Yellendiği yerden eklediği RTE ve ETÖ'nün uydurduğu 4 harfli kısaltma hariç hepsi doğru. Bilmediği veya biliyorsa da işine gelmediği için yazmadığı şey; Kâşif Kozinoğlu'nu Afganistan'dan özel uçakla getirip yem edenin Başçavuş #TikTokHakan olduğu
@kaanarslanKA Bu soruşturmadan Cemaat aleyhine hiçbir şey çıkmayacağını en iyi Perinçek, HasanAtilla Uğur ve ekipleri biliyor; çünkü her pisliğin olduğu gibi bu olayın arkasında da bunlar var.
Yaklaşan cismi gördüğünüz için "Fetö" diye havlayıp duruyorsunuz. ama nafile.
https://t.co/cVrPs5uEVD
Son günlerde bu küpür çok dolaşıma sokuldu. Sanki cemaati işaret etmiş gibi dolaştırıyorlar. Oysa kozünoğlu bu mektupta @RTErdogan’ı işaret ediyor. @abakingurlek ya ne yaptığını bilmeyen bir şapşal. RTE’yi tartışmalara çekiyor ya da Ergenekoncuların ajandasına hizmet ediyor. Buyurun o MEKTUP aşağıdaki twitte
Erdoğan’ın Marmaristen İstanbul’a gidişiyle ilgili en makul intikal şekli bu.
Marmaris’ten 1 civarında kalkan helikopter Atatürk havalimanında yaklaşık 3:15’de olur.
1:43’te Dalamandan kalkan sözde Erdoğan’ı taşıyan TC ATA’nın 3:18’de Atatürk havalimanında olması için Biga +
12 yıl önce yazdığım bir yazı önüme düştü. Tekrar okudum.. 2014 Türkiye'si için baya baya cesur bir yazı yazmışım..
okumak isteyen için;
CEMAATLER,TARİKATLER VE HARAMZADELER
Osmanlı’nın yıkılış sürecinden başlayarak İslami Cemaatler, tarikatler, vakıflar ve camialar üzerinde yoğun baskı kuruldu.
Tek Parti yıllarında daha doğrusu ülkenin Parti Devleti olarak yönetildiği, bütün bürokrasinin Parti üyesi olduğu yıllarda ise bu zulüm katmerlendi.
Tekkeler,zaviyeler,medreseler,Kur’an kursları,vakıflar kapatıldı.
Ezan Türkçeleştirildi, İslam adına koşturanlara nefes alacak yer bırakılmadı.İstiklal Mahkemeleri’nde bu uğurda canını verenler, 'Allah ismi unutulmasın' diye malını verenler oldu.
Bütün cemaatler ve tarikatlar, 50 yıl boyunca zulmün her türlüsünü gördü.Cezaevleri, alimlerin ikinci evi, mahkeme koridorları daimi ikametgahı oldu. İslamın dev kametlerinin sakalları ve sarıkları işkencehanelerde kana bulandı.
Süleyman Efendi Hazretleri bunlardan biriydi….Birinci şubenin tabutluklarında işkence ve hakaretlerle dolu günler geçirdi. Çıkınca talebe yetiştirmekten, ruhlara Kur’an nakşetmekten geri durmadı.
Yine tutuklandı, yine işkence gördü, yine çile çekti...Tek parti zulmüyle geçen onca yıldan sonra zulüm bitmedi. Cezayirli Müslümanlar için gözyaşı döküp dua istediği için yine sorgulandı, yine tutuklandı.
Tarihler 1957’yi gösterdiğinde, 69 yaşında iken idam istemiyle tutuklanıp Kütahya’da hapse atılmıştı. İki yıl sonra 16 Eylül 1959 tarihinde İstanbul Kısıklı'daki evinde, uğruna bütün ömrünü verdiği Rabb'ine yürüdü.
BİR MEZARI BİLE ÇOK GÖRDÜLER
Bir diğeri Bediüzzaman Said Nursi’ydi.Dünya lezzetleri namına hiçbir şey tatmadı. Ömrü sürgünde ve zindanda geçti. Ezanın ve cefanın her türlüsünü gördü. Ölsün diye -15 derece soğukta penceresiz hücreye atıldı, sayısız defa zehirlendi..Bir mezar bile çok görülüp naaşı kabrinden sökülüp bir bilinmeze götürüldü.'Eski yazı kitap avı'ndan kurtarılan tefsirler, hadis kitapları; samanlıklarda saklanan Kur’anlar, tezeklerin arasına gizlenen Elif Ba’larla bir neslin imanı bütün tarikat ve cemaatlerin el ele vermesiyle ayakta tutuldu.Nakşiler, Kadiriler, Süleyman Efendi Hazretlerinin talebeleri, Bedizzaman Hazretleri’nin talebeleri ve irili ufaklı bütün cemaat ve tarikatlar, 50 yıl inim inim inlediler.Yiyecek ekmek bulamayıp aç kalan, ilmin şerefini yere düşürmemek için kimseden de istemeyen, ama ilim yuvalarını ayakta tutan tarikatlar ve cemaatler nakış nakış bir nesili ördüler.Parti Devleti dönemi, ardından askeri vesayet yılları, darbeler, cuntalar… Hiçbiri bu kutsal hizmetleri engelleyemedi.Fert fert ilgilenerek, iğneyle kuyu kazmaktan daha zor ve çetin bu mücadeleyle memleket evladı bir noktaya getirildi. 300 yıllık manevi yıkımın ardından manevi ruh yeniden ikame edildi.İslami tarikatlar ve İslami cemaatler halk tabanını bir noktaya getirirken; “islam” kelimesini ikinci plana atıp kendilerine “Siyasal İslam” diyen, sonra bunu kullanmaktan bile imtina edip “Muhafazakar Demokrat” diyenler, hep yelkenlerine rüzgar doldurma derdinde oldu.Mirasyedi gibi rüzgarı yelkenlerine doldurup mevki ve makamlara kuruldular.Çile çekmeyenler, elde ettikleri iktidarı da bir çile ve hizmet makamı olarak görmediler. Bütün cemaat ve tarikatların emeğini, para için, mal için, mülk için, makam için heba ettiler.Gerici, irticacı, yobaz dinilen, hapislerde, mahkemelerde, işkencehanelerde her türlü hakareti gören ama asla “hırsız” denmeyen Müslümanlara “hırsız” dedirttiler.
Süleyman Efendi Hazretleri’nin Kur’an bülbülleri yetiştirdiği Kısıklı’daki evi ayrı bir vadide kaldı; Tayyip Erdoğan’ın oğluna dolar istiflettiği söylenen Kısıklı’daki evi ayrı vadideSüleyman Efendi���nin ruhlara Kur’an depoladığı Kısıklı, Müslümanların yüzüne “hırsızlık” karası çalınan bir Kısıklı’ya dönüştü.Sürgünlerde helal kazanma imkanlarından dahi mahrum edilen, bütün eşyaları bir sepete sığan, yorganını satan ama kimseden hediye dahi kabul etmeyen, çoğu zaman aç yatıp birkaç zeytinle idare eden ve öldüğünde sadece 44 kilo gelen Bediüzzaman’dan geriye bir nesil ve tertemiz hatıralar kaldı.Bediüzzaman’ın sepete sığan mal varlığı bir vadide; Bilal Erdoğan’ın taşıya taşıya sıfırlayamadığı milyonlarca doları ayrı bir vadide kaldı.Süleyman Efendi'nin çilesi, Bediüzzaman'ın ızdırabı,Nakşilerin saklı gizli zikirleri, Kadirilerin her an basılma ihtimaliyle yaptıkları dersler…Haramzadeler geldiler, sadece ve sadece para için tüm bu emekleri heba ettiler. Cam parçalarına elmas kıymetindeki İman ve Kur’an hakikatlerini değiştirdiler.Yazık ettiniz, çok yazık….Hem kendinize hem umutlarımıza…Bu millet, adil imamın eşiğini altından, kapısını gümüşten yapardı. Bütün bir İslami camia, tarikatlar, cemaatler ve aziz milletimiz size bağrını açmıştı.O bağır, evladıyla rüşvet taksimatı yapan birine açılmam��ştı.Müslümanlara “hırsız” dedirten, İslam dininin şerefini ayaklar altına düşüren, rüşveti istifleyen idareciler; rüşvete fetva veren Ulema-i Sû bütün çıplaklığıyla ortada.Rüşvetten, hırsızlıklardan, menfaat çarkından rahatsızlık duymayan, hatta bizzat talimat verenler bugün miting meydanlarında İslami referanslar kullanarak, Allah diyerek, Peygamber diyerek bütün bir Ümmeti Muhammed’i adeta hançerlemekte.
İslam alimlerinin, tarikatların ve cemaatlerin on yıllardır eza ve cefa çekerek, binbir emekle memleketi yükselttikleri noktada, tüm bu gayretlerin heba olmamasının tek yolu bu rezilliğe, hırsızlığa ve arsızlığa ortak olmamaktır.Hırsızlar ne kadar güçlü olursa olsunlar, Müslümanlar hırsızların yanında duramaz, İslam tarihine böyle geçemezler.İslam tarihinin önemli dönemeçlerinden bu günde, her bir mümin ve zümre 'duracakları yerle' anılacaklar.Bilindiği gibi, yolsuzluk yapan Sahabi bile 'davadan dönmüş' sayıldı ve bu sebeple Kur'an ı Kerim'de 'hain' olarak nitelendirildi.Onu savunanlar içinse şu ayet indi:“Hainler adına mücadeleye kalkışma. Çünkü Allah, fıtratını bozarak günah işleyenleri sevmez. Onlar yaptıklarını insanlardan gizleyebilirler ama Allah’tan gizleyemezler. Halbuki O’nun kabul etmeyeceği sözleri sayıp dökerken Allah yanı başlarında! Allah onların yaptıklarını çok iyi biliyor. Diyelim siz bu dünya hayatında onlara arka çıktınız, fakat kıyamet günü onların arkasında kim duracak ve onlara kim vekil olacak? (Nisa Suresi)
Hakan Çiçek "Akıncı'daydım" diyen tek sivil ancak lojman bölgesinde kalmış.
Üste görüntüsü yok! Yani o toplantıda olamaz!
Tlf 2 Eylül'de tarlada bulunmadan 10 gün önce kullanılmış, hapisteyken!
Darbe başladıktan 1 sa sonra F.Gülen aranmış! Gülen namazını bozmamış! #AsırlıkGece
Yav bir kişi de sormuyor ki , MİT görevlisi Kozinoglu'nun yargılanması için özel izin veren dönemin başbakanı kimdi?😅 Nedim ve Kozinoğlu'nun da yargılandığı Odatv davasında Soner Yalçın ve davada yargılayanlar için "mossadcı" bunlar diyen dönemin MİT müsteşarı kimdi? ;/
Yeni kitabım yayımlandı: Evrim Teorisini Yeniden Düşünmek
Evrim hakkında bildiklerimiz ne kadar bilim ne kadar felsefe?
Evrim Kur’ân’ın yaratılış anlayışıyla bağdaşır mı?
Bilimin verilerini, teorinin sınırlarını ve dinî perspektifi birlikte ele alan bir yeniden düşünme daveti.