1.5 milyon tl ciro yaptık.
ama bazı günler kasada -100k zarar vardı.
bu marka beni neredeyse 1 yıl geriye attı.
çünkü ciro vardı.
ama operasyon bizi tokatladı.
ürün takı nişindeydi.
kişiselleştirilebilir ürünler satıyorduk.
bir de kapıda ödeme açıktı.
kağıt üstünde güzel görünüyordu.
müşteri sipariş veriyor.
ciro yazıyor.
panel büyüyor.
ama işin arka tarafı bambaşkaydı.
kapıda ödeme olduğu için müşteri çok rahat sipariş veriyordu.
ama aynı rahatlıkla iade ediyordu.
ve ürün kişiye özel olduğu için iade geldiğinde onu tekrar satamıyorduk.
yani her iade sadece satış kaybı değildi.
ürün maliyeti yandı
kargo yandı
operasyon yandı
zaman yandı
stok çöp oldu
en acısı da şu:
gün sonunda panelde 1.5 milyon tl ciro görünüyordu.
ama kasaya baktığında bazı günler -100k zarar yazıyordu.
o gün anladım.
ciro insanı kandırır.
operasyon gerçeği gösterir.
e-ticarette sadece “satıyor mu?” diye bakarsan yanarsın.
şuna da bakacaksın:
iade gelirse ne olur?
ürün tekrar satılır mı?
ödeme modeli riskli mi?
kargo maliyeti kimi yakar?
müşteri siparişi gerçekten sahipleniyor mu?
bu marka bana en pahalı dersi verdi.
satış yapmak başarı değil.
satışı kâra çeviremiyorsan, sadece daha hızlı zarar ediyorsun.
müşteri hikayenin kahramanı olmak ister.
sen ürününü kahraman yaparsan satış zorlaşır.
çoğu marka bunu ters yapıyor.
ürünümüz şöyle iyi.
markamız böyle kaliteli.
biz şunu başardık.
biz şöyle üretim yapıyoruz.
müşteri bunu umursamaz.
müşteri şunu düşünür:
bu benim hayatımda neyi kolaylaştıracak?
o yüzden mesajı markadan müşteriye çevirmek lazım.
printer örneğinde kahraman printer değildi.
kahraman öğrenciydi.
daha kolay not çıkaran,
daha hızlı proje hazırlayan,
dersi daha pratik çalışan kişi.
çocuk giyimde kahraman marka değildi.
çocuğunu güzel göstermek isteyen ebeveyndi.
müşteri kendini hikayede görmüyorsa, ürün sadece ürün olarak kalır.
Doğru hocam, tekrar satın alma olan ürünlerde bu oranı yakalamak daha kolay.
ama sadece ona bağlı değil.
asıl mesele şu:
siteye gelen adam ne kadar hazır geliyor?
ürün piyasada varsa bile seni neden seçiyor?
teklif ne kadar net?
sayfa güveni ne kadar hızlı kuruyor?
printing tarafında tekrar satış avantajı vardı evet, ama %12 CVR’ın ana sebebi sadece bu değildi.
aynı ürünü satan çok kişi vardı.
biz farkı üründe değil, müşteriye sunduğumuz sebepte yarattık.
müşteri senden önce başkasına bakar.
bunu herkes kaçırıyor.
herkeste olan üründen %12.75 dönüşüm aldık.
çünkü ürünü değil, tercih sebebini sattık.
ürün piyasada olmayan gizli bir ürün değildi.
başkası da satıyordu.
benzeri de vardı.
müşteri isterse alternatifini de bulabiliyordu.
ama olay zaten burada başlıyor.
e-ticarette çoğu kişi şunu sanıyor:
“ürün herkeste varsa satılmaz.”
yanlış.
ürün herkeste olabilir.
ama müşterinin seni seçme sebebi herkeste olmayabilir.
biz burada ürünü sadece “alınacak bir şey” gibi sunmadık.
müşterinin kafasındaki sorulara cevap verdik:
neden bunu almalıyım?
neden şimdi almalıyım?
neden başka yerden değil buradan almalıyım?
bana gerçekten faydası ne?
aldıktan sonra pişman olur muyum?
siteye gelen müşteri ürünü ilk kez görmüyordu belki.
ama bizden alması için daha net bir sebep görüyordu.
fark burada oluştu.
ürünün kullanım alanını daha iyi anlattık.
müşterinin yaşayacağı sonucu daha net gösterdik.
sayfada güveni daha hızlı kurduk.
teklifi daha mantıklı hale getirdik.
karar verme süresini kısalttık.
bu yüzden görseldeki sonuç geldi:
4.653$ satış.
94 sipariş.
%12.75 conversion rate.
bu oran “ürün çok farklıydı” diye gelmedi.
müşteri aynı ürünü başka yerde de görebilir.
ama her yerde aynı güveni, aynı anlatımı, aynı teklif netliğini ve aynı satın alma sebebini göremez.
bizim kazandığımız yer burasıydı.
ürün aynıydı.
ama müşterinin zihninde oluşan cevap farklıydı:
“bunu buradan almak daha mantıklı.”
e-ticarette farkı bazen ürün değil, müşterinin karar anında hissettiği netlik yaratır.
Milyonlarca etkileşim aldık, binlerce ürün sattık. ama asıl kazanç, insanların neye tepki verdiğini öğrenmekti.
herkes ürün paylaştığımızı sandı.
biz aslında insanların neye durduğunu izliyorduk.
dışarıdan basit görünüyordu.
ürün videosu at.
izlenme al.
satış gelsin.
ama içeride olay öyle değildi.
biz her videoda insan davranışını okuyorduk.
hangi ilk cümle scroll’u durduruyor
hangi görüntü izlenme süresini artırıyor
hangi ürün yorum alıyor
hangi kullanım şekli “link var mı?” dedirtiyor
hangi içerik sadece izleniyor
hangisi gerçekten satın alma isteği oluşturuyor
bu sayfa bize sadece trafik getirmedi.
bizi eğitti.
bir videoda milyon izlenme vardı ama satış yoktu.
bir videoda izlenme daha azdı ama gelen adam alıcıydı.
birinde ürün iyiydi, anlatım zayıftı.
birinde ürün ortalamaydı ama sunum insanı yakalıyordu.
biz farkı burada öğrendik.
çünkü organikte en büyük yanılgı şu:
çok izlenen video iyi videodur sanılıyor.
değil.
iyi video, sadece izlenen video değildir.
iyi video bazen yorum alır.
bazen kaydedilir.
bazen paylaşılır.
bazen “bunu nereden alırım?” dedirtir.
bazen de direkt satışa döner.
biz sadece izlenmeye bakmadık.
izlenme süresi
yorum kalitesi
kaydetme
paylaşma
link isteme
mağazaya geçiş
satın alma niyeti
hepsini ayrı ayrı okuduk.
zamanla şunu görmeye başladık:
insan hangi cümlede duruyor.
hangi görüntüde sıkılıyor.
hangi ürünü arkadaşına atıyor.
hangi sunumda satın almaya yaklaşıyor.
bunu reklam panelinde öğrenemezsin.
bunu insanın gerçek tepkisini izleyerek öğrenirsin.
o yüzden o sayfa bizim için sadece içerik sayfası değildi.
bir eğitim alanıydı.
her video bize müşterinin kafasını biraz daha öğretti.
bugün pazarlama tarafında daha rahat düşünüyorsam sebebi bu.
çünkü yıllarca insanların neye durduğunu,
neye güldüğünü,
neye yorum yaptığını,
neyi satın almak istediğini çıplak gözle izledik.
organik içerik sadece ücretsiz trafik değildir.
doğru bakarsan, müşterinin beynine açılan canlı ekrandır.
15 günde shopify'da 1.7 milyon tl ciro yaptım. tek bir ürünle. sıfırdan başlayana yol göstereyim.
önce şunu kafana kaz. ürünü bulan kazanmıyor. ürüne doğru açıyı bulan kazanıyor.
benim ürünüm basitti. telefondaki fotoğrafı küçük kağıda basan mini bir printer. maliyet 100-150 tl, satış 600 tl.
şimdi adım adım ne yaptığımı anlatayım. sen de aynısını yapabilirsin.
1. ürünü herkes gibi satma. herkes bunu çocuk oyuncağı diye satıyordu. ben durup sordum, bunu başka kim ister? cevap öğrenciler. anatomi basan tıpçılar, ders notu çıkaran öğrenciler. aynı ürün, yeni kitle.
2. ürünü değil, faydayı sat. sayfada "şu printer" demedim. "ders çalışmanı kolaylaştırır" dedim. müşteri ürünü değil, kendi hayatındaki kolaylığı görmeli.
3. reklamdan önce organik test et. para basmadan önce ücretsiz video at. duruyorlar mı, yorum geliyor mu, "link var mı" diyorlar mı? videolar milyonları görünce anladım, pazar hazır. işte o an reklam zamanı.
4. kreatifte kullanım anını göster. ürün fotoğrafı satmaz. fotoğraf seçiliyor, kağıt çıkıyor, deftere yapışıyor. bu anı göster.
5. sepeti büyüt. tek printer 600 tl. yanına kağıt, rulo, aksesuar koydum. sipariş 1000 tl'ye çıktı. reklam maliyetin aynı kalır, kârın büyür.
6. veri gelince hızlı ölçekle. çalıştığını görünce bekleme. küçük başladı, 15 günde 75 bin oturum, 2800 sipariş, 1.7 milyon tl oldu.
bu sadece bu printer için değil. ürün satan herkes için aynı.
zengin eden ürün değil. o ürüne kimsenin görmediği açıyı bulmak.
24 saat önce bu hesabı 4 kişi takip ediyordu.
şu an 4.000 kişi takip ediyor.
şans mı?
bence değil.
çünkü insanlar x’te rastgele takip etmiyor.
önce bir cümlede duruyor.
sonra “bu adam ne anlatıyor?” diye profile giriyor.
sonra takip etmeye değer bir şey görürse kalıyor.
görselde olay net:
333k gösterim
4.179 profil ziyareti
4000+ takipçi
yani mesele sadece postun patlaması değildi.
profile giren insanların büyük kısmı takip etmeye karar verdi.
benim yaptığım şey buydu.
önce merak açtım.
10 tl’lik üründen 1m+ tl kâr
15 günde 1.7m tl satış
10$ reklamla etsy’de 525$ satış
bunları hava atmak için yazmadım.
bunlar insanın kafasında tek bir soru açmak içindi:
nasıl?
sonra o nasıl’ı anlattım.
ürünü nerede gördüm.
nasıl test ettim.
nasıl sattım.
nereden para geldi.
nerede hata yapılırdı.
yani sadece sonuç göstermedim.
sonucun arkasındaki mantığı anlattım.
fark burada.
x’te çoğu kişi bilgi veriyor ama insanı durduramıyor.
çoğu kişi merak uyandırıyor ama içeriğin altı boş kalıyor.
çoğu kişi viral oluyor ama profile giren adam takip etmek için sebep bulamıyor.
bende bu üçü aynı yere bağlandı.
post merak açtı.
içerik güven verdi.
profil takip sebebi oluşturdu.
o yüzden profile giren adam kaybolmadı.
ne anlattığımı gördü.
kanıtı gördü.
devamının geleceğini anladı.
takip etti.
buna şans demiyorum.
şans, hazırlığı olmayan adama bir kere uğrar.
sistem kuran adam aynı etkiyi tekrar üretmeye çalışır.
büyüme dediğin şey sadece algoritma değil.
insanın neye durduğunu,
neye güvendiğini,
neyi takip etmeye değer bulduğunu anlamak.
gerisi içerik.