@ilker_ayturk Bunun sebebi büyük ölçüde Arap yazısının tarihî gelişimiyle ilgilidir. Elif maksûra, daha eski bir ayrımı koruyan yazımsal (ortografik) bir kalıntıdır denebilir. (Aramaic → Nabataean Aramaic → Arabic) oluşma sürecinin bir kalıntısı gibi görünüyor.
@EvrimBinbas Maalesef durum bu. İngilizcede güzel bir tabir var: reinventing the wheel. Yaklaşım bu seviyede olunca, daha ince ve önemli konulara girmek hem imkansız hem beyhude.
Carlo Ginzburg’u kaybettik…
Sanırım 26 sene önceydi, daha öğrenciydim. Kafamı allak bullak eden elime geçip okuduğumda beni büyük bir şaşkınlığa sürükleyen, ezberlerimi bozan bir kitapla karşılaştım: Peynir ve Kurtlar.
Tarih deyince aklımıza hep krallar, padişahlar ve büyük savaşlar gelirdi. Ama bu kitap bambaşka bir şey anlatıyordu: Günümüzden 430 yıl önce, 16. yüzyıl İtalya’sında, engizisyon mahkemesinin soğuk ve korkutucu duvarları arasında yargılanan sıradan bir değirmencinin, Menocchio’nun hikayesini.
Menocchio 2 kere tutuklanıp zindana atıldı, uzun yargılama süreçleri boyunca kendi anladigi şekli ile doğayı insana ve varlığa ilişkin görüşlerini anlattı. Ölümle burun buruna geldiği, o korkunç yargıçların karşısına çıktığında bile geri adım atmadı ve kendi gerçeğini savundu. Dedi ki; “Bana göre her şey bir kargaşaydı... ve o kütle tıpkı sütün kesilip peynire dönüşmesi gibi bir araya geldi…” Menocchio 1600’de yakılarak öldürüldü. Ondan geriye sadece bu mahkeme kayıtları kaldı.
Kendi köylü aklıyla evrene bambaşka, dokunulabilir bir açıklama getirmişti. Eğer mahkeme tutanakları sadece egemenlerin haklılığını kanıtlamak için okunup geçilseydi, Menocchio ve onun isyanı sonsuza dek unutulup gidecekti.
İşte o resmi engizisyon kayıtlarının arasına dalıp, belgeleri “tersten okuyarak” bu köylünün muazzam hikayesini çekip çıkaran kişi, dün 87 yaşında hayatını kaybettiğini öğrendiğimiz İtalyan tarihçi Carlo Ginzburg’du. Tarihin içinde silinip gitmemesini sağlayan şey; o büyük devletlerin, kurumların, makro yapıların gürültüsü arasında kaybolan “küçük insanın” sesini duyurmaya adadığı hümanist ömrüydü.
Ginzburg bize ideolojik kalıpların dışına çıkıp insanı anlamayı öğretti.
Eğer bugüne kadar okumadıysanız, tarih ve hayata bakışınızı tamamen değiştirecek şu kitapları mutlaka okuyun:
* Peynir ve Kurtlar
* Tahta Gözler
* Gece Savaşları
* Efsaneler, Amblemler, İzler
* Güç İlişkileri
Bu eserleri dilimize kazandıran Metis, Pinhan ve Dost yayınevlerine ne kadar teşekkür etsek az kalır.
İnsan detayını, duyguyu ve hayatın ta kendisini tarihe geri veren bir büyük ustaya saygıyla.
#carloginzburg @Metiskitap@Dost_Yayinevi@pinhankitap
@peripsukhe Yaw ESG hiç
bir zaman solcu olduğunu söylemedi ki, aksine ben defalarca orta sağ ılımlı sağ olduğunu çağrıştıran şeyler söylediğini duydum. Bir de “sol” sosyal analiz gerektirir. Yapıyor mu? Köy-kent konusunu “geyik muhabbetinde” yaparsın da analiz olarak söylemek, garip.
@KPehlivano85093 Koray bey, counter factual tarih düşünmek güzel gerçekten ama asıl mesele İslam değil. Fetihler başarısız da olabilirdi. Araplar hiç fetihlere başlamayabilirlerdi. Dolayısı ile asıl konu imparatorluk ve fetihler. Hıristiyanlık tarihine de bu gözle bakılabilir.
Over 100 pieces of Abbasid-era gold jewellery discovered at Saudi Arabia's Diriyah archaeological site | World News - The Times of India https://t.co/b3S4boCgXL,
@AkyolMustafa 🙃 Yemek tarifi mi bu arkadaşlar? Öyleyse ayrıca popüler kuantum fizik ve kozmoloji de analize katılmalı. Yapay zekanın imkanları da eklenmeli ki daha kapsamlı düşünülsün. Sonra hepsi yarım saat kaynatılmalı.
Şu bir kaç önemli kavramı mutlaka kullanmak lazım, derinlik katıyor: Sıkıntı yok, Aynen, Ne alaka?, Çuvalladı, Saçmalamış ya, İyi patladı, Boş yapıyor, Gereksiz kasmış, Random atıyor
Z kuşağı yavaş yavaş akademiye de giriyor. Makaleleri, book reviewları filan da onların anlayacağı dilden yazmak lazım:
- Kitabın teorik çerçevesi şaka mı
- Ama hem nitel hem nicel yöntemleri kullanması bağırttı
(Noktalama işaretleri de olmadan, evet.)
@MhsnBeyy Avrupayı Amerikayı Türkiyeyi iyi biliyorum. Ama sizin pek bir şey bildiğinizi söyleyemem. Bir kere böyle bir genelleme nasıl yapılır bilmiyorum. Avrupa 750 milyon nüfusa sahip.
@AkyolMustafa@muratokcu32 Mesela 9’yy itibaren Aristotelian “insan doğası itibarıyla civil bir varlıktır”, “temel masumluk”’ ve “iyilik-kötülük dini midir akli midir tartışmalarını kendi dinamikleri içerisinde düşünmek mümkün. Bir de şeriatı “hukuk manzumesi” paketi olarak kodlamayı terketmek gerekiyor.
@AkyolMustafa@muratokcu32 Benim endişem şu: modern temel haklar çerçevesini şablon olarak kullanıp islam geleneğinde şu vardı bu yoktu diye analiz etmek. Weber’in şehir tanımının nasıl fictional bir Islam şehri efsanesi yarattığını hatırlatırım. Böyle bir dikotominin ötesinde geleneklere bakmak lazım.
Bu yüzeysel gevezelere “hangi neşriyatınız kaç kere uluslararası referans aldı veya sahasında yeni bir yol açtı?” diye sormak lazım. Mahalleye üfür gitsin.
Ayın çatlatmaya açtığımız savaşta beş yılı geride bıraktık!
Bizi takip eden, anlattıklarımızı dinleyen herkese çok teşekkürler...
https://t.co/ZzZLUEVUgU
@AkyolMustafa@muratokcu32 Siyasa sadece muktedirlerin kanunları değil. Üstüne oturduğu geniş bir gayrı dini edep, ilim ve hayat pratiği var. Bu konuya özellikle ve dikkatlice eğilmek lazım.
@muratokcu32@AkyolMustafa Bu daha çok Akyol’a: Sadece naslara ve “sampling”e dayanarak tarihsiz bir gelenek kurgulamak sadece liberal selefilik yaratır. Tabii bir de “liberalizmin” hikmeti tartışılır ama o ayrı konu.
@muratokcu32@AkyolMustafa “İslam” geleneğini galiba ikiniz de hala tek boyutlu ve “şeriatin” belirlediği bir alan olarak g��rüyorsunuz. “Şeriatın” dışında veya şeriatın belirlemediği geniş bir “seküler” alan olduğunu galiba gözardı ediyorsunuz. “Siyaset,” “edeb” ve gayri dini “ilimler” bir pencere açıyor.+