Bîjî / Long live Kurdistan!
Hiç bir şey özgürlük ve bağımsızlıktan daha değerli değildir.
Bir milletin, DÜŞMAN HUKUKU’ndan medet umması kadar acı bir şey yoktur
@roniriha6321 DEM'in de, Öcalan'ın da hiç bir gereği kalmadı artık. Kürtlerin sayesinde bir çok MiT elemanı meclise girdi. İşte ispatı! Yeter artık! Kürtleri aptal yerine koymanın bir sonu gelmeli! Kürd milleti artık buna son vermeli! Kürd milleti bu maskaralığa son vermek zorunda!
HTŞ rejimi Rojava’ya Arap ırkçısı öğretmen atadı
HTŞ rejiminin Rojava’daki Kürt okullarına atadığı Arap milliyetçisi öğretmen Fawza Faysal’ın, Abdul Rahman al-Kawakibi Okulu’nda Kürdistan bayrağı renklerini taşıyan bileklik taktığı için Kürt öğrenciye şidet uyguladığı bildirildi
Kürtler Rojavada Neden Uluslararası yasalara uygun olan Federasyon yönetim sistemini istemiyorlar ve bunu gündemleştirmeyorlar?
Dar demode olan bir ideolojinin kıskacının içinde kıvranıp duruyorlar.
Son 15 yıldır Ulusal bilincin
İsmini ilkel “milliyetçilik” tanımı vahimdir.
GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA CEVAPSIZ KALAN SORULAR?
🔴 Tuncay Sonel’in kurduğu iddia edilen kurgulara kimler alet oldu, kimler onunla iş birliği yaptı?
🔴 Soruşturmayı geçmişte yürüten savcılar, bugün ortaya çıkan bunca bulguya neden ulaşamadı? Soruşturma neden etkin bir şekilde yürütülmedi?
🔴 Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen’in, bugün ortaya çıkan bunca gerçeğe rağmen Gülistan Doku’nun katledildiğini bilmemesi inandırıcı mı?
🔴 Delillere müdahale edildi mi? Edildiyse kimler, hangi talimatlarla ve hangi amaçla hareket etti?
🔴 Yıllarca “intihar” algısını güçlendiren kurgu ve deliller nasıl oluşturuldu? Kimler bu sürece dahil oldu?
🔴 GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASININ 6. DALGASINDA SON GELİŞMELER NELER?
Cevapsız kalan sorular, yeni tutuklamalar ve soruşturmadaki son gelişmelerle canlı yayında konuşacağız.
Youtube kanalımda canlı yayın saat 21.15'te başlıyor. Beklerim.
https://t.co/Xu8abyjuB5
Kendimle ilgili bölüme cevap veriyorum. Ne garip bir akıl yürütme bu @hueseyinguenes Bey!
Artı Tv'de TARİH programları yaptık, PKK, Öcalan övme programları değil. Başka kanal mı vardı ÖTEKİ tarih konularını işleyebileceğimiz; RESMİ TARİH ELEŞTİRİSİ yapabileceğimiz?
Benim gerek yazılarımda, gerek sosyal medyada, gerek yüz yüze ilişkilerimde Öcalan ve PKK'ye eleştirilerim buradan Kandil'e yol olur. PeKeKe bile yeni demeye başladım, PeKaKa derdim. Bunu da en iyi onlar bilir.
O yüzden ben hiçbir zaman o hareketle, legal partisi düzeyinde bile organik bir ilişkiye girmedim. Bırakın organik ilişkiyi en dış çeperde durdum, o da insan hakları bağlamında.
Sizler güya iyi niyetlisiniz ama kısıtlı, seçici bir veri seti üzerinden yorumlar yaptığınız için gerçeği eğip büküyorsunuz. Nasıl başedeceğim bu dezenformasyon ile bilemiyorum!
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş:
-Daha otopsi yapılmamıştı, Vali bana “senin kızın intihar etmiş, daha yapılacak bir şey yok” dedi. Ben itiraz ettim o bağırdı, ben itiraz ettim o bağırdı, sinirlendi çıktı gitti.
-Benim kızımın başına ne geldiğini sonuna kadar araştıracağım. Canıma da mal olsa mücadele edeceğim.
-En son büyük bir delil çıktı; 2 erkek DNA’sı tespit edildi Rojin’in vücudunda. Onda da 1 sene bizi oyaladılar, bu “bulaş olabilir” dediler. Taşıyan kişiler, doktorlar vs. En son 195 kişiye bakmışlar, DNA’lar kimseninkiyle eşleşmedi. Akrabalar, bizim çocuklar, bizimkilerin de hepsine baktık kimseyle eşleşmedi. Bu ne anlama geliyor? Bu bir cinayettir, belli. Katiller bu DNA’ların sahibi.
-Her iki köy ve üniversite içindeki DNA’lara, hatta rektör ve akrabalarına da baksınlar dedik. Düşünün ki bir iple makarası orada, ucunu aramıyorlar makarayı komple çöpe atıyorlar, diyorlar ucu bulamadık.
-Avukatlarla ricada bulunduk, Rojin’in telefonunu bıraktığı yerde o gece saat 7’yi beş geçe kim o gece oradaymış, kimin telefonu sinyal vermişse orada da bir ipucu elde edebilirler. Onu da yapmamışlar.
-Hem ben hem Gülistan’ın ailesi, ikimiz de fakir aileyiz. Ben amelelik yapıyorum. 21 yaşına kadar o çocuğu ne eziyetle büyüttüm.
-T24
Irak Kürdistanı Neden Tarihinin En Büyük Siyasi Kriziyle Karşı Karşıya?
📌Bağdat’ın elini güçlendiren en önemli unsur, Kürt tarafındaki parçalanmışlık. Özellikle KDP ile YNK arasındaki tarihsel rekabet doğrudan özerk yapının sürdürülebilirliğini etkileyen bir güvenlik meselesi haline gelmiş durumda.
https://t.co/BI0OBieimC
35 yıldır ülkesinden uzakta sürgün hayatı yaşayan Selim Çürükkaya (@SelimC85034) MİT ajanıysa; Ankara’da MİT binasında örgütün 12. Kongresini yapan, MİT’in Balıkesir’deki kompleksinde konaklayan, Hakan Fidan’dan Devlet Bahçeli’ye; Mitçisinden ırkçısına kadar hatta Mitin itine kadar herkese övgüler yağdıran, hediyeler gönderen, Türkiye’ye hizmet etmeyi ilke edinen Abdullah Öcalan’ın kimin adamı? Buyrun söyleyin bakalım!
https://t.co/7Wn43JFJaj
Örbasçı tuncay sonel iki kızım üzerine yemin ederim kızınız intihar etti deyip bize bunları anlatırken kızımızın naaşı da valiliğin bodrum katındaymış yani iki kat altımızda. Biz de hepimiz oraya girip çıktık. Bu nasıl bir vahşetir? Bu artık devlet ve ülke meselesidir.
SON DAKİKA...
Umut Altaş Amerika'da bir gazeteci meslektaşımıza konuşmuş...
Aldığım bilgilere göre Umut Altaş Gülistan Doku cinayeti ile ilgili önemli itiraflarda bulunmuş.
Umut Altaş'ın verdiği bilgilere göre Gülistan Doku'nun Sarısaltuk viyadüğünün Atatürk mahallesi yönüne doğru olan Rostan mevkiinde Mustafa Türkay Sonel tarafından kafasına sıkılarak katledildiği belirtiliyor.
Olaydan sonra cinayet mahalline ilk gelen kişinin Valinin koruması Şükrü Eroğlu olduğunu belirtmiş.
Şükrü Eroğlu'nun cinayet mahalline eşofmanlı olarak geldiğini söylemiş.
Gülistan Doku'nun cansız bedeninin koruman aracıyla valilik binasına götürüldüğünü burada saatlerce bekletildiğini söylemiş.. Pazar günü olduğu için valilikte kimseler yokmuş.
Umut Altaş ayrıca Valilik binası içinde Vali Tuncay Sonel'in 4,5 saat boyunca kendisi ile konuştuğunu ve olayı kimseye söylememesi için tehdit ettiğini de öne sürmüş.
Umut Altaş'in verdiği bilgilerde Türkay Sonel'in başka genç kızlara da cinsel saldırılarda bulunduğu yönünde bilgiler verdiği belirtiliyor.
Bu durumda ortaya çıkan bir gerçek daha var onu da belirteyim. Tunceli Emniyet müdürlüğünün MOBESE kameraların 5 ocak 2020 gününe ait görüntülerin saat 19.00'dan sonraki kısımları yok. Görüntüler neden yok Emniyet müdürü dahil kimse buna bir açıklama getirmemiş.
Demek ki Gülistan Doku'nun cansız bedeni saat 19.00'dan sonra valilik binasından çıkarılarak il merkezi dışına götürülmüş. Emniyet bu durumu sadece izlemiş.
@HyamanKurd Öcalan'ın 12 Eylül 1980 darbesi olmadan, arkadaşlarına bile haber vermeden tek başına Suriye'ye geçmesini / geçirilmesini de anlattı mı bir yerde?
@ademkaracoban_ Türk devleti demokrasiye geçmek istedi de Kürtler mi engel olmuştur?!
Bu soruya mantıklı bir cevabın yoksa,
a) Bir MİT elemanısın
b) Apocu tarikata beyinsizce gömülmüş ve ağzını açıp lokma bekleyen kuş beyinli bir müritsin!
İRANLI AKADEMİSYEN KAMAL SOLEIMANI FACEBOOK'TA YAZMIŞ:
QAZİ MUHAMMAD, KÜRDİSTAN CUMHURİYETİ VE ÖCALAN: APO TİYATROSUNDA MAHABAD
Son günlerde Kurdistan Cumhuriyeti’nin lideri Qazi Muhammad’in şehadet gününün yeniden anılmasıyla birlikte, PKK çevrelerinin bu tarihsel deneyimi sahiplenmeye dönük söylemleri dikkat çekmektedir. Bu söylem, PKK’nin Kürdistan fikrine her zaman merkezi bir önem atfettiği izlenimini üretmektedir. Nitekim Abdullah Öcalan’ın Qazi Muhammad ve Kurdistan Cumhuriyeti ile gurur duyduğunu ima eden sosyal medya paylaşımları, bu yeniden çerçevelemenin bir parçası olarak dolaşıma sokulmaktadır.
Oysa geçmişte Abdullah Öcalan ve PKK, Kürdistan’daki bazı tarihsel figürleri -özellikle Qazi Muhammad, Abdul Rahman Ghassemlou, Sheikh Said ve Seyid Rıza- “feodal”, “komprador” ve hatta dış güçlere bağlı olarak nitelendirmiştir. Bu durum, günümüzdeki sahiplenme söylemi ile geçmişteki ideolojik konumlanma arasında açık bir gerilim, hatta yer yer “ne şiş yansın ne kebap” türü bir söylemsel manevraya işaret etmektedir.
Bu bağlamda, literatürde çok az bilinen bir belgeye dayanarak bazı noktaları vurgulamak mümkündür. Söz konusu belge, 1996 yılında yayımlanan Halk ve Liderlik adlı eserdir. Bu eser, Suriyeli gazeteci Nebil al-Mulham tarafından Abdullah Öcalan ile yapılan yedi günlük görüşmelerin derlenmesiyle oluşturulmuş ve daha sonra PKK tarafından çevrilerek yayımlanmıştır. Metinde, Öcalan’ın tarihsel olaylara ilişkin değerlendirmelerine doğrudan yer verilmektedir.
Metnin 35. sayfasında Nebil al-Mulham şu soruyu yöneltmektedir:
"Mahabad'ın övünç kaynaklarından bir şey öğrendin mi?"
"Önder Apo: Mahabad Cumhuriyeti'nin yürüttüğü tüm faaliyetlerden nasıl bir akıbete uğrayacağı başından belliydi ve nitekim sonunda o akıbete sürüklendi" (1996:35).
Devamında ise al-Mulham şu değerlendirmeyi yapmaktadır:
"İlham verici olan şudur ki; bizler onur ve başarıdan bahsettiğimizde kastettiğimiz yalnızca işin olumlu boyutu değildir, zira büyük tarihi trajediler de her millet için büyük bir onur kaynağıdır."
"Önder Apo: Sİzin onur ve gurur konusundaki yaklaşımınız doğru değil, çünkü bu tür yaklaşımlar gurur duyulacak şeyler olmaktan çok uzaktır. Gerçekte Mahabad, komediden trajediye evrilen bir diyalektik ve dönüşüm seyridir" (1996:35).
Bu ifadeler, Kurdistan Cumhuriyeti’nin Öcalan tarafından olumlayıcı bir tarihsel miras olarak değil, aksine önemsizleştirilmiş bir “olay” olarak kavramsallaştırıldığını göstermektedir. Bu tür bir adlandırma, söz konusu tarihsel deneyimin devletleşme, egemenlik ve kurumsallık iddialarını silikleştirerek onu geçici ve tali bir hadise düzeyine indirgemektedir. Çünkü Öcalan’a göre bu bütün “olay”, nihayetinde feodal bir girişimdir; ve bu tür “gerici” girişimler, başlangıçta bir “feodal komedi” görünümünde ortaya çıksa da, akıbetinde trajediden başka bir şey doğuramaz.
Onun için “komediden trajediye evrilen” ifadesi, bu Kürdün en önemli tarihsel deneyiminin başlangıcını ciddiyet ve tarihsel ağırlıktan yoksun, hatta yer yer alaya açık bir moment olarak kodlarken; sürecin yalnızca sonunu “trajik” olarak tanımlamaktadır. Bu çerçevede trajedi, direnişin kendisine değil, kaçınılmaz çöküşüne atfedilmektedir. Böylece Kurdistan Cumhuriyeti, başından itibaren sorunlu, “feodallerin hamakati”nden öteye geçemeyen bir girişim olarak kodlanmakta; sonu ise Öcalan’a göre “doğal” olarak önceden belirlenmiş bir başarısızlık olarak sunulmaktadır.
Aynı bağlamda, metinde bu sürecin bir “teslimiyet” ile sonuçlandığına dair değerlendirmelere de yer verilmektedir. Bu tür bir çerçeveleme, aslında Öcalan ve PKK’nin kendi siyasal tahayyülünü dolaylı biçimde yüceltirken, Mahabad deneyimini bir tür “ibretlik vaka”ya dönüştürmektedir. Zira Öcalan, Mahabad’ın aksine, kendi çizgisinin “hiçbir zaman kendini feodal topluma, burjuvaziye ve efendilere teslim etmeyeceğini” -hatta “kadına dahi teslim olmayacağını”- ileri sürerek, bu tür bir teslimiyetin kendisini “başkalarından farksız” kılacağını ifade etmektedir (1996:35).
Burada ortaya çıkan tablo neredeyse ironiktir: Eğer Qazi Muhammad de benzer bir söylemle İran devletiyle bir sorunu olmadığını ilan edip Kurdistan Cumhuriyeti’ni kendisi feshetse ve Kürtlere İran “devleti ile bütünleşin” deseydi, o zaman Kurdistan Cumhuriyeti gerçekten de bir “komedi” ile başlayıp hazin bir “trajedi” ile biten bir sürece dönüşmüş olurdu. Hele ki bu sürecin üzerine bir de sembolik sadakat jestleri -örneğin bir “halı gönderme” ritüeli-eklenmiş olsaydı, trajedi ile komedi birbirine karışır, tam anlamıyla “at izi it izine karışırdı.” Bu durumda ortaya çıkan tablo, bir “Apo tiyatrosu”nun son perdesine dönüşürdü.
Not: Kasım Soleimani'nin Twitter hesabı Türkiye'den engellenmiş. Bu yüzden bu şekilde aktardım yazdıklarını.