HUKUKSUZ TUTUKLAMA KARARINDAN DERHAL DÖNÜLMELİDİR!
TRT World Forum isimli etkinlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşması sırasında işgalci İsrail’le ticareti ve petrol sevkiyatını anayasal hakları çerçevesinde protesto eden 9 kişi, önce gözaltına alınmış, ardından 2911 sayılı kanuna muhalefet iddiasıyla tutuklanmıştır.
Gazze’de devam eden soykırım sürerken, İsrail’le sürdürülen ticaret ve petrol sevkiyatının eleştirilmesi en doğal haktır. Türkiye’yi yönetenlerin sorumluluğunda olan bu konuda, Cumhurbaşkanı da eleştiri ve protestolardan muaf değildir. Bu tutuklama, hukuki bir karar olmaktan çok siyasi talimatla alınmış izlenimi yaratmakta; yargının adalet için değil, hoş görülmeyen fikirlere baskı aracı olarak kullanıldığına dair endişeleri artırmaktadır.
Filistin davasını savunanlara yönelik baskılar, Batılı ülkelerde eleştirilen tutumların Türkiye’de de alışkanlık haline gelmesiyle birleşmiş, bu durum vicdan sahibi herkes için utanç verici bir tablo yaratmıştır. Bu utanç, İsrail’le sürdürülen ticaret ayıbıyla derinleşmektedir.
MAZLUMDER olarak;
Meşru protesto hakkını kullanan, Gazze'de yaşanan soykırıma duyarlı bu vicdanlı insanların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
MAZLUMDER
#FilistinDostlarınaÖzgürlük
#NehirdenDenizeÖzgürFilistin
@tcbestepe@adalet_bakanlik
TRT WORLD FORUMDA EYLEM YAPAN KİŞİLER DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR!
TRT World Forum isimli etkinlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşması sırasında dinleyiciler içerisindeki bazı kişiler protesto ve eleştiri nitelikli sözler söylemiş ve bunun üzerine salondan çıkarılarak gözaltına alınmışlardır.
İşgalci İsrail rejiminin Gazze'de işlediği soykırım suçuna doğrudan ya da dolaylı destek veya çeşitli imkanların kullanılmaması suretiyle gösterilen tavırsızlık tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çeşitli şekillerde protesto edilmektedir. Vurgulamak gerekir ki hakaret içermeyen, şiddete yönelmeyen her türlü protesto meşrudur, ifade özgürlüğü kapsamındadır. İktidar mensuplarının bu tür protestoların muhatabı olması gayet doğal olup bu protestoları olgunlukla karşılamaları işgal ettikleri makamların gereğidir. Meşru yollarla protesto hakkını kullanan kişilerin yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi yollarla sindirilmeye çalışılması kabul edilemez.
MAZLUMDER olarak, canlı yayında gerçekleşen bir soykırıma karşı insanlık olarak yaşadığımız çaresizliğin kahredici sessizliğinde, protestocuların susturulmaya çalışılmasını ve insanlara gözdağı verilmesini kınıyor, ifade özgürlüğünü kullanan kişilerin derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz.
@tcbestepe@RTErdogan@adalet_bakanlik
Soykırımın Gölgesinde İnsan Hakları Gecesi
Beş dalda insan hakları ödüllerinin takdim edileceği geleneksel İnsan Hakları Gecesine tüm üye ve gönüllülerimiz davetlidir.
🔹 Kermes
🔹 Sinevizyon Gösterimi
🔹 @grupyuruyus Konseri
🔹 Geleneksel İnsan Hakları Ödülleri (Bireysel Mücadele Ödülü, Örgütlü Mücadele Ödülü, Basın Ödülü, Av. Aydın Durmuş Genç Hukukçu Ödülü, Recep Vidin Vefa Ödülü)
🎙 Sunucu: @sonmezumit
📅 14 Aralık 2024, Cumartesi
🕖 19.00 – 22.00 (Kermes: 18.00’de)
📍 Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi (Hırka-i Şerif, Akşemsettin Cd. No:66 Fatih/İstanbul)
#StopGenocide #StandWithGaza #insanhaklarıgecesi #MazlumderİnsanHaklarıGecesi
Dokuzuncu yargı paketi üzerine röportaj...
Paketler paketleri kovalarken yargı bir türlü düzelmiyor, çünkü sorun yapamalarla çözülmeye çalışılıyor.
@ilkeHaberAjansi muhabiri değerli @nizamaskin 'ın emeğine sağlık.
https://t.co/aDpDv3r0Lw
İyi ya işte, fırsat bu fırsat deyip modası geçmiş, modern eğitim ilkeleriyle taban tabana zıt, tektipleştirmekten öte anlamı olmayan, resmi ideolojinin din gibi dayatıldığı, eğitimde ailenin ve değerlerinin rolünün yok sayıldığı, alternatif eğitim modellerine kapalı Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu tartışmaya açsanıza...
İşgale Son Filistin’e Özgürlük için ve İsrail'in Filistin'de yaptığı soykırımı Telin etmek için Hacı Bayram Camii avlusunda basın açıklaması gerçekleştirdik. Basın açıklamasını Anfidap adına MAZLUMDER Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyemiz Zeki Atalay yaptı.
Genel Başkanımız Av. @kaya_kartal'ın Özgürlük Nöbetinde yaptığı konuşma ve programın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
https://t.co/ZDVmiOUOiw
"Bu süreç devam ettikçe biz bırakın bir soykırımı durdurmayı, bu soykırıma aslında doğrudan ya da dolaylı yollardan yardımcı olduğumuz gerçeğiyle, utancıyla baş başa kaldık. Nasıl? Şimdi bu ZIM gemisi diye öncesinde Türkiye'den yapılan ihracat ve önce çok açık ve sert bir şekilde inkâr edilen Türkiye'den ticaret gerçeğiyle utancıyla baş başa kaldık.
Siyasi iktidar öncelikle bunu reddetti. Bu aslında Filistinlilerle yapılan bir ticaret dediler. Bu şikayetler gündeme geldikçe yani normalde yok dedikleri ticareti durdurdular. Ama sonra bir baktık, o güne kadar yıllarca İsrail'e gittiği söylenen, İhracatçılar Meclisi'nin resmi verileri bunlar, ticaret bir anda yol değiştirdi ve Filistin'e gidiyormuş gibi görünmeye başladı. Yani bu aslında bizlerin aklıyla dalga geçmek, duygularımızla dalga geçmekten başka bir şey değil."
4'üncü Uluslararası @stk_fuari'ndan...
MAZLUMDER olarak hazırladığımız rapoları ziyaretçilerimize takdim ettik ve derneğimizin tanıtımını yaparak soruları cevaplandırdık.
Ziyaretçilerimize teşekkür ederiz.
---
From the IV. International NGO Fair...
As MAZLUMDER, we presented our reports to visitors, introduced our organization, and answered their questions.
We thank all our visitors.
---
من معرض المنظمات الأهلية الدولي الرابع...
قمنا في جمعية مظلومدر بتقديم تقاريرنا للزوار، وعرّفنا بجمعيتنا وأجبنا على أسئلتهم.
نشكر جميع زوارنا.
-KİM NE DİYOR, NEREDE DURUYOR?
- YENİ SÜREÇLE İLGİLİ VERİLEN MESAJLAR NASIL OKUNMALI
- KÜRT MESELESİNİN NEDEN VE SONUÇLARI
- KÜRT MESELESINDE GEÇMİŞTEN BUGÜNE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
📺Tüm bunlar ve daha fazlası bu akşam Muhammed Hadi Aydemir’in sunduğu “Hafta Başı” programı ile ailemizin kanalı Rehber TV'de...
📌Konuklar:
- Müfid Yüksel
- Ali öner
- Maruf içke
- Av. Ömer Güzgül
- Av. Kasım Karadaş
Dr. Mehmet Arslan, Av. Sıdkı Zilan (@sidkizilan), Av. Ömer Yüzgül (@AvOmerYuzgul) ve İstanbul Şube Başkanımız Av. Yasin Dıvrak (@yefe66) aşağıdaki basın açıklamasını kamuoyu ile paylaşmışlardır.
10 Kasım 2024 günü Taksim Anıtı önünde tek başına gerçekleştirdiği eylemin ardından Dr. Mehmet Arslan, kolluk kuvvetlerince gözaltına alınmış; devamında hem bu eylemi hem de sosyal medya hesapları üzerinden daha önce yapmış olduğu paylaşımlar gerekçe gösterilerek hakkında soruşturma başlatılmış ve 5816 sayılı kanun uyarınca “Atatürk’ün Hatırasına Alenen Hakaret” suçlamasıyla tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderilmiştir.
Sürecin devamında, avukatlarının tutukluluk kararına yaptığı itirazlar sonucunda, 13 Kasım 2024 tarihinde kendisi hakkında imza yükümlülüğü ve yurt dışı çıkış yasağı konulmak suretiyle adli kontrol şartıyla serbest bırakılma kararı verilmiştir.
Dr. Mehmet Arslan, gerçekleştirdiği eylemde ve daha önce sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda herhangi bir hakaret kastı gütmemiş, yalnızca değerlendirme ve çıkarımlarda bulunarak anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan ifade özgürlüğü sınırları içinde hareket etmiştir. Nitekim, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma konusu yapılan eylem ve paylaşımlarda herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır. Ayrıca, sağlık durumu, yaşı ve ilgili suç için öngörülen ceza miktarı göz önüne alındığında, tutuklama kararının ölçülü bir tedbir olarak değerlendirilemeyeceği son derece açıktır.
Anayasal bir hak olan ifade özgürlüğü, kişilerin fikir ve görüşlerini herhangi bir sansür, yaptırım veya tehdit korkusu olmaksızın ifade edebilme hakkını içerir. Sıradan bir düşünce paylaşımı niteliğindeki eylemlerin, en temel insan hakkı olan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, suç olarak tanımlanması ve vatandaşların bu nedenle cezalandırılması veya soruşturulması hukukla bağdaşmamaktadır. İnsan haklarına saygılı bir hukuk devletinde, fikir ve görüş beyan etmenin cezalandırılma sebebi olması düşünülemez.
5816 sayılı Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlar Hakkında Kanun ve buna benzer, belirli kişi, grup veya kurumlar için genel kanunların ötesinde özel bir koruma getiren yasal düzenlemeler, ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve modern hukuk devletlerinde yeri olmayan normlardır. Pratikte de bu düzenlemelerin, Dr. Mehmet Arslan örneğinde görüldüğü gibi açık hak ihlallerine yol açtığı ortadadır.
MAZLUMDER olarak;
Hukuka aykırı ve ölçüsüz gözaltı, tutuklama ve adli kontrol uygulamalarına son verilmesini talep eder; ifade özgürlüğü kapsamında kalan paylaşımlar nedeniyle kişilerin soruşturulmasının veya kovuşturulmasının kabul edilemez olduğunu hatırlatırız.
MAZLUMDER
@tcbestepe@adalet_bakanlik@tihek_kurumsal
11 Kasım'da 'Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret' suçlaması ile tutuklanan Dr. Mehmet Arslan ile ilgili eşi ve avukatlarının katılımı ile basın açıklaması düzenlenecektir.
🗓️ 14 Kasım 2024 Perşembe
🕑 14.00
📍 MAZLUMDER Genel Merkezi
Son Dakika!
ZİM konteynırlarının Derince limanına girişi duyarlı vatandaşlar tarafından engelleniyor. ZİM konteynırını taşıyan tır liman kapısından geri dönmek zorunda kaldı. Katil İsrail Derince'den Defol!
🚨 ACİL ÇAĞRI! 🚨
Türk vatandaşı ve Türkiye'de ikamet eden Dr. Abdul Basit İmam, Fas'ın Kazablanka Havalimanı'nda gözaltına alınmış olup, eski ülkesi Mısır'a iade edilme riskiyle karşı karşıyadır.
Dr. Abdul Basit İmam, Mısır'da siyasi bir dava kapsamında aranan bir doktordur. İade edilmesi halinde Mısır'da işkence ve kötü muamele görme, adil yargılanma ilkesine aykırı olarak hapsedilme riski bulunmaktadır.
MAZLUMDER olarak, Dr. Abdul Basit İmam'ın acilen Türkiye'ye gönderilmesi çağrısında bulunuyor; Türkiye Cumhuriyeti ve Fas Krallığı yetkililerini bu konuda göreve davet ediyoruz.
📢 @tcbestepe@TC_Disisleri@MarocDiplomatie@TC_RabatBE@MoroccoInTurkey
İSRAİL İLE TİCARET MESELESİNE DUYARLI İNSANLAR ÜZERİNDE KURULAN BASKILAR KABUL EDİLEMEZ!
Dünya'nın en büyük soykırım örgütü İsrail'e, BOTAŞ/Türkiye kanalıyla sevk edilen Azeri/SOCAR petrol akışının durdurulması için pek çok duyarlı kesim tarafından haftalardır protesto gösterileri yapılmaktadır. Geçtiğimiz günlerde de İsrail'e mühimmat ve askeri malzeme dâhil pek çok ürün taşıyan ZIM şirketine ait konteyner gemisi ve MV Kathrin adlı gemi, şüpheli sevkiyatlar için Türkiye limanlarına yanaşmış, daha önce yanaştıkları pek çok Avrupa limanında protesto edildiği gibi Türkiye'de de duyarlı insanlar tarafından protesto edilmiştir.
İsrail ile ticaretin durdurulması için protesto gösterileri yapılmaya başlandığında, TC resmi makamları önce “yok” gibi davranmış, protestolara katılan pek çok duyarlı insan hakkında gözaltı işlemi ve hukuki takip başlatmış, ama sonra kabul edip ticareti durdurmuştur. Ne var ki kısa süre sonra ticaretin aslında sonlanmadığı, çıkarı her şeyin önüne koyan tüccarların hülle yöntemleri ile yasağı delik deşik ettiği anlaşılmıştır. Türkiye limanlarına yanaşan gemiler ise şüpheleri iyice güçlendirmiş ve doğal olarak tepkilerin de artmasına yol açmıştır.
Resmi makamlarca yapılan, “dolaylı ticareti engelleme imkânı bulunmadığı” yönündeki açıklamalar, ne devletin imkân ve kabiliyetleri ne de dış ticaret realiteleri ile bağdaşmamaktadır. Soykırıma desteğin mazereti olamaz. İsrail'e dolaylı ya da doğrudan destek veren her ülkenin, bazen ulusal, bazen bölgesel, bazen de küresel dengelerle açıklanan türlü gerekçeleri olabilir. Ancak iktidar sahiplerinin kendi acziyetlerini halka da dayatması, ajanlık gibi iftiralar ya da gözaltı, soruşturma gibi hukuki tedbirlerle baskı kurması, dürüstlük ve samimiyetle bağdaşmamaktadır.
MAZLUMDER olarak resmi makamları:
- İsrail soykırımına tepkilerini eylem, söylem ve protestolarla dile getiren vicdanlı insanları cezalandırmak yerine, müsamahakâr ve insani tutumlar takınmaya
- Bu tür eylem ve protestolara yapılan müdahalelerde orantısız güç kullanmamaya
- İfadeye çağırılsa rahatlıkla kendi rızasıyla gelebilecek insanları şafak operasyonlarıyla evlerinden toplayarak gözaltı uygulamasını bir cezalandırma yöntemine dönüştürmemeye
Vicdanlı ve duyarlı kamuoyu adına davet ederiz.
MAZLUMDER
@tcbestepe@TC_Disisleri@TC_icisleri@ticaret
İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELENİN GEREKÇESİ YOKTUR
Son günlerde sosyal medyada bazı videolarının paylaşılmasıyla gündem olan Ali Çeven üç gün içerisinde iki defa gözaltına alınmış, ilk gözaltı işleminin ardından serbest bırakılırken ikinci gözaltı işlemi sonrası "silahlı örgüt propagandası yapma" suçu isnadıyla tutuklanmıştır. Avukatının açıklamasına göre söz konusu şahıs gözaltı işlemi sırasında darp edilmiş ve kötü muameleye maruz kalmıştır. Yine avukatı tarafından paylaşılan fotoğrafta şahsın yüzünde yer alan bazı izler bu beyanı doğrular niteliktedir.
Her şeyden önce son zamanlarda sıkça gördüğümüz biçimde gözaltı ve tutuklama işlemlerinin ifasında sosyal medya tepkilerinin belirleyici olması bu olayda da karşımıza çıkmıştır. Sosyal medya tepkilerinin yargı organlarının kararlarında belirleyici hale gelmesi adil yargılanma hakkını işlevsiz hale getirmektedir.
Gözaltında işkence iddiaları titizlikle araştırılmalıdır. İşkenceye sıfır tolerans politikası sözde değil özde uygulanmalı, işkence ve kötü muamele bir cezalandırma aracı olarak uygulanmamalıdır. İsnad edilen suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin kimliği ne olursa olsun kolluk tarafından işkence ve kötü muamelenin uygulanması meşrulaştırılamaz, mazur görülemez.
MAZLUMDER olarak;
- şüphelinin avukatı tarafından dile getirilen işkence ve kötü muamele iddiasının ciddiyetle araştırılması ve varsa sorumlularının cezalandırılması gerektiğini belirtir,
- mahkemelerin bağımsızlığına gölge düşüren fiiller ve adil yargılanma hakkını ihlal eden uygulamalardan kaçınılması gerektiğini ifade ederiz.
MAZLUMDER
@tcbestepe@adalet_bakanlik@TC_icisleri
KAYYIM UYGULAMASI SEÇMEN İRADESİNİ YOK SAYMAKTADIR!
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, PKK üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınmış, ardından da çıkarıldığı nöbetçi hâkimlikçe tutuklanmıştır. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Ahmet Özer’in (@profdrahmetozer) görevden uzaklaştırıldığı ve İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirildiği duyurulmuştur.
OHAL dönemi KHK’ları ile gündeme gelen bu yeni görevlendirme usulü kamuoyunda kayyım ataması olarak bilinmektedir. Uygulama 2016 yılında başlamış, sonrasında da yaygınlaşarak demokratik hakları ve halkın iradesini yok sayan sistematik bir uygulamaya dönüşmüştür. Bu uygulama ile kayyım atanan il, ilçe veya beldede seçmen tercihleri ile seçme ve seçilme hakkı geçersiz kılınmaktadır. Belediyelerin atanmış yöneticiler yerine halkın oylarıyla seçilen kişiler tarafından yönetilmesi hukuk devletinin temel bir gereğidir. Esenyurt halkının iradesi korunmalı, kayyım uygulamalarına karşı hukuka uygun çözümler geliştirilmelidir.
MAZLUMDER olarak; mülki amirlerin belediyelere kayyım olarak atanması uygulamasının halk iradesini yok saydığını ve belediye başkanının görevden alınması halinde yerine belediye meclisince başkan vekili seçilmesi gerektiğini hatırlatır, Esenyurt halkının iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgularız.
MAZLUMDER
@tcbestepe@adalet_bakanlik@TC_icisleri
Ankara Kahramankazan TUSAŞ tesislerinde gerçekleştirilen yaşam hakkına yönelik saldırıyı ve faillerini kınıyoruz. Saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralananlara acil şifalar temenni ediyoruz.
Türkiye’nin geleceği ve Kürt meselesinin çözümünün yeniden gündeme geldiği süreçte yapılan saldırının süreci baltalamaya dönük olduğu açıktır. Saldırının zamanlamasını manidar buluyor, saldırılara rağmen normalleşme sürecinin ısrarla ve kararlılıkla devam ettirilmesi gerektiğini belirtiyoruz.
MAZLUMDER olarak şiddetin ve silahların terk edilmesi çağrısı yapıyor, soruna yol açan ortamın iyileştirilmesi için gecikmeksizin insan haklarını esas alan adımların atılmasını hayati önemde gördüğümüzü kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
@tcbestepe
İnsan Hakları Okulunun ilk haftası, İstanbul Şube Başkanımız Av. Yasin Dıvrak’ın “Hak Arama Yolları” dersiyle sona erdi. Dıvrak, çeşitli bireysel ve kollektif hak arama yöntemlerini anlattıktan sonra derse soru-cevap kısmıyla devam edildi.
🗨️“Bana göre en anlamlı Hak Arama yöntemi, kollektif hak arama yöntemidir. Çünkü siz, Kollektif hak aramada kendiniz için değil başkası için hak arama mücadelesi yapıyorsunuz.”
#Mazlumder19İHO