Suriyeli bakkalın tavrına bakılırsa ruhsattan filan kaçtığı da yok adamın. Muhasebeci tutmuş onun söylediği bütün işlemleri yapmış. Belediyede bir işlem yapması gerektiğinin farkında değil çünkü bilmiyor. Koskoca belediye başkanı ise yakasına mikrofon takıp arkasına kameraları alıp Uğur Dündar edalarıyla baskın yapıyor. Ümit Özdağ böyle hareketler yaptığında kınıyorduk gücü bir tek garibana yetiyor diye. Bu adam yapınca da elbette tavrımız aynı olacak. Allah var efendiler. Onun mizanında insan yapımı kanunların hükmü geçmeyecek. Tevazu sahibi olun, garibanın kalbini kırmayın ki ruz-ı mahşerde boynunuz bükük olmasın.
Şimdi de “hobi bahçesi” kıyağı vermenin peşine düşmüşler‼️
Bu ülkede yasalara uymayan insanlar en en korunaklı vatandaş. Bakın fakir fukara yeşile dokunacak romantizmi falan değil. Kim bilir hangi toprak zenginlerinin arazileri rant kazanacak.
Hobi bahçelerine ya haksız villa yapmışlar, ya derme çatma gecekondu ya da resimde gördüğünüz gibi tel örgülü kafeslerde ucube arazi.
Çok saçma çok mantıksız. Bu ülke hiçbir zaman hukukun ve adaletin mutlak uygulandığı bir ülke olmadı. Bari kime ne veriyorsanız bütün herkes için geçerli kriterler belirleyin de BAŞKA İNSANLARIN HAKKINA GİRMEYİN. Bütün insanlara aynı hukuku uygulayın. Şu tarihe kadar kıyak demeye hakkınız yok.
@TCTarim
ACM nin Ali Şeriati’nin Lat uzza ve Araba üçlemesine "üsluben komik" diyerek alay etmesi, aslında bir felsefi metni okuma yetisinden ziyade, bir "kullanım kılavuzu" okuma alışkanlığına sahip olduğunu gösteriyor.
Bir metaforun gücü, yan yana getirdiği nesnelerin "estetik uyumunda" değil, yarattığı zihinsel sarsıntıda gizlidir.
ACM sanıyor ki metafor bir dekorasyon sanatıdır; hani "Gül ile Bülbül" yan yana gelince yakışıyor da, "Lat ile Mercedes" yan yana gelince rüküş kaçıyor! Hayır. Şeriati bir iç mimar değil, bir sosyologdur. Onun derdi göze hitap etmek değil, putun zamansızlığını yüzünüze çarpmaktır. Araba orada "komik" duruyorsa, bu Şeriati’nin üslup hatası değil, modern insanın kutsallaştırdığı nesnelerin o kadim putların yanındaki trajikomik halidir. Gülünmesi gereken Şeriati’nin cümlesi değil, bir metal yığınına Lat ve Menat’a gösterilen tazimle yaklaşan modern zihniyettir.
Eğer bir nesne, insanın iradesini elinden alıyor, onu kendine köle ediyor ve hayatının merkezine bir "amaç" olarak oturuyorsa; o nesnenin adının helvadan yapılmış bir put olmasıyla, fabrikadan çıkmış bir motor olması arasında hiçbir mantıksal fark yoktur. ACM, nesnenin "şekline" bakıp gülüyor; Şeriati ise nesnenin "ruhuna" bakıp teşhis koyuyor. Birisi kaportacı mantığıyla yaklaşıyor, diğeri ruh çözümleyici.
Türkiye'de mütedeyyin çevrelerde bile "içki içen Müslüman" gerçekliği vardır, ama istisnalar hariç seküler çevrelerde bile "domuz eti yeme" gerçekliği yoktur. Biz Hristiyan Türkler bile çok nadiren domuz eti yeriz. Hele Müslüman komşumuza asla domuz ve alkol ikram etmeyiz. Bu senaryoları yazanlar kim?
Suçun şahsiliği kurumsal karizmanız çizilince mi aklınıza geldi? Avukat dahi olmayan biri kendi güvenlik zaafiyetinizden yararlanıp adliyede bir savcıyı öldürdüğünde tüm avukatları zan altında bıraktınız. Hala avukatlar işyeri olan adliyelerde potansiyel suçlu gibi görülüyor.
SUÇ ŞAHSİDİR, KURUMLARI YIPRATMAYALIM! Hâkim meslektaşımızın bir savcı tarafından vurulması elim bir hadisedir, faili kim olursa olsun bireysel bir vahşettir ve en ağır şekilde lanetlenmiştir. Ancak bu acı olay üzerinden, sosyal medyada ve çeşitli platformlarda bazı avukat meslektaşlarımızın; "Hâkim ve Savcılar da X-Ray cihazından geçsin" dayatmalarını, daha da ileri giderek "Biz kimlere emanetiz, bunlar nasıl seçiliyor?" şeklindeki, tüm teşkilatın liyakatini hedef alan söylemlerini hayret ve ibretle takip etmekteyim.
Suçun şahsiliği, hukukun en temel ve evrensel ilkesidir. Her meslek grubunda, o unvanı taşımaya layık olmayan münferit kişiler çıkabilir. Ancak bir Cumhuriyet Savcısının işlediği şahsi ve menfur bir suçu bahane ederek; binlerce fedakâr hâkim ve savcının atama süreçlerini, liyakatini ve mesleki yeterliliğini sorgulamak, tüm camiayı töhmet altında bırakmaktır. Bu, hukuki bir eleştiri değil, popülist bir fırsatçılıktır.
Şu husus gözden kaçırılmamalıdır: Adliyeler, hâkim ve savcıların görev ifa ettikleri "iş yerleridir". Nasıl ki avukat meslektaşlarımız kendi hukuk bürolarına girerken herhangi bir aramaya tabi tutulmuyorlarsa; hâkim ve savcıların da kendi iş yerleri olan adliyelere girerken aranması beklenmemelidir.
Hâkim ve Savcılar, devletin yargı yetkisini kullanan, teminat altındaki makamlardır. Güvenlik tedbirleri elbette önemlidir; ancak şahsi bir cinnet hali üzerinden, yargı mensuplarının hem fiziki güvenliğini hem de mesleki saygınlığını tartışmaya açmak, yangından mal kaçırmakla eşdeğer bir hatadır.
Bu tür fevri çıkışlar ve topyekûn karalamalar, yargıya olan güveni tesis etmez, aksine yargının kurucu unsurları arasındaki saygıyı tahrip eder.
Münferit bir olay üzerinden yapılan bu talihsiz açıklamalar, yargı mensuplarının itibarını zedelemekte ve kurumlar arası güveni sarsmaktadır. Acılarımızı yarıştırmak ve ayrışmak yerine; hukuku ve meslek onurunu savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Herkesi bu sorumluluğun bilincinde olmaya davet ediyorum.
https://t.co/bgztOvdu1P
Bu adam Müslümanım diyen bir çok insandan daha vicdanlı. Rabbim sana hidayet nasip eylesin
Teşekkürler Cristiano Ronaldo
#Güllü Tuğyan Ülkem Gülter
Mehmet Akif Ersoy İstanbul Pendik'te 1 Euro #OzanAkbaba#MertYazıcıoğlu Erden Timur
Yonca Evcimik #FreePalestine
“Bir 10 Kasım Yazısı”nı, farklı başlıkla 10 Kasım sonrası yayınlamayı planlamıştım. Dün yazı matbu gazetede yoktu; internete hataen kısa müddet konulmuş ve kaldırılmıştı. O yazıyı bugün hem basılı gazetede hem internette okuyabilirsiniz.
@yenisafak
https://t.co/DyVMeJHjx5
25 yıl önce bugün, dünya, Cemal el-Dürrah'ın 12 yaşındaki oğlu Muhammed'i Gazze'de üzerlerine yağan İsrail kurşunlarından 40 dakika boyunca korumaya çalışmasını izledi. Yalvarışlara rağmen, İsrail askerleri Muhammed'i kasıtlı olarak karnından vurdu.
Kimsenin size bunun 7 Ekim 2023'te başladığını söylemesine izin vermeyin.
#MyAgendaSumud
İtalyan sendikacılar Napoli'de tren raylarını kuşattı: "Filoya dokunduğunuzda ülkeyi ablukaya alacağız dedik. Bu ilk adım. Cuma günü ülke genelinde 24 saatlik genel grev yapılacak. Küresel Sumud ve Filistin için İtalya'nın her yerinden Roma'ya gidiyoruz ve ülkeyi kuşatıyoruz."
Türkiye'de 1 kişinin ortalama su tüketimi 216 litredir.
Resmi olmayan rakamlara göre Bursa'da 160bin Suriyeli var.
Sığınmacıları yollarsanız günde 35milyon litre su tasarruf edilmiş olur.
Bu twit yüzünden saldıracaklara peşin cevap.
Medine'de Muhacir ve Ensar arasındaki en büyük kavga su yüzünden çıkmıştır. Konu su olunca Medineliler, Peygamberi bile geri plana atmıştır.
İNSAN HAKLARI MÜCADELESİ SOYKIRIMIN GÖLGESİNDE DEVAM EDİYOR
76 yıl önce bugün, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, insanlığın yaşadığı büyük acıların tekrarlanmaması için iyi niyetle ortaya konulmuştu. Ancak bugün, #Gazze’de devam eden soykırım ve diğer ağır hak ihlalleri, bu beyanname ve insan hakları kavramının işlerliğini ciddi şekilde sorgulanır hale getirmiştir.
7 Ekim 2023’ten bu yana #Filistin halkı, işgalci İsrail rejiminin soykırım suçuyla karşı karşıya kalmış, uluslararası kamuoyunun etkisizliği ise utanç verici bir tabloyu gözler önüne sermiştir. Çocuklar, kadınlar ve yaşlılar başta olmak üzere savunmasız siviller hedef alınmış, binlerce masum insan yaşamını yitirmiştir. UAD ve UCM gibi uluslararası hukuk mekanizmalarının kararları uygulanmamış, Birleşmiş Milletler ise krize müdahale etmekte tamamen başarısız olmuştur.
Bunun yanında, #Suriye’deki rejim karşıtı direniş sonrası Beşşar Esad rejiminin işkence odalarına dair ortaya çıkan görüntüler, insanlık onurunun yerle bir edildiğini bir kez daha göstermiştir. Bu gibi ihlaller, 10 Aralık #İnsanHaklarıGünü'nün anlamını gölgelemekte ve kutlanmasını zorlaştırmaktadır. Ancak bu karanlık tabloya rağmen, insan haklarını tüm insanlığın ortak birikimi olarak görüyor ve mücadeleye devam ediyoruz.
Bu doğrultuda, 14 Aralık 2024 Cumartesi günü, Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde düzenleyeceğimiz “Soykırımın Gölgesinde #İnsanHaklarıGecesi” programında sizleri de aramızda görmek istiyoruz. Bu gece, soykırımın gölgesinde insan hakları mücadelesini konuşacak, vicdanlarımızı tazeleyecek ve insanlık onurunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlayacağız.
MAZLUMDER olarak, hak, adalet ve insanlık onurunu savunmaya devam ediyoruz. Soykırımın gölgesinde dahi mücadeleyi bırakmayan vicdanlı insanları bu anlamlı gecede birlikte olmaya davet ediyoruz.
MAZLUMDER
19. İnsan Hakları Okulu’nun kapanışında, MAZLUMDER’in çalışma usulleri ve komisyonları tanıtıldı. Şube Başkanımız @yefe66, genel çalışma yöntemlerinden bahsedip komisyonları anlattı. @ali23oner, Yakup Sevinçhan ve @feyzase_ de kendi komisyonlarının alanlarını tanıttı.
Bir tebrik de @bak_avukat lara. Yine seçimlerin benim adıma en enerjik en dolu en samimi gruplarındandı. Onların hem varlığını hem sözlerini çok önemsiyorum. Ve haklılar, şu seçim sonuçlarını yayınlama başarılarını takdir edenlerin %10u oy verse başka şey olurdu :))