6 Temmuz 1997’den bugüne uzanan kutlu liderliğinin 29. yılında, Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
Devletimizin bekası, milletimizin birliği ve ülkülerimizin istikbali uğruna ortaya koyduğu kararlı liderliğin izinde; son nefesime kadar emrindeyim.
Yüce Allah Genel Başkanımızı başımızdan eksik etmesin.
Ne Mutlu Türküm Diyene… 🇹🇷
Komedyen Deniz Göktaş tutuklanmış.
Babasının geçmişini, ailesinin siyasi tercihlerini ve kökenlerini gündem yapmanın pek bir anlamı olmadığını ve kimseye de bir katkısı olmayacağını düşünüyorum.
Mesele, kendisinin beyanları ve eylemleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Tutuklamayı ağır bir tedbir olarak değerlendirenler olacaktır.
Bu değerlendirmelere, hukuk çerçevesinde kaldığı nispette saygı duymak gerekir.
Ancak, suçu ispat edilene kadar masum olduğu kabul edilmekle birlikte; kendisini tamamen mağdur ve hatta kahraman ilan etmek de ideolojik bir propaganda ve kahraman yaratma amacına yönelik bir savrulmadır.
Kişinin komedyen olması ve söylediklerinin birer şaka olduğunun ileri sürülmesi, eylemlerini masumlaştıracak bir argüman değildir.
Ceza hukukunun temel ilkelerinden bir tanesi de “Şaka, tek başına kastı ortadan kaldırmaz.” ilkesidir.
TCK’nın 21. maddesinin birinci fıkrası; “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” şeklindeki düzenlemesiyle, suçun asli manevi unsurunun kast olduğunu ve suçların kural olarak kasten işlenebileceğini belirtmiştir.
Kastın, kişi ile fiil arasında manevi bir bağ kurduğu kabul edilmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesinde de “kast” tanımlanmış ve kastın, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olduğu ifade edilmiştir.
Şakanın kastı ortadan kaldırmadığı bir gerçektir.
Zira şaka amacıyla yapılan hareketlerde de kişiler eylemlerini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedirler.
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
⚖️Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında Görevli Bakım Personeli ve Hemşireler İçin Danıştay'da Davamızı Açtık
Türk Sağlık-Sen olarak, Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği'nde yer alan bazı düzenlemelerin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açtık
Ayrıntılar için
🔗https://t.co/dFkRCWS3yU
Görev sırasında meydana gelen kazalar nedeniyle ambulanslarda oluştuğu iddia edilen değer kaybının sağlık çalışanlarından tahsil edilmesine dayanak oluşturan Bakanlık görüşünün yeniden değerlendirilmesi için başvuruda bulunduk.
Sağlık çalışanlarına değer kaybı adı altında rücu edilmesine son verilmesini talep ediyoruz.
Başvurumuzun ayrıntıları için
🔗https://t.co/9IoW1jgpO2
⚖️ Türk Sağlık-Sen'den Bir Hukuk Zaferi Daha!
✅ 4924 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli uzman tabip ve 2914 sayılı Kanun kapsamında asistan hekim olarak geçirilen hizmet sürelerinin, 8 yıla 1 kademe hesabında dikkate alınması gerektiğini mahkeme kararıyla kazandık.
#TürkSağlıkSen #HukukZaferi #8Yıla1Kademe #AsistanHekim
Haber için
🔗https://t.co/8GZ8Ul9sxp
Konfederasyonumuzun kuruluşunun 34. yılı münasebetiyle, sendikalarımızın Genel Başkanları ve Genel Merkez yöneticilerimizle birlikte istişare toplantımızı gerçekleştirdik.
Toplantımızda önümüzdeki dönemde Türkiye Kamu-Sen’in yol haritasını ve politikalarını belirlemeye yönelik verimli değerlendirmelerde bulunduk; teşkilatımızdan gelen fikir, öneri ve düşünceleri kapsamlı şekilde ele aldık.
Türkiye Kamu-Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamu çalışanlarımızın sorunlarının çözümü, haklarının korunması ve beklentilerinin karşılanması noktasında hem masada hem sahada üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.
İstişare toplantımızın ardından Türkiye Kamu-Sen heyeti olarak vatan sevdalısı ülkücü şehitlerimizin anısına yapılan Ülkücü Şehitler Anıtını ziyaret ederek ruhlarına Fatihalar gönderdik.
34 yıllık mücadelemizden aldığımız güçle, birlik ve dayanışma içerisinde yolumuza aynı azim ve inançla devam ediyoruz.
Var olsun Türkiye Kamu-Sen.
23 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikte; Sağlık Bakım Teknisyeni, Yaşlı Bakım Teknikeri ve Evde Hasta Bakım Teknikeri unvanlarının "klinik destek personeli" adı altında tanımlanmasını doğru bulmuyoruz.
Her meslek grubu kendi unvanı, görev tanımı, yetki ve sorumluluklarıyla mevzuatta açıkça yer almalıdır. Belirsiz düzenlemeler; görev karmaşasına, hak kayıplarına ve hukuki sorunlara yol açacaktır.
Türk Sağlık-Sen olarak mesleki kimliklerin korunması, görev tanımlarının netleştirilmesi ve çalışanlarımızın haklarının güvence altına alınması için tüm hukuki girişimleri kararlılıkla sürdüreceğiz.
#tssçalışanınyanında
AÇIKLAMAMIZIN TAMAMI İÇİN
🔗https://t.co/YgA82qNpfh
43. Türkiye–AB Karma İstişare Komitesi (KİK) Toplantısı’nı TOBB’un ev sahipliğinde gerçekleştiriyoruz.
Toplantının ilk iki oturumuna Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi (EESC) Üyesi ve Türkiye–AB Karma İstişare Komitesi Eş Başkanı Sayın Ioannis Vardakastanis ile birlikte başkanlık ettik.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde, kriz dönemlerinde dahi diyaloğu canlı tutan ve kalıcı katkılar üreten Türkiye–AB Karma İstişare Komitesi’nin çalışmalarını son derece kıymetli buluyor; Türkiye kanadı olarak bu sürece katkı sunmaya ve destek vermeye devam ediyoruz.
Toplantı vesilesiyle, Avrupa Birliği Türkiye Raporu’nu merkeze alan bir yaklaşımla özellikle dijitalleşme ve Gümrük Birliği’nin geliştirilmesi başlıklarında çalışma hayatının güncel meselelerini değerlendiren karşılıklı iş birliği ve müzakere kanallarını güçlendirecek verimli değerlendirmelerde bulunduk.
Taraflar arasında güvene (trust) ve iş birliğine (cooperation) dayalı anlayışın güçlenmesi, ortak geleceğimiz adına memnuniyet vericidir.
Toplantıya katkı sunan tüm sivil toplum kuruluşlarına; Dışişleri Bakan Yardımcısı Sayın Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay’a, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Sayın Büyükelçi Aivo Orav’a, birlikte çalışmaktan memnuniyet duyduğumuz Sayın Ioannis Vardakastanis’a ve toplantıya ev sahipliği yapan TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ile TOBB ekibine teşekkür ediyorum.
Türk Sağlık-Sen olarak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bakım personeline yaşlı odaları ile banyo ve tuvalet temizliği görevi verilmesine ilişkin görüş yazısının geri çekilmesi için Bakanlığa başvuruda bulunduk.
Başvurumuz için👇 🔗https://t.co/g40ieCnUuS
ŞANLI GEÇMİŞ, GÜÇLÜ İRADE; TÜRKİYE KAMU-SEN 34 YAŞINDA!
Konfederasyonumuzun kuruluşunun 34. yıl dönümü dolayısıyla basın mensuplarıyla bir araya gelerek çalışma hayatı ve Türkiye Kamu-Sen’in faaliyetlerini kamuoyu ile paylaştık.
⤵️⤵️⤵️
https://t.co/tIS0D08FuD