, DDK Başkanını, BDDK Başkan ve üyelerini görevde tutarak siz bu işin çözüldüğü yönünde bir intibayı verebileceğinizi mi düşünüyorsunuz?
Süleyman Soylu'dan Erenköy cemaatine çok sert tepki:
"Çürüme Batı'ya hamledilir bize edilmez. Allah'a şükürler olsun beş vakit ezan okunuyor mu, okullarda İstiklal Marşı okutuluyor mu? Bu ülkeyi kimse çürütemez. Ben eski Türkiye'yi iyi biliyorum."
Machiavelli der ki:
"Teşhis kolaylaştıkça, tedavi zorlaşır."
Son yıllardaki
kötüye gidişi
AZ KİŞİ görüyordu,
Bugün
fon dolandırıcılıklarıyla
ÇOK KİŞİ görüyor,
Yarın
o ağır teşhisi herkes ama
HERKES koymadan,
Umarım sağduyu galip gelir de
milletin asil vicdanı uyanır.
Machiavelli der ki:
"Teşhis kolaylaştıkça, tedavi zorlaşır."
Son yıllardaki
kötüye gidişi
AZ KİŞİ görüyordu,
Bugün
fon dolandırıcılıklarıyla
ÇOK KİŞİ görüyor,
Yarın
o ağır teşhisi herkes ama
HERKES koymadan,
Umarım sağduyu galip gelir de
milletin asil vicdanı uyanır.
Hayatını kaybedenlerin yakınlarına sabır dileriz, bu insani bir duruştur. Ancak kamu makamında oturanların sorumluluğu sıradan bireyler gibi değildir. Cenazelerdeki helallik istenmesi tam da bu yüzden sembolik bir usul değil, vicdani bir muhasebedir. (1/2)++
Bir yöneticinin icraatlarından zarar gören, hakkının yendiğini düşünen insanların taze bir vefat anında bile haklarını helal etmediklerini veya kırgınlıklarını dile getirmeleri, kamusal sorumluluğun ne kadar ağır bir vebal olduğunun en somut göstergesidir. (2/2)
Hayatını kaybedenlerin yakınlarına sabır dileriz, bu insani bir duruştur. Ancak kamu makamında oturanların sorumluluğu sıradan bireyler gibi değildir. Cenazelerdeki helallik istenmesi tam da bu yüzden sembolik bir usul değil, vicdani bir muhasebedir. (1/2)++